Anasayfa / Dünden Bugüne / Devrimci Sanatı ve Faşizme Karşı Örgütlü Duruşuyla Yılmaz Güney 83.Yaşında..!

Devrimci Sanatı ve Faşizme Karşı Örgütlü Duruşuyla Yılmaz Güney 83.Yaşında..!

Bu coğrafyada tepeden tırnağa kavga insanlığıyla Yılmaz güney Geçti. Yılmaz Güney , 1 Nisan 1937 yılında, Adana’nın Yenice kasabasında yaşama merhaba dedi .Urfa dan kan davası nedeniyle Adana’ya göç etmek zorunda kalan yedi çocuklu, tarım işçisi ırgat başı Hamid’in oğlu olarak dünyaya gelen Yılmaz Güney, kendisini ”Kürt asıllı, topraksız, yoksul bir ailenin çocuğuydum” diye tanıtacaktı daha sonra .

Başkaldırı ve öğrenmeye merakı ve kendini yenilemeyi, daima kişiliğinin bir parçası yapmış bu devrimci militan sanatçının çocukluğu yoksulluk içinde geçer . Liseyi Adana’da bitirir. Yaz tatillerinde ırgatlık yapar . Ve çobanlıktan, kolonya ve gazoz satıcılığına kadar her işe girer, çıkar. Böylece yaşamı, haksızlıkları ve yoksulluğun acılarını kavrar. İyi bir gözlemcidir. Bu niteliği, daha sonra senaryolarında, öykülerinde ve romanlarında belirgin bir biçimde karşımıza çıkacaktır.

Bilindiği üzere devrimci sanatçı , bilim adamının sezgisine sahip olan kişidir . Devrimci sanatçı Yılmaz Güney’i yaratan da, çevresinde ‘olağan’ karşılanan olayları, şeyleri sürekli araştıran, sorgulayan kişiliği olmalı. Kanımızca onun ‘bilim’e yani devrime ve sosyalizme ilgi duymaya ve ona yaklaştıran da bu gerçekliktir.

Liseyi bitirdiğinin ardında 1955 yılında Ankara hukuk fakültesine girer, bu yıllara daha fazla politikaya ilgi duyar ve öyküler yazmaya koyulur Güney.Maddi olanaksızlar nedeniyle okulu yarıda bırakan Güney okul kaydını İstanbula aldırır. 1956*57 yıllarında sinemayla tanışır. 1958’de i’Bu Vatan Çocukları’yla sinema başlar.

Türkiye cezaevlerinde ozan yetişir, romancı yetişir , ressam yetişir örnekleri çok. Türkiye cezaevleri bir okuldur: Nazım, Orhan Kemal, Kemal Tahir, ressam Balaban aklımıza il geliverenler. Güneyde ilk romanı ‘Boynu Bükük Öldüler’ 1961-62 arasında Nevşehir cezaevinde yazar. Bu ilk romanı, 1972 yılında ‘Orhan Kemal Roman ödülü’ kazanacaktır .

Cezaevinde bir buçuk yıl kalır sanatçı Ve ardından 6 aylık sürgün cezasını çekmek üzere Konya’ya gider .Konya dönüşü yine Yeşilçam’dadır. Bundan sonrası bazı zamanlarda zorunlu kesintiler olsa da yaşama gözlerini yumana kadar sinemayla uğraşan Güney 13 yıl zindanda yatar. Zindan güneyi hem daha bir devrimci yapar ve olgunlaştırır,hemde örgütlü savaşımın önemini derinden kavrar. Peşpeşe halkın sorunlarına ılık tutan devrimci filimlerde oynar ve yeni senaryolar yazar. Prangasız Mahkumlar, Halime’den Mektup Var, Hergün Ölmektense, Ben Öldükçe Yaşarım, On Korkusuz, Adam, Koçero Kızılırmak- Kara koyun ve Hudutların Kanunu Umut,Acı, Ağıt, Umutsuzlar, Arkadaş, Baba filimlerinde oynar.Endişe,Sürü ve Yol filimlerinin senaryosunu yazar yönetir.

Güney, dünyayı değiştirme özlemi içinde bir devrimci sanatçıydı. Sanatı, dünyayı değiştirmen araçlarından yalnızca bir tanesiydi. O ”kültür sanat alanındaki mücadele, devrimci mücadelenin yalnızca bir ‘ yanıdır” diyor. Öte yandan bu ; mücadelede sanatın ve edebiyatın önemini küçümseyenlere de şiddetle karşı çıkıyordu, Çin’li yazar Lu Sun’u eleştirirken ;

“Edebiyatta devrim nasıl büyük bir rol oynuyorsa, devrimci bir edebiyat ta, devrim için büyük roller oynayabilir.,oynamaktadır, oynamıştır da. Devrimci.mücadelenin hem etkileyen, hem de etkilenen ayrılmaz bir parçasıdır. Lu Sun ; soruna tek yanlı bakmaktadır. Sadece devrimin, edebiyatta büyük rol oynayacağını görmekte, sanatın ve edebiyatın devrimde oynayacağı rolü küçümsemektedir.” (a.g.e. s.122) der.

Çünkü O’na göre: “Devrimci sanatçı, devrimci tabiatı gereği militandır , yenileştirici ve değiştiricidir .Toplumsal kurtuluş mücadelesinden ayrı düşünülemez.devrimci mücadeleyle organik bir biçimde bağı olmalıdır. Bu nedenle, devrimci bir sanatçı, o ülkenin devrimci mücadelesinin hedefleri ve görevleri doğrultusunda görevlerle yüklüdür. 0, herşeyden önce bir devrimcidir , militandır, sanatı devrimin bir aracıdır, bir silahıdır”

O’na göre, devrimci sanatçı devrimin , hedefleri doğrultusunda görevlerle yüklüydü. Devrimci sanatta bu görevleri yerine getirmekte bir araçtı.Mücadeleye bağımlı bir araç. Ancak ,kuru slogancılığa da karşıydı. “Sadece doğru fikirleri ve toplumsal yaşamı, hikaye, şiir, roman, film vb. kalıpları içinde kabaca yansıtan sanatı kuru slogan düzeyine indiren tutum, niyeti ne olursa olsun, devrimci sanat adına layık olamaz. Böylesi ucuzluklarla çok karşılaşacağız. ve böylesi ucuzluklarla mücadele etmek devrimci görevdir.”diyordu. (Siyasal Yazılar 1, s.21)

Yılmaz güney devrimci düşüncesi ve örgütlü duruşu nedeniyle faşizmin sistemli saldırısına maruz kaldı. yazdığı yazılardan dolayı ağır hapis cezalarıyla yargılandığı 1981 faşist cunta koşullarında yurtdışına çıkmak zorunda kaldı.. Yurt-dışında yaşadığı 3 yıllık süreç içinde boş durmadı. Yurt-dışında faşist cuntaya karşı emekçilerin sesi soluğu olmaya çalıştı.

1984 yılında Kahrolası kanser hastalığına yakalanan Güney son günlerinde çok üşüdüğü bir an; ,”çok üşüyorum, beni Komünarların battaniyesine sarın!” dedi ve bu onun son vasiyeti oldu O’nu ‘Komüncüler’le sardılar .9 Eylül 1984’te yitirdiğimiz Yılmaz Güney, Paris’te Pere La Chaise Mezarlığı da komünarlarla birlikte yatıyor artık.

47 yıllık ömrünün 13 yılını cezaevlerinde, 3 yılını yurt-dışın da sürgünde geçirmek zorunda kalan bu devrimin savaşçısı Güney, uzun sayılmayacak bir ömre ”dünya sinema klasikleri arasında sayılan ondan fazla filmle yönetmenlik- senaristlik-baş oyunculuk; yüzden fazla filmde baş oyunculuk; otuzu aşkın kitap, roman, hikaye-senaryo; binlerce yazı sığdırmıştı .

Bir sanatçının niteliğini belirleyen ölçütün, toplumsal pratik olduğunu söyleyen ve ”herhangi bir ülkede, devrimci bir sanatçının görevlerini ve sorumluluklarını saptarken, o ülkenin tarihi, toplumsal ekonomik ve siyasi yapısını, o ülkedeki toplumsal kurtuluş mücadelesinin düzeyini, kitlelerin sanat ve kültür ilişkilerinin düzeyini doğru kavramak gerekir” diyen devrimci militan aydın sanatçı geleneğimizin, Nazım’dan sonraki en önemli temsilcisi bu değerli sanatçıyı, dünyaya merhaba demesinin 83.yıldönümün de, bir kez daha Güneyi saygıyla anıyor ve ideallerini yaşatacağımıza söz veriyoruz.

HALKIN BİRLİĞİ

Korona Krizi yoksul ülkelerde gıda kıtlığına yol açacak..!

Dünyayı etkisi altına alan yeni koronavirüs salgınından şimdilik daha az etkilenen Afrika’da özellikle gıda boyutuyla …

instagram web viewer instagram profile