15 Temmuz Darbe Girişimi Erdoğan’a Şeflik rejiminin Yolunu Döşedi..! – Halkın Birliği
Anasayfa / Politika-Haber / 15 Temmuz Darbe Girişimi Erdoğan’a Şeflik rejiminin Yolunu Döşedi..!

15 Temmuz Darbe Girişimi Erdoğan’a Şeflik rejiminin Yolunu Döşedi..!

Faşist baskı ve zulümde sınır tanımayan kendi yasalarını hiçe sayan OHAL altında seçim dayatan, 15 temmuz darbe girişiminin önü açan adeta herkes alay eden ,Erdoğan MHP’nin de desteğiyle başkanlığını ilan etti

Hatırlanacağı üzere 28 Şubat’a giden süreçte Necmettin Erbakan, dönüşümün “kanlı mı kansız mı” olacağını açıkça söylemişti. Bu, Erbakan’a nasip olmadı. Erdoğan, Erbakan’ın bu vasiyetini devraldı ve kanlı bir süreçle ılımlı İslamı iktidara taşıdı.

Hükümete geldiği 2002’den 2013 yılına kadar Erdoğan ve AKP, bu sonuca götürecek yolu takiye yaparak hazırladı. 2014 yılı ile birlikte Erdoğan’ın başkanlık savaşı fiili olarak başladı ve dört yılda tamamlandı.

Öncesinde 2013’te Gezi protestoları kanlı bir biçimde bastırılmış ve 8 kişi katledilmiş. binlerce direnişçi yaralanmış ve onlarcasının gözleri kör edilmişti.. Ardından PKK ve Öcalan ile yürütülen çözüm süreci, neredeyse son aşama olan silahsızlanma aşamasına geçilecekken birden bire Erdoğan’ın kararıyla bitirildi.

7 Haziran 2015 seçimlerinde parlamentoda çoğunluğu kaybettiğinde, daha da azgınlaştı ve başkanlık savaşı için tam gaz yüklendi. Yakarak, yıkarak, içeride ve dışarda savaşarak yoluna devam kararı aldı.

Kirli savaşı ilan ederek önce Kürtlerin evini başlarına yıktı. Şehirleri, ilçeleri, köyleri yerle bir etti. Savaş uçaklarıyla, helikopterle kendi vatandaşlarını, kendi topraklarını, şehir merkezlerini bombaladı. Kontrolü tamamen ordu ve özel tim mensuplarına bıraktı. Üstelik bunların yargılanmaması için bir de yasa çıkardı.

DBP ve hDPli belediyeleri, seçilmiş belediye başkanlarını tutuklattı. Güçlü itiraz gelmeyince bunu milletvekillerinin tutuklanmasına uzattı. . 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtleri asimilasyon, yok etme ve savaş politikaları kapsamlı bir paket halinde 2014 yılından itibaren tüm yönleriyle devreye soktu. Rojava’ya askeri harekatlar yapıldı. Cerablus ve İdlib’ten sonra en son Afrin’e saldırıp savaşı kendi toprakları dışına taşıdı.

Tüm bunlar başkanlık için yetmedi, toplumsal muhalefetin sesini kısmak, baskılamak, korkutmak ve sindirmek için faşist zorbalığı artırdı. Gazeteleri, televizyonları, dernekleri kapattı, gazetecileri tutuklattı, akademisyenleri sindirdi işinden attı. Türkiye’nin demokratik muhalif gruplarına ait hangi araç, hangi olanak varsa hepsini OHAL-KHK rejimiyle birer birer yasakladı, erişilmez, ulaşılmaz kıldı. Tek sesliliği, sadece kendi sesini hakim kıldı.

Kendi medyasını, kendi paramiliter güçlerini, kendi şirketlerini, kendi bürokrasisini yarattı. Halkı müşteriye, devleti şirkete dönüştürdü, toplumun yoksul kesimlerini, sosyal yardımlarla kendine bağımlı hale getirdi. Savaş, yıkım, yok etme politikalarına yoksullardan destek devşirdi.

Yıllarca birlikte hareket ettiği, iktidar ortağı gibi sahip çıktığı, devlet ve bürokrasiyi paylaşıp yönettiği, maddi ve manevi olarak destekleyip büyüttüğü cemaatin de içinde olduğu 15 Temmuz darbe girişimini, önceden bildiği halde engellemedi. Bunu başkanlık savaşı için bir fırsata dönüştürdü. Olağanüstü Hal ilan edip, anayasayı askıya aldı, meclisi devre dışı bıraktı, zorbalığı, kuralsızlığı bu süre boyunca kural haline getirdi. Yüzbinlerce insan takibata uğradı, tutuklandı, işkence gördü, kanunsuz kuralsız bir biçimde işinden atıldı, on binlerce insan Erdoğan zulmünden yurt dışına sığınıp mülteci oldu. Darbecilerle mücadele bahanesiyle ilan ettiği OHAL’i bir deli gömleği gibi topluma giydirip, muhalefetin, sokağın, sivil toplumun, sendikaların, üniversitelerin, öğrencilerin, akademisyenlerin elini kolunu sıkıca bağladı.

Ve en nihayetinde bu koşullar altında önce başkanlık için anayasa değişikliğini referanduma götürüp zorla oylattı. Sonra 24 Haziran seçimlerini tertip ederek Türkiye’yi seçimlere zorladı.

Belki söylemenin artık bir manası yok. Fakat tarihe not düşülmesi adına ifade etmek gerekir. Erdoğan’ın başkanlık savaşını darbe heyulesi üzerinde götürdü.

Osmanlı’da bir gelenektir, koltuğa oturan her padişah para bastırır ve tuğra yaptırırdı. Erdoğan da kendi adına para bastırıp dağıtarak Padişahlığını ilan etti. Karşımızda kendini padişah sanan, eczanede satılan ilacın fiyatını dahi tek başına belirleyecek güçte bir tek adam, parti başkanı, devlet başkanı var şef var artık. Muhalefetin, demokratların, demokrasiden yana güçlerin işi kolay değildi, bundan sonra daha da zor olacak.

Kaçak Saray’daki şaşaalı başkanlık töreni, Diyanet İşleri Başkanı’nın okuduğu duayla son buldu. Anayasada adı laik, demokratik, hukuk devleti olan Türkiye’de bir resmi devlet töreni dualar eşliğinde son buldu. Hayal etmesi bile güç. Daha düne kadar başörtülü Cumhurbaşkanı eşinin yarattığı krizler konuşulurken bugün artık, askerin, yargının, meclisin de katıldığı bir törende kurandan ayetler okundu. 9 Temmuz’da Kaçak Saray’da, bildiğimiz Türkiye’nin yeni şeflik yönetimi ilan edildi. 15 Temmuz darbe girişimi Allahın lütfü olarak Erdoğan’ın Zorbalık kazandı başkanlığa taşıdı.

Neki emekçilere, yoksulluk ve savaştan başka birşey vermeyen-veremeyen, mecliste tek başına çoğunluğu kaybeden Erdoğan’ın önderliğinde saray rejimi halkların direnişi karşısında uzun süre dayanamayacak ve kanan emekçi halkların eşitlik ve özgürlük savaşımı olacaktır.

HALKIN BİRLİĞİ

Cumartesi Anneleri, Tolga Baykal Ceylan’ın akıbetini sordu..!

Cumartesi Anneleri kayıplarının faillerinin bulunması ve yargılanması talebiyle 697. kez bir araya geldi. Her cumartesi …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle