Anasayfa / Özgür Kürsü / Devlete dokunmayan Kürtleri hakir Gören Aydın Tipolojisi ..!

Devlete dokunmayan Kürtleri hakir Gören Aydın Tipolojisi ..!

Devlete Dokunmayan Kürtleri Hakir Gören Aydın Tipolojisi ..!

Cumhuriyet gazetesi yazarı ışıl Özgentürk Kürdistandaki kadınlara yönelik taciz, tecavüz ve fuhuşun teşvik edilmeisni bölgeye yönelik yürütülen kirli sava politikasında , feodal geri kalmışlık ve Kürtlerin aşiret ilişkilerinin devamıyla açıklamaya çalışarak, bölgede yaşanan tüm yaşanan olumsuzluklardan kürt halkını sorumlu tutuyor.

Özgentürk’ün Kürt kadınını ve ulusunu aşağılan bu yaklaşımı tipik Kemalist aydın tipolojisini ele veriyor. Nitekim Kürt kadınının ezilmesi hakkında dertlenmesinden çok Kürtlerin tümünün aşağılanması üzerinden örülüyor, kuruluyor.

Özgentürk Cumhuriyetteki köşeşinde Türk ırkçılarının fantezi alanında sürekli beslenmiş olan, “o bölgeye” ilişkin bir “bilgiyi”, şöyle naklediyor: “Evet, Batman kadın intiharlarının en çok olduğu kenttir. O bölgeyi çok iyi bilen, bir öğretmen dostum şöyle anlatmıştı: ‘Buralarda kız çocuklarına hiç değer verilmez, babalar kız çocuklarını çocuktan saymaz, onlar okutulmazlar, mal gibi satılırlar. Mirastan onlara hiçbir pay düşmez. Herhangi bir beceri edinmeleri, yaşamlarını kendi ayakları üstünde sürdürmeleri için hiçbir yardım almazlar. Bu durumdaki genç kızların iki seçeneği vardır: Ya dağa çıkmak ya da kentlerinde görev yapan asker, bürokrat biriyle evlenerek kurtulmak. Bu nedenle pek çok genç kız umutsuzca kendini kandırır, evlilik hayalleri kurar ve ansızın bürokrat, asker bir başka bölgeye tayin olur gider. Çoğu bekâretini kaybetmiş genç kızlar için intihar, bir kurtuluş olur.”

“O bölgeyi çok iyi bilen bir öğretmen” dostunun safsatası karşısında utanmak şöyle dursun, bunu referans olarak alması ve hatta bunu bir yazıda nakletmesi, Özgentürk’ün “bilinçli cehaletinin” bir parçası değil ideolojik yaklaşımının soncuu olduğyunu söylemek yanlış olmayacaktır .

Özgentürk’ün bu manipülasyonu, Batman’daki intihar oranına ilişkin aleni yalanı sadece tecavüzcü uzman çavuşu kollayanlara verilmiş bir omuz desteği olarak okunamaz. Bu yazı sadece, ölüme sürüklenen İpek Er’e karşı yapılan suçu görmezden gelme, önemsizleştirme çabası da değil. Keza Özgentürk’ü “zavallı bir bunak” olarak yaftalamak da olayın üstünden atlamanın başka bir formülü. Oysa yukarıdaki ifadeler veya ona benzer her türden manipülasyon, aynı zamanda Kürt ulusuna karşı birer faşist ırkçı saldırıdır.

Özgentürk’ün, intiharla sonuçlanan bir cinsel saldırıyı ve şiddeti porno üzerinden okumasına gelince… Şöyle diyor: “Şu anlattığım durum, bu güzel ülkenin porno çukurunda debelendiğine bir örnek. Çünkü porno, sadece cinselliğin abartılı biçimi değildir, insana aykırı her davranış, her söz pornoya girer.”

Özgentürk’ün bu ırkçı değerlendirmesi onu nasıl bölgede tüm bu olumszulukların kaynağının devletçe yürtülen kirli savaş olduğu gerçeğini görmezden geldiğini gösterir başka birşeyi değil.  Zira intiharla sonuçlanan bir cinsel saldırıyı pornoyla ve halkın “kızlarına değer vermemesiyle” açıklamak da ırkçı saldırganlığın açık göstergesidir. Özgentürk’ün porno kavramsallaştırması üzerinden gitdilse bile, esas kendisinin, cezasız bırakılmış korkunç bir olayı pornografikleştirdiğini söyleyebiliriz: Bölgede devlet şiddet ve kürtleri yoksullaştırrak  çökertem politikaısnı görmezden gelen, ırkçı, bilinçli olarak ötekileştiren, tipik Türk aydınının saldırgan bir tutumudur.

Oysa ortada açık bir hakikat var: oda İpek Er, Kürtler, Batmanlılar kadınlara değer vermediği için tecavüze uğramadığı. (Ataerkinin hüküm sürdüğü her yerde kadına yönelik öyle veya böyle bir saldırganlık, değersizleştirme var elbette. Ne Batman bundan azade ne Kütahya, ne Mersin, ne İstanbul, Adana, Şırnak, Hakkâri, Trabzon vs.) İpek Er, bizatihi devlet, tecavüzcüye değer verdiği için öldü. Musa Orhan orduda görevli bir kelle kulak avcısı, Kürtlerin kadınlara değer vermediğini düşündüğü için onu istismar etmedi. Musa Orhan, devletin kendi askeri söz konusuyken bir Kürt kadına değer vermeyeceğini ve kendisini koruyacağını bildiği için Kürt kadınan tecavüz etti. Ve  suçu sabit olduğu halde ellini kolunu sallayarak ortalarda dolşamasıda Musa Orhanı haklı da çıkardı.

Özgentürkün kadınların intihar ya da tecavüze sürüklenmesinin tarihi bir kadermiş gibi malzeme edilmesine dayanıyor bu üslup. Her tepeden bakan Türk aydını(!) gibi, olguları ezelden ebede değişmez şeylermiş gibi ince bir maharet içeriyor. Demokrat, aydın savunucuları da, Özgentürk’ün acımasızca eleştirilmesini ahlakçı buluyor. Hatta bir yorumda, sözün Kürt kadınlarına verilmesini ve onların kendi deneyimlerini aktarmasını istiyor.

Kürt kadınları hemen hergün konuşuyor ve   çarpıcı tespitler yapıyorlar. Batman’da yazan Kürt kaıdnı bakın ne diyor:  ta 2017’de yazan bir kadından gelsin çarpıcı tespitler:

“Geçmişte sokağında biri kötü bir şey yaptığı zaman bütün mahalleli onu aforoz ederdi, bizi yerimizden yurdumuzdan eden baskı ve savaş politikaları sonucu yaşanılan olaylara tepki veremez hale geldik. Bundan dolayı bu fuhuş ve tecavüzler yaşandı ve bundan sonra çocuklarımız için bizler ne yapmalıyız ona yoğunlaşmamız gerek.” diyor Derya Aslan ‘Batmanlı kadınlara ses olun’adlı yazsında

Yazının içeriği o kadar açık ki. İntihar ve tecavüzleri nedenleri ile birlikte ortaya koyuyor. Bunların da Türk aydınının(!) demediği, diyemediği faşist baskı ve kirli  savaş politikalarının ürünü olduğunu ifade ediyor. Bu kadar açık, ‘oradaki öğretmen arkadaştan’ değil doğrudan bir kadından gelen mesaj bu çukur aydınlarının kabusu hükmündedir olsa olsa. Ama büyük ihtimalle ne bu yazıyı okumuşlardır ne de Batmanlı kadınları dinlemek gibi bir kaygıları vardır.

Bilimsel tavrı ağızlarına sakız etmiş olan Türk aydını şabloncu, pek de parlak olmayan entelektüel seviyesini dayatan, olgulardan analize uzanamayan ve kendi gerçekliğini empoze hatta dikte etmeye şartlanmış bir tipoloji çizer. O her şeyin çözümünü bilir ama ‘ter kokan işçi’, ‘kırolar’ onu dinlemez; artık düşman o kırodur, ter kokan işçidir onun için. Sistemle, kapitalle, ırkçılıkla, sömürgeci dayatmalarla bir ilişkisi kalmamıştır onun artık; bilakis onlar üzerinden harekete geçer.

Bu aydın denilen tipoloji bu yüzden ırkçılık, sömürgecilik, ayrımcılığın en somut örneklerinden birisi olarak çıkar karşımıza. Bakmayın siz onların dertli göründüğüne, Kürt kadınını da sevmezler; sevdikleri gibi göründükleri, aslında zavallı olarak görmek istedikleridir.

İşte bu aydın(!) grubu tarafından “tanınma” çabası da cehennem kapısını aralar. Bu konulara odaklanmak gerekiyor aslında; ırkçılığın, sömürgeciliğin, ayrımcılığın kaynakları, nedenleri ve yansımalarını iyice kavramak ve bunlarla mücadele edebilmek için.

Cehennemden çıkmanın koşulu ise, bu faşist kafatasçı  ırkçı, şoven tipoloji  karşı çıkarak sorunun merkezine faşist ırkçı ve inkarcı politikalarla  hesaplaşmayı alarak,   kirli savaşın zavallı destekçileri konumunda duran aydın müsfettelerii teşhir etmek ve  bunların ötekileştiren ve halkalrı bir birlerine düşman ederek  faşist saray rejiminin kirli savaş politikalarını çanak tutan politikalrının karşısında durarak, Kürt ulusunun haklı ve meşru mücadelesinin yanında saf tutmak geçtiğini unutmayalım  

HALKIN BİRLİĞİ

97.YILINDA LOZAN ANLAŞMASI KÜRT ULUSUNUN ULUSAL HAKLARININ GASPIDIR..!

Lozan Antlaşmasının 97. yıl dönümü çeşitli etkinliklerle kutlandı. Yine devlet erkanı, Atatürkçü Düşünce Derneği, CHP, …

instagram web viewer instagram profile