Anasayfa / Özgür Kürsü / 12 Eylül Faşist Darbesi 40.Yılında Saray İktidarı nezdinde sürüyor…!

12 Eylül Faşist Darbesi 40.Yılında Saray İktidarı nezdinde sürüyor…!


Bundan tam 40.yıl önce,12 Eylül askeri faşist darbesini tarihin gündemine koyan, hazırlayan rastlantılar değildi. Aksine, yarım kalmış 12 Mart askeri faşist darbesinin tamamlayıcısı olarak,
belli tarihsel, ekonomik ve politik nedenler tarafından koşullandırıldı ve pratiğe sürüldü. faşist askeri darbenin üzerinde 40.yıl geçmiş olmasına karşı ekonomik-askeri-siyasal halk düşmanı politikaları,faşist baskı, terör ve yasaklar,işsizlik,sınır tanımaz sömürü ile 12 Eylül faşist darbesi AKP-MHP ve şeriatçı cemaatler ittifakına dayanan faşist dinci saray iktidarıyla sürüyor
Emperyalistler ve onların uşağı işbirlikçi egemen sınıflar, gerek devrimi boğmak, ekonomik krizin faturasını bütünüyle proletarya ve emekçi yığınların sırtına yüklemek ve gerekse de ABD ve batılı emperyalistlerin Orta-doğuda kaybettiği önemli dayanaklarından İranda Şah rejiminin yarattığı boşluğu doldurmak ve stratejik çıkarları doğrultusunda jandarmalık rolünü aktif tarzda üstlenmesi için, 12 eylül 1980’de generallerin önderliğinde askeri faşist darbeyi gerçekleştirdiler.
Kuşku yok ki yalnızca Türkiye sınırları içinde değil bölge halkları bakımında da önemli gelişme ve değişimlerin kapısını aralayacak olan Türkiye de gelişen devrimci halk hareketini boğmak faşist darbenin temel hedefiydi.
Çünkü, ekonomik krizin bütün faturasının yığınların sırtına yıkılabilmesi ; faşist diktatörlüğe Orta-Doğu’da biçilen rolün yerine getirilebilmesi için, proletarya ve genel demokratik halk hareketi ve onun bir parçası olan Kürt ulusal hareketinin bastırılması; devrimin ezilmesi gerekiyordu.
Darbe, devrim ile karşı-devrimin çatışmasının bir ürünü olarak gündeme geldi.
12 Mart 1971’de gerçekleştirilen askeri faşist darbeyle sağlanan geçici politik istikrar döneminde, egemen sınıflar, ekonomik bunalımı atlatamadılar· ekonomik bunalım derinleşmeye, yeni bir devrimci yükselişin nesnel koşullarını daha bir elverişli hale getirmeye devam etti.
1973-1974 yıllarından itibaren proletarya ve yığınların savaşımı adım adım canlanmaya: yenilgi ve politik durgunluk ortamı yerini, yeni bir devrimci yükselişe bırakmaya başladı. Yığınlar, öncelikle ekonomik bunalımın yükünü kabullenmeyerek mücadele yolunu tuttular.
Faşist diktatörlük, proletarya ve yığınların savaşımına azgınca saldırıyordu. Faşist devlet terörü, sivil faşist terörle organik ilişki içerisinde geliştiriliyordu. Fakat tüm bunlara karşın, devrimci mücadele gerilemiyor, bastırılamıyordu. Egemen sınıflar, faşist terörü daha üst biçimlere sıçratmak, devrimci-demokratik mücadeleye karşı daha azgınca saldırmak için (MHP, MİT KONTR-GERİLLA aracılığıyla) 1978 Aralığında Maraş katliamını örgütledi. Bu alçakça katliamı örgütleyen faşist diktatörlük, yine, bu katliamı kullanarak, önce 11 ilde sıkıyönetim ilan etti. 12 Eylül askeri faşist darbesine kadar geçen süreç diliminde de sıkıyönetimi genişletti. Sıkıyönetim ilanıyla birlikte, resmi ve sivil faşist terör yoğunlaştırılarak yaygınlaştırıldı Sıkıyönetimin ilanı, egemen sınıfların eski yönetim biçimleriyle yönetmekte güçlük çektiklerinin, yeni yönetim biçimine gereksinim duyduklarının somut bir kanıtını oluşturuyordu. Askeri faşist darbenin hazırlıklarının 1978 yılı içerisinde generaller tarafından başlatılmış oluşu da bu gerçeği açıklıkla doğrulamaktadır. Özellikle de 1979’dan itibaren karşı-devrim kampında baş gösteren “askerin yönetime el koyması” tartışmaları, bir kısım sivil burjuva politikacının ve gerici faşist basının, neo-faşist MHP’nin açıktan açığa askeri faşist darbe kışkırtıcılığı yapması da tamamen söz konusu olguyla bağlıydı.
1980’e gelindiğinde, sınıf mücadelesi daha bir sertleşmişti; egemen sınıfların genel olarak da karşı-devrimin iç çelişkileri ve parçalanmışlığı daha bir artmıştı. Yasama, yürütme ve yargı organları: sivil politikacıların geniş bir kesimiyle, generaller arası çelişkiler yoğunlaşmıştı: parlamento zorlukla toplanıyor; meclis hızla yığınlar nezdinde itibarını yitiriyordu, Yeni bir hükümet bunalımı ufukta görünüyordu: atılan turlar 120’yi bulmasına karşın cumhurbaşkanı seçilmemi ve seçim kilitlenmişti. vb. Tam da bu ortamda, faşist generaller sürüsü, Korutürk aracılığıyla 2 Ocak muhtırasını gerici ve faşist partilere vermişlerdi. Generaller, verdikleri muhtırayla, egemen sınıfların istemlerine tercüman olmuşlardı.
1980’e gelindiğinde, egemen sınıflar, faşist ordu aracılığıyla aynı yıl içinde askeri bir darbe yapma hedefınde anlaşmışlardı. Beşli Generaller çetesi aracılığıyla verdikleri muhtırayla, aynı yıl içinde yapılması hedeflenen askeri faşist darbeye kamuoyu oluşturmayı hedeflemişlerdi. 12 Eylül darbesiyle ilgili kamuoyuna yansıyan bilgiler, çıkan belge ve kitaplar, bu tespitlerimizi doğrulamaktadır.
Askeri faşist darbe, eski yönetim biçimiyle yönetemez hale gelen
egemen sınıfların, yeni yönetim biçimiyle yönetme gereksinimlerini karşılamak amacıyla gerçekleştirdikleri politik bir eylemdi.
Proletarya ve yığınlar yeterli komünist ve devrimci bir önderlikten yoksun olmalarına karşın savaşımlarını yükseltiyorlardı. Proletarya başta olmak üzere, kentin ve kırın küçük-burjuva katmanları, gençlik, aydınlar, politik özgürlüklerin kısıtlanmasına, resmi ve sivil faşist teröre karşı, iş, ekmek, ve özgürlük için grevlere mitinglere, yasal ve yarı-yasal ve yasadışı mücadele ve örgüt biçimleriyle mücadele ediyorlardı.
1974-80 arası dönemde komünist ve devrimci örgütlerde hızla toparlanarak, geniş çalışma alanlarına yayıldılar. Yığınların politik bilinç ve örgütlenmesinin gelişmesinde, yığın savaşımının derinlik ve genişlik kazanmasında önemli roller oynadılar.
Yasal, yarı-yasal ve yasa-dışı yollarla yüzbinlerce bildirinin, derginin, gazetenin, broşürün, vb. yayının geniş yığınlara ulaşmasını sağladılar. Yüzlerce legal örgüt aracılığıyla kitleleri eğittiler. Yasal, yarı-yasal ve yasa-dışı miting ve direnişlerle, toplantı ve formlarla, vb. mücadele biçimleriyle yığınları devrim cephesine çektiler çekme doğrultusunda çalıştılar. Resmi ve sivil faşist teröre karşı, yığınların grev ve direnişlerinin yanında yiğitçe savaştılar. Devrimci propaganda, ajitasyon ve örgütlenme çalışmasını ülkenin dört bir yanına yaydılar, yaygınlaştırdılar. Faşist diktatörlüğün sistemli saldırı ve yok etme çabalarına karşın, yükselen yığın savaşımının elverişle tabanında, devrimci ve komünist örgütler büyüdüler. güçlendiler, yüzbinleri seferber edecek düzeye geldiler.
Egemen sınıflar, tüm hata ve zaaflarına, eksikliklerine karşın, devrimin ve devrimci örgütlerin gelişen gücünden ürküyorlardı. Mücadeleyi boğmak amacıyla aldıkları tüm önlemlere karşın yığınsal mücadele gelişiyordu. 12 Mart döneminde aldıkları önlemler ve tedbirler 70’li yılların ikinci yarısından itibaren fiilen aşılmıştı. 1980′ ne gelindiğinde, emperyalistler ve egemen sınıflar şiddetle politik istikrara gereksinim duyuyorlardı artık eski yönetim biçimleriyle yönetemez hale geldiklerini saptamışlardı. İşte egemen sınıflar, gelişen devrimi ezmek, devrimci ve komünist örgütleri yok etmek, karşı-devrimin iç çelişki ve çatışmalarını hafifletmek ve böylece de şiddetle gereksinim duydukları politik istikrarı sağlamak amacıyla askeri faşist darbeyi gerçekleştirdiler. 12 Eylül darbesinin diğer bir nedeni, başta geleni ve belirleyici olanı buydu.
12 Eylül askeri faşist darbesinin gündeme gelişi Amerikan emperyalizminin ve saldırgan NATO blokunun Orta-doğu’daki stratejik çıkarlarıyla da bağlıydı. Orta-doğu, öteden beri emperyalist hegemonya ve rekabet mücadelesinin odaklaştığı, sertleşerek geliştiği başlıca paylaşım alanlarından biri olageldi.
12 Eylül 1980’da tezgahlanan askeri darbe, faşist nitelikte olup, egemen sınıfların ve emperyalist efendilerinin asgari müştereklerini yansıtıyordu. Faşist askeri darbe, işbirlikçi-tekelci burjuvazi ve toprak sahiplerinin ve başta ABD gelmek üzere batılı emperyalistlerin son umudu, son kozuydu. Faşist ordu, bekçi köpekliğini yaptığı düzen yıkılmaktan kurtarmak için yönetime doğrudan ve tümüyle el koymuştu.
Askeri faşist darbeyle birlikte, faşist diktatörlük askerileştirildi Ordu, egemen sınıflar adına sınırsız politik iktidar tekelini kurdu. Parlemento feshedildi. Gerici ve faşist partilerin faaliyetleri askıya alındı. 1961 Anayasası bir postal darbesiyle çiğnendi, rafa kaldırıldı. Yasama ve yürütme gücü beşli faşist cuntada toplandı. Ardın- dan yürütme işini göstermelik bir şekilde üstlenen kukla Ulusu Hükümeti kuruldu.
Askeri faşist darbeyle zincirlerinden boşanan faşist karşı-devrim; inisiyatifi tümden ele aldı. Mücadeleyle kazanılmış tüm demokratik hak ve özgürlükleri bir çırpıda gasp etti. Proletarya ve yığınlar, hazır olmadıkları bir saldırıyla yüz
yüze geldiler. Faşist darbeye karşı her hangi ciddi bir kitlesel karşı koyuş olmadı. Kitle mücadelesi fiilen bastırıldı; devrim dalgası aniden düştü. Geniş çaplı tutuklamalar başladı. işkence şaha kalktı. Darağaçları kuruldu. Kürdistan’da ulusal zulüm
koyulaştı; Kürt halkı acımasız ve iğrenç bir terörle tam bir teslimiyete zorlandı. En soysuz baskı ve zulüm burada yaşandı. Yüzlerce komünist, devrimci, ilerici ve emekçi işkence tezgahlarında, kanlı ilmiklerde, dağ başlarında sokak ortalarında, zindanlarda, sınır boylarında katledildi. En ufak demokratik kıpırdanış terörle, kanla susturuldu. Onbinlerce komünist, devrimci, ilerici, emekçi zindanlara dolduruldu. Zindanlarda azgın bir ideolojik, politik ve fiziki baskı ve yok etme kampanyası örgütlendirildi. Faşist demagoji yoğunlaştırıldı; terör ve faşist propaganda ve ajitasyonla yığınlar teslim alınmaya çalışıldı.
Devrimin ezilmesiyle, karşı-devrimin iç çelişki ve çatışmaları da hafifledi. Ek olarak, faşist ordu, politik etkinliği ve silah gücünü kullanarak da karşı-devrimin iç çelişkilerini hafifletici doğrultuda müdahalelerde bulundu.
Devrimin ezilmesi ve inisiyatifin tümden askeri faşizmin eline geçmesiyle, egemen sınıflar geçici de olsa, politik istikrarı sağladılar. Bu elverişli ortamda, yığınların aleyhine, egemen sınıfların lehine hedeflenen köklü değişiklik ve düzenlemelere hızla girişildi.
Faşist AP Hükümeti tarafından 1979’da uygulamaya konulan “24 Ocak Kararları” diye anılan ekonomi-politika devam ettirildi. Sağlanan politik istikrar ortamı da, söz konusu politikanın gerekleri karşılandı. Egemen sınıfların yığınlara yönelik ekonomik saldırıları alabildiğince yoğunlaştı; sömürü katmerleşerek derinleştirildi.
Yığınların yaşam seviyesi hızla düşmeye başladı. Yoksulluk, sefalet, işsizlik yığın-
ları sardı. Salgın hastalıklar arttı. Bütün şiddetiyle süren ekonomik kriz, toplumsal ve ahlaki yozlaşmayı hızla üretti, yaygınlaştırdı. Askeri faşist diktatörlük, toplumsal ve ahlaki yozlaşmayı hızla üretti, yaygınlaştırdı. Askeri faşist diktatörlük toplumsal ve ahlaki yozlaşmayı teşvik etti. Generaller yeraltı dünyasının iplerini ele aldı, kaçakçılık işlerini de yeniden düzenleyerek büyük servetler yaptı.
Faşist cunta 82 Anayasa’sıyla, 12 Eylül öncesi yığınların mücadelesiyle kazanılmış olan demokratik hak ve özgürlükleri budadı, gerçekte kullanılmaz hale getirdi Tepeden tırnağa faşist karakterdeki anayasayla, döneınin siyasal özelliklerini en temel noktalarda yasa katına çıkarttı.. Yasama, yürütme ve yargı kurumları arasındaki
ilişki yeniden düzenlendi. Bu düzenlemede, yasama ve yürütme karşısında yargı gücü yürütme gücü karşısında yasama gücü zayıflatıldı. Yürütme gücü içerisinde de Cumhurbaşkanlığı kurumunun yetkileri kuvvetlendirilerek, fiilen devlet başkanlığı sistemine yakın bir sistem getirildi.
Yeni anayasayla birlikte, ordunun, parlamenter maskeli faşist diktatörlük koşullarında politikayı güçlendirme imkanı 12 Eylül öncesine göre oldukça arttırıldı. Ordunun politik yaşamda perde gerisinde oynayacağı bu rolü, faşist 82 Anayasası- nın 128. maddesiyle güvence altına alındı.
Yan ısıra 82 Anayasasıyla ve bu anayasanın yol göstericiliğinde çıkarılmış olan “Siyasi Partiler Yasası”yla, ’61 Anayasasından farklı olarak, yeni ve köklü değişiklikler yapıldı. Söz konusu yasayla, ordunun ve devletin burjuva partiler üzerindeki denetimi ve etkinliği artırıldı. Yasama ve yürütmenin egemen sınıfların lehine daha hızlı çalışması sağlandı. istikrarlı ve güçlü hükümetlerin kurulması öngörülerek, koalisyon hükümetleri olabildiğince zorlaştırıldı,
Yapılan düzenlemelerle, kapitalizımin sürekli gelişen ve yoğunlaşan tekelleşmesi ve merkezileşmenin doğurduğu gereksinimlere cevap veren ve ’24 Ocak Karar-ları’ nın etkili bir tarzda pratikleşmesini ve sürmesini güvence altına alan, gerekli yasal düzenlemeler gerçekleştirildi. Ekonominin yönetimi daha bir merkezileştirilerek, etkinleştirildi. Anayasa’da yer alan ekonomik ve sosyal konsey kurumları, devletle özel sektör arasındaki ilişkileri düzenleyen maddeler, “serbest piyasa” ekonoınisine ilişkin maddeler, bu söz konusu değişiklik ve düzenlemeleri yansıtmaktadır.
Anayasa ve anayasanın yol göstericiliğinde düzenlenen yasalarla, komünist ve devrimci propaganda ve ajitasyon ve örgütlenme çalışmasının 1961 Anayasası’na göre daha katı yasalarla, ağır cezalarla engellenmesi öngörüldü. Proletarya ve yığınlara geniş çaplı politika yapma yasakları getirildi; böylelikle yığınlar olabildiğince politik yaşamın dışında tutulmak istendi.
Siyasi partilerle sendikalar arasındaki politik ilişkiler yasaklanmış; sendikal özgürlükler ortadan kaldırılmış; mesleki ve demokratik kitle örgütleri faşist diktatörlüğün güdümüne sokulmuş ve politika yapmalarına sert ve ağır cezalar getirilmiş, etkinlik alanları son derece sınırlandırılmıştır. Yapılan düzenlemelerle toplumsal ve siyasal yaşamın her alanında devletin etkinliği, yetkileri, denetimi olabildiğince genişletilmiştir, vb.
6 Kasım 1983 de yapılan seçimlerle faşist diktatörlüğün askeri biçiıni yerini parlamenter biçime bıraktı. Faşist cunta, azgın faşist terör ve demagoji ortamında sözde bir referandumla zor yoluyla ve yığınların geri bilinci temelinde onaylattığı 82 Anayasasına, 15’de geçici madde eklenmişti. 82 Anayasasının geçici 15. maddesi aracılığıyla, faşist cuntanın başı Hitler taslağı Evren celladı Cumhurbaşkanı seçilmiş Askeri faşist darbeyle birlikte, faşist diktatörlük askerileştirildi Ordu, egemen sınıflar adına sınırsız politik iktidar tekelini kurdu. Parlemento feshedildi. Gerici ve faşist partilerin faaliyetleri askıya alındı. 1961 Anayasası bir postal darbesiyle çiğnendi, rafa kaldırıldı. Yasama ve yürütme gücü beşli faşist cuntada toplandı. Ardın- dan yürütme işini göstermelik bir şekilde üstlenen kukla Ulusu Hükümeti kuruldu.
Askeri faşist darbeyle zincirlerinden boşanan faşist karşı-devrim; inisiyatifi tümden ele aldı. Mücadeleyle kazanılmış tüm demokratik hak ve özgürlükleri bir çırpıda gasp etti. Proletarya ve yığınlar, hazır olmadıkları bir saldırıyla yüz
yüze geldiler. Faşist darbeye karşı her hangi ciddi bir kitlesel karşı koyuş olmadı. Kitle mücadelesi fiilen bastırıldı; devrim dalgası aniden düştü. Geniş çaplı tutuklamalar başladı. işkence şaha kalktı. Darağaçları kuruldu. Kürdistan’da ulusal zulüm
koyulaştı; Kürt halkı acımasız ve iğrenç bir terörle tam bir teslimiyete zorlandı. En soysuz baskı ve zulüm burada yaşandı. Yüzlerce komünist, devrimci, ilerici ve emekçi işkence tezgahlarında, kanlı ilmiklerde, dağ başlarında sokak ortalarında, zindanlarda, sınır boylarında katledildi. En ufak demokratik kıpırdanış terörle, kanla susturuldu. Onbinlerce komünist, devrimci, ilerici, emekçi zindanlara dolduruldu. Zindanlarda azgın bir ideolojik, politik ve fiziki baskı ve yok etme kampanyası örgütlendirildi. Faşist demagoji yoğunlaştırıldı; terör ve faşist propaganda ve ajitasyonla yığınlar teslim alınmaya çalışıldı.
Devrimin ezilmesiyle, karşı-devriınin iç çelişki ve çatışmaları da hafifledi. Ek olarak, faşist ordu, politik etkinliği ve silah gücünü kullanarak da karşı-devrimin iç çelişkilerini hafifletici doğrultuda müdahalelerde bulundu.
Devrimin ezilmesi ve inisiyatifin tümden askeri faşizmin eline geçmesiyle, egemen sınıflar geçici de olsa, politik istikrarı sağladılar. Bu elverişli ortamda, yığınların aleyhine, egemen sınıfların lehine hedeflenen köklü değişiklik ve düzenlemelere hızla girişildi.
Faşist AP Hükümeti tarafından 1979’da uygulamaya konulan “24 Ocak Kararları” diye anılan ekonomi-politika devam ettirildi. Sağlanan politik istikrar ortamı da, söz konusu politikanın gerekleri karşılandı. Egemen sınıfların yığınlara yönelik ekonomik saldırıları alabildiğince yoğunlaştı; sömürü katmerleşerek derinleştirildi.
Yığınların yaşam seviyesi hızla düşmeye başladı. Yoksulluk, sefalet, işsizlik yığınları sardı. Salgın hastalıklar arttı. Bütün şiddetiyle süren ekonomik kriz, toplumsal ve ahlaki yozlaşmayı hızla üretti, yaygınlaştırdı. Askeri faşist diktatörlük, toplumsal ve ahlaki yozlaşmayı hızla üretti, yaygınlaştırdı. Askeri faşist diktatörlük toplumsal ve ahlaki yozlaşmayı teşvik etti. Generaller yeraltı dünyasının iplerini ele aldı, kaçakçılık işlerini de yeniden düzenleyerek büyük servetler yaptı.
Faşist cunta 82 Anayasa’sıyla, 12 Eylül öncesi yığınların mücadelesiyle kazanılmış olan demokratik hak ve özgürlükleri budadı, gerçekte kullanılmaz hale getirdi Tepeden tırnağa faşist karakterdeki anayasayla, dönemin siyasal özelliklerini en temel noktalarda yasa katına çıkarttı.. Yasama, yürütme ve yargı kurumları arasındaki ilişki yeniden düzenlendi. Bu düzenlemede, yasama ve yürütme karşısında yargı gücü yürütme gücü karşısında yasama gücü zayıflatıldı. Yürütme gücü içerisinde de Cumhurbaşkanlığı kurumunun yetkileri kuvvetlendirilerek, fiilen devlet başkanlığı sistemine yakın bir sistem getirildi.
Yeni anayasayla birlikte, ordunun, parlamenter maskeli faşist diktatörlük koşullarında politikayı güçlendirme imkanı 12 Eylül öncesine göre oldukça arttırıldı. Ordunun politik yaşamda perde gerisinde oynayacağı bu rolü, faşist 82 Anayasası- nın 128. maddesiyle güvence altına alındı.
Yan ısıra 82 Anayasasıyla ve bu anayasanın yol göstericiliğinde çıkarılmış olan “Siyasi Partiler Yasası”yla, ’61 Anayasasından farklı olarak, yeni ve köklü değişiklikler yapıldı. Söz konusu yasayla, ordunun ve devletin burjuva partiler üzerindeki denetimi ve etkinliği arttırıldı. Yasama ve yürütmenin egemen sınıfların lehine daha hızlı çalışması sağlandı. istikrarlı ve güçlü hükümetlerin kurulması öngörülerek,
koalisyon hükümetleri olabildiğince zorlaştırıldı,
Yapılan düzenlemelerle, kapitalizmin sürekli gelişen ve yoğunlaşan tekelleşmesi ve merkezileşmenin doğurduğu gereksinimlere cevap veren ve ’24 Ocak Karar- ları’ nın etkili bir tarzda pratikleşmesini ve sürmesini güvence altına alan, gerekli yasal düzenlemeler gerçekleştirildi. Ekonominin yönetimi daha bir merkezileştirilerek, etkinleştirildi. Anayasa’da yer alan ekonomik ve sosyal konsey kurumları, devletle özel sektör arasındaki ilişkileri düzenleyen maddeler, “serbest piyasa” ekonomisine ilişkin maddeler, bu söz konusu değişiklik ve düzenlemeleri yansıtmaktadır.
Anayasa ve anayasanın yol göstericiliğinde düzenlenen yasalarla, komünist ve devrimci propaganda ve ajitasyon ve örgütlenme çalışmasının 1961 Anayasası’na göre daha katı yasalarla, ağır cezalarla engellenmesi öngörüldü. Proletarya ve yığınlara geniş çaplı politika yapma yasakları getirildi; böylelikle yığınlar olabildiğince politik yaşamın dışında tutulmak istendi.
Siyasi partilerle sendikalar arasındaki politik ilişkiler yasaklanmış; sendikal özgürlükler ortadan kaldırılmış; mesleki ve demokratik kitle örgütleri faşist diktatörlüğün güdümüne sokulmuş ve politika yapmalarına sert ve ağır cezalar getirilmiş, etkinlik alanları son derece sınırlandırılmıştır. Yapılan düzenlemelerle toplumsal ve siyasal yaşamın her alanında devletin etkinliği, yetkileri, denetimi olabildiğince genişletilmiştir, vb.
6 Kasım 1983 de yapılan seçimlerle faşist diktatörlüğün askeri biçimi yerini parlamenter biçime bıraktı. Faşist cunta, azgın faşist terör ve demagoji ortamında sözde bir referandumla zor yoluyla ve yığınların geri bilinci temelinde onaylattığı 82 Anayasasına, 15’de geçici madde eklenmişti. 82 Anayasasının geçici L. maddesi aracılığıyla, faşist cuntanın başı Hitler taslağı Evren celladı Cumhurbaşkanı seçildi ve böylece yeni bir dönem açıldı.
12 Eylül askeri faşist darbesi, çeşitli milliyetlerden Türkiye proletaryası ve emekçi yığınları için tarihsel bir dönemeci ifade ediyordu. Askeri faşist darbeyle birlikte, faşist karşı-devrim zincirlerinden boşanarak atağa kalktı. Proletarya ve komünist hareketimiz, emekçi yığınlar ve devrimci demokratik örgütler, darbeye hazırlıksız yakalandılar. Göğüsleyemiyecekleri düzeyde ileri bir saldırıyla karşı karşıya kaldılar. Faşist karşı-devrimin taktik üstünlüğü, proletarya ve yığınların bilinç, örgütlülük ve siyasal deneyim yetersizliğiyle birleşince yükselen devrimci hareket anlamında devrim yenildi. Proletarya ve yığınlar, darbeye karşı ciddi bir direniş pratiği sergileyemedi. Faşist karşı-devrim kolay bir zafer kazandı. Darbeyle birlikte, askeri faşizm, inisiyatifi ele aldı. Devrimci .demokrat ve proleter sosyalist toplumsal muhalefet bastırıldı. Devrim dalgası aniden düştü, politik savaşım koşullarında esaslı bir değişiklik oluştu. Devrimci yükseliş yerini. azgın bir gericilik ve karşı-devrim dönemine bıraktı.
Neki faşist darbeciler 82 faşist Anayasıyla devleti Türk-İslam sentezi zemininde yeniden dizayn etti. ama faşist cuntacılar uzun yıllar halka faşist baskı ve zulüm kusacak devletin ebedileşmesi amaçlandı. Hitler taslağı evren çoktan öldü ama temellerini attığı faşist diktatörlük hangi parti işbaşına gelirse gelsin sürdürmekle yükümlü olduğunu 82 faşist anayasasıyla pekiştirdi.
Nitekim faşist cuntanın ardında onlarca hükümet geldi geçti ama hiç birisi de faşist 82 anayasasını temelleriyle ortadan kaldırmak bir yana, kendi iktidarlarının sürüp gitmesi için kullandılar. bugün 82 faşist darbe yasalarını AKP-MHP faşist dinci iktidarı emekçi halkların ensesinde boza pişirmek için kullanıyor. 40 yılında askeri faşist cunta AKP-MHP iktidarıyla tüm kurum ve kuruluşlarıyla bugünde sürüyor. Faşist baskılar,yasaklar, gözaltı terörü ve toplu tutuklamalar,işkence ve korku duvarlarını büyütme saldırıları artarak sürüyor. Kısacası 12 eylül faşist darbesinin mirasçısı Saray iktidarı işbaşında.
Faşist cuntacılardan ve ardıllarından hesap sormak için emekçilerin birleşik devrimci kavgasını örmek , safları sıklaştırıp kavgayı büyüterek hesap sorma görevi devrimci ve emekçilerin önünde acil olarak duruyor..

HALKIN BİRLİĞİ

97.YILINDA LOZAN ANLAŞMASI KÜRT ULUSUNUN ULUSAL HAKLARININ GASPIDIR..!

Lozan Antlaşmasının 97. yıl dönümü çeşitli etkinliklerle kutlandı. Yine devlet erkanı, Atatürkçü Düşünce Derneği, CHP, …

instagram web viewer instagram profile