Anasayfa / Devrimci Teori / ‘Çete liderinden siyasi parti liderine dört bir yanımız Reis’..!

‘Çete liderinden siyasi parti liderine dört bir yanımız Reis’..!

Son birkaç yıldır, daha ziyade milliyetçi çevrelerin kullandığı ‘Reis’ terimi siyasetin merkezine oturdu.

Özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için kullanılan bir terim olurken Reis, bu durum Erdoğan’ın siyasi maskelerinin çeşitliliği ve değiştirilme hızı konusunda da topluma bir fikir vermiş oldu.

Birikim Dergisi’nde 10 Haziran tarihinde bir yazı kaleme alan Barış Özkul, Reis sıfatına dair analizinde, Ali Koç tarafından yenilgiye uğratılarak Fenerbahçe’nin kaptan köşkünü terk etmeye zorlanan Aziz Yıldırım örneğini veriyor.

Türkiye’nin ‘Reis’lerden geçilmediğine değinen Özkul, “Türkiye reislerden geçilmez; organize suç örgütü liderliğinden tribün liderliğine, siyasi parti liderliğinden mahalle kabadayılığına çeşit çeşit “reis”lik kariyeri ve hiyerarşisi vardır. Özgüven sorunu yaşayan; bilgisi, yeteneği ve karakterine güvenmeyen kalabalık bir kitle benliklerini reislerine teslim edip onların arkasından büyük bir zevkle sürüklenmeyi marifet bilirler: Müritlerce uçurulan şeyh, bunun karşılığında müridin zaafını örtmekle, manevi boşluğunu doldurmakla yükümlüdür” yorumunu yapıyor.

Spordaki reislik makamının karşılığına dairse şu tespitlerde bulunuyor Özkul:

“Reislik ve Abilik kurumunun Türkiye’nin seküler-muhafazakâr, Alevi-Sünni vb. ezeli ayrımlarını “alıkoyarak” aşan bir boyutu vardır. Yine tribünlerden bir örnek: Galatasaray veya Fenerbahçe tribünlerinin İslâmcı-milliyetçi tribün reislerine karşılık Beşiktaş veya Karşıyaka Çarşı gruplarının Atatürkçü ve harbici “Abi”leri vardır. Abi veya Reis namaz kılabilir, içki içebilir ama mutlaka topluluğu kenetlemeli, Abilik ve Reislik görevini yerine getirmelidir.

Abilik ve reislik ihtiyacı, toplumsal ilişkilerin anonimleşmediği; modernleşmenin zorunlu sonucu olan meslekleşmenin (korporatist tınılar taşımayan; iyi bir doktor veya iyi bir yazarın abi ya da reis ihtiyacı duymaması anlamında olumlu meslekleşme), bireyselleşmenin bir yurttaşlık bilinci olarak içselleştirilmediği; cemaatlerin, hemşericiliğin, ahbap-çavuş ilişkilerinin kenetleyici olduğu toplumlara özgüdür ve kimi durumlarda modern hayata ayak uydurmayı sağlayacak zihni ve ruhsal hazırlığa sahip olmamanın yarattığı yalnızlığı ve bu yalnızlığın beraberinde getirdiği akıl hastalıklarını önlemek gibi paradoksal ve olumlu etkileri de vardır.

Buradan bakıldığında modern bir soruna verilmiş pre-modern bir yanıt gibi görünür. Ciddi sorunlar karşısında pratik hal çarelerine sarılan Türk toplumunda “Abicilik ve Reisçiliğin” kolayca kök salmasının böyle bir boyutu da vardır.”

Reislik mekanizmasının nasıl işlediğine dairse ilginç çıkarımlarda bulunuyor Özkul. Birine reis ünvanı vermenin otorite karşısındaki korkuyu da ifade ettiğine değinen Özkul, korkulan figürle ancak ona takılan bu lakap üzerinden özdeşlik kurulduğuna dikkat çekiyor.

Bunun karşılığında, reisin asla ve asla müritleri ile eşitlenmeyi istemeyeceğine değinen Özkul, böylesi bir eşitlenmeyi varoluşsal bir tehdit olarak gördüğüne vurgu yapıyor. Tam da bu durumdan ötürü, reisin kendini korumak için iç ve dış tehditler icat ettiğini aktaran Özkul, yazısını şu satırlarla sürdürüyor:

“Türk tipi “reislik ve abicilik” bir erkeklik meselesidir ve fiziksel güce dayalı bir “cefakârlık” edebiyatına yaslanır: Tribün reisi veya abisi olmak için belinde döner bıçağıyla kavga etmiş olmak, deplasman otobüsünde binlerce kilometre yol gitmiş olmak, yağmurda çamurda statları doldurmuş olmak gerekir; evinde televizyon karşısında maç izleyip takımını destekleyen “muhallebi çocukları”ndan ne reis olur ne de abi.

Siyasette reislik ise “belediyecilik”ten gelmiş olmayı, sokakların tozunu yutmuş olmayı gerektirir: “Biz hayatı romanlardan değil sokaklardan öğreniyoruz” şiarı reisliğin kılavuzudur. Bakkalla manavla yüz yüze iletişim kurduğunuz için hakikatin bilgisine sahipsinizdir. Esas olan aksiyon adamı olmak, eylemde bulunmaktır; yazı yazmak falan bir eylem biçimi olamaz. Reis ve abi dediğin “yaaa” diye kükreyip kendini erkek gibi ortaya koyan adamdır.

Türkiye 150 yıllık modernleşme sürecinin sonunda “reislerin” ve “abilerin” toplumsal ve siyasal hayatta belirleyici olmaya devam ettiği bir toplum. “Reisçilik” ve “abicilik” özbenliğimiz hakkında fikir verirken gerçek bir alternatifin şu veya bu Reis’ten veya Abi’den değil Reisçilik ve Abicilik ihtiyacından, bu ihtiyacı meydana getiren toplumsal yapı ve zihniyetten kurtulduğumuzda mümkün olabileceğini gösteriyor.”

 

HALKIN BİRLİĞİ

Ankara-Bahçelievler katliamı: Bundan 40 yıl önce 7 TİP’li üniversite öğrencisi genç MHP-ÜGD’li faşistler tarafından katledildi..!

Bundan tam 40 yıl önce yükselen devrimci halk hareketini ezmek ve devletin vurucu gücü rolünü …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle