Anasayfa / İnşamız / 22.YILINDA KOMÜNİST  HAREKET KÜÇÜK BURJUVA DEVRİMCİLİĞİYLEARASINDAKİ TEMEL AYRIM ÇİZGİSİNİ PRATİĞE DÖKMELİDİR..!

22.YILINDA KOMÜNİST  HAREKET KÜÇÜK BURJUVA DEVRİMCİLİĞİYLEARASINDAKİ TEMEL AYRIM ÇİZGİSİNİ PRATİĞE DÖKMELİDİR..!

21 Ağustos 1995 yılında tüm olanaksız ve zorluklara kılıç çalarak bir avuç komünist olarak yola çıkan KP-İÖ;  hem de dıştaki saldırılar ve kuşatma ve hem de içteki olumsuzluklar ve ihanetler nedeniyle 22.yılda,  ideolojik-teorik alanda kat etiği mesafeyi  ne yazık ki  örgütsel-pratik alanda başaramadı. Bunda dış koşulları olumsuzluğu olanaksızlıklar, faşist diktatörlüğün ağır darbeleri ve MLKP’nin bitmek bilmeyen saldırıları, olanakların sınırlılığı  yanında esasta kendi iç zaaflarımızı zamanında aşamamak olmuştur.

Buradan hareket ettiğimizde KP-İÖ’nün gelişmesinin önünde engel ve olumsuzlukların, yetmezliklerin neler olduğunu biliyoruz.  Örgütsel-pratik alanda istikrarlı bir gelişme çizgisinin yakalanamaması ve KP-İÖ’yü istediğimiz düzeye taşıyamamış olmamız asla kendimize olan güvensizliğe neden olmamalı ve moral bozmamalıdır.

Gelişmiş öncü kadrosu sınırlı ve maddi olanakları yok denecek düzeyde olan ve ikili kuşatma altında ilerlemeye çalışan bir örgütün gelişiminin daha zorlu olacağı bir olgudur. Haliyle 22.yılında KP-İÖ ateş altında nasıl zorluklarla savaşarak küçük burjuva devrimci kuşatması altında komünist ilkelere nasıl sıkıca bağlı kaldığını ve akıntıya kapılmadan küçük burjuva devrimciliğiyle arasına kalın çizgi çektiği üzerinde duracağız.

Proletaryayı iktidar mücadelesinde örgütleyip savaşıma çekecek ve devrimin önünde yürüyecek bir proleter komünist örgüt, kendisini küçük burjuva devrimci örgütlerde bir çok bakımdan ayrıştırmak zorundadır. Bir yerde komünist örgütün temel özellikleriyle küçük burjuva devrimcilerin temel özelliklerinin farklı olduğu e teoride olduğu gibi pratikte de netçe ortaya konmalıdır. Aksi halde sapla samanın bir birine karıştırılması kaçınılmaz olur.

Birinci olarak teori. Devrimci teori olmadan devrimci pratik olmayacağı açıktır. Türkiye devriminin temel sorunlarının M-L bir bakış açısıyla aydınlatılması ve  oportünist akımlara karşı sistemli bir ideolojik savaşım içinde olunması gerekiyor.  Bu konuda bir çok devrimci akımın ekonomik-sosyal ve politik alanda köklü değişiklikler olmamasına rağmen teorik-politik alanda rap değişikliğine gitmeleri, dün ak dediklerine bugün kara demeleri, bakımların aslında sağlam bir ideolojik-politik bir zemine oturmadıklarını gösterir. Örneğin MKP bir dönem Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısını yarı-sömürge-yarı feodal olarak tahlil edip devrimin gelişim çizgisini köylü toprak devrimi üzerine oturtarak,  kırdan şehre kızıl siyasi üstler yaratarak halk savaşı yoluyla iktidarın alınacağı perspektifini savunurken, yakın dönemde hızla ray değiştirerek Türkiye de kapitalist üretim ilişkileri hakimdir diyerek devrimin karakterinin sosyalist-devrim  olarak ilan ederek programını değiştirdi.  Böylece MKP iddia ettiği önceki teorik-programatik tahlillerinin tümünü de çöpe atmış oldu. bu programatik ray değiştirme nedeniyle MKP’nin yeni çizgisine karşı çıkıp  eski çizgiyi savunan bir grup Devrimci Halkın Günlüğü adıyla  yoluna devam etti.

Yine TİKB, ideolojik-teorik netlik içinde olmaması ve iki arada bir derede gidip gelmesi nedeniyle yeni bir bölünme yaşadı. TİKB merkez eski çizgide bazı rötuşlar yaparak yoluna devam ederken, TİKB’den kopan bir grup soluğu sosyalist devrim tezinde alarak, KDÖ adı altında örgütlemeye yöneldi.

MLKP’de programatik değişiklikler yanında, legal-illegal çalışma ilişkisi ve bazı örgütsel sorunlar zeminde yeni bir ayrışma yaşadı. Bir yandan legalizm kulvarında koşarken, sınıftan kopuk komünist parti kurulabilir Maocu küçük burjuva çizgiye kapaklanırken öte yandan Kürt ulusla sorunda PKK kuyrukçusu bir   çizgide kendisine yer bulmaya yöneldi. Yine olduğundan daha fazla rol biçilen ve abartmacılık üzerinde hareket edilerek, batıda güçlü v bir devrimci halk hareketi yaratarak bu yolla Kürt ulusla kurtuluş mücadelesine enternasyonalist destek sunma perspektifi yerine tamamıyla PKK’nin inisiyatifi ve olanakları üzerinde esasta örgütsel varlık ve propaganda hedefli Rojava da askeri güç oluşturma yaklaşımı, bir noktada Ortadoğu devrimi görüşlerine bağlı olarak kendinse geçeklerden kopuk rol bitmesi ve Kürdistan’ın dört parçasının kurtuluşu sorumluluğunun altına girdiğini ilan etmesi ,aslında ortaya çıktığı dönemde ortaya koyduğu sınıfı kazanma ve batıda güçlü işçi ve emekçi kitle hareketi yaratarak Kürt ulusal mücadelesiyle dayanışma içinde olunacağı perspektifinden uzaklaşıldığı ve  yığınları kazanma ve bunun gereklerine uygun olarak hareket etme yerine,PKK kuyrukçusu ve sol oportünist maceracı bir hatta demir attığını böylece bir çok alanda rap değiştirdiğini gösteriyor.

Keza TKP-ML’ninde birkaç yıldan bu yana ideolojik-teorik bir kriz yaşadığını v bu krizin TKP-ML’yi ikiye bildiğini, biryandan dogmatik eski çizgide ısrar edenler ile öte yandan bundan kopmak için çaba sarf edenler arasında  kopuş yaşandığını ve TKP-ML’nin köylü toprak devrimi ve kırdan şehre doğru halk savaşı tezlerinin işlemez hale geldiğini ve bunda ısrar etmenin  çürüme ve geriye düşüşü beraberinde getirdiğini gösteriyor.

Dahası devrimci hareket son on yıl içinde ciddi bir teorik-politik ve örgütsel alanda değişim yaşadığını görüyoruz. Legalizm-reformizmi devrimci hareketi ciddi ölçüde kuşatmış halde bulunurken, bazı devrimci akımlar ise yeni bir çıkışı, sınıftan ve emekçi kitle çalışmasından kopuk,  Rojava da direnişe katılarak PKK kanatları altında arıyor. Bu yolun sonu çıkmaz sokak olduğunu görmeli ve devrimci hareket PKK’nin gölgesinde çıkarak, bağımsız devrimci duruşunun gerekleri doğrultusunda; kolay olan gösteriş devrimciliği yerine zor olan  batıda işçi ve emekçiler arasına dalarak Türk şovenizmine karşı güçlü bir savaşım örgütleyerek halkların eşitlik ve özgürlük bayrağının yukarı çekilmesi gerekiyor.

Dahası, devrimci hareket Türkiye devrimini temel sorunları çözme ve bunun gerekleri doğrultusunda sürekli ve sistemli bir devrimi çalışma yapmada kaotik bir süreçten geçiyor. Sıklıkla ray değiştirmesi nedeniyle işçi ve emekçiler, devrimci kadrolar nezdinde de pek güvenilir bulunmuyorlar. İkincisi olarak komünist örgütün amaçları net olmalı                                                                                                                                                                                                                      dır.  Üçüncüsü bu amaca kimlerle nasıl ulaşacağı sorunu ve dördüncüsü de çalışma ve yöntem sorunu.

Bir komünist örgüt devrimci yolunu kaybetmeden ve sağdan, soldan gelen saldırılarda en küçük sarsıntı geçirmeden, esen rüzgarlarda kurumuş yaprak misali etkilenmeden, sağlam bir zeminde yürüyebilmesi için, bilimsel sosyalizmin temel ilkelerine bağlı olmalıdır.

Bir komünist örgüt ülkenin bağımsızlığı ve halklarının özgürlüğü, mutluluğu için, hayatını ortaya koymaktan geri durmayan kadrolardan örülmelidir. Bu komünist kadrolar içinde çıkıp geldiği, emekçi halklarının ilerici ve demokratik değerlerine sahip çıkarak, halka sevgi ve saygıyla bakmalı, ilişkilerinde sade ve mütevazi olmalıdır.

Zaten komünist örgütün kadrolarını devrim yoluna itende ilk adımda bu sevgi ve istek, sömürücü sınıflara duyduğu soylu kin ve nefrettir. Bir komünist örgüt toplumun ve halkın çıkarlarını, kendi çıkarlarının üstünde tutacak, birleşebileceği en geniş kitlelerle pratik mücadele içinde birleşmeli ve daima

Bir komünist örgüt ilkeli ve disiplinli bir çalışma yöntemi uygulamalı, geniş bir kültüre, yüksek inanca ve siyasi dürüstlüğe sahip olmalı, adil, yiğit, fedakar, enginleri fethetme ruhuyla dolu, kitle içinde erime yeteneğine sahip ve örgütleyiciliğinin yanında karar alma ve bunları pratiğe sunmada devrimci iradesini kullanan kadrolardan örülü olmalıdır.

Bir komünist örgüt hem teorik bakımdan ve hem de pratik bakımdan işinin ve görevinin ustası olmayı amaç edinmeli. Her daima öğrenme ve kendini yenileme içinde olmalı. Eleştiri ve özleştir silahı mermisi hiç bitmeyen bir silah olarak kullanmalıdır.

Sadece genel ajitasyon, propaganda yapan ve kendisini bununla sınırlayan değil, her alanda iş yapan, acılar, zorluklar ve yolsuzluklara karşı dirençli durmalıdır. Yalan, ikiyüzlülük, lafazanlık, gösterişlik, dar görüşlülük, mevki hırsı, devrimciliği bir ekmek kapısı olarak görme, adam kayırma, ahlaki yozlaşma içinde olma, grupçuluk, eleştiri-özeleştiriden kaçınma, bağımsız kişilikli davranamama, körü körüne itaatçı olma, taklitçilik vs. gibi olumsuzluklara karşı gerek kendi içinde ve gerekse kendi dışında uzlaşmaz bir savaşım vermelidir.

Ayrıca bir komünist zamanı, yeri ve koşulları iyi değerlendirerek, mücadelenin ihtiyaçlarına yanıt verecek devrimci taktikler uygulamaktan geri kalmamalıdır. Dogmatizm ve şablonculuğa karşı olduğu kadar, sağ pasifist ve kitle kuyrukçuluğuna karşı da amansız bir savaşım içinde olmalıdır. Dünyayı, toplumu ve kendini değiştirme ve dönüştürme de sabırlı davranmalıdır. Buradan olarak neyi, nasıl, kimlerle ve ne zaman, ne kadar zamanda ne için ve kimler için ve kimlerin yararına değiştireceğini bilmelidir. Yani hedefini dostlarını, düşmanlarını, mücadele araçlarını ve zamanını doğru saptamalıdır.

Toplumsal değişimler bugünden yarına hemen olacak şeyler değil. Bu bakımdan bir komünist  devrimci derviş sabrıyla işçi ve emekçi yığınları örgütleyip mücadeleye seferber ederek, toplumsal değişim ve dönüşümlerin önünü aralamalıdır. Abartıcılık, erken devrim hayalciliği yada karamsarlıkla arasına kalın çizgi çekmeli Toplumsal değişimlerde, devrimci şiddet ve şiddetin örgütlü bir parçası olan sabır, inat ve disiplin, toplumsal devrimlerin ebesi olduğunu ama bunun somut durumun somut tahlilinden kopuk olmadığını  asla unutmamalı.

Küçük burjuva devrimci örgütler halka güven duymaz ve onun içinde erimeyi başaramazlar. Onlar kendilerini överek, kendi kendilerinin aşığı olurlar. Onların devrimlerinin merkezinde işçi ve emekçi yığınları, inatla ve sabırla örgütleyip, devrimci bilinç vererek devrime seferber etme lafızda var ama pratikte yoktur.

Kendi iç sorunlarında olduğu gibi, halka karşıda bu küçük burjuva akımlar anti-demokratik  davranmaktan geri durmazlar. Aceleci davranışlarından ve küçük burjuva hayalciliklerinden dolayı, karşı-devrimcileri, halkı baskıyla denetim altında tutma yöntemine başvurmaktan kurtulamazlar. İdeolojik-siyasal ve örgütsel faaliyetle kazanmadıkları halkı, bir yerde  tehdit ve zorbalıkla kendilerine bağlamaya çalışırlar. Bunlar için amaca varmak için her yol mubahtır.

Bütün bu gerçekler bize örgütü büyütme adına, toplumun en tortu  ve sorunlu kolektif örgütlemeye yatkın olmayan lümpen  unsurları örgüt saflarında uzak tutmayı gerektiriyor. Bugün bir çok devrimci ve komünist geçinen örgütün  halka ve tabanına yanlış-abartılı bilgiler vererek, burjuvazinin sarıldığı ipe sarılarak ve saflarını lümpenlerle doldurarak, ayakta durmaya çalışıyor.

Devrimcilere ve halka üsten bakarak, dayatmacı tutum içinde olarak, farklı düşündüğü için bir dönemler yoldaş dediklerini çekinmeden katlederek, zorbalık yönetimlerle halkın sırtından büyümek  ve orada kalmak isteyenler, küçük burjuva devrimciliğini dışına çıkmazlar Toparlamak gerekirse KP-İÖ’yü komünist yapan ve diğer akımlardan ayrı kılan tamda yukarıda özetle aktardığımız komünist özelliklerdir. Her daima hataların ve yanlışların karşısında durduk, bağımsız devrimci duruşumuzdan ödün vermedik, akşam yatıp sabahleyin farklı fikirlerle uyanmadık, gömlek değiştirir gibi politika değiştirmedik. Gücümüzü abartmadık ve kitle hareketini olduğu gibi resmetmeye çalıştık. Güç karşısında boyun eğerek komünist ilkelerden taviz vermedik.

Dahası KP-İÖ olarak, küçük burjuva devrimciliğinin tükenişin, proleter devrimciliğin geleceğin kurucusu olduğuna inandık. Bu aynı yolda inatla ve ısrarla yürüyerek proleter devrimci ilkelerde ısrar ederek  proletaryanın öncü komünist partisini yaratma yürüyüşümüzü güçlendirerek sürdüreceğiz.

HALKIN BİRLİĞİ

Devrimin Örgütlenmesinde Önderlik ve Kadrolar Sorunu…!

” Deneyle çekirdekten yetişmiş ve uzun bir çıraklıktan geçmiş, aralarında iyi anlaşan önderler olmaksızın, çağdaş …