Anasayfa / Dünyadan / ABD-RUS Emperyalistler Suriye ve Orta-doğuda zaten kullan ve çöpe at politik duruş içindeydiler .!

ABD-RUS Emperyalistler Suriye ve Orta-doğuda zaten kullan ve çöpe at politik duruş içindeydiler .!

Bazı kesimler ABD-Rus emperyalistlerinin Kürtleri arkadan hançerleyen tutumları karşısında hayal kırıklığı yaşadılar. Aslında bölgede yoğun bir egemen savaşımı içinde olan iki büyük emperyalist gücün gerek Suriye de ve gerekse de Orta-doğuda izlemiş olduğu politika, emperyalist çıkarları temelinde yükseliyordu. Buradan hareket ettiğimizde çıkarları gereği pragmatik bir politika izledikleri bir sır değil.

Nitekim Özgür politika gazetesinde Ferda Çetinin yazısında görmek isteyenler için ABD ve Rus emperyalizminin Suriye ve bölge politikasını haliyle Kürtlere nasıl yaklaşıldığını ortaya koyuyor. Suriye’de iç savaş başladığında Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar El Kaide’yi; ABD ve AB ise adına “Özgür Suriye Ordusu” denilen çeteyi destekliyordu. Türkiye’nin desteklediği El Kaide(El Nusra) çetesi 2013 yılında, Serekaniye’de YPG karşısında ilk büyük yenilgisini alırken, ÖSO isimli çete de farklı cephelerde YPG/YPJ karşısında peş peşe yenilgiler aldı.

Sahada bu çatışmalar yaşanırken BM çağrısıyla Cenevre’de de “Suriye’de barış görüşmeleri” yapılıyordu. ABD’nin organize ettiği görüşmelere, Suriye ile yakın-uzak ilişkisi olmayan devletler ve birbiri ile çatışan çete grupları davet edilirken, yapılan 7 toplantının hiçbirine Kürtlerin meşru temsilcileri davet edilmedi. Savaş sahasında QSD, YPG, YPJ güçleri ile ortaklık yapan ABD, siyasal çözüm görüşmelerine Kürt temsilcilerinin katılımını engelledi. BM ve ABD yetkilileri bu durumu Kürtlere, “Türkiye çok itiraz ediyor, siz katılırsanız kriz çıkar” gerekçesiyle izah ediyor; Kürt temsilcilerle otel lobilerinde yapılan görüşmelerde ise, “ileride zaten siz masada olacaksınız” sözleri ile umut ve güven veriliyordu.

İlk üç toplantıda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “toplantılarda Suriyeli Kürtler de temsil edilmeli” dese de, Rusya da Kürtlerin katılımı için ciddi ve istekli bir çaba içine girmedi.

Kobanê direnişi sonrasında ABD’nin Rojava temsilcileri ile ilişkileri daha da yoğunlaştı. Kürtler Fırat’ın doğusunda ABD ile, Fırat’ın batısında ise Rusya ile açık bir ortaklık yürüttüler.

Türkiye’nin desteklediği ve zaman içinde isim ve kostüm değiştiren El Kaide, El Nusra, Tahrir el Şam,IŞİD ve ÖSO çeteleri, Kürt savaşçılar ve QSD karşısında yenilince, bu güçlerin hamisi ve vasisi Türkiye de yenilmiş oldu.

Suriye savaşının yenilmiş tarafı olarak Türkiye’nin, 2016 yılında Cerablus’u işgaline onay ve izin verildi. ABD’nin, Türkiye’nin Suriye topraklarına girişini desteklemesi, aynı zamanda PYD/YPG ile ittifakını revize etmesi anlamına geliyordu. Nitekim Türk ordusunun Cerablus’u işgalinden sonra, sadece Cerablus’un içinde ve çevresinde kalmadı, başka alanları da işgal etti.

Cerablus’u yenilmiş Türkiye’ye hibe eden ABD ve Rusya, aynı oyunu tekrarlayarak Efrîn’in işgal edilmesinde de Türkiye’ye onay ve destek verdiler. Efrîn-Türkiye sınırında kendi bayrakları ile nöbet tutan Rus askerleri bayraklarını, zırhlı araçlarını, tank ve toplarını toplayarak, Türkiye-El Nusra-DAİŞ ve ÖSO çete gruplarının işgali için onay ve izin verdiler. Hava sahasını da Türk savaş uçaklarına açtılar. 20 Ocak 2018 günü Türk devletinin Efrîn işgali başladı.

ABD, BM ve AB de bu işgale ciddi hiçbir tepki göstermeyince; Suriye ve Irak’ta “terörist grup” diye ilan edilen grupların Türk ordusu ile birlikte, Kürtlerin topraklarını işgal etmesinin kapıları sonuna kadar açılmış oldu.

İşgalden önce Kamişlo ve Kobane kantonlarının ABD ile, Efrîn Kantonu’nun da Rusya ile ilişkileri vardı. ABD ve Rusya, Rojava kantonlarını Türkiye veya Suriye’nin hava saldırılarına karşı koruyor, bir nevi himaye sağlıyordu. Rusya ve ABD, Türkiye’nin Efrîn işgalini destekleyerek, daha evvel defalarca “terörist” ilan ettikleri El Nusra, El Kaide, Ahrar’uş Şam, IŞİD ve ÖSO gibi örgütlerle de üstü kapalı bir anlaşma yapmış oldular.

Son tutumu ile ABD, tutarsız ve güvenilmez bir pozisyona düşmenin ötesinde, Suriye’de defalarca yenilmiş Türkiye’yi, yeniden rol ve misyon sahibi kılmak istiyor. Suriye iç savaşında IŞİD çetesine karşı büyük bir savaş yürüten Kürtlerin hak ve statü sahibi olup olmaması ABD ve Trump bakımından önemli değildir.

ABD’nin, Rojava işgali başlamadan bir gün önce Serêkaniyê ve Gire Spî’deki askerlerini çekmesi; ABD Başkanı Trump’ın “Türklerle Kürtler yüz yıldır savaşıyorlar, devam etsinler, Kürtler Türkiye’nin hava saldırısına karşı koyamazlar, sınırdan çekilmeleri gerekir” açıklaması, ABD’nin 2014 yılından beri IŞİD’e karşı sahada sürdürülen koalisyonu bitirme kararıydı aynı zamanda. ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in bölgenin artık savunulamaz duruma geldiğini açıklaması ise Türkiye’nin işgalini meşrulaştırmanın ifadesiydi.

Bu gelişmeler üzerine Kuzey Suriye Özerk Yönetimi, Türk/IŞİD işgaline karşı, Suriye ile bir işbirliği anlaşması yaptı. Bu anlaşma tüm Suriye bakımından köklü sonuçlar doğuracaktır. Öncelikle Kürtler ile ortaklığı sona eren ABD’nin Suriye’deki varlığı artık tartışma konusu olacaktır. ABD’nin boşalttığı alanlara Suriye/Rusya askerleri yerleşirse şayet, diğer alanlardaki mevcudiyetinin de bir anlamı kalmayacaktır.

Kürtlerle aynı koalisyon içinde iken bile, defalarca, “Kürtlerle ilişkilerimiz stratejik ilişkiler değil; geçici, askeri ilişkilerdir” diyen ABD’nin içine girdiği son tutum, olağanüstü bir dönüş veya sürpriz değildir. Savaş sahasında DAİŞ ile birlikte yenilen Türkiye’ye, Cerablus ve Efrin’i işgal etmesine izin vermesi; Cenevre yapılan 7 görüşmenin hiçbirine Kürtlerin meşru temsilcilerinin davet edilmemesi, ABD’nin izlediği emperyalist kullan ve limon gibi sıkıp çöpe at politikasının açık ifadesiydi.

Elbette görmek ve anlamak isteyenler için .

HALKIN BİRLİĞİ

Türk-Rus anlaşması Kürtlerin özerk yönetim hayallerini paramparça etti -..!

Türkiye ile Rusya arasında Soçi’de imzalanan mutabakatın, Kürt özerk yönetimi hayallerinin ölümü anlamına geldiği yorumları …

instagram web viewer instagram profile