Anasayfa / Genel / Faşizmin Anladığı Tek Dil Emekçilerin Birleşik Direnişidir..!

Faşizmin Anladığı Tek Dil Emekçilerin Birleşik Direnişidir..!

Saray faşizmi HDP’li belediyelere yönelik halkın iradesini yok sayan saldırısına 19 Ağustosta Van, Diyarbakır ve Mardin büyük şehir belediye başkanlarını görevden alarak, demokrasi adına faşizmin uygulandığını birkez daha ortaya koydu. Daha doğrusu kafamıza vura vura bize öğrettiler.

Yerel seçim yenilginin intikamını almayı hedefleyen Saray faşizmi Diyarbakır, Mardin, Van, İstanbul, Ankara, Antalya, Adana ve hatta İzmir yani sandıkta kaybettiğini başta Kürt belediyelerine darbe yaparak belediyeleri bile muhalefete bırakmayacağını ortaya koydu. Aslında bazı kesimler Sarayın Kayyum silahını kullanacağına pek ihtimal vermiyordu. Ağırlıklı olarak öngörüler, muhalif belediyelerin belediyelerin devlet eliyle çalıştırılmayacağı, merkezi güç olmanın avantajlarını kullanarak, önce belediyeleri kuşatıp hareketsiz bırakma, sonra da halkı “bakın seçtiniz de ne oldu? Biz size demiştik” diyerek seçtiğine pişman etme yolunu izleyecekleri yolundaydı.

Neki tersi oldu. Bayram biter bitmez seçilmiş üç belediye başkanını, atanmış İçişleri Bakanı eliyle, terörle iltisaklı denilerek ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın “demokrasinin güçlendirilmesi” gerekçesiyle görevden alıp, kayyum operasyonuna bıraktıkları yerden yeniden başladılar.

Erdoğan-Bahçeli faşist iktidarını bu kadar paniğe iten operasyona iten neden artık iktidarın ellerinde kayma gelişmeleridir.

Kaybedilen belediyelerde ortalığa saçılan kirli çamaşırların çokluğu, Fırat’ın Doğusu’na girme hevesinin kursaklarında kalması, İdlib’de Rusya’nın ‘oyalamanız yetti gari’ diyerek Suriye rejim güçlerine yol vermesi, Suriye’nin kuzeyinde Kürt yerleşim alanlarına karşı girişilecek bir operasyon öncesinde içerideki Kürtleri sindirme girişimi, Saray’da yapılacak adli yıl açılış törenine katılmayacaklarını bildiren baroların sayısının artması, Kaz Dağları direnişinin büyümesi, Babacan’ın parti kurma girişimi vb. saray iktidarının köşeye sıkışması ve güç kaybetmeye devam etmesi gerçekliği

Hepsi bir arada iktidara olacak olanın sonunun yaklaşmakta olduğunu söylüyordu…

Asıl mesele bu. Bundan sonra iktidarın önceliği muhalefetin sesini tamamen kesmek olacak. Devleti tüm kurumlarıyla tek kişinin denetimine sokan iktidarın bu konuda araçları sonsuz, gücü sınırsız.

Demokrasi ve özgürlük için mücadele eden güçler halkın seçme ve seçilme iradesine karşı yapılan bu 19 Ağustos darbesine itirazlarını güçlü bir şekilde ortaya koymazlarsa, faşist şeflik iktidarın militarist dili, sindirme ve süpürme harekatı tüm ülkeyi demokrasi güçlerini sokağa çıkmaz hale getirecektir.

Çünkü mutlak gözetim ve denetime dayalı faşist şeflik rejimleri güvence altına almanın en güvenli yolu seçmen iradesinin pek bir anlam ifade etmediğine halkı ikna etmektir.

Bir kez, faşizm halkın iradesini yok sayar. ove hayali düşman üretir Bunun için ‘iç düşmanlar’ motifi her zaman kullanışlı bir araçtır. Tıpkı Diyarbakır, Mardin ve Van’ın seçilmiş belediye başkanlarını ‘terör ile iltisaklı olduklarını’ ileri sürerek görevden almaları bu gerçeği gösteriyor.

Bu nedenle muhalefet, faşist baskı ve zulmü parçalamak için güçlerini birleştirp sokağa çıkmakla yükümlüdür. Faşizmin anladığı tek dil birleşik direniştir.

‘sessiz kal, sana ilişmesinler’ politikasıbir yana bırakılıp korku duvarı parçalanmadan, haklarımızı sistemli olarak gasp edenlere dokunmadan faşist kuşatmayı yarmak mümkün olmayacaktır.

Unutmayalım bugün yaşadığımız sorunlar tesadüfi ya da rastlantısal değildir. Aksine, kişiselleşmiş rejimlerin ürettiği sorunlardır. Tek adamlar kendilerini uluslarının vazgeçilmez kurtarıcısı olarak tahayyül ederler. Genellikle bu doğru değildir, saatli bomba oldukları eninde sonunda ortaya çıkar ve geleceklerini kendilerine bağlama hatasını yapanları da, sessiz kalarak onaylayanları da kendileriyle birlikte yok ederler.

Muhalefet partilerinin sözcüleri sürekli “demokrasi” hatırlatması ve vurgusu yapıyorlar, ama Kürt halkının iradesine sahip çıkma söz konusu olunca kararlı duruşu ortaya koymuyorlar.

CHP,İyi Parti ve diğer burjuva düzen partilerinin yalnızca demokrasi kendileri için istemeleri ve HDP belediyelerinin darbeyle ele geçirilmesine sesi kalmaları , bu partilerin AKP faşizminin saldırılarına destek olduklarını ve demokrasi laflarının sözden öte pek bir anlam ifade etmediğini gösteriyor.

Tabii her türlü faşsit baskı ve zorbalık karşısında sessiz kalmanın da bir bedeli vardır. Çoğunlukla sanıldığı gibi, sessiz kalmak sizi zalimin zulmünden korumaz. Bakın Bertolt Breccht ne diyor:

“Kardeşlerinizi boğazlıyorlar,

göz yumuyorsunuz.

Çığlıklar duyuluyor, ama siz

susuyorsunuz.

Aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki;

-“Sessiz kalırsak bize dokunmaz.” diyorsunuz.

Halt ediyorsunuz!”

Bugün Saray faşizmi tüm demokrasi ve özgürlük güçlerine dokunuyor. O halde tüm emekçiler, devrimci ve demokratlar örgütsüzlük ve dağınıklığı bir yana iterek, eylem ve güç birliğini örerek faşist saray rejimine saldırılarının karşısında dikilmek zorundadır.

HALKIN BİRLİĞİ

Cumartesi Anneleri 754.Kez Toplandı : Kenan Bilgin’i unutmadık, unutmayacağız..!

Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 754’üncü haftasında Galatasaray Meydanı’na gitmek isteyen …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle