Anasayfa / Özgür Kadın / Evli, çocuklu, yarı zamanlı çalışan…!

Evli, çocuklu, yarı zamanlı çalışan…!

Ana akım basında ekmek parası kazanmak uğruna epey bir klavye tükettik zamanında. Kadın sayfalarında o vakitler (bu vakitlerde de bir şey değişmedi) en sık yaptığımız ve çevirdiğimiz haberlerden biri de “evlilik aşkı öldürüyor mu?” haberleriydi. Bu soru, kah uzmanlara danışılarak, kah 10 soruda, beş soruda filan denilerek, evli insanlardan fikir alınarak defalarca cevaplandırılmaya çalışılırdı, tabii yanına rutine binmiş evlilikleri kurtarma kılavuzları da eklenerek. Kılavuzların öznesi ise hep kadın olurdu, kadınlar kendini ihmal etmekle, cinsel yaşamı çeşitlendirmemekle suçlanırdı. 8 saat ücretli çalışıp eve gelince ellerini çamaşır, bulaşık, temizlikten sıyıramayan, iki çocuğun yanında evdeki eli ayağı tutmayan bir yetişkine (koca) yemek pişirip, hastalıklarında bakan canı burnunda kadınlara, bir de evliliği kurtarma görevi yüklenirdi.

ILO’nun geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir raporda evliliğin yalnız aşkı değil, kadınların emeklilik hayallerini ve geleceğini de öldürdüğü görüldü.

ILO Dünya Aile Günü (böyle de bir gün varmış) nedeniyle medeni halin ücretli emek piyasalarında kadın ve erkeğin durumunu gözler önüne seren, BM Kadın Birimi ile ortak yürüttüğü çalışmanın raporunu yayımladı.

Çalışma 107 ülkeden elden edilen veriler üzerinden gerçekleştirilmiş. Buna göre, kadın işgücü katılım oranı, bir koca ve çocuklarla birlikte yaşayan kadınlarda, çocuksuz ama bir partnerle yaşayan kadınlara göre daha düşük, çocuksuz ama evli kadınlarda ise bekar kadınlara göre daha düşükmüş. Yani kadınlarda evlilik, işgücüne katılımı azaltırken, çocuk olduktan sonra kadınlar hepten ücretli çalışmanın dışına çıkıyorlar. Erkeklerde ise tam tersi bir örüntü olduğu gözlemlenmiş. Yani evli ve çocuklu erkeklerin işgücüne katılım oranı diğer erkeklerden epey bir yüksek.

EVLİ KADINLAR İŞSİZ

ILO bileşenleri arasında sendika, devlet temsilcileri, patronlar yer alıyor. Son dönemlerde devletler ve uluslararası sermaye kararların alınmasında oldukça belirleyici bir role sahip ve sendikaların etkisi gün geçtikçe azalıyor. Son dönemlerde tüm uluslararası kuruluşlar gibi onlar da toplumsal cinsiyet çalışmaları yapıyorlar. Çalışmayı toplumun “temel birimi” olarak gördükleri aileye zarar vermeden, kadınları istihdama daha fazla nasıl katabiliriz, düşüncesi çerçevesinde gerçekleştiriyorlar.

Araştırmaya göre evlilik işsizlikte de bekar erkekler aleyhine bir eşitsizlik yaratıyor. Evli erkek, patriyarkal hiyerarşinin de en tepesinde bulunuyor sözün kısası.

Evli kadınlar bekar kadınlara göre daha uzun süreli işsiz kalıyorlar, çocuk bakımı ev işleri sarmalı onları giderek artan biçimde içine çekerken, umudu, kırılmış iş aramaktan vazgeçmişler arasında evli kadınlar açık ara önde gidiyorlar. Araştırma yapılan ülkelerin yüzde 84’ünde bu olgu gözlemlenmiş. Çünkü doğum sonrası cinsiyetçi emek piyasalarında kadınların iş bulma ihtimali giderek azalıyor. Çocuk sayısı arttıkça kadının iş bulma ihtimali daha da düşüyor.

Avrupa’da özellikle sendikaların kadın politikaları söz konusu olduğunda yaygın bir söylem vardır. İş yaşamı ile aile yaşamının uyumlulaştırılması. Bu politikalar çerçevesinde erkeklerden pek bir şey istenmez, hoş istense de yapmazlar o ayrı konu da. Ebeveyn izninin olduğu ülkelerde izin sırasında yeni nesil birkaç erkek dışında, çoğunun bakım işini büyük annelere devrettiği görülmüş.

İstatistikler kadınların kısmi veya yarı zamanlı, taşerona bağlı işlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Çocuk sahibi olan kadınlar arasında bu tür işlerde çalışanların sayısı ise daha da yüksek. Söylem de çok şık “kadınlar mini jobları (işleri) tercih ediyor” deniliyor. Sanki başka seçenek varmış da kadınlar kabul etmemişler gibi.

EKSİK İSTİHDAMDA DA KADINLAR ÖNDE

ILO raporunda bu durum “eksik istihdam” diye yerini almış. Eksik istihdam, verisi mevcut olan ülkelerin yüzde 76’sında çalışma çağındaki kadınlarda çalışma çağındaki erkeklere göre daha yüksek. Evlilik kadınları bir yandan işgücü piyasalarının dışına atarken diğer yandan da özellikle çocuklu kadınları daha güvencesiz ve kısa süreli işlere doğru sürüklüyor. Kısa süreli çalışma biçimleri ise bir yandan ciddi bir gelir kaybına sebep olurken, emeklilikte prim gün sayısının etkili olduğu ülkelerde, kadınlar için çok geç yaşlarda emekli olmasına ya da olamamasına yol açıyor.

Doğumdan sonra düzenli işlerine geri dönenler kadınlar ise ara verilen işler, alınan izinler, nedeniyle bir türlü yükselemiyorlar ve dolayısıyla ciddi bir gelir kaybına uğruyorlar. Aile büyüyüp genişlerken belki de serveti artarken kadın resmen yoksullaşıyor. Esasında bu yoksullaşmanın nedeni tek başına kapitalizm değil.

Silvia Federici küresel kapitalizmin güneydeki ülkelere dayattığı yapısal uyum ve ekonomik yeniden düzenleme programlarının yeniden üretim işini (ücretsiz emek demeyi tercih ederim) uluslararası düzeyde yeniden yapılandırdığını, metropoldeki çocuk, yaşlı bakımı, ev hizmetleri ve erkek işçilere cinsel hizmet gibi yeniden üretim faaliyetlerinin güneyin göçmen kadınları tarafından yerine getirildiğini yazar. Bu belirli ölçülerde doğrudur. Bu arada sağlığın, eğitimin, hizmet sektörünün ticarileşmesi ve kadınlaşması bu işlerin değersizleşerek enformalleşmesine de yol açtı. Kadınların yoğun oldukları sektörlerde işin değersizleşmesi, yeni bir olgu değil.

ÜCRETSİZ EMEK NE OLACAK

Çünkü zaman zaman sömürü biçimleri iç içe geçse de kapitalizmin yanında işleyen başka bir sistemin, patriyarkanın varlığı ücretsiz ev emeğini hesaba katmazken ücretli emek piyasalarında bu işlerin devamı niteliğindeki işleri kadınların sırtına yükleyerek o işlerin de değersizleştirilmesine yol açıyor. Ve bu etki global. Belki biçimler farklılaşabilir ama merkez çevre ayrımı olmaksızın tüm kadınlar bu durumdan payını alıyor. Özellikle kriz dönemlerinde patriyarkanın etkilerini daha açık biçimde gözlemleyebiliyoruz.

Pandemi sürecinde okullar, kreşler, lokantalar kapanıp, parası olanların dışarıdan aldığı bakım yardımları, yemekler ortadan kalktığında ev ve bakım işlerinin ticarileşmesi yoluyla kadınların ev işleri yüklerinden kurtulamadığı da görüldü. Ev içi emek Koranavirüs sürecinde en fazla tartışılan emek türü oldu. Hükümetler paketlerine ebeveyn yardımları da koydular. Feministlerin yeni koşullarda” kadının ev içi emeği görünmüyor”un ötesine geçip, buraya yeniden bakmaları ve ev içi emek sömürüsüne dair politika üretmeleri gerekiyor. “Evlilik yasaklansın” politik talebi o zaman daha bir ete kemiğe bürünecek, daha bir anlam kazanacak sanki…

06.06.2020

Necla Akgökçe

HALKIN BİRLİĞİ

Kadın Şiddetine Hayır..!

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı açıklamalar doğrultusunda bütün dünya da CORONA nedeni ile cezaevleri boşaltılırken, cezaevi …

instagram web viewer instagram profile