Anasayfa / Analiz-Polemik / HAMZA YALÇININ KEMALİZM GÜZELLEMESİ ÜZERİNE:

HAMZA YALÇININ KEMALİZM GÜZELLEMESİ ÜZERİNE:

HAMZA YALÇININ KEMALİZM GÜZELLEMESİ ÜZERİNE:
GERÇEKTENDE KEMALİZM TAM BAĞIMSIZ ANT-EMPERYALİST, İŞÇİ VE EMEKÇİ YIĞINLARINA KURTULUŞ GETİREN BİR SİSTEM Mİ.?
Sanatçı Alpay’ın İzmirde bir konserinde Deniz Gezmiş ve Berkin Elvanı “Sıradaki şarkım, devlet tarafından zalimce katledilen bu güzel insanlara gelsin” demesi gerekçe gösterilerek Saray rejimince hızla Alpay hakkında “teröristleri övdüğü ve devleti küçük düşürdüğü” gerekçesiyle soruşturma açıldı. Alpay devletçe soruşturma açılmasına karşı geri adım atmayarak, denizleri, Berkini ve geziyi savunmak teröristlikse ben teröristim” diyerek açıklamasının arkasında durdu. Ve ardında Alpay ABC sitesine kendisinin “katışıksız Atatürkçü” olduğunu açıkladı.
Alpay gibi düşünen ve Atatürk’ü kendi bakış açısına göre devrimci-sosyalist vb. gören geniş bir kitle söz konusu. Bu kesim aslında Kemalist ideolojinin ne olduğunu ve pratik politikada nerede durduğunu yeterince bilince çıkarmış değiller. Devrimci ve sosyalist hareket güçlü olduğunda bunlar devrimci gelişmeye omuz verirken, devrimci mücadelenin geriye düştüğü koşullarda ne idüğü belli olmayan ve hemen herkesin kendisine göre yorumladığı Atatürk’e sığınarak işin içinde çıkmaya çalışır. Alpay’ın, işçi ve emekçilere demokratik hak özgürlükleri gereksiz gören, Türk ulusu dışındaki ulusal ve halkları yok sayan, sıkıyönetimlerle devleti yöneten, kendisi gibi düşünmeyenlere yaşam hakkı tanımayan, Kürtleri kırım ve zulümden geçiren, greve çıkan işçileri kurşunlatan, komünistleri katleden Kemalist sistemi savunuyorsa elbette burada ne demokrat ve nede eşitlik-özgürlükçü duruş çıkar.
Buradan hareket ettiğimizde Odak dergisinin yazarlarından Hamza Yalçın fırsat budur diyerek Alpay’ın Saray iktidarına karşı duruşunu öne sürerek Kemalizm’e güzellemeler düzmeye kalkıştı.
Hamza Yalçın Kemalizm de devrimcilik arayan ve Türk milliyetçiliğinde beslenmeye düşleyen sosyal şovenist yaklaşımları aslında M.Çayan’ın, Kemalist hareketi ittifaka gidilecek sol güçler arasında görmesiyle bağlıdır.
Biz Hamza Yalçının “Alpay ve Kemalizm” yazısına dönelim . Yalçın yazısında şunları söylüyor :
“Kendisini -Alpay kastediliyor- “Katışıksız Atatürkçü” gören ve devleti eleştirdiği ve Denizleri sahiplendiği için hakkında soruşturma açılan sanatçı Alpay ilerici bir insan mıdır yoksa o, Kemalizmi faşizm gören anlayışa göre bir faşist midir? Eğer İlerici ise Alpay bir istisna mıdır veya Türkiye’de kendisini Atatürkçü gören ve Alpay ile aynı düşüncede olan insanlar var mıdır? Sol bu sorular ışığında kendisini gözden geçirmelidir.”
Kişiler değerlendirilirken tek bir sorundaki tutumuna bakılarak değerlendirilemez. Buradan hareket ettiğimizde Alpay’ın, Denizleri, Berkini ve geziyi savunması ve sahip çıkması olumlu, ama katı Kemalist ise T.C. devletinin Ermeni, Rum, Kürt sorununa bakışında ve mevcut devlete karşı duruşunda eşitlik ve özgürlükçü bir hatta durup durmaması demokrat olup olmamanın tunusoludur. Örneğin Alpay, gezi direnişine sahip çıkıp, Denizler ve Berkinin katledilmesini lanetleyip, Kürtlerin zulüm ve katliamdan geçirilmesine onay veriyorsa burada demokrat ve ilerici bir duruştan bahsedilemez.
H.Yalçın sapla samanı bir birine karıştırmaya devam ediyor ve sosyal-şovenizmi ve Kemalizmi güzellemek için demagojiye baş vuruyor. Yalçın toptancı bir tarzda devrimci hareketi dolaylı da olsa Feto’cu ve AKP iktidarıyla aynı kefeye koyarak, haksız ve hatalı değerlendirmelerde bulunuyor.
“AKP-Cemaat iktidarıyla birlikte Türkiye’de “Kemalizm faşizmdir”, edebiyatı kuvvet kazanmıştı. Bu edebiyat AKP-Cemaat çevrelerinin ve onlara yakın “İkinci Cumhuriyetçi” veya “Yetmez ama Evet”çi olarak anılan liberallerin hoşuna gidiyordu. O liberaller Kürt hareketinin düşünce dünyasına girmeye çok önem veriyorlardı. AKP iktidarından yararlanarak ne yazık ki bir hayli başarı sağladılar ve Kürt hareketinin olanaklarını da kullanarak Türkiye solunun düşünce dünyasını işgal ettiler. Öyle bir entelektüel terör estirildi ki emperyalizmden söz etmek bile başlı başına sosyal şoven ilan edilmek için yeterli görülüyordu. Türkiye solunun ana akımını oluşturan ve Hüseyin İnan-Mahir çizgisindeki siyasi hareketler MHP çizgisindeki sosyal şovenizmle bir tutuldular. Kürt halkının ulusal demokratik haklarını yıllarca bedeller ödeyerek savunmuş güçler sorumsuz bir tutumla Kürt düşmanı ilan ediliyordu. Diğer yandan Denizler ve Mahirler ise sözde baş tacı ilan ediliyordu. Cemaat-AKP iktidarı, devleti ve toplumu bütünüyle ele geçirme mücadelesinde, bu sayede, Türkiye solunun önemli kısmını dolaylı yedeği haline getirecekti. Evet, Türkiye solu “AKP’ye iktidarı altın tepsi içinde sunma”nın yedeği olmak gibi önemli bir hataya düşecekti. Dahası, Türkiye solu bu süreçte kendi toprağından daha çok kopup Kürt hareketinin yanına ilişecekti.
Türkiye’de milyonlarca İlerici insan kendilerini Atatürkçü olarak tanımlıyor.
Mihri Belli, Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan bu geleneğin ilerici yanlarıyla sosyalizm arasında bağ kurarak Türkiye’ye büyük hizmette bulundular. Bu insanlar aynı zamanda Türk yurtseverliğini Kürtlere karşı değil Kürtlerle birlik, kardeşlik ve dayanışma çizgisinde geliştirdiler. İşte Kemalizm’e yaklaşımın can alıcı yanı tam da burasıdır.
Hamza Yalçın”
Sorunun daha iyi anlaşılması için H.Yalçın’ın yazısının tümünü aktarma gereğini duyduk. Okuyucuları sıktığımız için özür dilleri. Neki H.Yalçın’ın AKP-FETO’culara can suyu taşıyan liberaller ve yetmez ama evetçilerle tüm devrimcileri aynı kefeye koyarak açıktan gerçekleri çarpıtıyor. Devrimci hareketin ana gövdesi başından itibaren hem Feto-AKP faşist dinci iktidarına ve hem de Ergenekon-Balyozcu Kemalist faşist kliğe karşı mücadele etti. ODAK çevresi generallerin önderliğinde Kemalizm’i cilalayıp yeniden piyasa süren Türkçülüğü şahlandırmaya çalışan mitinglerde boy gösterirken, devrimci ve sosyalistler “ne şeriat ne darbe “şiarıyla faşist dinci gerici kliklere karşı emekçi halkların eşitlik ve özgürlüğü için mücadele yürütüyordu.
H.Yalçın yazısında devrimci hareketin tümünün Kürt hareketinin ideolojik-politik etkisi altına girdiği yalanını söyleyerek, ortada duran gerçekleri çarpıtıyor. Bir kere Kemalizm’e kapsamlı eleştirileri getiren ve ona karşı devrimci her alanda bayrak açan İ. Kaypakkaya yoldaş olmuştur.1972 yılında Kürt ulusal hareketinin hala ortalarda olmadığı koşullarda, Kemalist Hareket Üzerine yazısıyla Kaypakkaya yoldaş devrimci ve sosyalist hareket üzerindeki Kemalizm şalını çekip almıştır. Kaypakkaya yoldaş Kemalizme ilgili şunları söylemiştir:
” Şafak revizyonistleri, kendi boş hayallerini gerçeklerin yerine koymaya çalışıyorlar; ülkemizde bir yığın revizyonist ve oportünist klik, bilhassa Kemalizm konusunda aynı şeyi yapıyor. Özellikle Kemalizm konusunda, orta burjuvazinin gerçeklere aykırı idealist yargıları öylesine beyinlere yerleşmiş, kafalara öylesine tekel kurmuştur ki, Kemalizm’in komünistçe değerlendirilmesi adeta imkansız hale gelmiştir. Şimdi iyi biliyoruz ki, bizim Kemalizm konusundaki yargılarımız, Çetin Altan, D. Avcıoğlu, İlhan Selçuk’tan tutun da, TİP, M. Belli, H. Kıvılcımlı, TKP, THKP-THKC, THKO ve Şafak revizyonistlerine kadar, bütün burjuva ve küçük burjuva örgüt ve akımlarını öfkeyle ayağa fırlatacaktır. Ama öfkeyle ayağa fırlamaktansa, Türkiye tarihine daha ciddi olarak göz atmaları, onu doğru olarak kavramaya çalışmaları gerekmez mi? Türkiye gerçekleri bize şunu gösteriyor:
Kemalizm demek, fanatik bir anti-komünizm demektir. Kemalistler, M. Suphi ve 14 yoldaşını, kahpece ve hunharca boğazlamışlardır. TKP’yi, M. Suphi yoldaşın ölümünden sonra bu isme layık bir parti olmadığı halde, amansız bir şekilde ve her fırsatta ezmiş, bugün Amerikancı faşist sıkıyönetim mahkemelerinin yaptığını, Kemalist iktidar defalarca yapmıştır; her iki yılda bir, çoğu zaman her yıl en az bir kere, genel tutuklamalar düzenleyerek yüzlerce insanı polis işkencesinden geçirmiş, karakollarda ve zindanlarda çürütmüştür. Sovyetler Birliği’ne, menfaat sağlamayı hesapladığı müddetçe dalkavukluk etmiş, diğer zamanlarda sinsi ve azgın bir düşmanlık beslemiştir.
Kemalizm demek, işçi ve köylü yığınlarının, şehir küçük burjuvazisinin ve küçük memurların sınıf mücadelesinin kanla ve zorbalıkla bastırılması demektir. Kemalizm, işçiler için süngü ve ateş, cop ve dipçik, mahkeme ve zindan, grev ve sendika yasağı demektir; köylüler için ağa zulmü, jandarma dayağı, yine mahkeme ve zindan ve yine her türlü örgütlenme yasağı demektir. Şnurov yoldaşın verdiği örnekleri, Adana-Nusaybin demiryolunda işçilerin nasıl kurşuna dizildiğini bütün arkadaşlar bir kere daha hatırlasınlar.
Kemalizm demek, her türlü ilerici ve demokratik düşüncenin zincire vurulması demektir. Kemalizmi övmeyen her türlü yayın faaliyeti yasaktır. İlerde, Kemalist iktidar aleyhine herhangi bir yazının çıkabileceği ihtimali dahi, yayın organlarının kapatılması için yeterli sebeptir. Sonu gelmez “örfi idareler” memleketi kasıp kavurmaktadır ve her bir “örfi idare” yıllarca sürmektedir; meclis, CHP’nin tepesindeki bir avuç yöneticinin ve onun değişmez başkanı M. Kemal’in elinde oyuncaktır; Anayasa da ve bütün yasalar da öyledir, ülkeyi gerçekte ordu yönetmektedir.
Kemalizm demek, her alanda Türk şovenizminin kışkırtılması, azınlık milliyetlere amansız bir milli baskının uygulanması, zorla Türkleştirme ve kitle katliamı demektir. Kemalizm’in “istiklâl-i tam” ilkesi demek, yarı-sömürgelik şartlarına seve seve razı olma ilkesi demektir. Kemalist Türkiye, yarı-sömürge Türkiye’dir. Kemalist iktidar, İngiliz-Fransız emperyalizmine ve daha sonra Alman emperyalizmine uşaklık eden, onlarla işbirliği eden bir iktidar demektir. Şnurov’un belirttiği gibi, Kemalistlerin emperyalistlerle olan sınıf kardeşliği, milli düşmanlıklarından ağır basmıştır; Kemalist iktidar, birçok defalar İngiliz, Fransız ve Alman şirketlerinin menfaatlerini korumak için, Adana-Nusaybin demiryolu grevinde olduğu gibi, işçileri kurşuna dizmiştir.”
Bu gerçekler ortada durduğu halde H.Yalçın adeta İ.Kaypakkaya yoldaşı görmezden gelerek, Kemalizme karşı ideolojik-politik duruşu, neredeyse Kürt ulusal hareketine, Fetocu ve AKP iktidarına ve bunları destekleyen vurgun yemiş liberallere bağlıyor. Bunun çürük bir silah olduğunu söylemek hiçte yanlış olmayacaktır. Kemalizm’in ipliğini ilk olarak pazara çıkaran ve ona karşı cepheden savaş açan Kaypakkaya ve örgütü TKP-ML Hareketi olmuştur.
Üstelik gelinen durumda-en azında 1999 yılından bu yana- Öcalan ve Kürt özgürlük hareketi Kemalizm hayranlığı içinde ve Kürt sorunun bugünlere taşınmasının Kemalizm’den sapılmasıyla açıklayarak, 1921 anayasasının temel alınmasını savunuyor.
Konuya ilişkin Öcalan’a başvuralım:
( Öcalan’ın Avukatlarının dışarı çıkardığı görüşme notlarından)
30 Kasım 2005 tarihli konuşması….
“Benim Kemalist olduğumu iddia edenler, kendileri 1930′lu, 40′lı yılların Hitler ve Mussolini anlayışını temsil edenlerdir. Kapitalist milliyetçi çizgiyi dayatanlardır ya da Stalin’in dar sınıf anlayışını temsil edenlerdir. Mustafa Kemal bir olgudur. Mustafa Kemal’i çözmeden Türkiye’de hiçbir sorunu çözemeyiz. Mustafa Kemal’in 1920′lerde emperyalizme karşı vermiş olduğu mücadeleyi kendi etnik kimliğinden bağımsız olarak değerlendiriyorum. Dünya halklarına örnek bir mücadeleydi… Mustafa Kemal’in 1920′li yıllarda oynadığı rolü 2000′li yıllarda oynayacak bir ‘Kürt’ Mustafa Kemal’e ihtiyaç vardır. Kemalizm’in güncelleştirilmesi dünya çapında bir ihtiyaçtır.’
8 Ağustos 2007 konuşması..
“Mustafa Kemal özünde bir kurtuluşçudur. Dönemin emperyalist devletlerine karşı bir kurtuluşçu ve cumhuriyetçidir. Bunun dışında Mustafa Kemal’e bir anlam yüklememek gerekir. Mustafa Kemal bunların dışında bir şey yapmamıştır, bunlardan daha fazlası da değildir. Mustafa Kemal ne Türk milliyetçisidir, ne solcudur, ne de başka bir şeydir..”
Öcalan’a göre, günümüzde herkesin kendisine göre bir Kemalizm tarifi bulunmaktadır. Fakat bu tarif Kemalizm’in ruhunu yansıtmaktan uzaktır.
Yani Öcalan ve PKK gelinen durumda Kemalizm sorununda H.Yalçınla aynı çizgiye gelmiştir. Buradan hareket ettiğimizde de devrimci ve sosyalist hareketin tümünün, Kemalizm sorununda Kürt hareketinin ideolojik-politik etkisi altına girdiği savı tümüyle gerçek dışıdır. En azından biz kendimiz adına Öcalan ve PKK ile aynı kulvarda durmadığımızı ve bu alandaki ray değiştirmeleri eleştirdiğimizi söyleyebiliriz.
Kemalizm’in faşist bir iktidar olduğu gerçeğine gelince. Kemalizm 1923 yılına kadar tüm Müslüman halkları kucaklayıcı ve hatta Kürtlere Eyalet sistemi içinde kendi kaderlerini kendi ellerine alma haklarının tanınacağı sözleri verilmiş ve 1921 anayasasında bunlara yer verilmiş. Neki 1923’te iktidara oturan ve bir yıl içinde iktidarını sağlamlaştıran Kemalistler, 1924 anayasasıyla devletin Müslüman Türklere ait olduğunu ilan ederek nasıl bir T.C. devleti hedeflediklerini ortaya koymuşlardır. Bu Türk İslam Sentezci Cumhuriyetin ilanına Kürtler evet dememişler. 1925’de devletin dayatmasıyla başlayan Şeyh Sait isyanını ezip dağıtmak için Kemalist devlet Takrir-i Sükun yani sıkıyönetim ilan etmiş ve tüm demokratik örgütlenmeler, grev, iş yavaşlatma, protesto eylemleri vb. yasaklanmış ve koyu bir faşist uygulama dönemi açılmıştır. Yani Kemalist cumhuriyet başta Kürt direnişleri olmak üzere, işçilerin ve emekçilerin grev ve direnişlerini bastırmak ve korku duvarlarını büyütmek için emekçi halklara her alanda savaş açmıştır. Emekçilere jandarma zulmü ve yoksulluktan başka bir şey vermemiş-verememiş ve sürekli ve sistemli kırım ve zulmü halklarımıza reva gören bir iktidarın demokrat ve ilerici olması elbette beklenmezdi. H.Yalçın’a göre, Kemalist iktidarın karakteri neydi acaba? Bu yönüyle düşüncelerini dile getirmiş olsaydı aydınlanmış olurdu.
H.Yalçın, AKP’ye “iktidarı tepsi içinde sunmada dolaylı yedek olan Türkiye Solu”nda bahsediyor. 2002 yıllarında vurgun yemiş dönek liberal taifesi ve Baykal’ın CHP’si dışında, AKP-Feto iktidarına dolaylı yada direk destek olan hangi Türkiye solu olmuştur. H.Yalçın, bu yönlü iddialarını genelleme yerine somutlamış olsaydı, daha yararlı olur ve eleştiriler hedefini bulurdu. Ama bu konuda da H.Yalçın genelleme dışına çıkma zahmetinde bulunmayarak, aslında eleştirisinin telesiz ve yanlış olduğunu gizleme yolunu tutuyor.
Mahir Çayan ve Deniz Gezmişlerin Kemalizm’in ideolojik olarak etkisi altında çıkamadıkları ve Kemalizmle olan göbek bağlarını koparıp atamadıkları bir gerçektir. Her iki THKO Ve THKP-C Kemalizm’i de devrimcilik ve ilericilik bekleme anlamında önemli bir yanılsamaya yol açtıkları bir gerçekliktir. Denizlerin 61 anayasasını savunmaya kalkışmaları ve M.Çayan’ların Kemalizm de solculuk arayıp küçük burjuvazinin devrimci kesimi deyip ittifak edilecek güç içinde görmeleri, Onların hata ve yetmezlikleridir. Bu alanda M.Çayan ve Deniz Gezmişlerin Kemalizm’in ideolojik etkisinde kurtulamamış olmaları bir şey, onların politik pratik olarak Kemalist düzene karşı başkaldırıp devrim için savaşmaları başka birşeydir. Bu iki farklı konu birbirine karıştırılmamalıdır. Onların o dönemde kavrayıp ve bilince çıkaramadıkları Kemalizm’den ideolojik kopuş sorununu yakalamak sonrada devrimci mücadeleye devam eden yoldaşlarına düşmüştür. Burada geçmiş hatalara yönelik eleştirilere farklı anlamlar yüklemek hiçte doğru olmayacaktır.
Bazıları Denizleri ve Mahirleri Kemalizm’le uzlaştırmaya çalışırken-tıpkı H.Yalçın gibi- birileri de bunun hatalı olduğunu göstererek Kemalizm’den kopmak gerektiği doğru sonucuna ulaşmıştır. Kemalizm’in arabasına binerek güç olma sevdasına düşenlerin sonları pek hayırlı olmamıştır. Başta PDA-Aydınlık karşı devrimcileri olma üzere HKP, TKP’de yeni Kemalizm’in versiyonları olarak aynı yolda yürümekteler. Bu kervana zaman zaman Odakta katılıyor. Kemalizm’e rücu ederek yada onda devrimcilik-ilericilik keşfine çıkarak, ne işçi ve emekçi yığınların bağımsız devrimci örgütlenmesi yaratılabilir ve nede burjuva kapitalist sistemde tümüyle bağlar koparılıp atılabilir. Emekçilerin kurtuluşu için denenmiş ve sınanmış devrimci-sosyalist bayrak ortada dururken, AKP’nin faşist şeriatçılığına karşı H.Yalçın gibilerinin Şefik Hüsnü TKP’sinin Sol Kemalizm güzellemesi yapmaya hiçte gerek yoktur. Çünkü burada devrimcilik çıkmaz

HALKIN BİRLİĞİ

İşgal altındaki Filistin’de kadın ızdırabı ve mücadelesi..!

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tarafından 13-14 Nisan’da gerçekleştirilen ikinci Ortadoğu Barış Konferansı sırasında bölgenin …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle