Anasayfa / İnşamız / 16 Şubat 1969 Kanlı Pazar: Faşist Şeriatçı İşbirlikçiler İle ABD Emperyalizminin Kucaklaşmasının Adıdır ..!

16 Şubat 1969 Kanlı Pazar: Faşist Şeriatçı İşbirlikçiler İle ABD Emperyalizminin Kucaklaşmasının Adıdır ..!

1968-69. yıllar anti-emperyalist anti-faşist mücdelenin yükseldiği ve devle-sivil faşist çete işbirlikçileirnin açıktan Amerikan emperyalizmi koruyuculuğuna soyundukalrı yıllardır. Üzerinden 40.yıl geçen Kanlı pazarda 2 kişinin katledilmesi ve onlarca devrimci ve emekçinin yaralanmasına neden olan Kanlı Pazarın tezgahlayıcısı MTTB yetişen kadrolar bugün iktidardalar.

16 Şubat 1969… Yer Beyazıt… 30 binin üzerinde işçi ve öğrenci, 6. Filo’yu protesto mitingi yapıyor…

Halkalrı tehdit etmek için Türkiye sularında dolaşan 6. Filonun protesto edilmesi, Amerikalılar dışında kimi, neden rahatsız etsin? Ama onlar, ABD ve işbirlikçi faşist şeriatçılar bu işler için vardır. Daha iki gün önceden, Milli Türk Talebe Birliği’nin Cağaloğlu’ndaki salonunda yapılan hazırlık toplantılarında ABD uğruna “şehadet” yeminleri edilmeye başlanmıştır bile.

14 Şubat’ta yapılan “Bayrağa Saygı”(!) mitingi, olacakları haber vermektedir. Bir yıl önce yine 6. Filo protestolarına set çekmek isteyen polisçe öldürülen Vedat Demircioğlu anısına devrimcilerin yaptığı anma gösterileri ilk bahanedir. ABD elçiliğinin organize ettiği Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin Başkanı İlhan Darendelioğlu, mitingte “Memlekete ihanet eden bu hainleri toprağa gömme zamanı gelmiştir” diye bas bas bağırmaktadır.

“Din elden gidiyor” yalanıyla bilinçsiz dinciler kışkırtılarak komünistlerin üzerine sirilip , kökleri kazınmalıydı. Çünkü 1965 yılında Endenozyada faşist askeri darbenin ardında yarım milyon komünistin bir haftada nasıl “temizlendiği” faşist gerici yayın organlarında ballandıra ballandıra anlatılıyordu. 15 Şubat 1969 günü hazırlıklar tamamlanıyor, Adapazarı’ndan, Bolu’dan otobüslerle faşist şeriatçı çeteler İstanv bula taşınıyor, sopalar yaptırılıyor, bıçaklar bileniyordu.

Bugünlerde “gönül adamı” pozlarında ortalıklarda gezen Nur cemaati liderlerinden Mehmet Şevki Eygi, 15 Şubat’ta Bugün gazetesinde, “cihada hazır olunuz” diye emrediyor ve devam ediyordu: “Büyük fırtına patlamak üzeredir, Müslümanlar ile kızıl kafirler arasında topyekün savaş kaçınılmaz hale gelmiştir… Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Ben namazımı kılar, tespihimi çekerim… Etliye, sütlüye karışmam deyip de kendine zulüm edenlerden olma, gözünü aç, bak!.. Onlarda taş, sopa, demir, molotof kokteyli mi var? Biz de aynı silahları kullanmaktan aciz değiliz… Cihat eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur, canını verirse şehitlik şerefini kazanır.”

16 Şubat Pazar günü ise artık her şey hazırdır… Beyazıt’tan başlayıp Taksim’de sona erecek olan anti-emperyalist miting için işçiler, öğrenciler toplanmaya başlarken, aynı saatlerde Beyazıt Camii ve Dolmabahçe Camii şeriatçı militanlarca doluyordu.

Saat 14.00… Beyazıt’ta toplanan yaklaşık 30 bin kişi yürüyüşe geçiyordu sonunda. Sultanahmet, Sirkeci, Karaköy, Tophane… Bu arada Taksim’de faşist şeriatçı gerici gruplar toplanmaktadır. Polis de asıl gücünü Taksim’e yığmış beklemektedir. Askerden de yardım istenmiştir.

Yürüyüş kolu, Gümüşsuyu’ndan çıkıp İstanbul Teknik Üniversite önüne geldiğinde dvrimci gençlik önderleri bir değerlendirme yapıp Taksim’e bir öncü grup göndermeye karar verirler. Asıl kitle ise üniversitenin arkasından dolaşarak alana girecektir. Ancak yaklaşık 400 kişilik öncü grup Taksim Alanı’na girdiği anda saldırı başlamıştır bile.

Yarbay Celal Küçük’ün yıllar sonra Nokta dergisine anlattıkları, her şeyi yeterince aydınlatıyor: “Olay günü sabah dokuzda Taksim’e gittim. Osman Gülkılık ve İhsan Kuranar filan inzibat kulübesinde toplanmışlardı. Ben gittim, durumu söyledim. Kuraner’e ‘önlem alın’ dedim. Korkunç bir sessizlik vardı. Olay çıktı çıkacak. Adamların ellerinde tesbih, demirler, sopalar, Dolmabahçede sabah namazını kılmışlar, tıklım tıklım meydana doluyorlar. Taksim Alanı’nın etrafına açılıyorlar. Orta boş kalıyor. Giren öldürülecek. Toplum polisi de Opera’nın önünden Vakıf İşhanı’na doğru bir kama atıp gelen irtibatı kesiyor ve girenlerin üzerine aletli hücum başlıyor. Kitle silahsız, canını kurtaran Sıraselviler’e, Kazancı’ya kaçıyor. Sonuç 2 ölü, 200 yaralı. Polisin hiçbir müdahalesi olmadığı gibi yere düşen silahı alıp sahibine veriyor. Bir kıta onbeş dakika sonra geliyor alana, ama olan olmuş. Gruptan biri bir megafon alıyor eline ve ‘şimdi de, Cumhuriyet’e, Milliyet’e gideceğiz’ diyor.”

Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan adlı ati faşistler ..faşist şeriatçılarca katledilmişti ve 200’ü aşkın yaralı vardı. Faşist şeriatçılar günlerdir boşuna yazılar yazıp “Endonezya’daki komünist kıyımını” övüp boşuna cihad çağrıları yapmamışlardı. Bütün soruların yanıtı 16 Şubat akşamı verilmişti. Her şey ortadaydı. Üstelik, Genç Sinemacılar Grubu, Taksim alanındaki bütün olayları filme çekmişler ve TV’ye vermişlerdi. Ama filmin gösterimi dönemin başbakanı Süleyman Demirel tarafından engelleniyor, Meclis’te konuya ilişkin görüşmeler ise 20 dakikalık bir süreye sıkıştırılmaya çalışılıyordu.

Dönemin Valisi Vefa Poyraz ise aradan yirmi yıl sonra bile utanma duygusundan yoksundur: “Kanlı Pazar olayı İrticai bir hareket değil, sol bir hareketti. 171 sayılı kanuna göre sol yürüyor, bu yürüyüşe mani olmak isteniyor, İdare de bunları önlemek istiyor. Ama Taksim’de ani bir halk hareketi, ani bir karşılaşma oluyor, iki kişi maalesef hayatını kaybediyor. Olay öncesi de Bugün gazetesi’nde çıkan Mehmet Şevket Eygi Bey’in yazıları, toplu namazlar, filan… Namaz kılıyorlar, ama bunlar kendi içlerinde maksatlı olabilir, camiye gidip insanları yargılayamazsınız.”

“Komünistlerin kokusunu alma” iddiasıyla nam yapmış olan İçişleri Bakanı Faruk Sükan’a göre ise olay “ tamamen komünistlerin tertibi”dir. “ Tam bir ihtilal provasıydı o. Eğer tedbir almamış olsaydık, büyük hadiseler olacaktı.”

Kısacası 16 Şubat 1969 faşist şeriatçıların, Amerikan uşaklığında sınır tanımayan kanlı tarihinde bir sayfadır… Duran Erdoğan, Ali Turgut Aytaç Kanlı pazarda hunharca katledilirken tarihe ilk katliam olarak geçiyordu. Knalı pazarı yaratanlar daha sonrasındada sıklıkla emekçileri yönelik katliam yapmaya devam ettiler. Kanlı pazarda hesap sorulmamsı ve katliamı yaratanların açığa çıkarılmamsı yeni katliamların önünü açtı ve on binlerce devrimci ve emekçi bu katliamlarda katledildiler.

HALKIN BİRLİĞİ

Kedini Geliştirip Yenilemeyen Örgütü ve Yoldaşını da Geliştirip Yenileyemez..!

Altını çizmeliyiz ki komünist devrimcilik Stalin yoldaşın da demiş olduğu gibi komünistler özel iplikten dokunmuş …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle