Anasayfa / Analiz-Polemik / Ekim Devrimin de Öğrenerek İlerlemek..!

Ekim Devrimin de Öğrenerek İlerlemek..!

“Genel olarak tarih özel olarak devrimlerin tarihi, en iyi partilerin, en ilerici sınıfların, en çok sınıf bilinçli öncülerinin sandığından her zaman daha zengin içerikli, daha çeşitli, çok yanlı, canlı, daha karışıktır. Bu aynı zamanda akla uygun bir şeydir. Çünkü en iyi öncüler, on binlerce insanın bilincini, iradesini, tutkusunu, hayal gücünü dile getirirler; ama devrim insanın tüm yeteneklerinin özel bir atılım ve özel gerilim gösterdiği anlarda, en sert sınıf savaşımının ileriye doğru kamçılandığı, milyonlarca insanın bilinci, tutkusu ve hayal gücü ile gerçekleşir.” (Lenin)
İnsanlığın altın çağa yürüyüşünü muştulayan Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’nin zafere taşınmasının tam olarak 102. yıl dönümü. Burjuvazinin ve sermayenin kalbine bir bıçak gibi saplanan Ekim Devriminin 102. yıldönümünü bugünkü koşullarda, “sosyalizm öldü bir daha ayağa kalkamaz “, “Ekim Devrimi insanlık için bir acı ve ıstıraptı” vb. diyen her türden karşı-devrimci sapkın güçler, 200 yıl aşkındır dünyaya egemenliklerini ilan eden burjuva kapitalist sistem değilmiş gibi , işçi sınıfı ve emekçi yığınların hiç bir temel sorununa yanıt olmadığı açığa çıkmış ve krizden krize koşan emperyalist kapitalizmi cilalayıp boyayarak, emekçilere kurtuluş reçetesi olarak satmaya .alışıyorlar.. Devrim ve sosyalizmin yenilgisi üzerinde tepinen ve artık o uğursuz gün olarak ifade edilen devrimin ayak seslerinin duyulamayacağı sevdasına kapılan emperyalist kapitalist sistem ve onun kalemşörleri, başta Rusya olmak üzere, dünyanın dört bir yanında işçi sınıfı ve emekçi yığınların özgürlük, ekmek ve bağımsızlık için mücadeleye atılıp, devrim ve sosyalizm şiarlarını yeniden yükseltmeleri, aslında sosyalist Ekim devriminin dünyanın lanetlileri olarak damgalanan işçi sınıfı ve emekçi yığınlar için kurtuluş umudu olmayı sürdürdüğünü gösteriyor. Geçici yenilgiler, zikzaklara karşın tarihin tekerleği hep ileriye sosyalizme ve komünizme doğru yürüyüşünü hiçbir gerici güç durduramayacak ve ekim devrimi’nin insanlık için tek kurtuluş yolu olduğunu gizleyemeyeceklerdir.
Takvim yaprakları 25 Ekim (Yeni takvimle 7 Kasım) 1917’yi gösterirken, tarih insanlığın o güne dek en büyük ve en güçlü, görkemli eylemine yani şanlı sosyalist Ekim Devrimine tanıklık ediyordu. Bundan tam 102. yıl önce çeşitli ulus ve ulusal azınlıklardan Rusya proletaryası, Bolşevik partinin etrafında yıkılmaz bir birlik oluşturarak, dünyada ilk kez, emperyalizmin kapitalizmin bağrında ölümcül bir yara açıyor, emperyalist zinciri en zayıf halkasından parçalayarak devrimi zafere taşıyordu. Sömürücü sınıfların iktidarını devrimci kitlesel şiddet yoluyla parçalayıp, politik iktidarı fethederek proletarya ve yoksul köylülüğün ittifakına dayanan proletarya diktatörlüğünü ilan ediyordu. Böylece ilk kez sosyalist Ekim Devrimi’nin şahsında Marksizm teoriden pratiğe taşınıyor, teorinin griliği yaşamın yeşilliğinde hayat bulup tanıtlanıyordu. Bu görkemli zafer Marksizm-Leninizm’in bir ütopya olduğu, bilimsel olmadığı vb. türündeki uğursuz savlarını,i burjuvazinin, oportünizmin, revizyonizmin, reformizm’in iğrenç demagojik saldırılarını, kara çalmalarını boşa çıkarıyordu. Marksizm-Leninizm’in bilimsel bir dünya görüşü olduğunu, tarihsel ve toplumsal gelişmenin nesnel yasalarını ve gelişme yönünü doğru saptadığını bütün yakıcılığı, berraklığıyla, zenginliğiyle dışa vurdu. Bu olgu devrim tarihinin sayfalarına altın harflerle yazıldı. Ekim Devrimi’nin emperyalist kapitalist burjuvaziye bu yanıtı hala meşale olarak yanmakta, burjuvazinin , müttefiklerinin, emperyalist kapitalizmin hizmetinde olan ideoloji ve politikaların, Maocu revizyonistlerin, reformistlerin, Yeni Dünya Düzencisi çanak yalayıcılarının ve Troçkistlerin yoğunlaşarak süren benzeri kara çalmalarına da ışık tutmaktadır.
İlk olarak vurgulamalıyız ki, Ekim Devrimi, Marks ve Engels’in Marksizm’in bir doğma değil, eylem kılavuzu olduğu tezini doğruladı. Bernşteynci revizyonistlerin, İkinci Enternasyonal oportünistlerinin Marksizm’i eylem kılavuzu olmaktan çıkaran, onu yalnızca dünyayı yorumlamakla yetinen bir dünya görüşüne indirgeyen, böylece onu devrimci içeriğinden kopararak burjuvaziye zararsız hale getiren teori ve pratiklere de ölümcül bir darbe indirdi. Büyük Ekim Devrimi, Leninizm’in, emperyalizm ve proleter devrimler çağının Marksizm’i, genel olarak proleter devrimin özel olarak da proletarya diktatörlüğünün teori ve pratiği olduğunu yadsıyan, Leninizmi-Marksizm’den koparan revizyonistlerin ve İkinci Enternasyonal oportünistlerinin ideolojik, politik saldırılarını pratikte boşa çıkardı. Bu olgu, İkinci Enternasyonal oportünistlerinin tarihin çöplüğüne atılmış teorilerini günün koşullarına uyarlayarak piyasaya sunan sözde Marksizmi savunurken Leninizm’e, Leninizm’in şahsında Marksizm’e saldıran bilumum revizyonist, oportünist akımların burjuva demagojik yaklaşımlarına da bir yanıt olmaya devam etmektedir. Marsizmi-Leninizmi derinden kavrayan, her şart altında onu devrimci özüne sıkı sıkıya bağlı kalan, içten ve dıştan bin bir biçimde ona yönelen burjuva ideolojik-teorik saldırılara karşı, Marksizmi-Leninizmi ülkesinin somut şartlarıyla kaynaştıranların zaferi kaçınılmazdır. Bu kaçınılmaz sonu engellemeye çalışan emperyalist kapitalizm, burjuvazinin yedeğindeki her türden ve tonda ideolojiler ve barikatlar tuzla buz olmaya mahkumdur. Ekim Devriminin 40 yıllık eşsiz deneyimi ve diğer ülkelerin bu hatta yürüyerek devrimleri zafere taşımaları, bu ülkelerde işçi ve emekçi yığınların her türden ihanete karşı sosyalizmi inşa etme ve 40 yılda olsa ayakta tutma çabaları bunu kanıtlamıştır.
Lenin ve Stalin’in Sosyalist Sovyetler Birliği’nin pratik dersleri Türkiyeli devrimci ve komünistlere de ışık tutmuş ve örnek olmuştur. Devrim ve sosyalizmin ağır bir yenilgi aldığı, ABD’nin başını çektiği Yeni Dünya Düzeni adı altında emperyalizmin yeniden yapılandırılarak dünyaya egemenliğini sürdürdüğü, azgın karşı-devrim saldırısı koşullarında atağa kalkan ve bin bir biçimde süren M-L’ye yönelik ideolojik-teorik saldırıları yanıtlamak, yenilginin dersleriyle donanarak daha sağlam ve sağlıklı bir zeminde arınarak ileri atılmak, devrimci proletaryanın programını derinleştirerek, devrimimizi daha sağlam zeminde örmek için proletarya partisini oluşturmak ivedi göreviyle yüz yüzeyiz. Sınıflar savaşı bugün dünden daha yüksek bir bilinç, inisiyatif, örgütlülük ve ataklık gerektiriyor. Daha önceki süreci her alanda aşan ve 2 binli yılların sorunlarına yanıt olarak güçlü bir teori ve buna sıkıca bağlanmış atılımı yapmadan, eski çalışma biçimlerini aşmadan istenilen gelişme ve mevcut durumdaki olumsuzlukları hızla geride bırakarak, proletaryaya bağlanarak, komünist parti kurma çalışması ilerletilemez ve devrimci gelişmeye istenilen düzeyde müdahalede sağlanamaz.
Ekim Devrimi’nin top sesleri, eski çağın, burjuva demokratik devrimler çağının kapandığını, yeni bir çağın, emperyalizm ve proleter devrimler çağının açıldığını kanıtlıyordu. Büyük Sosyalist Ekim Devrimiyle emperyalist kapitalizmin en üst aşaması tekelci kapitalizmin, çürüyen, asalak ve can çekişen kapitalizm olduğu, kapitalizmin emperyalizmden öteye gideceği bir yer olmadığı, kapitalizmin artık tarihsel bir zorunluluk olarak yerini sosyalizme bırakmak zorunda olduğunu, emperyalist kapitalizmin sosyalist devrimin şafağı olduğu Leninist tezini, bütün berraklığıyla, derinliğiyle doğruladı. Keza Büyük Sosyalist Ekim Devrimiyle bir çelişki daha doğdu ve yerküremizde kapitalist sistem ile sosyalist sistem arasındaki çelişki, sosyalist sistemin doğuşuyla birlikte emperyalizmi zayıflatan, emperyalizmi devrime götüren çelişkiler daha bir şiddetlendi, derinleşti. Sosyalist Sovyetler Birliği’nin varlığı, enternasyonal proletarya ve halklara ilham kaynağı oldu ve dünya proletaryası için devrimin üssü durumuna geldi. Ekim Devrimiyle birlikte, proletaryanın burjuvaziyi, ezilen halkların ve ulusların emperyalizme, sömürgeciliğe ve yeni sömürgeciliğe karşı ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadeleleri bir atılım dönemine girdi.
Yine Ekim Devrimiyle birlikte uluslararası komünist hareketin birliğinde bir sıçrama yaşandı. Oportünistlerin ihanetiyle bütünüyle yozlaşan İkinci Enternasyonalin yerine Üçüncü Enternasyonal kuruldu. Üçüncü Enternasyonal Ekim Devriminin etkisiyle hızla gelişti, güçlendi ve dünya politika arenasında büyük ve etkin bir politik güç durumuna yükseldi. Enternasyonal proletaryanın ve ezilen, sömürülen ve köleleştirilen milyonların kavgasına yol gösterdi. Ekim Devriminin etkisiyle dünyanın dört bir yanında yeni komünist parti ve örgütler doğdu. İhanetçi İkinci Enternasyonal partilerinde hızlı ayrışmalar yaşandı. Dünya çapında Marksizm-Leninizm’in, Sosyalist Sovyetler Birliği ve Üçüncü Enternasyonalin prestiji hızla yükseldi, kıtanın dört bir yanını etkiledi. Böylece burjuvazinin, burjuva ideologlarının, kapitalizmin politik temsilcilerinin ve emperyalizmin hizmetindeki oportünist, revizyonist ve reformist akımların yüreğindeki, beynindeki korku devleşti. Buna bağlı olarak sömürülenlerin, proleter yığınların bağımsızlığa, demokrasiye, sosyalizme, sömürüsüz, savaşsız bir dünyaya olan tutkusunu daha da güçlendirdi ve her türlü ihanet ve aşağılık saldırılara karşı geleceğe olan umudu taze tutmasını sağladı. Ekim devriminin kanıtladığı diğer bir gerçekte kapitalizme karşı mücadelede tek sınıf proletaryadır.
Ancak proletarya kendisiyle birlikte, ezilen, sömürülen tüm sınıfları kurtarma yeteneğindedir. Çünkü proletarya dışındaki tüm sınıflar kapitalizmin tepesinde durmaktadır. Özel mülkiyete sahiptirler. Oysa proletarya, kapitalizmin özgül ürünü ve mezar kazıcısıdır. O, özel mülkiyetle bağlarını koparmış modern bir köledir. Kurtuluşu özel mülkiyetçi üretim ilişkilerini, kapitalist özel mülkiyet dünyasını devrimle tasfiyesinden yanadır. Bundan dolayıdır ki, proletarya, teoride özel mülkiyetin tüm biçimlerine karşıdır, politikada proletarya demokrasisini öngörür. Ekim Devrimi’nin kanıtladığı gibi, çağımızın merkezinde duran çağın yükselen ve geleceği elinde bulunduran sınıfı, kapitalist dünyanın her renkten temsilcisinin horladığı, “ayak takımı” ve “cahil” olarak niteledikleri proletaryadır. Bundandır ki Marksist teori odağına proletaryayı koydu. Çağımızda devrimci ve sınıflar mücadelesinin her cephesinde öncülüğü proletaryaya verdi. Dünya proletaryasının değerli öğretmeni ve önderi Lenin ve Rusya Bolşevikleri Program, strateji ve taktiklerinde buna uygun davrandılar. Ve Marksist teorinin bilimselliği bütün arı-duruluğuyla kanıtlandı.
1905-1917 Şubat ve 1917 Ekim Sosyalist Devriminin öncüsü, Ekim’de politik iktidarı fetheden sınıf, öncü sınıf dediği sınıftır. Rusya komünistlerinin ve Ekim Sosyalist Devrimi’nin deneyimleri, bugün komünistlere yol göstermeye devam ediyor.

HALKIN BİRLİĞİ

(YA DA “NE OLUYOR; NASIL; NE YAPMALI” MI?)

“Beklemeye tahammülü olmayan hiçbir yolculuğa çıkmasın.” [1] Günümüz yerküresi ve coğrafyamıza ilişkin soru(n)ları [2]  konuşmak/ …

instagram web viewer instagram profile