Anasayfa / Haberler / ÇHD’den açıklama: “Tutsak arkadaşlarımızın yanında, taleplerinin arkasındayız”..!

ÇHD’den açıklama: “Tutsak arkadaşlarımızın yanında, taleplerinin arkasındayız”..!

ÇHD, açlık grevindeki tutuklu avukatlar için milletvekilleri ve çeşitli aydınların da katıldığı bir basın toplantısı düzenled
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve üyeler Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Barkın Timtik, Ebru Timtik, Engin Gökoğlu, Ayşegül Çağatay ve Oya Aslan’ın tutuklu bulundukları hapishanelerde açlık grevine girdiklerini açıklamıştı.
ÇHD, açlık grevindeki tutuklu avukatlar için milletvekilleri ve çeşitli aydınların da katıldığı bir basın toplantısı düzenledi.
İstanbul Barosu’nda düzenlenen basın toplantısına, HDP İstanbul Milletvekilleri Züleyha Gülüm ve Musa Piroğlu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Temsilcisi Ümit Efe ve İstanbul yönetim kurulu üyesi Ümit Biçer, ÇHD Genel Merkez yöneticisi ve Halkın Hukuk Bürosu avukatı Didem Baydar Ünsal, Özgürlükçü Avukatlar Derneği adına Ayşe Acinikli ve Demokrasi için Hukukçular Derneği adına Yıldız İmrek katıldı.
“Açlık grevine başladığı gün, cezaların onanması talebi ile tebliğname hazırlandı”
ÇHD Genel Başkan Yardımcısı Ümit Büyükdağ tarafından okunan basın açıklamasında, Türkiye’deki adaletsiz yargı uygulamalarına ve itirafçılık pratiklerine dikkat çekilerek şu ifadeler kullanıldı;
“3 Şubat 2020 tarihi itibariyle Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı da dâhil olmak üzere; Derneğimiz üyeleri Aycan Cicek. Aytaç Ünsal, Barkin Timtik, Ebru Timtik, Engin Gökoğlu, Ayşegül Çağatay ve Oya Aslan’ın açlık grevine başladıklarını duyurdular.
Kamuoyunun da bildiği üzere, tutsak meslektaşlarımız, sadece adi yargılama olan bir pespayeliğin sonucunda apar topar toplamda 159 yil hapis cezasına çarptırıldılar. Gizli tanıklar ve itirafçılarla yangından mal kaçırırcasına kurulan hüküm, istinaf makamınca derhal onanmış şimdi de Yargıtay süreci aynı hızla devam etmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yine görülmemiş bir hızla onlarca klasör, yüzlerce sayfa iddianame ve yargılama boyunca yaşanan tüm usulsüzlükleri görmezden gelerek, avukat arkadaşlarımızın açlık grevine başladığı gün, cezaların onanması talebi ile tebliğnamesini hazırladı.
Avukat arkadaşlarımızın “yargılama” kılıfı altında yaşadıkları bu süreç Türkiye’de yargı olmadığının en yalın örneklerinden biri olarak karşımızda durmaktadır.
“Adalet saraylarının adalet sağlamaktan yoksun kaldığı bu dönemde adalet mücadelesinde saf tutmak, hepimizin sorumluluğudur”
Bizler biliyoruz ki; Türkiye’de yargı yoktur. Ceza yargılamaları doğrudan talimatla yürütülmekte, on binlerce insan adil yargılanma hakkından yoksun bırakılmakta, savunma hakları da kısıtlanarak tutsak edilmektedir. Adalet saraylarının adalet sağlamaktan yoksun kaldığı bu dönemde, ezilenlerin, baskı altında tutulanların, haksızlığa uğrayanların adalet mücadelesinde saf tutmak, hepimizin tarihsel görevi ve sorumluluğudur.
Derneğimiz başkanı ve üyeleri 2 yılı aşkın bir süredir birbirinden farklı hapishanelerde tutsaktır. Avukatlık anlayışlarını ezilenlerden yana saf tutmak üzerinden inşa etmiş dostlarımız, faşizm karşısında direnmeyi devrimci avukatlığın bir gereği olarak görmektedir. Bu aşamada özelikle bilinmesini istediğimiz nokta, mücadele arkadaşlarımızın bu direnişi sadece kendilerinin karşı karşıya kaldığı bu azgın hukuksuzlukla ilişkili değildir. Dostlarımız, aksine, bu coğrafyada hala vicdanı ve insanlığını yitirmemiş her bir bireyin ortaklaşacağı taleplerini dile getirmekte; ezilen ve sömürülenlerin, doğanın ve yaşamın avukatlığından vazgeçmeyeceklerini ilan etmektedir.
“Tutsak arkadaşlarımızın yanında, taleplerinin arkasındayız”
ÇHD olarak, tutsak arkadaşlarımızın yanında, taleplerinin arkasında olduğumuzu duyuruyor ve direnişlerinin kazanımla sonuçlanması için tüm gücümüzle mücadele edeceğimizi kamuoyuna bildiriyoruz.
Bugün yürüyen kavganın hepimiz için bir özgürlük kavgası olduğuna dikkat çekerek, başta meslektaşlarımız olmak üzere, müvekkillerimizi, aydın ve sanatçıları, bu coğrafyada faşizme, adaletsizliğe, dayatılan onursuzluğa ve çürümeye, sömürüye ve zulme karşı duran herkesi, bu süreci birlikte göğüslemeye ve tüm direnenlerin nefesine nefes katacak bir çabanın beraberce parçası olmaya çağırıyoruz.
ÇHD Genel Başkan Yardımcısı Ümit Büyükdağ tarafından okunan basın açıklamasının ardından açlık grevindeki tutuklu avukatların talepleri, ÇHD Genel Merkez Yöneticisi ve HHB üyesi Avukat Didem Baydar Ünsal tarafından şöyle iletildi;
Çaresiz değiliz; açlık grevine başlıyoruz. çünkü;
Avukatlık mesleğine onur ve saygınlık kazandıran halk ve hak savunuculuğu, mesleğin özüdür. Bu özün çürütülüp; mesleğin alelade bir para kazanma aracına dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz. Avukatlık faaliyeti yargılama konusu edilemez. Bizleri “sözde” yargılayarak, tutuklayıp 159 yıl ceza vererek tüm avukatlık mesleğine gözdağı verilmektedir.
Adalet özlemimiz, müvekkillerimiz yüzlerce günlük açlığıyla kamçılanıyor. Müvveklimiz Mustafa Koçak, devrimci müzik grubu Yorum üyeleri İbrahim Gökçek, Helin Bölek; adalet, adil yargılanma, kazanılmış hakları savunma amacıyla ölüm orucundalar. “Müvekkillerimizin haklı taleplerinin savunucusu olduğumuz talepleri taleplerimizdir, kabul edilsin!” demek için açlık grevindeyiz.
Yargı mekanizması, halkı adaletsizliğe mahkûm etmenin, siyasi muhalifleri ve devrimcileri tasfiye etmenin aracı haline getirilmiştir. Halka yönelik katliamların, işçi cinayetlerinin, devletin faili olduğu suçların, idarelerin ihmalleri sonucu öngörülen, yol verilen “kazaların” yargılama oyunuyla aklandığı, suçluların cezasız bırakıldığı, suçların meşrulaştırıldığı bir “adaletsizlik kazanı” olarak kaynamaktadır “yargı”. Halkın avukatlarının tutsak edildiği, halkın savunmasız bırakıldığı bir mekanizmaya yargı denemez.
Mücadeleler sonucu elde edilmiş yargılama ilkelerinin hayata geçirildiği, savunma ve adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine getirildiği; somut, bilimsel delillere dayalı olarak “suçun” ispat edildiği; belirli, öngörülebilir, açık, halktan yana ve halk için bir yargılama faaliyeti istiyoruz. Gizli tanık aldatmacası, itirafçılık/iftiracılık, SEGBİS dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama oyunları son bulsun! “Bu ‘sözde’ yargılamalarla ceza verilmiş tüm siyasi tutsakların hakları iade edilsin, yargılamalar tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılsın!” demek için açlık grevindeyiz. İçişleri Bakanlığı, sözde “terör listeleri” yayınlayarak yargı yetkisini gasp etmekte, en temel ceza yargılama ilkesi olan “masumiyet karinesini” yok saymaktadır.

HALKIN BİRLİĞİ

İstanbul Barosu’na pankart soruşturması: ‘Suç yok uydurma bir durum var’..!

İstanbul Barosu’na pankart soruşturması: ‘Suç yok uydurma bir durum var’..! Adil yargılanma talebiyle başlattığı ölüm …

instagram web viewer instagram profile