Anasayfa / İnşamız / Fedakarlık, devrimci için bilinçli eylemidir. Peki ne kadar Fedakarız..!

Fedakarlık, devrimci için bilinçli eylemidir. Peki ne kadar Fedakarız..!

Her ağzını açan fedakarlık yaptığında ve ne zorluklardan geçtiğinden bahseder. Hatta devrimci barutu tükenmiş ve nostalji takınan yığınla kişi avcılar gibi bol hikaye anlatıp ardından ne kadar fedakarlık yaptığını kendisinde birleştirir ve bu fedakarlığını kimsenin görmediğinden yakınır.

Biliyoruz ki devrimci insan alışkanlıklarını, duygularını, insani zaaflarını yöneterek başarıyı koparıp alır. Salt ölümle yüz yüze geldiğimiz anlarda veya ölüme çok yakın duracağımız görevlerde, hapishane tehdidi altında yürütülen çalışmalarda değil, daha sıklıkla, her günkü devrimci çalışmaların olağan akışı içinde çıkar karşımıza çıkar fedakarlık. Orada şekillenip en ileri biçimlerine hazırlar insanı.

Burjuva kapitalist bir dünyada, yeni insanın ve yeni ilişkilerin mayası, kaynağı fedakarlıktı.. En olgun örnekleri öncü olarak öne çıkmış devrimci-komünist örgüt toprağında boy verir, orada yaşar, kendini orada üretir. Elbette fedakarlık, canını vermeyi de kapsar, fakat onunla sınırlı değildir. İşçi sınıfı ve emekçi halklarımızın eşitliği, özgürlüğe, mutluluğa ulaşması dışında bir karşılık beklemeden, bireysel ilgiyle bağlı sanat, spor, sağlık dahil değişik çalışma ve etkinliklerden, alışkanlıklardan, bireysel kullanılan zamandan, gündelik rahatlıklardan, sevdiğin yerlerde ikamet etmekten, mesleğinden, okuldan, aileyle, sevgiliyle birlikte yaşamaktan, sağlığından fedakarlıkta bulunmaktır aynı zamanda. Bireyin, kendini kendi mülkü olmaktan çıkarmasıdır. Kısacası hiç bir bireysel kaygı taşımadan gönüllü mülksüzleşmedir.

Dahası fedakarlık, bir boşluk değil, belirli bir yaşam görüşünün ve değer ölçülerinin yerine, başka nitelikte bir yaşam görüşünün ve değer ölçülerinin konmasıdır. Elbette kağıt üzerinde değil, pratikte. Bireyden, bireyin çıkarından, rekabet ve kayıtsızlıktan bakma halinden, bütünden bakmaya geçiştir. Dayanışmayı, paylaşmayı, kardeşliği, birbirini tamamlamayı, zevk haline, ahlak ve kültür haline getirmektir. Kapitalist toplumun kuşatması altında ya da burjuvazinin faşist rejimleri koşullarında bunu başarmak, akıntıya karşı bıkmaksızın sürekli kürek çekmeyi gerektirir.

Faşizmin, azgın baskı ve terörü, devrimin “beklenen” hızda ilerlemeyişi, yenilgi, hapishane ve ölüm korkusu nedeniyle umutsuzluk ve yılgınlığa kapılıp düzen karşısında teslimiyete yöneldiğinde, bu niteliklerinin zayıflamaya başladığını, bireyciliğin, mülkiyet ahlak ve kültürünün ruhunu zapt ettiğini görür insan. Hiçbir söz kalabalığı bunu örtmeye yetmez. Bireycilik, bencillik, mülk sahipliği ahlak ve kültürü, bir virüs salgını gibi cirit atar “eski devrimciler mezarlığı”nda. Onların arasından, belirli ölçüler içinde de olsa, pratikte “eski değerlerini” yaşatanların parmakla gösterilmesi, bu duruşları nedeniyle içtenlikli, nitelikli ilişkiler kurulması tesadüf değildir.

Kısacası fedakarlık öncü olmanın ve devrim için öne çıkmanın, bencilliği ve mülkiyet duygusunu yenmenin koşuludur. Unutmayalım ki, bireyler de fedakarlık ölçüsünde öncü devrimci olabilirler. Canını fedaya varan süreç, her günkü yaşam içinde sergilenen fedakarlıklar, bütünden bakma kültürü, ahlakı, pratiği tarafından yoğrulur. Kimi konulardaki kişisel özgünlüklerle, fedakarlık zayıflığı asla birbirine karıştırılmamalıdır. Şimdi ne kadar fedakarız sorusunu kendimiz sorma ve ortaklaşmanın ruhuyla arınma zamanı.

HALKIN BİRLİĞİ

UMUT BİLİNCİMİZDE VE ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZDE OLDUĞUNU UNUTMAYALIM..!

Devrimci ve halk hareketi zor bir dönemden geçiyor. Örgütsüzlük ve dağınıklık, faşist karşı devrimin bitmek …

instagram web viewer instagram profile