Anasayfa / Dünyadan / Emperyalizm her yerde savaş, yıkım, yoksulluk ve sefalet üretiyor..!

Emperyalizm her yerde savaş, yıkım, yoksulluk ve sefalet üretiyor..!

Bir dönemler emperyalist kapitalizmin demokratikleştiği ve artık sınıf farklılıklarını aşağıya çektiği yalanıyla, sınıflar savaşımının ve haliyle de sömüren-sömürülen,ezen-ezilen ilişkinin yeni bir dönme girdiği yalanı pompalanmıştı. Neki gelişmeler tam tersini açığa çıkardı. Emperyalist kapitalist sistem dünya çapında yoksulluk, açlık, sefalet, zulüm, sömürü ve talan savaşlarıyla acımasız vahşi bir düzen olduğunu ve devrimlerle yıkılmadığı sürece, emperyalizmin emekçi halklar için yoksulluk ve yıkımların adı olmaya devam edeceği su götürmezce açığa çıktı.

Nitekim, Dünya Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2017-2018 yılına ait verileri emperyalist kapitalist barbarlığın yarattığı yıkım tablosunu en çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır.1 Açıklanan verilere göre dünya çapında durum şudur:

– 767 milyon insan günde 1,90 dolarla yaşamak zorunda.

– Çalışanların %10’unun günlük kazançları 2 doların altında.

– 2 milyardan fazla insan içecek temiz su bulamazken, günde bir öğün yemekle yaşamak zorunda.

– Yıllık 37 milyon anne, hamilelik sürecinde veya doğum sonrası ölüyor.

– Yılda 5,9 milyon çocuk daha 5 yaşına gelemeden, çok basit ve önlenebilir hastalıklardan dolayı yaşamını yitiriyor. 152 milyon çocuk yoksulluk nedeniyle çalışmak zorunda.

– Çalışabilecek durumdaki 1,1 milyar insan işsiz.

– 5,2 milyar insan her türlü sosyal güvenceden yoksun. 2,6 milyar insan sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor…

Kapitalizm yoksulluk, açlık, sefalet ve savaş düzenidir

Bu manzara servet-sefalet uçurumuyla tamamlanıyor. İstatistiklere göre dünyadaki 6 kişinin sahip olduğu servet 3,6 milyar insanın sahip olduğu servetten daha fazladır. Dünya nüfusunun %1’inin serveti geri kalan %99’un toplam servetine eşitlenmiştir.

Veriler “sosyal adalet, refah toplumları, barış, savaşların sonu“ vb. yalanlarla kutsanan ve tarihin sonu olarak ilan edilen kapitalizmin, yeryüzünde yaşayan milyarlarca insana dayattığı barbarlığı bütün bir açıklığı ile ortaya koymaktadır.

Emperyalist dünya düzeninin önemli ve hegemon bir bileşeni olan, ayrıca dünya genelinde üretimin dörtte birini gerçekleştiren Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki tablo da çok farklı değildir. Dünün “refah toplumları” olarak gösterilen bu ülkelerin işçi ve emekçilerinin önemli bir kesimi, kendi elleriyle yarattıkları muazzam zenginliklere rağmen, işsizlik, yoksulluk, açlık ve sefalet içerisinde yaşamaktadırlar. Dünyanın en zengin bölgesi olarak bilinen AB’ye bağlı ülkelerde yaşayan 500 milyon insan, dünya genelindeki bu karanlık tablodan nasibini fazlasıyla almaktadır. AB’nin resmi bir kurumu olan Eurostat Pressestelle tarafından 16 Ekim 2018 tarihinde kamuoyuna açıklanan kapsamlı bir raporlar bu durum, bizzat AB sözcüleri tarafından itiraf edilmektedir.

Üzerinde yapılan tüm manipülasyonlara rağmen rapordaki en dikkat çekici nokta, birlik üyesi ülkelerde %22,5’leri aşan yoksulluk oranıdır. 2017 yılı için verilen bu rakam, birlik üyesi ülkelerin genelinde 113 milyon insanın sefaleti anlamına gelmektedir. Bu sefaletin tek tek bazı ülkelerdeki boyutları ise şöyledir: Bulgaristan %38,9, Romanya %35,7, Yunanistan %34,8, İtalya %28,9, İspanya %26,6, Almanya %19, Hollanda 17,0%, Fransa %17,1, Danimarka %17,2, Çekya %12,2, Finlandiya %15,7.

Yine Eurostat verilerine göre, AB ülkelerinde 16 yaşından küçük her dört çocuktan birisi (22 milyon çocuk) yoksulluk içerisinde yaşıyor. İşsizler, emekliler, göçmenler ve boşanmalar sonucu çocuklarıyla yalnız yaşamak zorunda kalan kesimlerde yoksulluk oranı yüzde 60’ları geçmektedir. İşsizliğin 20 milyonları aştığı, evsiz ve sokakta yaşayanların yüz binlerle ifade edildiği, yoksullara ücretsiz hizmet sunan aşevlerinin sayısının on binleri aştığı, uygar ve zengin kıtanın durumu budur.

Kuşku yok ki emperyalist kapitalist sistem İşçi ve emekçilerin buna yanıtı şimdilik proleter kitle hareketleri ve halk isyanları sınırlarını aşamamış olabilir. Fakat dünya burjuvazisi ne denli çabalasa da dalgalar halinde yükselip geri çekilen bu hareketlerin yarattığı devrimci mayalanmaya, bu mayalanma içinde devrimci önderliklerin filizlenmesine, sosyal patlamaların sınıf kimliği kazanıp devrimci önderlikleriyle buluşmasına ve toplumsal devrim fırtınalarına dönüşmesine engel olamayacaktır.

Emperyalist kapitalizm sistem dünya çapında yoksulluk, açlık, sefalet, zulüm, sömürü ve talan savaşlarıyla yüklü acımasız bir sömür çarkı döndürüyor. İşçi ve emekçilerin bu vahşi ücretli kölelik sistemine yanıtı şimdilik işçi ve emekçi halk isyanları halinde oluyor.. Fakat dünya emperyalist burjuvazisi ne denli zorlansa da dalgalar halinde yükselip geri çekilen bu kitle eylemlerinin yarattığı devrimci mayalanmaya, bu mayalanma içinde devrimci önderliklerin filizlenmesine, sosyal patlamaların devrimci sosyalist sınıf kimliği kazanıp devrimci önderlikleriyle buluşmasına ve ulusal ve toplumsal devrim fırtınalarına dönüşmesine asla engel olamayacaktır.

HALKIN BİRLİĞİ

100. yılında Spartakist Ayaklanma ve Rosa Luxemburg’un Katli..!

Tam bir asır önce Rosa Luxemburg’un katledilmesiyle sonuçlanan Spartakist Ayaklanma hangi koşullar altında gerçekleşti ve …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle