Anasayfa / Devrimci Teori / 25 .YILINDA 2 TEMMUZ FAŞİST ŞERİATÇI SİVAS KATLİAMINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ … !

25 .YILINDA 2 TEMMUZ FAŞİST ŞERİATÇI SİVAS KATLİAMINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ … !

Bilindiği üzere Sivas’ta faşist dinci gericilerin “şeriat isteriz” şiarlarıyla başlatıp, 33. ilerici-demokrat ve devrimci aydın ve sanatçının Madımak otelinde diri diri yakılarak katledilmesine varan 2 Temmuz 1993 Sivas katliamının 25. yıldönümü.

Bundan 25 yıl önce 2 Temmuz 1993’te Sivas da Pir Sultan Abdal etkinliklerini bahane ederek, “ din elden gidiyor “ yalanıyla faşist şeriatçı güçler, günler öncesinden hazırladıkları ve devletin çanak tutup seyirci kaldığı insanların ateşe verilerek yakıldığı katliamı gerçekleştirdiler. Bu şeriatçı faşist katliam, Türkiye de sürmekte olan eşitlik ve özgürlük mücadelesine karşı şeriatçı bir kitle hareketi örneği ve tehlikeli bir komplonun işaretiydi.

1970’lerin son yıllarında Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, Sivas’ta gerçekleştirilen kitle katliamların bir yenisi 2 Temmuz 93’te Sivas’ta yeniden sahneye konuyordu. Günler öncesinden propaganda yapılarak hazırlıkları yapılan faşist katliam 2 Temmuz Cuma günü camilerde toplanan dinci faşist gruplar bir araya gelerek kentin çeşitli yerlerinde slogan atarak gösteri yaptıktan sonra, Pir Sultan Abdal etkinlikleri için Sivas’ta bulunan sanatçıların ve yazarların kaldığı Madımak oteli ve Alevilerin, demokratların ev ve işyerlerini tahrip ederek katliama giriştiler. Devletin güvenlik güçlerinin, gösterilerin başladığı ilk andan katliamın gerçekleştirildiği ana kadar 8 saat içinde müdahale etmediği bu saldırılarda 33. Alevi-devrimci-demokrat aydın-sanatçı yakılarak katledildi, yaklaşık 150 kişi de yaralandı. Alevi halka, demokratlara ait çok sayıda ev ve işyeri tahrip edildi.

Katliam günlerce öncesinden planlanıp hazırlandı. Aziz Nesin’e karşı gösteri yapılacak propagandası RP belediye başkanlığının öncülüğünde önceden başladı ve yönetildi. Gösteriye katılma çağrıları yapıldı. Çevre köylerden ve ilçelerden dinci faşist militanlar Sivas’a toplandı. Hatta, başka illerde faşist şeriatçı militanlar getirildi katliam için. Pir Sultan etkinliklerine karşı camilerde vaaz verildi. Gösteri ve saldırılar için teşvik edici konuşmalar yapıldı. Alevi ve Sünnilerin bir arada yaşadığı, eskiden beri Alevi-Sünni çelişkisinin gerici-faşist güçler tarafından kışkırtıldığı, dinci-faşist hareketin güçlü olarak örgütlendiği Sivas’ta, Pir Sultan Abdal etkinliklerinin yapılması katliam için uygun bir an olarak seçildi. Etkinliklere katılan Aziz Nesin’in, Kuran, İslam ve Din üzerine bilinen görüşlerini açıklaması katliamın başlatılması için vesile yapıldı. Gösterilerin başlangıcında, Aziz Nesin’in Sivas’a gelmesinin protesto edilmesi de, katliamcı saldırının daha önceden hazırlandığını açıkça ortaya koyuyor.

Pir Sultan etkinliklerine katılan Aziz Nesin’in, katliamdan bir önceki gün, Kuran ve Din üzerine yaptığı konuşmalar, yerel dinci-gerici gazeteler tarafından saldırının başlatılması için kullanıldı. Bizim Sivas Gazetesi ve Hakimiyet Gazetesi, din aleyhinde propaganda yapılmasına müsaade etmeyeceklerini, Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayacaklarını, Pir Sultan etkinliklerinin dinsizlik propagandası için organize edildiğini ve bu tür propagandalarının yapılması için yapılan planı bozacaklarını açıkladılar. Ayrıca katliamdan önceki günlerde “Müslümanlar” imzasıyla dağıtılan bildirilerde “cihat” çağrısı yapıldı.

Saldırılar, cuma namazından önce faşist militan grubun sokağa çıkmasıyla başladı. Cuma namazından çıkan kalabalık gruplarla birleşip çevreye ajitasyon çeken gruplar dinci faşist, Şeriatçı slogan atarak kalabalıklaştı. Farklı yerlerdeki camilerden çıkanlar gruplar halinde sloganlı gösteriler yaparak birleştiler. Saat 13.00’te fiili saldırıları başlattılar.

Pir Sultan etkinlikleri için Sivas’ta bulunan yaklaşık 70 sanatçı ve yazarın kaldığı Madımak Oteline saldırdılar. Oradan etkinliğin devam ettiği Sivas Kültür Merkezi’ne saldırıya geçtiler. Buradaki kitap standını dağıttılar binayı tahrip ettiler. Etkinliğe katılanların karşı koyması üzerine, taş ve sopalarla çok sayıda kişiyi yaraladılar. Pir Sultan heykelini parçaladılar.

Valilik binasının önünde yaklaşık 3 bin kişi toplanıp “ Hükümet ve Vali istifa ” sloganlar attılar. Valilik kültür etkinliğini iptal etti; Pir Sultan heykelini kaldırttı.

Dönemin RP’li Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu, saldırgan topluluğa yaptığı konuşmada; “Gazanız mübarek olsun Müslüman kardeşlerim. Zafere adım adım birlikte yaklaşacağız. Allah hepinizde razı olsun. Sizin istekleriniz doğrultusunda herşey gerçekleşiyor. Sizin isteklerinizi yapıyoruz” dedi. Ve geniş alkış topladı.

Belediye Başkanı’nın konuşmasında sonra faşist sürüsü daha da cesaretlendirerek saldırıları artırdı.

Kısa süre sonra daha geniş bir kalabalık oluşturarak tekrar Sivas Kültür Merkezine, Sivas il Kültür Müdürlüğüne, demokratların ve Alevilerin işyerlerine saldırıp tahrip ettiler.

Aksam saatlerine kadar devam eden saldırılar sürerken Belediye Başkanı bir kez daha, yönlendirici ve kışkırtıcı bir konuşma yaptı. “Sevgili gençlerim, benim gençlerim, istekleriniz yerine getirilmiştir. O büyük heykel yakılarak, yıkılarak parçalanmıştır” dedi.

Parçalanıp Valilik binasının önüne getirilen Pir Sultan heykelinin parçaları Madımak Otelinin önüne getirildi. Burada toplanan faşist maşalar ikinci kez saldırdılar. Etraftaki araçları yaktılar. Madımak Oteliyle birlikte iki oteli daha ateşe verdiler. Katliamı burada gerçekleştirdiler. Gece yarısına doğru, Alevilerin oturduğu Ali Baba mahallesine doğru harekete geçtiler. Bu saatlerde sokağa yasağı çıkma ilan edildi.

O zamana kadar süren saldırılara ve katliamlara, devletin güvenlik güçleri engelleyici hiç bir müdahalede bulunmadı. Polis, faşist şeriatçı maşalarla birlikte hareket ederek, onların gün boyu süren saldırıları ve gerçekleşen katliamları izlediler. DYP-SHP hükümeti ve sözcüleri katliama destek olup, gerçekleri gizlemekten geri durmadı.

Dahası 2 Temmuz Sivas katliamı tarihsel Alevi-Sünni mezhep bölünmesinin, devlet ve dinci faşistlerce hep sıcak çatışmalara konu yapıla geldiği bir yerde, Sivas’ta cereyan ediyordu. Üstelik, özgürlük simgesi Pir Sultan Abdalı anma eylemlerine saldırılıyor. Demek ki, seçim oldukça bilinçli.

Etkinlikler için Sivas’ta ilerici yazar ve sanatçıların bulunması da şeriatçılar için bir başka fırsat ve saldırı gerekçesi oluyor.

Sivas katliamı tesadüfi olayların eseri değil, gerçekte olayları çıkarmak için hazırlık, günler öncesinden başlıyor. Aziz Nesin’in konuşması vesile edilerek, gerici-faşist saldırılar için geri yığınları kışkırtan bildiriler dağıtılıyor. Küçük gruplar halinde gösteriler başladığında, Kürdistan’da kan kusturan, işçi ve emekçi gösterilerine saldıran devletin kolluk kuvvetleri, gösteri ve yürüyüşler karşısındaki bilinen ikinci tutumunu, gerici-faşist güruhu koruma ve kollama, arkadan kışkırtma tavrını takınıyor. İdari mekanizma, gerici güruhun istemleri yönünde davranarak, kültür şenliklerini iptal edip, Pir Sultan heykelini kaldırarak saldırıya güç veriyor. Devletin üst düzey yetkilileri ise, olaylar katliam noktasına gelene kadar sessizliklerini, yani teşvik tutumlarını koruyorlar.

Finale hep beraber varılıyor; 33. Alevi-ilerici-demokrat yazar ve sanatçı, yakılan otelde ölüyor, geri kalanlar otelden çıkarken katillerin saldırısına uğruyorlardı. Bütün bunlardan sonra, kentte devlet sokağa çıkma yasağı ilan ediyor. 33. can karşılığı, 35 katil zanlısı gözaltına alınıyor ve göstermelik yargılamalar sonucu katliamın başını çekenler değil piyonlarda bir kaçı cezalandırılarak Sivas katliamı dosyası kapatılıyordu.

Sivas katliamının gelişimi ve hazırlanması da gösteriyor ki, devlet, yetkili kurumlarıyla işin başından beri, katliamın suç ortağıdır; olayların gelişmesinde ise baş suçludur. Nitekim olayların Türkiye ve dünya kamuoyundan gizleyemez hale geldiklerinde, başbakan ve bakanlar Nesin’i tahrikçi ilan ederken, oteli kuşatan halka zarar gelmediğini açıklarken. faşist dinci güruhla güvenlik güçlerinin karşı karşıya getirilmemesi talimatını verirken, rollerini ve suç ortaklıklarını sergilediler.

Sivas, 25. yıl sonra gerçekleşen yeni bir Maraş’tı. Bu sefer faşist-şeriatçı tarikatlar, Hizbullahçılar, Maraş’taki MHP’li katillerin yerini aldı. Maraş’ta ilerici devrimci çevrelere ve halka saldırmıştı: 2 Temmuzda de Sivas’ta aynı hedefler dövüldü. Maraş’ta iki gün boyunca süren katliama devletin idari yetkilileri sessiz kalmış, kolluk kuvvetleri ise katillerin arkasında sek sek oynamışlardı. Ankara’daki sivil “iktidar” olaylar karşısında biçareydi. Şimdi de aynı şeyler yaşandı.

Özellikle 12 Eylül’den sonra Amerikan emperyalizmi ve işbirlikçi sermayenin çıkarları için, dinci gericilik beslendi, büyütüldü. İmam hatipler binleri buldu; şeriatçı tarikatlar gelişip örgütlenmek için olağanüstü rahatladılar. Tarikat mensupları devlet kademelerinde bakanlıklara kadar çıktılar. RP gibi bir parti ev ev, sokak sokak örgütlenme sağlayabildi. Liselerden olduğu gibi üniversitelerden de dinci-tarikatçı yeni kuvvet elde edildi. Bununla da kalınmadı, RP’nin devamcısı AKP dini gericiliği topluma yaydı ve ABD emperyalizminin desteğinde daha fazla dini gericiliği kullandı, devlet içinde örgütlülüğünü geliştirdi.

Gecen süreçte, dinci faşistler özellikle üniversitelerde, devrimci bir gelişmeyi önlemek için sivil saldırı gücü olarak kullanıldı. Yine dinci güruhlar, Kür illerinde Hizbullah olarak örgütlendirilerek Kürt yoksullarının ve aydınlarının katledilmesinde kullanıldı.

Olguların gösterdiği genel bir sonuç var sermaye düzeni, büyük sorunlarla yüklü, derin toplumsal ve ulusal çelişkilerle çatırdayan sistemi ayakta tutabilmek için her aracı, her yöntemi kullanmayı mubah sayıyor. Faşist diktatörlüğün silahlı kolluk kuvvetleriyle, çıplak terörünü uygulama olanağı bulamadığı ya da bunu uygun görmediği yerlerde, Şeriatçı-faşist sivil güçleri kullanması, bunlardan biri.

Bir başka nokta da su: Sivas’ta ” Şeriat isteriz” diye ortalığı yakıp yıkanların ve RP’li Belediye Başkanı’nın vaazlarının ardından binler yürüdü; aydınlara ve alevi halka saldırdı. Sivas’ta karşı-devrimci dinsel motifli, kitlesel yıkıcı bir hareket yeniden ortaya çıktı; Şeriatçı akımların peşlerine kitleleri takabilmeleri, hem bugünün Türkiye ve Kürdistan’ının önemli bir gerçeği ve hem de faşizm ve sermayenin, gerici dinci bir kitle hareketine, 33. aydını yakılmasını seyredecek kadar gereksinim duyduğu ve bunu kullanmakta pervasızlaştığını gösteriyordu.

Olayların bütününde hükümet ortağı sosyal-demokrat SHP’nin faşizme koltuk değnekliği rolünü oynadığı, geniş yığınlarca bir kez daha görülecek biçimde ortaya çıktı.

Kuşkusuz o gün Sivas’taki vahşi katliamın bu kadar kolay gerçekleşmesinde, otele sıkışıp kalan aydınların, kendilerini devlete ve onun polisine teslim eden pasifizmleri önemli bir olgudur. Faşist devlete güven duymaya devam eden, onun polisinin kendisini kurtaracağını umutla bekleyen bir aydın tipinin, ülkedeki siyasal gerçeklerden ne kadar uzak ve halktan kopuk olduğunu gösteriyordu.

12 Eylül’ün erozyona uğrattığı yerlerden biri olan Sivas’ta, hala daha demokrat ve yurtsever güçlerin dağınık, yetersiz durumları ve kitlelerin örgütsüz olmaları, gerici yıkım harekatının önünün açılmasının koşullarından biri olduğu gibi, bu katliamın bu ölçüde pervasızca gerçekleşmesini de kolaylaştırıcı olmuştur.

Sivas katliamının bir kez daha açığa çıkardığı bu gerçeklerin, işçi, emekçi, Alevi, Kürt emekçilerin örgütlü güçlerince dikkate alınması gerekiyor. Kürdistan’daki kirli savaşa ve faşist soykırımcılığa karşı olduğu gibi, Şeriatçı akımlara ve onların devlet desteğinde yönlendirdiği ve yönlendireceği gerici kitlesel hareketlere karşı, demokrat yığın hareketinin panzehir olarak gelişmesi için sistemli ve sürekli komünist-devrimci bir faaliyet gerekiyor.

Faşist dinci AKP-MHP diktatörlüğünün, asker ve polis cenazeleri dolayısıyla geliştirdiği ırkçı-faşist karakterli hareketlere, dinsel gericilik motifli, yığınsal hareketler ekledi ve toplumda dinsel gericilik yaygınlaştırıldı. Dinsel gericilik emekçileri bölüp parçalama ve kendi sorunlarından uzaklaştırılmasında önemli bir silah olarak kullanıldı. Bu yıkıcı ve gerici hareketleri geliştirenlerin tahrikleri, devrimci panzehiri geliştirecek olan devrimci öncülerce hesaba katılmalı; deneylerinden yararlanılmalıdır.

Ve dört yüzyıl sonra Pir Sultan bir kez daha asıldı egemenlerce kanlı Sivas’ta. Onunla birlikte sesimizi, sözümüzü, dizelerimizi, çizgilerimizi, oyunlarımızı ve güzelim türkülerimizi yaktılar. İnsan sevgisini, gelecekle yüklü gencecik yürekleri yaktılar diri diri. Halkların kardeşlik umuduydu asıl yakmak istedikleri umut bize kaldı. 33 aydını ve sanatçıyı öldürdüler ama özgürlük ve demokrasi yürüyüşümüzü asla.

2 Temmuz Sivas katliamının yaratıcısı ve uygulayıcılarından AKP faşizmi 16.yıldır iş başında bulunmaktadır. Alevlerin ; eşit yurttaşlık, din derslerinin kaldırılması, Cem evlerinin ibadet yerleri olarak kabul edilmesi vb. gibi taleplerine sırtını çeviren ve Alevileri resmi olarak kabul etmeyen AKP hükümeti, Sivas katliamı dosyasını zaman aşımına gerekçesiyle kapatmış ve katliamcıları korumuştur. Sivas katliamı sanıklarının avukatını yapan Onlarca şeriatçı halk düşmanı bugün AKP’de bakan ve milletvekili konumundalar. Onların sahte göz yaşlarıyla alevi emekçileri yedeklemeye çalışan politikaları tamamıyla Alevileri Sünnileştirme amaçlıdır. Geçmişin kaşımayın demagojisiyle 35 aydın ve sanatçının diri diri yakıldığı katliamı unutturmaya çalışıyorlar.

Sivas, Çorum, Gazi, Maraş, Roboski, Suruç, Ankara Gar, Sur, Cizre vb. gibi faşist katliamları unutmadan ve unutturmadan hesap sorma bilincini sıcak tutarak, yeni katliamların önüne geçilebilir, demokrasi ve özgürlük mücadelesini ileriye taşıyabiliriz. Özellikle işçi ve emekçilere yönelik baskı ve saldırıların arttığı, Taksim, Lice direnişlerinde görüldüğü gibi AKP-devletin yeni katliamların peşinde koştuğu koşullarda daha çok örgütlenmeli ve devrimci mücadeleye sıkıca sarılmalıyız.

Faşist katliamların daha kolayca pratiğe geçirilmesinin temel nedenlerinden biriside emekçi halkın, örgütsüz ve dağınıklık olmasıdır. Halkın örgütsüz ve dağınıklığı, faşist şeriatçı karşı devrimci güçleri daha saldırgan ve pervasız yapıyor. Bunu engellemenin tek yolu ise, her yerde ve her alanda örgütlenmek ve mücadeleye sıkıca sarılmak, ve her alanda savaşımı geliştirip yaygınlaştırmaktır.

2 Temmuz Faşist Şeriatçı Sivas Katliamını Unutmadık, Unutmayacağız !

Kahrolsun faşizm Yaşasın Eşitlik ve Özgürlük Mücadelemiz..!

Sivas Şehitleri Ölümsüzdür..!

Pir Sultanlar Ölmez Binler Dirilir..!

HALKIN BİRLİĞİ

Ankara-Bahçelievler katliamı: Bundan 40 yıl önce 7 TİP’li üniversite öğrencisi genç MHP-ÜGD’li faşistler tarafından katledildi..!

Bundan tam 40 yıl önce yükselen devrimci halk hareketini ezmek ve devletin vurucu gücü rolünü …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle