Anasayfa / Dünden Bugune / Açlık ve yoksulluğun sorumlusu emperyalist kapitalist sistemdir..!

Açlık ve yoksulluğun sorumlusu emperyalist kapitalist sistemdir..!

Dünya Tarım Örgütü’nce (FAO) her yıl 16 Ekim’de kutlanan Dünya Gıda Günü’nün bu yılki teması “Sıfır Açlık” olarak belirlendi. 2015 yılında dünya genelinde açlık çeken kişi sayısı 784 milyonken 2017 yılında yaklaşık 40 milyonluk bir artışla 821 milyona ulaşmıştı. Açlık çeken nüfusun artışındaki en önemli nedenler olarak savaşlar ve iklim krizi gösteriliyor.
Savaş ve çatışmalar toplumların gıda üretim altyapısını tahrip ediyor, göçlere neden oluyor. İklim krizi nedeniyle aşırı yağış, kuraklık ve sel gibi afetlerin daha sık görülmesi ise özellikle yoksul ve kendine yeterli miktarda gıda üretmekte zorlanan ülkelerde gıda güvencesi ve gıda güvenliğini çok olumsuz etkiliyor.
FAO uygun politikalarla açlık sorununun bütünüyle ortadan kaldırılabileceğini dile getiriyor. Açlık sorununun üstesinde gelmek mümkün elbette; dünya genelindeki gıda üretim kapasitesi açlıkla mücadele için fazlasıyla yeterli çünkü. Ancak uluslararası planda bu konuda yapılanların yeterli olmadığı da çok açık.
Açlık sorununun azalmak şöyle dursun, daha da büyüyebileceğini dikkate almayı gerektiren bazı kritik göstergeler var. Açlık sorununa önümüzdeki yıllarda etkisi daha ağır biçimde hissedilecek bu göstergeleri dikkate alarak bakmak gerekiyor. luslararası ya da yerel birçok kuruluş her sene ülkelerin açlık-yoksulluk oranlarına dair raporlar sunarlar. Fransa için yayınlanan bir raporda 9 milyon insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığı belirtildi. Üstelik Avrupa ülkelerindeki refah seviyesinin diğer ülkelere nazaran yüksek olduğu bilinir.
Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı beş örgüt tarafından 2017 verileriyle “Dünyada Beslenme ve Gıda Güvenliğinin Durumu” başlıklı bir rapor açıklandı. Bu rapora göre geçen yıl dünyada 821 milyon insan yetersiz beslenmiştir. Yani her dokuz kişiden biri açlıkla karşı karşıya kalmıştır. 2017 Dünya Açlık Endeksi 119 ülkeyi kapsıyor. Açlığın en yoğun görüldüğü ülke Orta Afrika Cumhuriyeti’dir. Dünya Açlık Endeksi’ne göre bu ülkede açlık “alarm verici” düzeydedir. Çad, Liberya, Madagaskar, Sierra Leone, Sudan, Yemen ve Zambiya’da durum “çok ciddi” olarak değerlendiriliyor. Raporda Türkiye’nin de aralarında olduğu 43 ülkede açlığın “çok az” görüldüğü belirtiliyor. Türkiye 119 ülke arasında 12. sırada yer alıyor. Dünya Açlık Endeksi’nde Kuzey Amerika, Avrupa ve Avustralya değerlendirilmiyor.
Emperyalist kapitalist sistemin insanlık tarihi boyunca ortaya çıkan en vahşi sistem olduğunu ise servet-sefalet uçurumu tablosu ortaya seriyor. Geçen yılın gelir dağılımı tablosuna göre, dünyanın en zengin 8 kişisi, yoksullukla mücadele eden 3,7 milyar insanın toplam serveti kadar bir zenginliğe sahiptir. 8 insan dünyanın yarısına eşit olabilir mi? Ya da %1, %52’ye eşit midir? Matematik biliminin sınırlarını aşan bir durumdur bu. İstatistiklere göre milyarderlerin serveti 1 yılda 762 milyar dolar artmıştır. Bu rakam küresel yoksulluğu tam 7 kez bitirebilecek bir miktardır.
Artık öyle bir dünyada yaşıyoruz ki ünlü bir markanın CEO’su, Bangladeşli bir işçinin hayatı boyunca kazandığı parayı 4 günde kazanıyor. Dünyada 300 trilyon dolarlık varlık bulunduğu söyleniyor ama her 5 saniyede bir çocuk açlıktan ölüyor. Ekonomik ve siyasi krizle uğraşan Venezuela ile çatışmaların yaşandığı Yemen ve Suriye’de durum günbegün daha da ağırlaşıyor vb.
Bu arada Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz sonucunda açlık ve yoksulluk tırmanışa geçmiş bulunuyor. Açlık sınırı 1.893 TL; yoksulluk sınırı da 6.166 TL olarak açıklandı. Yoksulların sayısı geçen sene 16 milyon olarak açıklanmıştı, gelinen yerde daha da arttığı söylenebilir. Kapitalistlerin ekonomik krizle baş etme yöntemi her zamanki gibi faturayı işçi ve emekçilere ödetmektir. Kısacası kapitalizmde kâr özel, zarar ise kamusaldır.
Yukarıda saydığımız verilerle günümüz dünyasında insanlık felâketi yaşandığı ortadadır. 2015 yılında BM açlık sorununu “Dünyanın çözülebilir en büyük sorunu” olarak tanımlamış ve 2030 yılına kadar bu sorunu ortadan kaldırmaya yönelik hedef koymuştu. Ancak paylaşılan veriler son üç yıla ait ve atılması hedeflenen adımların sadece sözden ibaret olduğunu gösteriyor. Zaten BM bu sorunun sebebini yalnızca iklim değişikliklerine bağlıyor. Arada bir, yaşanan savaşlara da değinmekle yetiniyor. Zaten emperyalist bir kuruluş olan BM’den gerçek bir çözüm beklemek ahmaklık olurdu.
İnsanlık teknik olarak inanılmaz gelişmişlik düzeyine erişmiştir. Öyle ki makineleşme sayesinde, dünyada yapılan işlerin %80’i tam otomasyon ile yapılabilir. Ya da dünya kaynakları insanların ve tüm gezegenin ihtiyaçlarına göre kullanılıp, daha gelişmiş bir uygarlığa erişilebilir. Bu bir hayal değil, mevcut teknoloji ile mümkün bir hedeftir. Ancak birinci engel kapitalist üretim ilişkileridir. Kapitalizmin yarattığı sonuçlar sebebiyle milyarlarca insan enerji ve zamanlarını yoksulluk ile mücadele etmek ve hayatta kalmaya harcamaktadırlar. Muazzam ölçülerde insan zekâsı, beyin yaratıcılığı, yetenek ve çaba israf edilmektedir. Küçük bir azınlığın kârı için milyonlar açlık çekmektedir.
nsanlığın başına gelmiş en acımasız ve vahşi sistem özel mülkiyet düzeniddir. Adı emperyalist kapitalizm olan özel mülkiyet sistemi parçalamadıkça ne açlığa, ne yoksulluğa ne de işsizliğe gerçek bir çözüm bulunabilinir. İlk elden üretim araçlarının kapitalist özel mülkiyeti ayakta tutan burjuva devletin işçi ve emekçilerin devrimci kalkışmasıyla parçalanması buradan sosyalizmin yürünmesi ve sınıfsız sömürüsü bir dünya yaratılması için savaşımın her cephede örgütlenip geliştirilmesi gerekiyor.

HALKIN BİRLİĞİ

AKP İktidarına yolsuzluk serbest ..!

Sayıştay raporuna göre birçok AKP’li belediye yolsuzluk ve usulsüzlük batağında. Kayyumlar da aynı yolsuzluğun içinde. …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle