Anasayfa / Kültür-Sanat / 17/25 2003 de Suç Üstü Yakalanan Erdoğan ve Şürekasının Hırsızlık ve Vurgunculuğu! Unutturulmaya Çalışılıyor..!

17/25 2003 de Suç Üstü Yakalanan Erdoğan ve Şürekasının Hırsızlık ve Vurgunculuğu! Unutturulmaya Çalışılıyor..!

17/25 2003 de suç üstü yakalanan Erdoğan ve şürekasının hırsızlık ve vurgunculuğu iktidar ortağı FETO’ hakim ve savcılar-polis teşkilatı tarafından operasyon başlatılmıştı. Operasyonda paniğe kapılan Erdoğan : “ Oğlum paraları sıfırladın mı?-Yok baba, 30 milyon Avro daha kaldı.” gibi konuşmalar basına yansımıştı. Yani Erdoğan ve şürekasının devletin olanaklarını nasıl söğüşlediği ifadeler, 17 Aralık 2013’de ilk yolsuzluk operasyonu başladığında internete düşen ses kayıtlarındaki en vurucu olanlarıydı. Dönemin Başbakanı Erdoğan’a ait olduğu kanıtlanan bu ses kaydında o kişi kısık sesle oğluna; diğer bakan çocuklarına operasyon yapıldığını, evdeki paraları sıfırlamasını, başka yere aktarmasını istiyordu.

Böyle daha 5 konuşma kaydı vardı ve konuşan kişi kızı Sümeyye Erdoğan’ı Bilal’in yanına göndereceğini belirtirken, son görüşmede Bilal Erdoğan, babasına paranın büyük kısmını işadamlarına dağıttığını, evde 30 milyon Avro kaldığını söylüyordu.

17 Aralık operasyonun ardında Feto’cular son darbeyi vurmak için 25 Aralık 2013’de de 2. operasyon başlatmışlardı.

Bu operasyonlarda İran doğumlu ama Erdoğan’ın iktidarının kirli işlerinin müsebbibi Rıza Sarraf’ın AKP’li üç bakanı rüşvete bağladığı ortaya çıkan 17 Aralık 2013 tarihli soruşturması sırasında Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen “sıfırlama tapesi” çok konuşulmuş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu internetteki o ses kaydını bir grup konuşmasında yayınlamıştı.

25 Aralık soruşturmasının Erdoğan iktidarının başını ister hale gelmesi nedeniyle işçileri bakanı Ala vasıtasıyla Fetocuların darbesinin önü kesilerek avcıların operasyon talepleri polisler vasıtasıyla durulmuş ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu İsmail Uçar ve İrfan Fidan apar topar atanan bu iki savcı, bu dosyaların kapanmasında gösterdikleri çabayla Fetonun tasfiyesine karar verilmişti. Nitekim Erdoğan kliği iktidar ortağının kendisine yönelik darbeye kalkıştığını görerek düğmeye basılıp Fetoya karşı olan tüm güçlerle ittifak politikası izleyerek

önce adliye ve polis teşkilatında olmak üzere Fetoculara yönelik görev yeri değiştirme, pasifize etme ve başka yerlere , sürme ve ardında ve ihraç etme yolu izlendi. Erdoğan’ın yeni konseptinde göreve atanan polis-jandarma-bürokrat kendilerine verilen Erdoğan ve kliğini kurtarma görevini hakkıyla yerine getirmişlerdi.

Soruşturma dosyalarından anlaşıldığına göre devlet içindeki resmi olarak Fetocular ve Erdoğancılarca muhalif güçler dinlenmiş. Gerekli olduğunda bunlar ortaya sürülmüştür.

Elbette Fetocular-Erdoğan dışında emperyalist güçlerde Türkiye’deki bu kirli işleri en ince detaylarına kadar dinlemiş, kaydetmiş, not etmiş ve ileride kullanmak üzere el altında tutmuş. Almanya gibi bazı ülke istihbaratların bazı dinlemeler yapmış olduğu haberi çıktığında, hükümet sözcüleri, “Büyük devletlerin dinlemesi normaldir” şeklinde bir açıklama yapmışlardı. Yani büyük devletlerin dinlemesi normal ise; işi yolsuzlukları, suçları araştırmak olan Fetocuların Erdoğancıları dinlemesi suçmuş!

İşin içinde bir de derin devletin fonksiyonu var. Vatan Partisi Genel Başkanı ve şu anki iktidarın goygoycusu Doğu Perinçek, bir çok tv. yayınında “en az 28 önemli yolsuzluk dinlemesini kendilerinin yapmış olduğunu” övünerek dile getirmişti.

Meşhur 17/25 Yolsuzluk Soruşturmaları bir “Yargı Darbesi” ile akamete uğratıldığında herşey bitti zannetseler de bu iş uluslararası bir hal aldı ve Zarraf Dosyası şimdi Amerika’da… Ve oradaki dosya da çığ gibi büyüyerek devam ediyor, içine yeni dosyalar eklenerek gidiyor…,

Bir yıldız gibi parlatılan ve ortaya çıkan R.T. Erdoğan’ın zamanla bir karadeliğe dönüşmesi ile her şeyi yutmaya başlaması ile ortaya çıkan ‘sıfırlamalar’ tarihte eşi rastlanmayacak boyutta.

Ülke şu an doğal kaynaklarını, tarım ve hayvancılık potansiyelini, iç ve dış siyaset üstünlüğünü, yani hemen herşeyini her geçen gün yitirmiş ve 500 milyarlık borçla emperyalist tekellerin cangılına asılmıştır.

İstanbul’un Kasımpaşa ilçesinden çıkan, tahsil hayatında varlığı bile şüpheli bir lise diplomasından başka bir şeyi olmayan, kariyeri ise amatör liglerde top koşturmaktan öteye gidemeyen ve siyasete başladığında –kendi ifadesiyle- ‘bir yüzükten başka bir şeyi olmayan’ Erdoğan, şimdilerde hem parasal, hem de siyasi güç olarak akıl almaz bir boyutta.

Her kriz zamanında oradan oraya taşıttığı 29 ton altınlarından bahsediliyor. 17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonlarında evinde zulasında bile 1 milyar Dolardan fazla parasının olduğu, bunları sıfırlamasının bile günler aldığı, en son elde kalan paranın bile 50 milyon Dolardan fazla olduğu konuşuldu, buna dair konuşma tapeleri ortaya saçıldı.

17/25 operasyonu Erdoğan ve şürekasının din-kuran-Allah adına eşine az  rastlanmış bir hırsızlık-vurgun-talan operasyonuydu Çünkü artık o kadar büyük bir kütleye dönüşmüştür ki mal ve güç olarak, onun altında çöküp bir karadeliğe dönüşmüştür. Buna ne başkası, ne de kendisi engel olamayacaktır artık..

O, bir karadelik gibi çevresindeki bütün makamları, güçleri kendisine çekiyor, bünyesine ve kontrolüne alıyor ve şef,hırsız-vurguncu ve talancı olarak yoluna devam ediyor. İlçe başkanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Başkanlık…

Bunu yapabilmek için de çok iktidar için her yol mubahtır yaklaşımını kendine   düstur alıyor ve her şeyle ve herkesle ittifaklar kurabiliyor, herkesin ve her şeyin sinerjisini, maddi-manevi varlığını sömürüyor. Biriyle işi bitince de onu kullanıp bir köşeye atıyor, yoluna devam ediyor, yeni hedeflere yöneliyor.

En güçlü silahı, en çok sömürdüğü argüman Allah-Kuran ve din olgusu. Hedefi yolunda dinin bütün müktesebatlarını hoyratça kullandı, kullanıyor. Bunu yaparken dini yozlaştırırken, dindarı da peşine takıp onları da kendine dayanak yapıyor.

Osmanlıyı, tarihi kullandı, onların saltanat sistemleri üzerinden kendi saltanatını pazarladı, sözde tarihi dizileri ile halkın bilinçaltına bunu pompaladı. Neticede tarihi olguların içini boşalttı ve sıfırladı.

Büyük emperyalist güçlerin yeri geldiğinde kendisine karşı kullandığı ‘havuç-sopa’ ikilisi motivasyonunu halka ve muhaliflere karşı kullandı. Yani kimini devletin imkanlarını kullanarak satın aldı, kimine ise sopa gösterip zindana atarak, hizaya getirdi, biat ettirdi,ettirmeye çalışıyor

Bu metazoriye boyun eğenler, zamanla gördüler ki yıllar yılıdır davasını güttükleri herşey ile çelişmeye başladılar ve ayakta kalalım derken manen yok oldular. Yaşayan ölüler haline geldiler.

Ona uyanlar, onun kurduğu yalancı cennetlere, havuzuna dalanlar manen ve etik değer olarak biterken, ona uymayan kesimler ise madden sıfırlandılar, hatta hayatlardan oldular.

Evet, Erdoğan, çevresindeki her şeyi yutuyor, kendine benzetiyor, dönüştürüyor, içini boşaltıyor. Sonrasında o temas ettiği hiç bir şey eskisi gibi kalamıyor, olmayacak da.

Onun dönüştürmesinde nasibini alan –bürokrasiden ordu- polisten adliyeye – devlet kurumlarının hiç birisi artık eskisi gibi olmayacak.

Nasıl ki zamanında Hitler de Almanya’da bütün bir halkının kaderine tesir etmiş, onların ve devletin bütün varlığının inisiyatifini ele almış ve sonunda herkesi büyük bir yıkıma götürmüştü.

Onun bu yutan, yıkan hali sadece Yahudiler gibi hedef edindiği halkları değil, kendisi dahil bütün emekçileri etkisi altına almıştı.

Girdiği her seçimi kazanan, hedef edindiği her şeyi bir şekilde ele geçiren Erdoğan, ne zaman kaybedecek, ne zaman bu süreç bitecek? Sanırız herşeyi ve herkesi sıfırlayan bu güç, en son kendi kendisini de sıfırlayacaktır.

Hitler’in çılgınca ordusunu soğuk kış şartlarında Rusya steplerine, Sibirya soğuklarına sürdüğü gibi.. Ya da geçen yüzyılın AKP’si olan İttihat ve Terakki Partisi’nin ve başlarının en son ülkeyi büyük savaşlara sokup, askeri Sarıkamışlarda telef ettikten sonra kaçıp gitmeleri gibi…

Erdoğan da, freni patlamış bir kamyon gibi bir yere toslayınca kadar koşusuna devam edecek…

Bütün bu tarihe mal olmuş bu tür figürler, hep kazanarak yol almışlar ve en son tek bir hata ile bütün kazanımlarını –kendileriyle birlikte- yok etmişlerdir.

Erdoğan da halkların örgütlü direnişiyle mutlaka yenilecek ve tüm emekçilere yaşatmış olduğu kirlerin ve pasların hesabı mutlaka sorulacak.

HALKIN BİRLİĞİ

Saray İktidarı faşist Dinci Sömürü ve zulüm politikalarıyla Toplumun ruh sağlığını bozdu: 1 Yılda 298 milyon kutu psikiyatri ilacı tüketildi..!

Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre, ekonomik kriz ve işsizlik ile boğuşan yurttaşların psikiyatrik ilaç kullanımı 298.4 …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle