Anasayfa / Politika-Haber / Enflasyon Asgari ücretti dibe çekti ; Tükiye’de asgari ücret artık Avrupa’nın en düşükleri arasında..!

Enflasyon Asgari ücretti dibe çekti ; Tükiye’de asgari ücret artık Avrupa’nın en düşükleri arasında..!

Eflasyon’un yüzde 30’lara fırladığı Türkiye de asgari ücret hızla erdi. Dahası uzun yıllardır üzerinde yer aldığı Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan gibi ülkelerin çok gerisine düştü.

Türk Lirası‘nın değer kaybıyla birlikte bu yıl asgari ücretin alım gücünde de önemli bir azalma oldu.

2018 yılı başında 1404 liradan 1603 liraya çıkarılan net asgari ücretle 353 euro almak mümkündü

Bahar aylarından itibaren TL’nin değer kaybetmeye başlamasıyla bu miktar 197 euroya kadar geriledi.

Türk Lirası’nın en düşük seviyesinden bir miktar yükselmesi ile birlikte 4 Ekim 2018 itibarıyla asgari ücretin euro karşılığı 225 euro oldu.

Fakat bu miktar, asgari ücretin euro bazında zirve yaptığı 2016 yılının yüzde 45 gerisinde.

2016’da aylık brüt asgari ücretle 518 euro almak mümkündü. 4 Ekim 2018 kuruyla aynı miktarda euro alabilmek için brüt asgari ücretin 3682 TL olması gerekiyor. Ancak brüt asgari ücret aylık 2029 TL ile bu oranın çok gerisinde.

Türkiye’deki asgari ücret Batı Avrupa ülkeleri ve Yunanistan’a kıyasla her zaman daha düşüktü.

Fakat Türkiye’de asgari ücretle çalışan işçiler tarihsel olarak bazı Doğu Avrupa ülkelerinden daha yüksek maaş alıyordu.

2001 yılında Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz ve kur şokuna rağmen asgari ücret Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Litvanya gibi ülkelerin üzerinde kalmıştı.

Fakat 2016’dan itibaren değer kaybetmeye başlayan Türk Lirası nedeniyle asgari ücret neredeyse tüm AB ülkelerinin altına geriledi, uzun yıllardır üzerinde yer aldığı Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan gibi ülkelerin çok gerisinde kaldı.

Türkiye’deki asgari ücret, bir zamanlar iki katına yaklaştığı Sırbistan, Karadağ, Arnavutluk gibi ülkelerin seviyesine düştü.

2016’da Türkiye’de asgari ücretle çalışan bir işçi Polonya’daki işçiden yüzde 20 daha fazla maaş alırken bugün yüzde 42 daha az kazanıyor.

Peki bu durum asgari ücretli çalışan işçilerin hayatlarını nasıl etkiledi? Önümüzdeki yıl asgari ücrette nasıl bir artış talep ediliyor? Bu soruları uzmanlara sorduk.

Aslında 2018 asgari ücreti TL’nin değer kaybından önce bile dört kişilik bir ailenin açlık sınırının altındaydı.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) ayrı ayrı yaptığı hesaplamalara göre Ağustos 2018 itibarıyla dört kişilik bir ailenin aç kalmamak için 1800, yoksulluk yaşamamak içinse 6000 TL kazanması gerekiyor. Neki ekonomik krizle birlikte  2018’de asgari ücrette yaşanan erime hızla arttı.  Asgari ücretin alım gücü enflasyon karşısında nerdeyse yarıya yakın düzeyde  gerilemiştir. Asgari ücret 2018 yılında yüzde 14 oranında artırılmıştı. 2018 yıl sonu enflasyon yüzde 20-25 bandında beklenmektedir. Bu durum asgari ücretin en az 10 puan gerilemesi anlamına gelmektedir. Ayrıca 2018 yılı büyüme oranlarının da asgari ücrete yansıtılmamış olduğu düşünülecek olursa asgari ücretteki göreli kaybın çok daha yüksek olduğu görülecektir.

Aslında aratan fiyat artışlarıyla birlikte  asgari ücretli işçilerin bütçesinde ortalama aylık 700 lira açık oluşmuş ve faizdeki artışla birlikte borçlanma maliyeti daha da artmıştır..

Hükümetin yıl sonu enflasyon hedefinin yüzde 20’den fazla olduğu ve eylül itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 25’e yaklaştığı göz önünde bulundurulduğunda, bu beklenti en az yüzde 20’lik bir asgari ücret zammına tekabül ediyor.

İşçi sendikaları asgari ücretin bir an önce 2 bin 500 liraya çıkarılması, komisyonun asgari ücret zammı pazarlığını 2 bin 500 TL üzerinden yapması gerektiğini dillendiriyor.

Son 15 yılda asgari ücrete yalnızca iki kez yüzde 20’nin üzerinde zam yapılmıştır. Tüm bu gerçekler dikkate alınınca, çok sayıda şirketin konkordato ilan ettiği, iflas ettiği veya üretime ara verdiği bir dönemde şirketler böyle bir zammı ödeyecek gücü bulabilir mi?

Bunun zor olduğunu aksine ücretlerde sabitlemeye gidilerek krizin yükünün emekçilerinin sırtına bindirilmesi hiçte beklenmedik bir olay olmayacaktır.

Bilindiği üzere, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi örgütleri, işverenler ve hükümetten 5’er temsilci bulunuyor. En az 2 yılda bir toplanması gereken kurul, son dönemde her yıl sonu toplanarak bir sonraki yılın zam oranını belirliyor.

Bu toplantılarda hükümetin işverenin yanında yer aldığı bilinen bir gerçekliktir. Haliyle asgari ücret komisyonunda işçilerin lehine karar çıkmasını beklemek havanda su dövmeye benzeyecektir.

Asgari ücret artışı konusunda sermayedarların direncini kırmak için hükümet asgari ücretin işverene maliyetini düşürücü yöntemler kullandı. Vergi ve sigorta prim teşvikleri yapıldı. Böylece asgari ücret artışının bir bölümü bütçeden veya işsizlik sigortası fonundan karşılanmış oldu. Asgari ücretin maliyeti işverenlerden alınıp topluma ve işçilere yansıtıldı.

Sendikalar asgari ücret konusunu topluma mal etme ve yönde bir toplumsal talep ve beklenti yaratma konusunda adeta seyirci kaldılar. Sendikalı işçilerin önemli bir bölümünün asgari ücretten fazla ücret alıyor olması sendikaların asgari ücret etrafından güçlü bir mücadele yürütmesini engelledi. Oysa asgari ücret genel ücret seviyesini yukarı çeken bir etkiye sahip. Öte yandan büyük sendikaların son yıllarda hükümetin politik etkisi  alanında olması asgari ücret etrafında güçlü bir mücadele için ciddi bir açmaz oluşturuyor.

Son olarak Asgari ücret Komisyonunun bu yaz doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlanması da ,durumun işçiler aleyhine olduğunu gösteren diğer bir veridir.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun cumhurbaşkanlığı teşkilatı içine alınması CBK ile komisyonun yapısının değiştirilmesine olanak tanımaktadır. TBMM’nin kanunla yapabileceği bir değişiklik cumhurbaşkanının iki dudağı arasına terk edilmiştir. Cumhurbaşkanı Asgari Ücret Tespit Komisyonun üye bileşimini istediği gibi değiştirebilecek ve müdahale edebilecektir.

Asgari ücret zammının belirlenmesinden yaklaşık 3 ay sonra yerel seçimlerin yapılacak olması bu sefer işçilerin elini güçlendirebilir.

2017 sonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’de çalışanların yüzde 40,3’ünü asgari ücretli çalışanlar oluşturuyor. O dönemde bu sayı 5,8 milyon kişiye denkti. Bu kişilerin gelirlerine muhtaç olan aileleri de hesaba katınca yerel seçim sonuçlarına etki edebilecek büyüklükte bir nüfus ortaya çıkıyor.

ücretlerin alım gücünü koruyan politikalarla krize karşı mücadele etmek öne çıkarılmalıdır.

“Elektrik, doğalgaz, enerji fiyatları, hammadde girişlerinin arttığı ortamda, bunlara karşı hiçbir şey yapamayan iktidar, işçinin geçimini sağlayacak ücret üzerinden pazarlık edip düşük ücret dayatacak. . Düşük ücret üzerinden rekabeti sürdürmenin imkanı yok, mümkün değil, ve aynı zamanda insancıl da değil.

İşçilerin insanca yaşayabileceği bir ücret 2 bin 500 yada 3 bin TL pazarlık konusu edilemez, asgari ücret felsefesine aykırıdır bu. En temel geçimi karşılamak zorunda olan bir ücret, bunu nasıl pazarlık edersiniz?

Türkiye de asgari ücret dolar bazında Avrupa’nın en düşüğü oldu, ona rağmen işçi çıkartılacaksa, sorunun çözümünü yine işçiden aramak ve krizi kaynağı sermaye sınıfının üzerine değil de, faturayı işçiye yüklememek yoksulluk ve sefaletin derinleşmesinden öte bir anlam ifade etmeyecektir.

HALKIN BİRLİĞİ

İdam Edilişinin 38.Yılında Necdet Adalı Ölümsüzdür..!

12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 38 yıl geçti. Faşist darbenin ardında Genelkurmay Başkanı …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle