Anasayfa / Özgür Kürsü / 40.Yılında Devlet Destekli Faşist Çorum Katliamı.!

40.Yılında Devlet Destekli Faşist Çorum Katliamı.!

Maraş’tan Çorum’a, Sivas’a ve hatta Gazi Mahallesi ve Gezi direnişine kadar süregelen tüm faşist katliamlar devletin denetiminde ve koruyuculuğu altında gerçekleştir. Bu faşist katliamlar dün olduğu gibi, bugünde emekçi halkalrını başının üzerinde demoklesin kılcı gibi dönmeye devam ediyor. Buna karşı yapılacak tek şey iğçi ve emekçi halkların birleşik mücadelesini örmek ve

Aleviler bu topraklarda Yavuz Sultan Selimle birlikte hep ötekiliğin diğer adı oldular.

Dahası Yavuz Sultan Selimden bu yana ise devlet Sünniliği resmi mezhep olarak benimsediğinden ve göçebe derviş fırkalarını sapkın sayan ulema desteği ile de yeri geldiğinde kıyımda bulunduğundan Aleviler hep diken üstünde bir hayat sürdüler. 1978-1980 arasında Türk İslam sentezciliği MHP eli ile devletin desteği ile birçok katliam yaşandı. Bunlardan birisi de faşist Gün Sazakın öldürülmesini bahane eden devletin denteimi ve desteği altında, MHP-Ülkü Ocaklarının 28 Mayısta başlatıp iki ay süren faşist Çorum Alevi Katliamı oldu.

Bu faşist katliamlar her ne kadar faşist gerici medya tarafında sağ sol çatışması, devletin resmi yorumunda ise dış mihrakların kışkırtması olarak gösterilmekte ise de, olaylar, mezhep çatışması ile alakalı olup, Sünni kesimin, Alevi kesime tahammül edememesinden kaynaklanan, Türk milliyetçiliği adı altında dini unsurların tahrik kaynağı yapılarak gerçekleştirilen, devlet denetiminde faşist bir saldırının açık bir sonucu oldu.

Ortalama 40. yılı aşkın bir süredir, gerek hükümet politikaları gerekse toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından yok sayılan veya unutturulmaya çalışılan bu tür katliamların bir devamı da 1993 yılında yeniden Sivas’ta meydana gelmişti. Türk İslam sentezci faşist milliyetçi Sünni Türkiye Cumhuriyeti ideolojisinin, söylemini değiştirmeden ve devletin gücünü kullanarak etkisini arttırarak sürdürmesi, Türkiye coğrafyasında bulunan diğer dini-mezhep ve etnik gurupların, ayrımına ve ötekileştirilmesine yol açtı.

Çorum katliamları, Mayıs ve Temmuz 1980 arasında Türkiye’nin Çorum ilinde meydana geldi. “Milliyetçi bir gençlik” kampanyasına dâhil olan aşırılık yanlısı Sünni Müslümanlar, Alevileri hedef aldı ve resmi rakamlar ile 50’den fazla insanı öldürdü. 200’den fazla kişi yaralandı. Bir diğer hedefte o dönem de sol ile içiçe olabilen CHP idi

Faşist Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) İslamcı militanları, ağırlıklı olarak Alevi Türk vatandaşlarının azınlık olarak yaşadığı Milönü mahallesine saldırdılar ve çoğunluğu alevi olan 57 kişiyi katlettiler. Öldürülenler arasında devrimci ve demokratlarda vardı. Katliamda o zamanlar MSP’nin gençlik teşkilatı Akıncılardan da rol alanlar oldu.

Katliamların başlangıcına dönülürse (07.03.1980) Çorum Emniyet Müdürü Hasan Uyar görevinden alınıp, yerine Tunceli (Dersim) de birçok olaya adı karışan Nail Bozkurt atanır. Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de MHP’nin militanı olarak tanınan Fethi Katar getirilir. Ve yinefaşist bir militan olan (AP iktidarında İçişleri Bakanlığı yapmış Faruk Sükan’ın bacanağı) Rafet Üçelli’de Çorum Valiliğine atanır. Bu atamalar sonrası, MHP’lilere yaygın bir şekilde silah ruhsatı verilmeye başlanır.

Bütün bunların yanında, Çorumda demokrat olarak bilinen 40’a yakın polis memurunun da bir emirle başka illere atanması yapılır. Birçok demokrat okul yöneticisi ve öğretmenin, memurun sürgünü ve yer değişimi yapılır. Katliam sırasında saldırı üssü olarak kullanılan SSK Hastanesine ve Çorum Belediyesi de dâhil birçok kuruma MHP’li faşist kadrolar yerleştirildi.

Şeriatçılar katliam öncesi 19 Mayıstaki genç kızların kıyafetleri gerekçe gösterilip, cihada çağrı yaparlar. 1980 yılının başlarında askeri istihbaratçılar da Çorum’a sık sık gelmeye başlarlar. Çorum’da iş adamı, esnaf, sendikacı, siyasi parti yöneticisi ve köylerde ikamet eden bazı şahıslarla görüşürler.

Faşist saldırganlar Solculara ve Alevilere ait işyerlerini yağmalayıp talan ederler. Bu saldırılarda bir kişi hayatını kaybeder ve birçok kişi de yaralanır. Çorum’u bağlanan yollar; Çorum-Ortaköy, Çorum-Osmancık, Çorum-İskilip yolları, faşistler tarafından barikatlar kurularak kapatılır. 29 Mayıs gecesinden başlayarak, 30 Mayıs sabahına kadar “şehrin Osmancık çıkışında bulunan Sarılık Köprüsü ve Çiftlik Pınarı mevkilerinde Aleviler maskeli kişilerin saldırısına uğrar

Artık faşist saldırılara karşı devrimcilerin önderliğinde oluşturulan Halk Komitelerinin öncülüğünde omahallelerde Barikat kurulur.. Halka açık yapılan bir toplantılarda faşist katliama karşı halkla birlikte barikatların kurulmasına karar alınır. Sayıları on binin üzerindeki halk kitlesiyle birlikte (kadın-erkek-genç-çocuk-ihtiyar) Milönü’nde başlayarak barikat kurma çalışmasına başlanır. Ve ilk elde Yetiştirme Yurdu’nun önüne barikat kurulur. Bu barikat Samsun Yolu barikatıdır, kurulan barikatların en büyüğüdür. İkinci en büyük barikat, Kız Sanat Lisesi’nin önüne yani polis karakolunun biraz gerisindeki TÖB-DER binasının ön tarafına kurulan barikattır. Gece saat 21.00 sıralarında 19 AN 709 plakalı ve kırmızı renkli Renault marka bir araçtan barikat kuranların üzerine ateş açılır.

29 Mayıs Faşist güruhu durdurmak için, bedenlerini siper eden devrimcilerin savunma barikatlarını kurduğu ve direniş ateşini yaktığı ilk gündür…

Saldırıya uğrayan halk kendi içinde tam bir dayanışma ve birliktelik örneği sergileyerek,direnir sokakları terk etmez. Halk direnişte, sonuna kadar devrimcilerle omuz omuza mücadele yürütür. Halk tam anlamıyla ayaktadır ve deyim yerindeyse sokaklar komün havasına bürünür. Fırınlar halka bedava ekmek dağıtır. Esnaf ve Halk Devrimcilerin ihtiyaçlarını karşılar. Yaşlı-genç kadınlar, barikat nöbetçilerine yiyecek, su ve ayran taşırlar. 30 Mayıs günü sabahtan gece yarılarına kadar direnen Devrimciler tüm yorgunluklarına rağmen barikatlarda dimdik ayaktadırlar.

Direnişin gücü karşısında gerileyen faşistlerin imdadına devlet yetişir ve vali Jandarmadan Barikatları kaldırmasını ister ancak halkın kararlı tutumu karşısında Jandarma geri adım atar ve Jandarma komutanı kan dökmeden barikatların kaldırılamayacağını söyleyerek valiye karşı çıkar.

Sonradan Jandarma Genel Komutanı tanklarla girip barikatları kaldıracaklarını beyan etse de, bu gerçekleşmez.. Devrimcilerin ve alevi halkın birleşik direnişi o gün katliamın büyük sayılara ulaşıp bir Alevi soykırımına dönüşmesine engel olur. O barikatlar kurulmasa ve halk elinde ne var ne yok direnmeseydi Çorum katliamı daha kanlı olacaktı.

“Bu faşist zihniyete karşı, demokratlar, devrimciler ve Aleviler birlikte ortak hareket ettiler, ortak kararlar ve ortak savunma tedbirleri aldılar. Eğer barikatlar kurulup direniş ateşi yakılmasaydı, Maraş katliamından çok daha büyük vahşet, çok daha büyük bir katliam Çorum’da gerçekleşirdi.

İşte tam da bu nedenle bugünkü dinci faşist Saray iktidarı Aleviler ve devrimciler arasında bağları koparmaya, Alevileri sünnileştirmeye çalışırken, devrimcilere karşı da tüm devlet gücü ile saldırmakta. Çünkü Saray rejimi, selefi cihadist çetelerle bir iç çatışma yaratılırsa, onların karşısındaki en dinamik güç bu iki grubun ortaklığı ve Kürtlerin bu cephede birlikte yer alması olduğunu iyi biliyor. Ve bu nedenle bu üç dinamik güce tüm gücü ile saldırıyor. Ama o dün olduğu gibi bugünde Alevilerle ve Kürtlerle sonuna kadar dayanışacak olan devrimci ve sosyalist harekettir.

Maraş’tan Sivas’a, Gaziden Gezi direnişine kadar sürüp gelen tüm faşist katliamlar devletin desteğinde gerçekleşmiştir. Bu faşist katliamlara her alanda hesap sorma bilinciyle mücadele edilmeden yenilerinin önüne barikat örmek güç olacaktır. 40 yılında faşist Çorum katliamını lanetliyor ve Saray faşizminin yeni katliamlarına geçit vermemenin yolu,çeşitli ulus ve ulusal azınlıklarından emekçi halklarımızın örgütlenip birleşik savaşımını örmekten geçtiğini unutmayalım.

HALKIN BİRLİĞİ

Saray Faşizminin Polis ve Bekçi Zulümlü Hali..!

Saray faşizmi köşeye sıkıştıkça daha çok develet terörüne baş vurmaktan geri kalmıyor. Devlet her fırsatta …

instagram web viewer instagram profile