Anasayfa / Özgür Kürsü / HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ..!

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ..!

“DURUM(UMUZ)”

ZİNDAN(LAR)IN KAPASİTESİ

CEZASIZLIK POLİTİKASI

SINIRSIZ ŞİDDET

HAK İHLÂLLERİ

BASKI(LAR)

YASAK(LAR)

KEYFİ ZORBALIK(LAR)

İNTİHAR(LAR)

HASTA TUTSAK(LAR) ZULMÜ

KÜRTLER, KADINLAR, ÇOCUK VE LGBTİ+

“SONUÇ YERİNE”

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ

TEMEL DEMİRER

“Quis Hic Locus?”[1]

“Tımarhane ve hapishane, tarihte iktidarların sopası olmuştur.”

“Modern iktidar çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş, kaydetmiş, sayısal hâle getirmiş, egemen olmuştur.”

“Hapishanelerin, fabrikalara, okullara, kışlalara, hastanelere ve bütün bunların da hapishanelere benzemesi şaşırtıcı değil mi?” der ve ekler Michel Foucault:

Çünkü “İktidar, öncelikle boyun eğdirilmiş bedenler yaratmayı amaçlar.”[2]

Evet; Ulus Baker’in, “İnsanlarını hapse tıkan bir ülkenin kendisi hapishanedir,” uyarısını göz ardı eden sınıflı-sömürücü iktidarlar için “Kapitalizm, kendisini yarattığı suçlulardan korumak için cezaevine ihtiyaç duyar ve buna sahip olmalıdır,” Eugene V. Debs’in ifadesiyle…

Geçerken belirtelim: 700 bine yakın yurttaş denetimli serbestlik hükümleri kapsamında karakola giderek “Ben buradayım, kaçmadım,” diyerek imza atıyor. Cezaevlerin dolup taşması ve yeni yapılan cezaevlerinin de Adalet Bakanlığı’nın ihtiyacını karşılamamasıyla 700 bine yakın yurttaş dışarıda cezalandırılıyor.[3]

Tahliye olanların yarıdan çoğu da dışlanma ve işsizlik nedenleriyle tekrar suça sürükleniyor. Cezaevlerinde 12-17 yaş arasında 2 bin 600 çocuk ve genç bulunuyor. Bunların 1103’ü hükümlü, 1825’i tutuklu. Yılda duruşma aşamasına gelen çocuk sayısı ise 180 bin. Tahliye olan çocuk ve gençler yüksek oranda tekrar suça sürüklenip cezaevine geri dönüyor.[4]

Evet milletvekili Tekin Bingöl’ün, “Ülkenin gerçeklerini görmek isteyenler ülkenin cezaevlerine baksınlar. 5 yıl içinde 35 yeni cezaevi yapılacağı önceden ilan edilmişti,”[5] ifadesiyle betimlenen coğrafyamızda yaşananlar “hükümranlık ve hapishane” ekseninde irdelenmelidir.

Kapitalist AKP iktidarının malum uygulamalarıyla artık bir rutine dönüştürülen, “hükümranlık ve hapishane” ilişkisinin işleyişi hapishane(lerin) hâl(ler)inin bugünü(müzü)dür…

Sadece birkaç örnek vermek bile bu pratiğin içinden geçtiğimiz dönemdeki işleyiş biçimini göstermeye yetecektir. 2017’de, mahpus yazar Murat Saat, tutuklu bulunduğu Bandırma 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevinden kaldırıldığı Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesinde yaşamını yitirmişti. Cezaevi arkadaşları, Murat Saat’e acilen müdahale edilmesi için revire kaldırılmasını idareye bildirdiklerini, ancak, kendisinin gecikmeli bir şekilde koğuştan alındığını ve cezaevi ring aracına konularak hastaneye götürüldüğünü açıklamıştı. Yolda kalbi duran Murat Saat’in, hastanedeki müdahale sonucu, duran kalbi yeniden çalıştırılmış, ancak kurtarılamamıştı.

Gazeteci Deniz Yücel’in, tutuklu bulunduğu süreçte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini hedef alan açıklamalarının ardından cezaevinde maruz kaldığı şiddet de, iktidar-politika-hapishane ve şiddet ilişkisinin, yukarıdan doğrudan bir talimat olsun ya da olmasın, nasıl bir zincir gibi birbirine bağlandığını gösteriyor. Bunların yaşanması için, verili ceza hukuku sisteminde, “Demirtaş’a sağlık durumunda dahi zorluk çıkarılacak”, “Deniz Yücel’e şöyle özel bir muamele yapılacak” gibi bir madde bulunması gerekmiyor. İktidar, hedef aldıkları arasında birilerine sembolik bir anlam yüklediğinde, o kişinin artık hapiste bulunduğu süre içinde karşılaşacağı hükümranlık biçimine de yol vermiş oluyor. O hapishanedeki mikro iktidarlar, yukarıdan kendilerine ayrı bir talimat verilene kadar, durumdan çıkardıkları vazifeye göre, o mahpusun bedeninde bir iktidar inşasına girişiyor. Michael Foucault, hükümranlık, disiplin, biyopolitika/biyoiktidar kavramları ve hapishane gerçekliğinin tarihsel bağlamını tartışırken, bugün bizim Türkiye’de yaşadığımız pratiklerin de ipuçlarını veriyordu.

Biyopolitika kavramının etimolojik olarak sahibi Michael Foucault değil. XX. yüzyılın başlarında İsveçli Siyaset Bilimci Rudolf Kjellen 1920’de yayımlanan “Grundriß Zu Einem System Der Politik” ve 1924’te yayımlanan “Der Staat als Lebensform” kitaplarında bireyi ve devleti birleştirerek, devleti de canlı bir organizma olarak betimliyor. Bu organikçi devlet görüşüne göre, tüm toplumsal, politik ve hukuki bağlar, yaşayan bir bütün olan devletten ortaya çıkıyor.

Michael Foucault ise biyopolitika kavramını 1974’te ilk kez bir derste şöyle kullanmıştır: “Kapitalist toplum için, biyolojik ve bedenle ilgili olan biyopolitika her şeyden çok önemliydi. Beden biyopolitik bir gerçeklik, tıp biyopolitik bir stratejidir.”

Michael Foucault, bireyin kurumlar ve cezalandırma yöntemleriyle, kapitalist toplumun parametreleri arasındaki bağı ele alırken şu vurguyu yapıyor: “Bana öyle geliyor ki, insanı kreş ve okuldan alıp kışladan geçirerek, hapishane veya akıl hastanesiyle tehdit ederek -ya fabrikaya gidersin ya da hapishaneye veya tımarhaneye düşersin!- sonunda düşkünler evine götüren bütün bu zorlamalar aynı iktidar sisteminden kaynaklanıyor.”

Bu normlardan beslenen iktidar, bireyi de normlara uyumlu hâle getirerek, insan yaşamı üzerinden meşru hâle getirir. Böylelikle biyopolitika yaşamın her alanına ve her anına indirgenerek; en aykırı birey bile sistem içerisinde yaşamaya gönüllü ve mecbur hâle getirilmeye çalışılır.

Ancak AKP dönemi Türkiye’si, hükümranlık, disiplin, biyopolitika ve hapishane ilişkileri bağlamında, bir yandan modern dönemin tekniklerini kullanırken, diğer yandan da kolaylıkla Orta Çağ’ın kin, nefret ve hınç yöntemlerine geri dönen bir iktidar biçimi olarak ortaya çıkıyor.[6]

Bu da hapishane(lerin) hâl(ler)inin bugününe denk düşüyor!

“DURUM(UMUZ)”

İstanbul milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu başkanvekili Sezgin Tanrıkulu’na göre, “İnsan hakları ihlâllerini önleme konusunda 6 temel mekanizma var: Yargı, medya, sivil toplum örgütleri, akademi, parlamento ve uluslararası kurumlar-kamuoyu. Ancak Türkiye açısından artık bu mekanizmaların hiçbiri yok! 12 Eylül askeri darbesi döneminde işkence ve kötü muamelenin merkezi Metris, Mamak ve Diyarbakır cezaevleriyken, şu an 355 hapishanenin tamamında bu uygulama var”![7]

Özetle: “Adliymiş, siyasiymiş, FETÖ’ymüş, Kürtmüş, solcuymuş… Herkes eşit ama sadece işkence sırasında!… Türkiye Cumhuriyeti tarihinde eşi benzeri görülmemiş yaygınlıkta farklı tutuklu-hükümlü örnekleri var. 11 bin kadının aynı anda hapishanelerde olduğu başka bir dönem yok,”[8] milletvekili Tanrıkulu’nun ifadesiyle…

Türkiye’nin dört bir yanındaki cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler hak ihlâlleri, kötü muamele ve sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Silivri, Edirne, Van ve Kayseri’den gönderilen mektuplarda, kaba dayak işkencesi, kronik hastalığı olanlara ilaçların verilmemesi, sevk dilekçelerinin dikkate alınmaması, görüş yasakları gibi çok sayıda şikâyet yer alıyorken;[9] milletvekili Barış Yarkadaş, “Cezaevlerinde yapılan kötü muamele ve işkenceler, katlanılacak gibi değil… Tutuklular ilaç için haftalarca bekletiliyor,” diye ekliyor.[10]

Ayrıca Bursa H Tipi Kapalı Cezaevinde tutukluların ağır hak ihlâllerine maruz kaldığını söyleyen HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e “Hapishanelerde yaşanan hak ihlâllerinin son bulması için herhangi bir girişiminde bulunmayarak, cezaevinde yaşanan hak ihlâllerini meşrulaştırmıyor musunuz?” diye sorarken;[11] milletvekili Meral Danış Beştaş da, Karaman, İskenderun ve Aydın’da, cezaevlerindeki hak ihlâllerini TBMM gündemine taşıyıp, “Cezaevlerinde yaşanan hak ihlâllerinin giderek dozajının artırılma gerekçesi nedir?”[12] diye soruyordu…

Gerçekten de Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, cezaevi kapasitesinin üzerinde yaklaşık 27 bin tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu söyleyen İstanbul milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin 845 mahpusa bir doktor düştüğüne dikkat çektiği[13] Türkiye hâlini Düzce Cezaevi’nde yaşadıklarından hareketle tutuklu avukat Aycan Çiçek, “Sanki Kerbela’dayız,”[14] diye betimliyor!

Bu hâle ilişkin olarak da ‘Özgürlükçü Hukukçular Platformu’nun (ÖHP) ‘Hapishane Komisyonu Raporu’nda “Tedavi hakkı engeli”, “Sosyal izolasyon”, “Adalete erişim ve savunma hakkı gaspı”, “Mektupların akıbetinin meçhul olması”, “Koğuşlar dolup taşması”[15] soru(n)larına dikkat çekiliyor!

Tayfun Yıldırım’ın, “Buralar durulmuyor. Durulacak gibi de değil”[16] notunu düştüğü hapishane(lerin) hâl(ler)i konusunda kelimeler kifayetsiz kalıyor!

Örneğin 6 ay tutuklu kalan Çağdaş Erdoğan’ın, “Öncelikle Metris Cezaevi’ne götürüldüm. Koğuşa götürüleceğim, insanlar beni karşılayacak sanıyordum. Gardiyan robot gibi komutlar veriyor. ‘Sağa dön, sola dön’ vs. diye. Ben de uyguluyordum. Bir anda bir kapının önünde durduk. Gardiyan, ‘burası’ dedi. Bomboş bir hücre. Burada yalnız kalmayacağımı söyledim. İnsan görmek istiyordum. Gardiyan bu konuyu baş gardiyana bildireceğini söyledi. Bir adım attım ve kapı çakıldı. Mazgal çekildi. Ağlamaya başladım. Günler sonra hücrenin penceresinden gökyüzünü ve güneşi görebildim. Ama karşımda kocaman, iğrenç bir alışveriş merkezinin tepesi vardı,”[17] diye izah ettiği tablonun Türkiye’sinin dört bir yanında tutuklu ve hükümlülerin temel haklarının çoğu karşılanmıyor, gasp ediliyor!

Van Yüksek Güvenlikli Hapishane’sinden Talat Şanlı, “Kantinde pek çok temel ihtiyaç malzemeleri satılmıyor. Satılanlar ise tek çeşit bulundurulup çoğu fahiş fiyatlara satılıyor. Dışarıda 500’lük A-4 dosya kâğıdı 13-15 lira civarında satılıyorken aynı kâğıt hapishane tarafından 50’lik paketlere bölünüp 3 kat daha pahalı satılıyor,” derken; İzmir 1 No’lu F Tipi Hapishane’sinden Rıza Özçolak da ekliyor: “Her aşamada saldırı, hak gaspı ve keyfilik söz konusu. Arkadaşlarımıza gönderilen iç çamaşırı ve çoraplar hapishane idaresi tarafından ‘kantinde satılıyor’ gerekçesiyle verilmedi.”[18]

Evet Türkiye’nin birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin, fahiş fiyat nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı, hak ihlali ve keyfi uygulamaların arttığı bildirilirken; Bolu F Tipi Hapishanesi’nden Veysel Şahin, kantinde 1 kilo etin 130 TL olduğunu yazıyor![19]

En sıkı güvenlik önlemlerinin uygulandığı Silivri Cezaevi’nde görevli infaz koruma memuru Samet Açıkgöz’ün, gece nöbetinde Ali Taner Demirbaş isimli hükümlüyü özel aracıyla cezaevinden dışarı çıkarıp, 15 dakika sonra cezaevine bir paketle geri döndürdüğü (ve paketle cezaevine sokulan şeyin uyuşturucu mu, silah mı, para mı olduğu ise merak konusu olduğu);[20] Kürkçüler Cezaevi Müdürü M.Ç.’nin, suç örgütü lideri olduğu ve bankalar arası para transferi yapan güvenlik şirketinden 4 milyon 795 bin avroluk vurguna karıştığı iddiasıyla tutuklanan Hasan B.’den cezaevinde daha iyi şartlarda tutulma, kendi istediği koğuşa geçme ve cezaevine giren örgüt üyelerini aynı koğuşa koyma karşılığı rüşvet aldığı[21] Türk(iye) (c)ezaevlerinde her türlü fırıldağın döndü(rüldü)ğü bir “sır” olmayıp; vakayı adiyedendir![22]

ZİNDAN(LAR)IN KAPASİTESİ

Adalet Bakanlığı’nın ‘2017 Faaliyet Raporu’ ile ‘Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı İstatistikleri’ne göre, cezaevlerinde kapasitenin 29 bin üzerinde daha fazla tutuklu ve hükümlü bulunduğu Türkiye’de AKP’nin iktidara geldiği 2002 sonunda 59 bin 429 olan tutuklu ve hükümlü sayısı 16 yılda dört kat arttı.[23]

Örneğin TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun Bakırköy Cezaevi’ne ilişkin inceleme raporunda, 950 kişi kapasiteli kurumda, çocuklarla birlikte bin 454 kişinin bulunduğu vurgulandı.[24]

Ayrıca ‘Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ (OECD) nüfusuna oranla dünyada en fazla mahkûma sahip olan ülkeler sıralamasında 2018’e göre her 100 bin kişiden 655’ini hapishanesinde tutan ABD listede birinci sıradayken; her 100 bin kişiden 287’sini hapishanelerinde tutan Türkiye ise ikinci sırada bulunuyor. 100 bin kişi üzerinden ölçeklendirilerek oluşturulan listede ABD 655 kişi ile birinci, Türkiye 287 kişi ile ikinci, İsrail ise 265 kişi ile üçüncü sırada bulunuyor.[25]

Evet Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Türkiye’de Temmuz 2019 tarihi itibariyle 353 ceza infaz kurumu olduğu belirtilirken, cezaevlerinin toplam kapasitesi 218 bin 950 olarak açıklandı. 353 cezaevinin 75’i açık, 7’si kadın açık, 9’u kadın kapalı, 7’si çocuk kapalı ve 4’ü çocuk eğitimevi.

2018 ve 2019 kesitinde tamamlanan ceza infaz kurumu sayısı 27 olarak açıklandı. Yeni açılan ceza infaz kurumlarının toplam kapasitesi ise 16 bin 566 olarak belirtildi.

İnşaatı devam eden 114 ceza infaz kurumu arasında 2 kadın, 1 kadın açık; 2 de çocuk cezaevi bulunuyor. 114 ceza infaz kurumunun toplam kapasitesi ise 73 bin 448 olarak açıklandı. İhale aşamasındaki 23 ceza infaz kurumunun toplam kapasitesi 14 bin 919 olarak belirtilirken; bunlardan yalnızca biri kadın cezaevi.[26]

2019’de açılan 14 yeni cezaevi ile AKP’nin 14 yılda açtığı cezaevi sayısı 178’e çıktı. Türkiye’deki 375 cezaevinin kapasitesi 219 bin 270 olarak açıklandı.[27]

Cezaevlerindeki 259 bin kişinin 246 bin 69’unun erkek, 10 bin 245’inin ise kadın olduğu belirtildi. Hükümlü sayısı 201 bin 120, tutuklu sayısı ise 58 bin 207 olarak açıklanıp, Cezaevlerinde kalan çocuk sayısı 3 bin 13 iken;[28] AKP iktidarının ardından cezaevlerindeki nüfus, yüzde 285 arttı.[29]

‘Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamlara göre, 2018’de cezaevlerindeki kişilerin sayısı 2017’ye göre yüzde 14 artarak 264 bin 842 oldu. Türkiye’de yüz bin kişi başına düşen ceza infaz kurumundaki kişi sayısı 2013’de 188 idi. Bu sayı yıllar itibarıyla sürekli artarak 2017’de 288’e ve 2018’de 323’e ulaştı. 12 yaş üzeri nüfus hesaba katıldığında her yüz bin kişiden 401’i cezaevinde…[30]

‘Avrupa Konseyi Yıllık Ceza İstatistikleri 2016 Raporu’na göre, Türkiye’nin cezaevlerinde tutulan tutuklu ve hükümlü sayısı bakımından Avrupa’da 43 ülke arasında birinci sırada yer aldığı açıklanan[31] coğrafyamızın ahvali bu!

CEZASIZLIK POLİTİKASI

Hapishane(lerin) hâl(ler)ine ilişkin soru(n)ların merkezinde boylu boyunca totaliter devletin cezasızlık politikası yatar!

“Nasıl” mı?

Örneğin Balıkesir L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda adli hükümlü olarak kalan Ulaş Yurdakul’un mahkûmlar tarafından öldürülmesini araştıran Adalet Bakanlığı Başkontrolörlüğü, 26 kişi hakkında işlem yapılmasını isteği üzerine Kepsut Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattı soruşturma, “Kovuşturmaya yer yok” dedi! Yurdakul ailesinin avukatı Hakan Günaslan, “Hazırlanan raporda cezaevinde bir çete olduğu ve idarenin de bunu kolladığı anlatılıyor,”[32] derken çete gerçeğinin altını ısrarla çizdi…

İşte birkaç somut veri daha…

• Savcılık, Adana E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu 5 çocuğa işkence yaptıkları ileri sürülen dört infaz koruma memuru hakkında açılan soruşturmayı kapattı. Doktor raporlarına rağmen savcılık “yeterli delil” olmadığına karar verdi. Gördükleri şiddeti anlatan çocuklardan biri olan İ.E. cezaevi personeline “başkan” diye hitap edildiği için isimlerini bilmediğini söylemişti![33]

• Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü olan Cemal Bozkurt’un, çok sayıda gardiyanın saldırısına uğradığı iddiasıyla yaptığı şikâyet takipsizlikle sonuçlandı. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kovuşturmaya yer olmadığı kararında, “Müştekiler ve mağdur vekillerinin iddialarının soyut beyan düzeyinde kalmaktadır. Somut olayda iddianame düzenlenmeyi gerektirir yeterli somut ve inandırıcı delil bulunamamıştır,” denildi![34]

• Hükümlü Nusret Tebiş, Güngören davasında yargılanırken, Metris ve Silivri Cezaevi’nde gördüğü işkenceler nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Metris’te görevli doktor Yemliha Söylemez’in, kendisini muayene etmeden sağlam raporu verdiğini belirtti. Ancak, savcılık, dosyadaki sağlık raporlarına dayanarak, soruşturmayı açmadan kapattı. Söylemez ise 1 Ekim 2012’de, Metris Cezaevi’nde gördüğü işkence sonucu yaşamını yitiren Engin Çeber hakkında sahte rapor düzenlemekten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edildi. Tebiş’in avukatlarının itirazları da kabul edilmedi. Tebiş de işkence iddiasını 2012 yılında AİHM’e taşıdı. AİHM’deki dosyaya hükümet yanıtı ise geçen Mayıs ayında verildi. Yanıtta, cezaevi doktoruyla ilgili skandal ifadeler yer aldı. Doktorun bir kez sahte rapor vermesinin sürekli sahte rapor vereceği anlamına gelmeyeceği savunuldu![35]

• Üç tutuklunun koğuşundaki pano, arama sırasında yaşanan arbedede kırıldı. Tutuklular kamu malına zarar verdikleri gerekçesiyle şartlı tahliye olanağından yararlanamayacak. Avukat Zeycan Balcı, “Müvekkilim zararı karşılamayı kabul ettiği hâlde, ‘zarar karşılanmadı’ denilerek hapis cezası veriliyor” dedi![36]

Özetlersek, hemen her şey; Gökçer Tahincioğlu’nun kaleme aldığı ‘Beyaz Toros: Faili Belli Devlet Cinayetleri’[37] başlıklı yapıtında ortaya koyduğu devletin cezasızlık politikalarındaki üzeredir!

SINIRSIZ ŞİDDET

Sınıfsal bir terör aygıtından başka bir şey olmayan devletin mütemmim cüzünü teşkil eden cezasızlık politikası olmasa hapishanelerdeki şiddet bu kadar fütursuz olmazdı; olamazdı!

Birkaç örneği sıralıyorum…

• Adana Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’nde ayakta sayım ve ağız içi arama dayatmasını kabul etmeyen tutukluların, gardiyanlar tarafından darp edilerek kolları ve kafalarının kırıldığı, sonrasındaysa hücreye atıldıkları bildirildi. Kafası ve elinin kırıldığı belirtilen tutuklu Zafer Bahadır’ın annesi Ayşe Bahadır da, oğlunun söylediklerini şöyle aktardı: “Gardiyanlar koğuşa gelip bize saldırdılar. Kafamı ve elimi kırdılar. Koğuştaki tüm arkadaşlarımızı darp ettiler. Bir arkadaşımızın boğazını sıktılar. Eğer biz müdahale etmeseydik, arkadaşımızı boğacaklardı”![38]

• Siyasi mahkûmlara yapılan işkence ile gündeme gelen Kazım Kaya yönetimindeki Düzce T Tipi Cezaevi’nde tutukluların sürgün edilip 50 güne varan hücre cezaları verildiği ortaya çıktı. Abdullatif Teymur’un ablası Gülseren Yıldırım “Evlatlarımız hem işkenceye hem de cezalara maruz kalıyorlar,” dedi![39]

• Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 3 yıldır tek kişilik hücrede tutulan Şerafettin Demir, “arama” adı altında baskın yapan 10 gardiyanın işkencesine uğradı![40]

• Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Cezaevi’ndeki tutuklular hak ihlâlleriyle karşı karşıya, tutuklulara işkence iddiaları da gündemde… Gardiyanların kimi tutukların el ve ayaklarını kırarak, falakaya yatırdığı iddia edildi. Tutuklu Mehmet Ali Kayan ailesiyle görüşmesinde, cezaevi gardiyanları tarafından “Burada bizim hükmümüz geçer” diye tehdit edildiklerini aktardı![41]

• Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde tutuklu avukat Engin Gökoğlu’nun cezaevinde kolu kırıldı. Tedavisi engellendi, kırık kolundan tutularak yerlerde sürüklendi.[42] Avukat Berrak Çağlar, Gökoğlu’nun cezaevi müdüründen “Ben size göstereceğim, Size baş eğdireceğim” tehditleri aldığını belirterek cezaevi görevlileri tarafından kırılan kolunun kesilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.[43] Gökoğlu, “Cezaevinde işkence gördüğü için kolunun sakat kaldığını” söyledi![44]

• Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nde tutuklu İsmail Kara’nın annesi Sabiha Kara, gardiyanlar tarafından darp edilen oğlunun yüzünde postal izi kaldığını açıkladı![45]

• Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edilen Candaş Kat’ın annesi, sevkten sonra oğlunun işkence gördüğünü aktararak, “Oğlumu tanıyamadım. 4 Ağustos tarihinde oğlum ve iki hücre arkadaşını ellerinden ve ayaklarından kelepçeleyerek çırılçıplak soyup süngerli odaya atmışlar. 4 saat bu süngerli odada oğlum ve hücre arkadaşlarını döverek işkence etmişler,” dedi![46]

• Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde yatan ve 60 gündür açlık grevinde olan Ali Şimşek gardiyanlar tarafından çeşitli defalar feci şekilde dövüldü.[47]

• Tarsus 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu eşinin ziyaretine giden Fatma Genç, kapalı görüş esnasında gardiyanların eşine ve diğer tutuklulara copla saldırmasına tanık olduğunu söyledi![48]

• Tarsus 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde idarenin tutuklu ve hükümlülere ayakta sayım vermeyi dayattığını ve buna karşı çıkan tutukluların darp edildiğini belirten Tugay Bek, “Adana’dan sevk edilen Soncan Gedik ve aynı koğuşta bulunan Kasım Elçik, iki kişilik koğuş olmasına karşın ayağa kalkıp sayım vermedikleri gerekçesiyle darp edilmiş. Tutuklu ve hükümlülerin sıraya geçerek askeri nizamda komut vermesi gibi bir dayatmayla otorite tesisi, rencide etmek ve onur kırmak gibi bir yaklaşım var. Sırf bu şekilde sayım vermediği için Soncan Gedik gardiyanlar tarafından darp edilerek, ters kelepçe takılarak, soyularak süngerli odaya götürülmüş. Kolunda şiddetli ağrı var. Revire çıkmasına izin verilmediğini anlattı,” dedi![49]

• Silivri’den Kırıkkale Cezaevi’ne sevk edilirken dövülen 12 kişi arasında yer alan lise öğrencisi Murat Can Arslan’ın annesi, oğlunun sadece atletle sevk edildiğini söyledi. Anne Arslan, “Oğlumu gördüğümde tir tir titriyordu. Elbise getirmiştim, memur yok, veremeyiz dediler. Kolunda, boynunda morarmalar vardı. Bu eziyet neden” diye sordu![50]

• Elazığ Yüksek Güvenlikli 2 No’lu Cezaevi’nde gardiyanların, kameraları kapatarak aralarında yaşlıların da bulunduğu 6 tutukluyu darp ettiği ve tek kişilik odalara koyduğu bildirildi.[51]

• Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde gardiyanlar tarafından darp edilen tutuklulardan Süleyman Saçal, işkence uygulamalarının devam ettiğini söyledi![52]

HAK İHLÂLLERİ

Hak ihlâlleriyle maruf Türk(iye) zindanlarına ilişkin olarak, “Cezaevlerinde ihlâl edilmeyen bir hak neredeyse kalmadı”[53] notu düşülürken; milletvekili Meral Danış Bektaş, hak ihlâllerinin yoğun olarak yaşandığı bazı cezaevlerini şöyle sıraladı: Diyarbakır D Tipi Cezaevi, Malatya E Tipi Cezaevi, Sincan F Tipi Cezaevi…[54]

Devamla!

• Elazığ Cezaevi’nde baskılara itiraz eden tutuklular hücrelere atılırken, Bayburt Cezaevi’nde ise açlık grevi sonrası tutukluların tedavisi yapılmıyor…[55]

• ‘Marmara Bölgesi Hapishaneler Raporu’nu açıklayan ÖHP, disiplin cezası adı altında dayatılan uygulamalarda artış yaşandığını, tutuklu yakınlarına da çıplak aramanın dayatıldığını vurguluyor…[56]

• İnan Kızılkaya, Silivri 9 No’lu F Tipi Cezaevi’nde yaşadıklarını “Cezaevinden ziyade özel bir kampa getirildiğimizi anladım. Akabinde zorla çıplak aramaya tabi tutuldum. İnsan onurunun çiğnendiği bu iğrenç uygulama adeta işkenceye çevrilerek uygulandı” diyor ve soruyor: “Hangi insan bu muameleyi hak eder ki?” Kızılkaya, devamla 12 Eylül darbe dönemini aratmayan uygulamaları anlatıyor…[57]

• Adana Barosu Cezaevi Komisyonu Başkanı Avukat Tugay Bek’e göre, cezaevlerinde yaşanan hak ihlâlleri, 12 Eylül uygulamalarına dönüştü. Siyasi tutsaklara, 12 Eylül’de uygulanan üç numara saç kesimi ve askerlerle spor yapma dayatmalarında bulunuluyor…[58]

• Avukat Muhterem Süren, Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yoğun hak ihlâllerinin işkence boyutuna vardığını söylüyor…[59]

• Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde kalırken, Aralık 2016’da 1600 kilometre uzaktaki Van F Tipi Cezaevi’ne sevk edilen Taner Korkmaz, “Kübalı efsanevi lider Fidel Castro’nun fotoğrafları da sakıncalı bulunuyor. Cezaevinde yasak olan diğer şeyler şöyle: Kapüşonlu giysi, kulplu bardak, eldiven, çatal, metal tabak, yün çorap, kemer, puşi, keçeli kalem, atkı, el örmesi bileklik, boncuk işlemeli süs eşyası, tespih, kuru boya kalemleri, sıcak su torbası,” diyor…[60]

• Hapishanelerde binlerce öğrenci tutukluyken; bu öğrencilerin yasal olarak kullanabileceği eğitim hakları bahanelerle engelleniyor…[61]

BASKI(LAR)

Cezaevlerinde olanlar bunlarla sınırlı değil; tutuklu ve mahkumlar üzerinde sistemli baskılar söz konusu. Şöyle ki:

• Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu Abdullatif Teymur ve 20 arkadaşına 100 günü aşkın hücre cezası verildi. Cezaevi müdürü ile görüşmek isteyen tutuklu ve hükümlerin talebi “güvenlik” gerekçesiyle kabul edilmedi. Telefon görüşmesi hakkını kullanmak isteyen tutuklulara, görüşmeye tekmille başlamaları dayatılıyor![62]

• Elazığ E Tipi Cezaevi’nde haftalık 10 dakikalık telefonla görüşme hakkı, iki haftada 10 dakikaya düşürüldü. Tutukluların avukatlarla görüşmesi engelleniyor. Görüştürülseler dahi kamera ile her konuşmaları kayıt altına alınıyor. Kitap okumaları ve mektup yazma hakları engelleniyor![63]

• Aldığı müebbet hapis cezası nedeniyle 24 yıldır cezaevinde tutulan ve 6 yıl sonra tahliye olması gereken tutuklu Ferda İldan’ın cezasının infazı, kaleme aldığı ‘Bilge Öğretisinde Marksizm ve Feminizme Bakış’ başlıklı broşür nedeniyle yakıldı![64]

• Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mirza Aydın tuvalet, banyo ve yatakhanelere kamera takıldığını söyledi![65]

• Kandıra Kadın Cezaevi’ndeki eski HDP milletvekilleri Çağlar Demirel ve Selma Irmak ile tutuklu Hacire Tanırgan’a havalandırmadaki kameraları kapattıkları gerekçesiyle ceza verildi. Erkek gardiyanların kameraları izlediğini öğrenen Demirel, Irmak ve Tanırgan, havalandırmadaki kameraları kapattı. Vekiller cezaevi idaresine kamerayı güvenliği ihlâl etme amaçlı kapattıkları yönündeki iddiayı reddederek kameraların erkek gardiyanlar tarafından sürekli izleniyor olmasının özel alanlarının ihlâl edilmesi olduğunu vurguladı![66]

• İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şube Başkanı İlhan Öngör, Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde koğuşlarda yapılan aramalarda köpeklerin kullanıldığı ve tutsakların yemek yediği tabakların köpeklere koklatıldığını söyledi![67]

YASAK(LAR)

Ve yasak(lar) faslı…

• Silivri Cezaevi’nde Cumhuriyet, Birgün, Evrensel ve Gündem gazeteleri “Yasaklı yayın” listesine alınırken, Halk TV’nin de yayınlarının izlenmesi durduruldu. Gebze Cezaevi’nde de birçok kitaba el konulduğu ortaya çıktı![68]

• “Menemen Cezaevi’ne, “Terörü ve teröristi övüyor, devlet büyüklerimizi aşağılıyor,” denilerek Cumhuriyet gazetesi sokulmadı![69]

• Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde kaleme aldığı ve 16 Eylül 2017’de Dipnot Yayınları tarafından yayınlanarak kısa sürede büyük bir ilgi gören öykü kitabı “Seher”, “ders kitabı olmadığı, şifreli ve kontrolsüz haberleşmeye yol açabileceği” gerekçesiyle tutukluya verilmedi![70]

• Dünyaca ünlü yazar Dan Brown’ın ‘Da Vinci Şifresi’ adlı kitabının Silivri Cezaevi’ne alınmadığını açıklayan[71] İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş ekliyor: “Bolu Cezaevi’ndeki Ayberk Demirdöğen adlı tutuklu, Nuriye ve Semih’in Edirne Cezaevi’ndeki avukatı Ergin Gökoğlu’na bir yeni yıl kartı yollamak istiyor. Tutuklu, kurşun kalemle Nuriye ve Semih’in resmini çizdiği kağıdın üzerine ‘Sizi seviyoruz’ diye yazıyor. Ve bu kart, cezaevi tarafından ‘sakıncalı’ bulunduğu için postaya verilmiyor. OHAL, her şeyi olduğu gibi insanların birbirini sevmesini de yasaklıyor”![72]

• Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Duran Kıvanç’ın, başka bir cezaevinde tutuklu arkadaşı Gülay Korkmaz’a, “Silivri’de sinek öldürme komitesi vardı. Bizim de sinek öldürme timimiz (SÖT) vardı. Yaz kış demeden işbaşındaydı. Ankara’da sivrisinek var mı? Bolu’da hâlen var inanır mısın? Öyle böyle değil hem de…” diye yazdı. Mektup, bu ifadeler nedeniyle cezaevi yönetimi tarafından sakıncalı bulundu. Cezaevi Disiplin Kurulu, bu cümlelerin şifreli olduğunu, mektubun terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmesine neden olabileceğini öne sürerek, mektubun alıkonmasına karar verdi![73]

• Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukat Engin Gökoğlu’nun, açlık grevindeki Grup Yorum üyelerine yazdığı mektuplar, Tekirdağ 2 No’lu Cezaevi Mektup Okuma Komisyonu tarafından sakıncalı bulundu![74]

• Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nde okumak isteyen mahpuslara kitap yerine kitap katalogları verildi![75]

• Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nden Sinan Çam, yolladığı mektupta, hakkında kesinleşmiş 16 yılın üzerinde görüş yasağı ve 15 yılın üzerinde haberleşme yasağı olduğuna değinerek, “Diğer arkadaşlarımın da benden aşağı kalır yanı yok! Şöyle ki; birlikte kaldığımız Murat’ın on yılın üzerinde haberleşme yasağı, on beş yılın üzerinde görüş yasağı, on günlerce hücre cezası vb.. Hasan’ın bir yıl görüş yasağı, 3 ay haberleşme yasağı, bizden zorla koparılan arkadaşlarımız ve avukatımızın on dört ay görüş yasağı, 2 ay haberleşme yasağı, Ali’nin on yılın üstünde görüş yasağı, on yılın üzerinde haberleşme, onlarca gün hücreye koyma yasağı vb. Bayram’ın; bir yıl görüş yasağı, iki ay haberleşme yasağı devam ediyor” diye yazdı![76]

• ÇHD Genel Başkanı avukat Selçuk Kozağaçlı’nın tecrit koşullarının kaldırılması için hücre duvarlarına meyve ve sebzeler ile “Tecrit kaldırılsın” yazıldı. Bunun üzerine cezaevi yönetiminin hücrelerde bulunan meyve, sebze, tahin, pekmez gibi duvara yazı yazılabilecek yiyecek ve içecekleri toplattığı öğrenildi![77]

• Elazığ 1 No’lu Cezaevi’nden Bülent Akar gönderdiği mektupta, yaklaşık 1 yıldır tek kişilik hücrede tutulduklarını yazdı. Koşullarının hukuki mevzuata göre gitmediğini kaydederek ekledi: “Tek kişilik yerlerde tutulma yasal mevzuatlarda sadece ağırlaştırılmış müebbet alanların infazında belirtilmiş. Fakat buna rağmen 20 yıldan fazla süredir hapiste bulunanlardan tutun da yaşlı-hasta ayrımı yapılmaksızın 30 kişi tekli hücrelere alındı. Üstelik herhangi bir disiplin cezası almadan. Kaldı ki disiplin cezası gereği tek kişilik hücrede tutulma süresi en fazla 20 günle sınırlıyken bizim bir disiplin cezamız olmadan 1 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyoruz. Yasada, haftada 10 saat ortak avluda 10 kişi ile sohbet, spor etkinliği yapılacağı belirtilmesine rağmen ayda üç hafta, birer saatlik spora çıkarılıyoruz. Sohbet, kurslar, hobi veya atölye etkinlikleri yaptırılmıyor. İdare kütüphanesi kitaplarından defterlere aldığımız notlara el konuluyor. Kürtçe kitaplar verilmiyor. Kitabın verilmesi için çeviri parası isteniyor. Hiçbir itirazımıza da yanıt verilmiyor”![78]

• Edirne F Tipi Cezaevi’nde hükümlü Hasan Ozan’ın, eşi Münevver İltimur’a yazdığı mektubun bazı bölümleri, Mektup Okuma Komisyonu tarafından 6 Aralık 2007’de sakıncalı bulunarak karalandı. Bu bölümde devlet kurum ve çalışanlarını töhmet altında bırakan asılsız ithamlara yer verildiği savunuldu. İnfaz Hâkimliği kararı onayınca ve itirazlar reddedilince dosya 2008’de AİHM’e gitti. AİHM başvuruya dair, 25 Haziran 2018’de karar verildi. Ozan’a haberleşme özgürlüğünü ihlâlden, 300 TL tazminat ödenmesine karar verildi. Kararda, cezaevi idaresinin mektupla ilgili kararının gerekçesiz olduğu vurgulandı![79]

• Burhaniye T Tipi Cezaevi’nden avukat Behiç Aşçı gönderdiği mektupta yaptığı 293 günlük ölüm orucu sonucunda verilen sohbet hakkının yeniden gasp edilmesine dikkat çekip; konu hakkında itiraz yaptığı İnfaz Hâkimliği’nin mevzuatı yok sayıp ret cevabı verdiğini aktardı![80]

• Grup Yorum üyesi Fırat Kıl, “Ailem tarafından gönderilen Neşet Ertaş, Cem Karaca, Mahsuni Şerif ve birçok halk ozanının türküleri ‘sakıncalı’ olduğu gerekçesiyle yasaklandı. 80 sayfa boş nota sayfasına el konuldu. Boş nota sayfalarından korkan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Yazdığım türkü sözleri ve şiirler sansürlendi. Tutsak bir annenin çocuğu için yazdığım ninni ‘sakıncalı’ denilerek sansürlendi. Havalandırmada bir bardağa koyduğumuz maydanoz filizini koparıp attılar. Yeşillik büyütmek yasakmış,” açıklaması yaptı![81]

• İzmir Kadın Kapalı Cezaevi, hükümlü Sibel Mustafoğlu’nun aynı koğuşta bulunan ve kalp, şeker, tansiyon, kolestrol rahatsızlıkları bulunan, iki anjiyo geçiren, böbrek nakli olan yüzde 86 engelli 60 yaşındaki Mevlüde Başdaş’ın sağlık durumunu anlatmak için Cumhuriyet’e gönderdiği mektubu “sakıncalı” buldu. Başdaş’ın Türkçe ve okuma- yazma bilmediği için Sibel Mustafaoğlu’nun yazdığı mektuba el koyan cezaevi, gerekçe olarak mektubun “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgiler” içerdiğini öne sürdü![82]

• Sincan Kapalı Kadın Hapishanesi’nde hapishane müdürü kadın tutsaklara su satılmaması için talimat verdi. Kadınlar çeşmeden paslı su içmek zorunda kaldı. Bu sorun sadece Sincan Kapalı Kadın Hapishanesi’nde değil Kırıkkale Hapishanesi’nde de yaşanıyor![83]

• Berkay Ustabaş’ın Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nden Cumhuriyet gazetesine göndermek için yazdığı mektuba 25 Mayıs 2018’de cezaevi idaresi tarafından el konuldu![84]

• Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin 3 aya yakın bir süredir tutuklu olduklarına dikkat çeken Milletvekili Utku Çakırözer, “Deniz’in ailesinin getirdiği Shakespeare şiirleri ve oyunları bile cezaevi yönetimi tarafından tutulmuş. Yasak olduğu için kendisine verilmemiş,” dedi![85]

• ‘Özgür Gündem’e yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan Necmiye Alpay’ın cezaevinde avukatına verdiği metinlere el koyulduğu ortaya çıktı![86]

• 10 yılda 7 defa farklı cezaevine istemi dışında sevk edilen Şefike son olarak gönderildiği Kayseri T Tipi Cezaevi’nde ise yasaklarla karşı karşıya![87]

KEYFİ ZORBALIK(LAR)

Sonra keyfi zorbalık(lar)…

• Ahmet Şık’a kendi kitabı “Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda” verilmiyor. Avukatlarından savunmasında argüman olarak kullanmak üzere yazarı olduğu ‘Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda’ kitabını istedi. Avukatları kitabı Şık’a teslim edilmek üzere gardiyanlara bıraktı. Ancak kitap Şık’a teslim edilmedi![88]

• Tutuklu Grup Yorum üyeleri, cezaevinde 6 aydır aynı kıyafeti giyiyor. Seher Adıgüzel “Gönderdiğiniz pantolon rengi nedeniyle alınmadı. Hızlıca sıcak şeyler istiyorum,” dedi![89]

• Edirne F Tipi Cezaevi’nde, bölümlere ayrılan mahpuslara, bir gün ve iki saatlik avukat görüş sınırlaması getirildi. Avukat Gülizar Tuncer uygulamanın savunma hakkını tamamen yok etmeyi amaçladığını söyledi![90]

Milletvekili Barış Yarkadaş “Cezaevlerindeki çıplak arama vakaları artıyor” derken, Grup Yorum üyelerinin tahliye olduktan sonra yaptıkları açıklamalarda çıplak aramaya maruz kaldıklarını ifade ettikleri[91] zorbalıkların bir parçası da çıplak arama(lar) zulmü…

• Tutuklu olduğu Silivri Cezaevi’nden yaklaşık 9 ay sonra özgürlüğüne kavuş Süleyman Başer, “65 yaşındaki annem beni görmek için çıplak aramaya, göz taramasına maruz kaldı,” dedi![92]

• Annesi Şeyda Sünnetçi Silivri’de çıplak aramaya maruz kaldığını belirttiği, üniversite öğrencisi Kübra Sünnetçi işkenceye uğradı![93]

• Trabzon-Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevi’nde çıplak aramayı kabul etmeyen Hilmi Olsoy, Cemal Nahırcı, Kerem Karagöz ve Enes Aydoğan isimli tutukluların falakaya yatırıldı![94]

• 25 Şubat 2019’da görülecek duruşmasına katılmak üzere Bafra T Tipi Cezaevi’nden Mardin E Tipi Cezaevi’ne getirilen Erkan Benli ve Sadık Tan isimli 2 mahpusun yolda bekletildikleri Elazığ T Tipi Cezaevi’nde çıplak arama dayatmasını kabul etmedikleri gerekçesiyle gardiyanların fiziksel ve sözlü şiddetine maruz kaldılar![95]

Ve tecride sadece bir örnek dahi yeter de artar bile: ÇHD soruşturmasından tutuklanan Silivri Cezaevi’ndeki Özlem Demirçi’ye uygulan tecrit konusunda avukatı Özge Serdar, “Müvekkilime sohbet hakkı kullandırılmıyor. ‘Sohbet hakkın var ama yalnız kullanabilirsin. Kullanacak mısın?’ deniyor. Tecritte olan bir kişiye sohbet hakkının tek başına kullanılması dayatılıyor,”[96] diyor!

Nihayet keyfi zorbalıkların bir parçası olarak yedekte bekletilen “tek tip” sopası![97]

İNTİHAR(LAR)

Tüm bunlarla birlikte (c)ezaevlerindeki devlet şiddetinin kaçınılmaz sonuçlarından biri de, Jean Paul Sartre’ın “Umutsuzluk manevi bir intihardır,” diye tanımladığı şeyin somutu olmaktadır!

İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, cezaevinde intihar edenlerin sayısının arttığına dikkat çekerek, hükümeti uyarıp, “Cezaevi değil, ölüm evine dönüşen bir yapı var,” vurgusuyla cezaevlerinde 2016’da toplam 66 kişinin intihar ettiğinin de bakanlık tarafından açıklandığını belirtip, “2009’da 39, 2010’da 46, 2011’de 34, 2012’de 40, 2013’de 44, 2014’de 53, 2015’de ise 43 kişi intihar etti. 2016’da ise bu sayı 66’ya çıktı,” derken;[98] yine sıralıyorum…

• Gebze Kadın Kapalı Hapishanesi’nden, Balıkesir Burhaniye Hapishanesi’ne sürgün edilen 28 yıldır tutuklu Nurcan Bakır, baskı ve işkenceye karşı, “Zulme karşı sessiz kalmayacağım” diyerek yaşamına son verdi![99]

• Ayrıca 17 Mart 2019’da Zülküf Gezen Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde, 23 Mart 2019’da Ayten Beçet Gebze Cezaevi’nde, 24 Mart 2019’da Zehra Sağlam Oltu T Tipi Kapalı Cezaevin’de, 25 Mart 2019’da Medya Çınar Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 1 Nisan 2019’da Yonca Akici Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, 2 Nisan 2019’da Siraç Yüksek Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 5 Nisan 2019’da Mahsum Pamay da Elazığ T Tipi Cezaevi’nde yaşamını sonlandırmıştı![100]

• 14 yaşındaki Emirhan Nas Trabzon Cezaevi’nde intihar etti.[101] 10 Kasım 2015’te Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Çocuk Koğuşu’nda saat 20.30 sularında kendini asarak yaşamına son verdi.[102] Emirhan Nas, cezaevinde kaldığı süre içinde, annesiyle bir kez açık görüş yapabildi. Annesine, cezaevinde kendisine kötü davranıldığını, kilolu, uzun boylu, kaba bir görevlinin her hafta sıra dayağına çektiğini, omuzlarına vurduğunu anlattı. Tuvalet temizlettirdiklerini, bulaşık yıkattıklarını söyledi. Anne Semra Omak, cezaevine bir kez daha gitti. Görüş günü değişti diye kapıdan geri çevrildi. Oğluna getirdiği pantolonu da almadılar. Oğlu hızla kilo kaybetmiş, kıyafetleri bollaşmıştı![103]

• Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan başka cezaevine nakil isteğine olumsuz yanıt verildiği iddiasıyla hükümlü Hakan Ekinci canına kıydı. Öte yandan aynı cezaevinde ‘Kamu malına zarar verme ve kasten öldürme’ suçlarından ömür boyu hapis cezasına hükümlü M.C. de tek kişilik odada kalma istemine olumsuz yanıt verilmesi üzerine 14 kan sulandırıcı hap içerek intihar girişiminde bulundu![104]

• 17 yaşındaki Veli Ersoy, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde girdikten bir gün sonra yaşamını yitirdi. Ersoy’un şüpheli ölümü kayıtlara intihar olarak geçti. Ersoy’un ailesi, çocuklarının ölüm nedeninin araştırılmasını istedi![105]

• Cezaevinde 2008’de intihar eden Fatih Kolbasar’ın ağabeyi Recep Kolbasar’ın ‘Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığı bireysel başvuru sonuçlandı. AYM, Fatih Kolbasar’ın cezaevinde yaşam hakkının ihlâl edildiğine karar verdi![106]

HASTA TUTSAK(LAR) ZULMÜ

Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, cezaevlerinde 260 bin 144 kişi bulunurken, bunların 202 bin 434’ü hükümlü, 57 bin 710’u ise tutuklu. İHD verilerine göre cezaevlerinde 457’si ağır olmak üzere 1333 hasta tutuklu bulunuyorken;[107] İHD ve ‘Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) 2019’da Adalet Bakanlığı ve CTE’ye yaptığı 7 bin başvuru ise “özel araştırmalar gerekiyor” denilerek yanıtsız bırakmasıyla 50 hasta tutuklunun yaşamını yitirmesi trajedisi![108]

Evet, evet milletvekili Ayşe Acar Başaran’a, “Hasta tutuklulara düşman hukuku uygulanılıyor. Türkiye’de idam cezası yok ama fiili bir şekilde sürdürülüyor. İnsanlar ölünceye kadar cezaevinde tutuluyor,”[109] dedirten bir acımasızlık yüz yüzeyiz!

‘Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin, 2018 verilerine göre, cezaevlerindeki 132 hasta mahpustan 19’u cezaevinde kalamaz durumdayken;[110] Adalet Bakanlığı verilerine göre, cezaevlerindeki 841 hasta, Adli Tıp Kurumu uygun gördüğü hâlde tahliye edilmeyi bekliyor. 1086 hasta mahkûm ise raporları kabul edilmediği için içeride yaşam savaşı veriyor. Beş yılda cezaevinde 451 kişi öldü.[111]

Yine ‘2017 Dünya Hasta Hakları Günü’ açıklamasında cezaevlerinde 323’ü ağır olmak üzere toplam 905 hasta tutsağın olduğu kaydedilirken;[112] İHD verilerine göre,[113] 2017 başından 6 Ekim 2019 tarihine kadar hapishanelerde 44 hasta mahpusun yaşamını yitirdi. Bu mahkûmlardan 19’u kalp krizi gibi anında müdahale edilmesi gereken hastalık nedeniyle vefat etti.[114]

Avukat Gülizar Tuncer’in, hasta tutsakların darp edildiğini vurgulayarak, “Bu uygulamalar 12 Eylül’de bile yapılmıyordu”[115] dediği tabloda milletvekili Barış Yarkadaş da, cezaevlerindeki siyasi tutukluların her türlü hak gaspıyla karşı karşıya kaldığının altını çizerek, “Tedaviye giden hasta tutuklulara zorluk çıkarılması yetmiyormuş gibi, bir de bileklere çift kelepçe uygulaması başladı,”[116] diye ekliyor!

Evet, “Çocuk tecavüzcülerinin, kadın katillerin bir yolunu bulup dışarı çıktığı zindanlarda,[117] hâlâ on yıllara mahkûm siyasi hükümlüler yatmakta”yken;[118] Ahmet Güneş’in ifadesiyle, “Cezaevinde ölüme terk edilmek sıradan. Tedavi edilmek birkaç yıldır tedavülden kalktı neredeyse. Kimi cezaevleri mesela revire çıkma hakkını on beş günde bir olarak belirliyor. Revir gününe kadar hastalanmak yasak”![119]

Tıpkı 26 Kasım 2019’da nefes daralması nedeniyle bilinci kapanan Edirne Cezaevi’de tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş gibi…

Kardeşi ve avukatı Aygül Demirtaş, ağabeyinin 26 Kasım 2019’da bilincinin kapandığını ve yedi gün hastaneye sevk edilmediğini kaydederken;[120] Demirtaş, 7 gün sonra hastaneye sevk edildi.[121]

Demirtaş’ın cezaevinde rahatsızlanmasına rağmen yedi gün boyunca alanında uzman bir doktora sevk edilmemesi hasta tutuklular konusunu yeniden gündeme taşırken; İHD verilerine göre hapishanelerde 457’si ağır olmak üzere 1333 hasta tutuklu/hükümlü bulunuyor.[122]

İşte çarpıcı örneklerden bazıları!

• 30 yılı aşkın süredir tutuklu olan Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Wernicke Korsakoff hastası Kemal Özelmalı, “cezaevinde kalamaz” raporu olmasına rağmen tahliye edilmiyor![123]

• Sincan 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki hasta tutuklu Hayati Kaytan, epileptik nöbetler geçirmesine rağmen günlerdir tek kişilik hücrede tutuluyor![124]

• Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu 70 yaşındaki ağır hasta tutuklu İbrahim Akbaba, 26 Aralık 2018’de Mardin 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava duruşmasına Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandığı sırada kalp krizi geçirdi. Kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. İleri derecede diyabet hastası olan Akbaba, daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş ve yine hastalığı nedeniyle bir bacağı kesilmişti![125]

• Cezaevinde yakalandığı Herediter Spastik Paraparezi (HSP) hastalığı nedeniyle yatalak hâle gelip, ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz duruma gelmesi sonucu 15 Eylül 2015’de tahliye edilen hasta tutuklu Selahattin Aytek, Diyarbakır’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti![126]

• İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu Üyesi Hatice Onaran, Bandırma T Tipi Cezaevi’nde 7 Nisan 2018’de yaşamını yitiren 66 yaşındaki hasta mahkûm İsmail Arslan’ın ölüme terk edildiğini söyledi. 25 yıldır hükümlü olan Arslan’ın İHD’nin hazırladığı 401 ağır hasta tutuklu listesinde yer aldığını belirten Onaran, Miyesterinongrakis adı verilen hastalıktan ötürü Arslan’ın solunum ve beslenme rahatsızlığı çektiğini belirtti![127]

• Beş yıldır tutuklu bulunan, İHD’nin “ağır hasta tutuklular” arasında saydığı şeker hastası Mehmet Yıldızbakan, 26 Mart 2017’da geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti. Hasta olduğu için defalarca denetimli serbestlik talep edilen Yıldızbakan’ın başvurularında ilerleme kaydedilmemişti![128]

• Bandırma 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu yazar Murat Saat, yaşamını yitirdi![129]

• Eskişehir Çifteler Kadın Açık Cezaevi’nde yatan ve şeker, kalp, tansiyon rahatsızlıkları bulunan Aynur Uyar adlı mahkûmun “hayati tehlikesi” olduğuna ilişkin uyarılara karşın tahliye edilmemesi yaşamına mâl oldu. Çifteler Cezaevi’nin kapatılması üzerine Ayvalık Cezaevi’ne nakledilen Uyar’ın sağlık durumu nakil sonrasında daha da ağırlaştı. Cezaevi idaresi, infaz dosyasının gönderilmemesi gerekçe gösterip, Uyar’ı bir türlü izne çıkarmadı. Daha da kötüleşen ve bir ayağı kangren olan Uyar, gece fenalaşınca, cezaevi tarafından yakınları aranarak “gelin, alın” denildi. Cezaevinden “izinli” olarak çıkarılan Aynur Uyar, yolda fenalaştı ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi![130]

• Nihat Baymiş, İzmir Şakran T Tipi 4 Nolu Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada lösemi hastalığına (kan kanseri) yakalandı. Yeterli tedavi uygulanmadığı için her geçen gün durumu kötüleşen Nihat Baymiş, cezasının bitmesine 10 ay kala 9 Haziran 2017’de şartlı tahliye edildi. Baymiş, tedavi gördüğü hastanede 26 Şubat 2018’de sabah saatlerinde yaşamını yitirdi![131]

• Silivri Kapalı Cezaevi’nden Dilan Ekin, “Belim kırık ve platin var. Platinlerden biri kaymış durumda yaşadığım işkencelerden dolayı. Platin kaydığı için de kemik kaynamamış. Hem şiddetli ağrılarım oluyor hem de felç kalma ihtimalim çok yüksek. Gün içinde şiddetli ağrılarım olduğu için hep dinlenmek zorunda kalıyorum. Yanımda arkadaşlarım olmasa gerçekten çok daha zor olurdu her şey,” diyor![132]

• Kocaeli Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nden N. A., “Ring araçları ile hastaneye götürülmeye çalışılıyoruz. Bir ayda 4 arkadaşımızın hastaneye sevki gerçekleştirilmedi. Tedavi hakları engellendi,” diye yazıyor![133]

• Siyasi gerekçelerle yargılandığı davadan aldığı ceza nedeniyle yaklaşık 2 yıldır Siirt E Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan 74 yaşındaki şeker ve tansiyon hastası Nebi İlhan, 11 Ocak 2020 sabahı hastanede yaşamını yitirdi![134]

• Mardin’in Kızıltepe ilçesinde Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) ile kapatılan Radyo Rengin çalışanı, yüzde 93 engelli, gazeteci Metin Duran’ın tahliye edilmesi için başvurulan Adli Tıp Kurumu (ATK) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) sessiz… 2015’de geçirdiği kalp krizi sonucu felç kalan Duran’ın abisi Medeni Duran, “Kardeşim artık yürüyemiyor, konuşamıyor, yemek yiyemiyor, kimseyi tanımıyor sadece ama sadece nefes alabiliyor. Cezaevinde bulunan kardeşime refakat etmek için yanında bekleyen diğer kardeşim de cezaevi hayatı yaşamak zorunda kalıyor. Biz raporu beklerken ATK’den rapor gönderme yerine onu yeniden muayene olmaya çağırdı” diye konuştu![135]

• Uğur Yeloğlu (27), tutuklandıktan sonra Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle zaman zaman nöbet geçirdiği ve unutkanlık yaşadığı belirtilen Yeloğlu’nun sağlık durumu, cezaevinde 2 ay boyunca tek başına hücrede tutulması nedeniyle iyice bozuldu. Burada gözaltında tutulduğu sırada maruz kaldığı işkencelerin de etkisi oldu. Hücrede tek başına tutulduğu dönemde hafızasını tamamen yitiren Yeloğlu, 2 ay sonra Urfa 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Burada da bir süre tek başına ayrı bir yerde tutulan Yeloğlu, psikolojik sorunlarının ağırlaşması üzerine ihtiyaçlarını dahi tek başına gideremeyecek hâle gelince koğuşa alındı, ancak hastaneye sevki yapılmadı![136]

• 4 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılan İbrahim Koçer, geçirdiği trafik kazası sonucu 49 gün yoğun bakımda kaldı ve geçirdiği bir dizi ameliyattan sonra Metris Cezaevi’ne gönderildi![137]

• Kişisel ihtiyaçlarını tek başına gideremeyen, Tarsus T Tipi Kadın Cezaevi’nde diğer tutuklu ve hükümlülerin yardımıyla hayatını sürdüren 78 yaşındaki Sise Bingöl’e, çok sayıda rahatsızlığına rağmen Tarsus Devlet Hastanesi’nde “Cezaevinde kalabilir” raporu verildi![138]

• Metris T1 tipi cezaevindeki Cengiz Sinan Halis Çelik, mesane kanseri ve ağır derecede epilepsi hastası. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK), “Cezaevinde yalnız kalamaz” raporuna rağmen cezaevinde, tek kişilik hücrede tutulmaya devam ediyor![139]

• Hasta tutsak Ahiret Turan’ın, raporları olmasına rağmen sevki yapılmıyor. Turan, hastalığından dolayı dosyası Yargıtay’dan bozulmasına rağmen mahkemesi sürekli erteleniyor. Elazığ T Tipi’nde 3 yıldır tutsak bulunan Turan, aynı zamanda epilepsi hastalığı olmasına rağmen sağlık raporu heyete sunulmazken, kullanmak zorunda olduğu ilaçlar verilmediği için rahatsızlığı daha da ilerliyor![140]

• Özlem Demirçi, multinodüler troid hastası olduğunu, yüksek kanser riski taşımasına karşın ++++5 aydır hastaneye götürülmedi![141]

• 15 ameliyat geçiren, tedavisi sürerken tutuklanan, sondayla yaşayan, hiçbir ihtiyacını tek başına karşılayamayan Sibel Çapraz (35), Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın “sağlık koşulları nedeniyle cezaevinde kalması uygun değildir,” raporuna karşın İzmir Menemen R Tipi Cezaevi’nde tek başına tutuluyor![142]

• Atipik otizmli, 5 yaşındaki Poyraz Ali’nin rehabilitasyonu için uzun süre mücadele veren anne Zeynep Bakır, şimdi başka bir eziyetle karşı karşıya. Gebze Cezaevi yönetimi, Poyraz Ali’yi, ‘psikolojisi bozulur’ diye sivil araç ve sivil polislerle rehabilitasyona götürmek isterken annenin araçta olmasına izin vermiyor![143]

• Motor Nöron ALS hastası L.A. (43) 19 yıldır cezaevinde. Tekirdağ F1 No’lu Cezaevi’nde bulunan L.A.’nın durumu giderek ciddileşiyor. L.A.’nın sol bacak, sol kol ve yutkunmayı sağlayan kasları, hastalığı nedeniyle her geçen gün giderek eriyor. Sol bacağında 4 cm’lik bir kısalma olan L.A., yemek yemekte, yürümekte, yazı yazmakta zorlanıyor. Cezaevi koşullarında daha fazla kalmaya devam ederse yatağa mahkûm olacak. L.A., hastalığını anlattığı mektubunda şunları söylüyor: “Birçok ihtiyacımı arkadaşlarımın yardımı ile yapıyorum. Vücudumdaki uyuşma ve kramplardan dolayı uykudan sık sık uyanıyor, gün içerisinde şiddetli baş ağrıları ile yorgunluk çekiyorum. Hastalığımla ilgili birçok hastanede defalarca tetkik ve tespitler yapıldı. ALS hastalığımın tedavisi olmadığı için bu muayene ve tetkiklerin de bir anlamı olmuyor. Ölüme terk edildim. Zaten birçok arkadaşımız gözlerimizin önünde yaşamlarını yitirdi. Doktorlar, hastalığımın tedavisinin olmadığını defalarca iletmelerine rağmen iş rapora gelince adeta söylediklerini unutuyorlar”![144]

KÜRTLER, KADINLAR, ÇOCUK VE LGBTİ+

Cezaevinde Kürtçe kitabın yasaklandığı Kürt tutsaklara gelince…[145]

• İskenderun M Tipi Cezaevindeki tutuklular aileleri aracılığıyla gönderdikleri mesajda maruz bırakıldıkları işkenceyi anlatırken, “Baskılar son safhada bir an önce bir şey yapılsın” diyerek, Kürtçe konuştukları gerekçesiyle darp edildiklerini söylediler![146]

• Düzce T Tipi Cezaevi’nde, Bir hükümlünün yeğenine ait bir fotoğrafta, Amedspor atkısı takılı olması disiplin soruşturmasına konu yapıldı![147]

• Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan yazar Sadık Aslan, “Bir kadının eşarbında ‘barış’ yazdığı için o kadın ziyaretçiye ‘bir yıl ziyaretten men’ cezası verildi,” dedi![148]

• HDP’nin tutuklu olmayan milletvekilleri tutuklu milletvekilleriyle görüşmek için 10 hafta düzenli olarak Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Ancak yüzlerce dilekçe veren HDP’li vekillere olumlu ya da olumsuz tek bir dönüş bile yapılmazken, CHP’li milletvekillerinin tutuklu milletvekilleriyle görüşmesine ise izin verildi![149]

Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, kadın mahkûmların işkenceye uğradığına ve taciz edildiğine ilişkin iddiaları TBMM gündemine taşıdığı[150] zindan(lar)daki kadın(lar)a gelince…

• Sincan Kapalı Kadın Cezaevi’nde tutsakların selamlaşması, sarılması ve merhabalaşması yasaklanırken, buna karşı çıkan tutsaklara ise, hücre cezası veriliyor![151]

• Alanya L Tipi Cezaevi’nde kadın mahpuslar koğuşlarına sayım yapmaya giren erkek infaz koruma memurlarına, “Koğuşlara erkekler giremez. Derhâl dışarı çıkın” diyerek tepki gösterdi. 18 kadın mahpusa disiplin soruşturması açıldı. Disiplin Kurulu Başkanlığı, dört kadına 11 gün, bir kadına ise bir gün hücre cezası verdi![152]

• Bakırköy L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nden Silivri 9 No’lu Cezaevi’ne sürgün edilen kadın tutsaklar, sevk sırasında işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. Tutsaklardan Filiz Duru, erkek gardiyanların gece geç saatlerde kaldıkları hücrelerin mazgallarını açarak taciz ve tehdit ettiğini aktardı![153]

• Silivri Cezaevi’nde tutuklu 4 kadın mahkûma çıplak arama yapılırken, regl olan bir kadının pedine bile bakıldı![154]

• İzmir Şakran Cezaevi’nde kadın tutsakların bulunduğu koğuşlarda yapılan aramalara gardiyanlarla birlikte üniformalı polislerin de dahil olduğu belirtildi![155]

• Avukat Rahşan Arya U.’nun eşini ziyaret etmek için gittiği Kahramanmaraş Türkoğlu 1 Nolu L Tipi Cezaevi’nde çıplak aramaya maruz kalarak, cinsel tacize uğradığını açıkladı. İnfaz koruma memurunun kendisini kolundan tutarak, “Senin araman bitmedi, pedin var mı?” dediğini ve “elleriyle yoklama” yaptığını söyledi![156]

• Dört ayda Bandırma, Osmaniye ve Sinop cezaevlerinde tutuklu üç kadın düşük yaptı. Sinop E Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan ve ikiz bebek bekleyen Nurhayat Yıldız, hamileliğinin 19’uncu haftasında bebeklerini kaybetti![157]

• Mardin E Tipi Cezaevi’nde kalan kadın tutsaklara idare tarafından tekmil uygulamasının dayatıldı. Uygulamaya karşı çıkan tutsaklara da idare tarafından disiplin cezaları verildi![158]

• Tutuklu avukat Barkın Timtik’in her sabah “hazır ol” da tekmil vermeyi reddettiği için cezalandırıldığı belirtildi. Timtik’e her sabah tekmil vermeyi reddettiği için 35 yıl görüş yasağı verildiği öğrenildi![159]

• Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde sohbet hakkı kısıtlandığı için eylem yapan kadın mahkûmlar soğuk hücrelere atıldı, 4 kez çıplak aramaya maruz kaldığı ve gardiyanlar tarafından darp edildi![160]

• Tarsus Kadın Cezaevi’ndeki koşulları ve çıplak arama uygulamasını ‘FEMEN tarzı’ eylemle protesto eden kadın mahkûmlar cezalandırıldı. 13 kadına hücre cezasına çarptırıldı, geçici koğuşta kendilerine 3 gün boyunca su ve kadın pedi verilmedi.[161]

Ve çocuklar! CİSST’in ‘Hapiste Çocuk Ağı’ temsilcisi avukat Cansu Şekerci, 82’si kız çocuğu olmak üzere 3 bin 85 çocuğun bulunduğunu söylediği cezaevlerinde çocukların yarısı yetişkin koğuşunda kalıyor.

Kasım 2017 tarihli ‘Çocuk Mahpuslar’ raporuna göre 2009 yılından Mart 2017’ye kadar 17 çocuk hapishanede hayatını kaybetmiştir. Bu çocukların 9’u intihar etmiştir.[162][163]

Çocuk mahpusların mektup üzerinden cezaevindeki hak ihlâllerini TBMM’ye taşıyan milletvekili Sibel Yiğitalp’in aktardığına göre, Maltepe Çocuk Cezaevi’nde tutuklu 17 yaşındaki çocuklar H.İ. ve M.C. uzun zamandır ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası mahkûmu gibi muamele görüyorlar. Çocukları 22 Aralık 2017’de ziyaret eden avukatları Şükriye Erden, “Her gün dövülüyorlar. Her gün süngerli odaya atılıyorlar. H.’ye verilen televizyon geri alınmış. H.’nin koğuşunda tuvalet kapısı bile yok. Tuvalete giremiyor. Tuvalet, kapı açılınca direkt görünen bir noktada,” dedi.

Müvekkilinin şikâyet iddiaları araştırmak için Maltepe Çocuk Cezaevi’ne giden ve cezaevi yönetimi tarafından darp edilerek kapı dışına konulan avukat Günay Dağ, çocukların yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Uzun süredir ciddi sorunlar bulunuyor. İnanılmayacak uygulamalar var. Çocuklar zorla namaza kaldırılıyor, mevlit tarzı toplantılar ve dini sohbetlere katılmaya zorlanıyor. Bu dayatmalara uymak istemeyenler cezalandırılıyor, baskı, şiddet ve işkence görüyor. Çeşitli bahanelerle disiplin işlemlerine tabi tutuluyor.”[164]

Sadece Maltepe değil; bir de Pozantı var!

“Koğuş ağası önce onu bir güzel dövdü. Sonra gel benle dedi. Tuvalete götürdü. Onun bağırmaları duyuluyordu. Sonra bütün koğuş ağanın yaptığını yaptı.” Bu sözler Pozantı cezaevinde, işkence ve tecavüze maruz kalmış bir çocuğun yaşadığı vahşeti net bir biçimde anlatıyor.[165]

Bu işin bir yanı; ötekine gelince: İHD 2018 Raporu’na göre, 743 çocuk anneleriyle birlikte hâlen cezaevinde bulunuyorken;[166] 2019’un 6. ayında bu sayı 864’e çıktı.[167]

Birkaç şey daha!

• 2015 Ağustos’uda Şırnak’ın İdil ilçesinde gözaltına alınarak, tutuklanan ve Midyat Cezaevi’ne gönderilen K.T. (17) adlı çocuğun bir yıl içerisinde 4 kez kaldığı yer değiştirildi. Midyat Cezaevi’nden sırasıyla Sincan, Şakran ve Maltepe Çocuk Cezaevi’ne gönderilen K.T.’nin tecrit altında tutulduğu bilgisini veren avukatı Hüseyin Boğatekin, “Ben K.T. ile görüştüğümde bana dedi ki, ‘Şakran ve Sincan cezaevinde gardiyanların şiddetine uğradım, bundan dolayı intihar etmek istedim’ K.T. bana bileğini gösterdi, bileğinde derin bir yara izi vardı. K.T.’nin cezaevinde kötü muameleye maruz kaldığı için psikolojisi bozulmuş durumda. Sürekli ölümden bahsediyor,” dedi![168]

• Adı Arin, 5 Haziran 2017’de doğdu, 3.5 aylıkken cezaeviyle tanıştı. Dört duvar arasında, iki gün hücre cezası bile çekti, üstelik de annesinin katılmadığı bir cezaevi eyleminden dolayı… Astım hastası bebeğinin cezaevinin kötü koşullarında kalmaması için denetimli serbestlik başvurusunda bulunan annesinin başvurusu ‘hücre cezası’ gerekçe gösterilerek reddedildi Mardin İnfaz Hâkimliğince… İhtiyacı olan hava makinesi getirilmiyor, içeri pişik kremi dahi sokulmuyor.[169] Arin bebeğin durumu kötüleşiyor. Arin bebeğin babası Mihdi Yılmaz çocuğunun sağlık durumunun her geçen gün kötüye gittiğini belirterek yüreğinin yandığını söyledi![170]

• Annesine verilen 6 yıl hapis cezası nedeniyle 9 aydır Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan ve doğuştan damar tümörü hastalığı bulunan Avşin bebeğin sağlık durumu ağırlaştı. Avşin’in babası Mehmet Emin Usanmaz yaraların boğazına kadar ilerlediğini söyledi![171]

• Gülistan Diken Akbaba, 7 aylık Miraz bebeğiyle Bakırköy Cezaevi’ne konuldu. Baba Akbaba, “Bebeğimiz diş çıkardığı için sabaha kadar uyumadan ağlıyormuş. Henüz 7 aylık, küçücük. Bir bebeğin bu koşullarda yaşaması çok zor,” derken;[172] Miraz bebeği ziyaret eden baba Cengiz Zaza Akbaba, kızının durumuyla ilgili “Çocuğum içeride hasta. Kullandığı ilaçlar verilmiyor. Emeklemeye başladı, çıplak betonda nasıl emekleyecek?” diye ekledi.[173]

Gülistan Diken Akbaba yazdığı bir mektupta, “Cezaevi Miraz gibi yüzlerce bebekle dolu. Raşitizm bebekler için tehdit edici. Güneş ışığından yararlanmamak ilerde hastalıklara sebep olabilir,” derken;[174] annesiyle birlikte cezaevinde kalan Miraz bebeğin babasının aldığı süt ve yoğurda gardiyanlarca el konuldu.[175]

Miraz bebeğin annesinin denetimli serbestlik başvurusu, Gebze Cezaevi İdaresi’ne takıldı. İdare, mahkemeye gönderdiği raporda, “Hükümlü örgütten ayrıldığına dair beyanda bulunmadı,” yorumu yaparken;[176] Miraz bebek, cezaevinde 3 yaşını doldurdu. Annesinin cezası ise 2 yılın altına düşmesine rağmen siyasi hükümlü olduğu için denetimli serbestlik koşullarından yararlandırılmadı. Anne Akbaba, Adalet Bakanlığı’na bir mektup yazarak “FETÖ üyeliği” suçundan üç yıla yakın süredir tutuklu bulunan ABD vatandaşı ve NASA çalışanı Serkan Gölge’nin serbest bırakıldığını, ancak kendisinin denetimli serbestlikten dahi yararlanamadığını belirtti![177]

• Cezaevinde büyümek zorunda kalan atipik otizmli 4.5 yaşındaki Poyraz Ali, annesi Zeynep Bakır’la aylar sonra Gebze Cezaevi’nde buluştu. Ancak, Adalet Bakanlığı’nca imzalanması beklenen bir belge gelmediği için rehabilitasyona gidemiyor. Yaklaşık altı aydır rehabilitasyondan uzak olan çocuğun sağlığı için, zaman aleyhe işliyor.[178] Poyraz Ali’yi cezaevinde büyütmek zorunda kalan Zeynep Bakır’ın denetimli serbestlik talebi yine reddedildi![179]

• Arev sekiz yaşında bir çocuk. Annesi Nurcan Vayiç Aksu ve babası Cemil Aksu “sosyal medya paylaşımları” gerekçesiyle tutuklu. Arev, annesini ve babasını çoğu zaman kalın bir camın arkasında görüyor. Anne ve babasının yokluğunu aratmamak için Arev’i mutlu etmeye çalışan teyze Tülay Vayiç, “Arev, şimdiye kadar hiç ağlamadı. En son kapalı görüşte camın arkasında annesini görünce gözleri doldu, yanakları kızardı ‘özledim ne zaman çıkacaksın’ diye sordu,” diyor![180]

• 8 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen çevirmen Meşale Tolu, eşi de tutuklu olduğu için 2.5 yaşındaki oğlunu da cezaevine almak zorunda kalmıştı. Tolu, “Oğlum, cezaevinin ne olduğunu bilmemesi gerekirken mazgalla tanıştı,” dedi![181]

• Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden Yeliz Toy, 3 yaşındaki kızı İdil Elvan’ı dışarıda bırakarak 19 Ekim 2017’de cezaevine girdi. Cezaevinden mektup gönderen Toy, “Bizlere ceza veren hâkim Metin Özçelik cezaevinde. Dönemin savcısı Celal Kara ise şu an kırmızı bültenle aranıyor. Kızımı yanıma alamıyorum,” dedi![182]

Ve LGBTİ+’ları hâli…

• TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Meclis Cezaevi Alt Komisyonu’nun Eskişehir Cezaevi’nde yaptığı incelemeye ilişkin bilgi veren milletvekili Veli Ağbaba, cezaevinde tutulan LGBTİ’lerin taciz edildiğini ve muayenelerin kelepçeyle yapıldığını söyledi![183]

• 2016’nın Ağustos’unda Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde kalan LGBTİ+ tutsaklarla görüşen Pembe Hayat’tan Av. Rıza Yalçın Koçak, trans ve eşcinsel tutsaklara yoğun baskı uygulandığını ve keyfi uygulamaların olduğunu belirtti![184]

• Tekirdağ 2 No’lu F Tipinde Buse adında trans bireyin cinsel kimliği sebebiyle cezaevinde tutulmasından dolayı kötü muameleye maruz kaldığını belirtildi![185]

• Cezaevlerinde çift cinsiyetli hükümlüye ilişkin olarak yaşanan boşluk, Bolu T Tipi Kapalı C.İ.K Müdürlüğü’nden B.K’nin TBMM Dilekçe Komisyonu’na yazmasıyla ortaya çıktı. B.K. Meclis’ten, can güvenliğinin bulunmadığını belirterek koğuşunun değiştirilmesini talep ederken hükümlü, cinsel durumu nedeniyle konumuna uygun açık cezaevi bulunmadığından, cezasını kapalı ceza infaz kurumunda tamamladı![186]

“SONUÇ YERİNE”

Yılmaz Güney’in, “Asıl hapishane insanın kafasında yarattığı hapishanedir,” sözlerini kulağımıza küpe ederek; Elie Wiesel’in, “Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir, ama itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı… İnsanların acı ve aşağılanmaya tahammül ettiklerinde asla sessiz kalmayacağım. Her zaman taraf tutmalıyız,” uyarısını asla unutmamalıyız.

Haykırmak; susmamak; gerçekleri anlatmak gerek![187]

Çözüm buradan geçiyor. Çünkü “Ahlâki çölde haykıran bir insan, önce biri, sonra biri daha, adalet kıvılcımının sönmesine engel olmak için bu yeter. Tarih bizi dinliyor olabilir, tarih bize cevap verebilir,” demesi boşuna değildir Ariel Dorfman’ın…

John Berger’in, “Dünya, ancak onu dönüştürme umudu var olduğu ama bu umudu gerçekleştirme olanağı bulunmadığı zaman katlanılmaz bir hâle gelir,” saptamasındaki üzere bunun kolay olmadığı bir “sır” değil; ama mümkün!

Louis Althusser, “Evet, bazen gelecek uzun sürüyor,” notunu düşerken; ekler Nikos Kazancakis: “İnsan, uçurumun kenarına varmadan kanatlanamaz…”

22 Ocak 2020 14:57:15, İstanbul.

N O T L A R

[*] Newroz, Şubat 2020…

[1] “Burası Neresi”?

[2] Michel Foucault, Hapishanenin Doğuşu, Çev: Mehmet Ali Kılıçbay, İmge Kitabevi Yay., 1992.

[3] İsmail Arı, “Türkiye Yarı Açık Cezaevi Oldu”, Birgün, 10 Temmuz 2019, s.9.

[4] Figen Atalay, “Cezaevine Değil İşe”, Cumhuriyet, 5 Ağustos 2019, s.8.

[5] “Daha Fazla Cezaevi Daha Fazla İşkence”, Cumhuriyet, 8 Mayıs 2018, s.8.

[6] Fatih Polat, “Hükümranlık, Biyopolitika, Hapishane ve Demirtaş’a Yaşatılan”, Evrensel, 4 Aralık 2019, s.7.

[7] İrfan Aktan, “Sezgin Tanrıkulu: Türkiye Hapishanelerinden Trajediler Fışkırıyor”, 21 Aralık 2019… https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/12/21/sezgin-tanrikulu-turkiye-hapishanelerinden-trajediler-fiskiriyor

[8] “Tanrıkulu: 355 Cezaevinde İşkence Var”, 21 Aralık 2019… https://nupel.net/tanrikulu-355-cezaevinde-iskence-var-65612h.html

[9] Zehra Özdilek, “Ölmememiz Tamamen Tesadüf”, Cumhuriyet, 28 Mayıs 2018, s.9.

[10] “Tutuklular İlaç İçin Haftalarca Bekletiliyor”, Birgün, 17 Mayıs 2018, s.10.

[11] “Bursa Cezaevindeki İhlâller Meclise Taşındı”, Evrensel, 3 Mart 2018, s.4.

[12] “HDP’li Beştaş, Cezaevlerinde Artan İhlâlleri Meclis Gündemine Taşıdı”, Evrensel, 23 Mart 2018, s.4.

[13] “845 Tutukluya 1 Doktor”, Cumhuriyet, 9 Şubat 2018, s.11.

[14] Canan Coşkun, “Avukat Aycan Çiçek: ‘Cezaevleri Aziz Nesin’lik…”, Cumhuriyet, 3 Mart 2018, s.10.

[15] Seyhan Avşar, “8 Kişilik Koğuşta 23 Kişi”, Cumhuriyet, 22 Mayıs 2018, s.8.

[16] Tayfun Yıldırım, “Tekirdağ’dan Tüm Hapishanelere, Zulme Tanıklık”, 17 Ağustos 2016… http://sendika10.org/2016/08/tekirdagdan-tum-hapishanelere-zulme-taniklik-tayfun-yildirim/

[17] Seyhan Avşar, “Çağdaş Erdoğan: Dışarının İçeriden Farkı Yok”, Cumhuriyet, 19 Şubat 2018, s.11.

[18] Zehra Özdilek, “Cezaevleri Sorun Yumağı”, Cumhuriyet, 1 Aralık 2019, s.9.

[19] Zehra Özdilek, “Cezaevinde Fahiş Fiyat”, Cumhuriyet, 17 Eylül 2018, s.9.

[20] Seyhan Avşar, “Danışıklı Firar!”, Cumhuriyet, 9 Ekim 2018, s.3.

[21] “Kürkçüler Cezaevi Müdürü Tutuklandı: Cezaevinde ‘İyi Şartlar Ayarlaması’ İçin Rüşvet Almış!”, Evrensel, 14 Ekim 2019, s.3.

[22] Kayseri Bünyan Cezaevi’nde “mafya babası” olarak bilinen Kadir İnan’ın içeriye telefon soktuğu ihbarı üzerine aralarında gardiyanların da olduğu 8 kişi ile ilgili dava açıldı. (Alican Uludağ, “Cezaevine Telefon”, Cumhuriyet, 30 Aralık 2019, s.12.)

[23] Nurcan Gökdemir, “Cezaevlerinde Kapasiteden 29 Bin Fazla Kişi Var”, Birgün, 3 Mart 2018, s.7.

[24] “950 Kişilik Cezaevinde 100’ü Çocuk Bin 454 Kişi”, Birgün, 30 Ekim 2019, s.7.

[25] “Nüfusuna Oranla Dünyada En Çok Mahkûm ABD’den Sonra Türkiye’de”, 25 Kasım 2018… https://tr.sputniknews.com/dunya/201811251036309632-nufusa-oranla-en-cok-mahkûm-abd-turkiye/

[26] “88 Bin Kapasiteli 137 Cezaevi Yolda”, Birgün, 16 Temmuz 2019, s.7.

[27] İsmail Arı, “AKP 14 Yılda 178 Cezaevi Açtı”, Birgün, 14 Eylül 2019, s.5.

[28] “6 Yaşından Küçük 743 Çocuk Cezaevinde”, Birgün, 15 Kasım 2018, s.7.

[29] Uğur Şahin, “20 Bin Mahkûm Nöbetleşe Uyuyor”, Birgün, 9 Mayıs 2018, s.7.

[30] Gökçer Tahincioğlu, “5 Dakika Adalet: 10 Kişilik Koğuşlarda 20 Kişi Kalıyor; İnsanlar Sırayla Yerde Uyuyor”, 20 Aralık 2019… https://t24.com.tr/video/5-dakika-adalet-cezaevlerinde-yer-yatagi-sirasi-disi-kus-yasagi-hayata-donus-operasyonu-ve-yargi-paketinde-istismara-af-iddiasi,25203

[31] “43 Avrupa Ülkesi Arasında Cezaevinde En Fazla Tutuklu ve Hükümlü Türkiye’de”, 20 Mart 2018… https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-43471510

[32] Zehra Özdilek, “Balıkesir L Tipi Raporu: Cezaevindeki Çete Korunuyor”, Cumhuriyet, 18 Temmuz 2018, s.8.

[33] Hilal Köse, “5 Çocuğa İşkence Sümen Altı… Kod Adı Başkan”, Cumhuriyet, 30 Kasım 2016, s.6.

[34] Seyhan Avşar, “İşkenceye Yine Takipsizlik”, Cumhuriyet, 10 Nisan 2018, s.8.

[35] Hilal Köse, “Hükümetten Sahtecilik Yanıtı”, Cumhuriyet, 24 Haziran 2018, s.9.

[36] Hilal Köse, “İnfaz Koruma Memuru İstedi İnfazları Yandı”, Cumhuriyet, 27 Nisan 2017, s.11.

[37] Gökçer Tahincioğlu, Beyaz Toros: Faili Belli Devlet Cinayetleri, Doğan Kitap, 2013.

[38] Hamdullah Kesen, “Kolları ve Kafaları Kırıldı”, Yeni Yaşam, 26 Kasım 2018, s.3.

[39] Zeynep Kuray, “Tutuklulara Sürgün ve İşkence”, Birgün, 26 Ekim 2018, s.12.

[40] “Van’da 10 Gardiyandan Tutukluya İşkence”, Yeni Yaşam, 15 Ocak 2020, s.5.

[41] “Cezaevinde İşkence İddiası: El Ve Ayakları Kırılan Tutuklular Falakaya Yatırıldı”,  21 Ocak 2020… https://gazetekarinca.com/2020/01/cezaevinde-iskence-iddiasi-el-ve-ayaklari-kirilan-tutuklular-falakaya-yatirildi/

[42] Şeyma Paşayiğit, “Cezaevi Müdüründen Tutuklu Avukata Tehdit”, Cumhuriyet, 10 Ağustos 2018, s.7.

[43] Şeyma Paşayiğit, “Ben Size Göstereceğim”, Cumhuriyet, 9 Aralık 2017, s.10.

[44] Seyhan Avşar, “Avukatın Adalet Çığlığı”, Cumhuriyet, 13 Eylül 2018, s.6.

[45] Zeynep Kuray, “Oğlumun Yüzünde Postal İzi Kaldı”, Birgün, 7 Ekim 2017, s.6.

[46] Sinan Tartanoğlu, “Oğlumu Tanıyamadım”, Cumhuriyet, 14 Ağustos 2016, s.6.

[47] Kemal Göktaş, “Açlık Grevindeki Mahkûma Cezaevinde İşkence”, Cumhuriyet, 14 Temmuz 2016, s.5.

[48] “Tarsus Cezaevinde, Gardiyanlar Görüş Esnasında Tutuklulara Saldırdı”, Evrensel, 29 Mart 2018, s.3.

[49] Selin Görgüner, “İki Kişilik Koğuşta Sayım İşkencesi”, Cumhuriyet, 16 Ekim 2017, s.10.

[50] Alican Uludağ, “Oğlum Atletle Tir Tir Titriyordu”, Cumhuriyet, 29 Ocak 2018, s.11.

[51] Mahmut Oral, “Cezaevinde İşkence Sürüyor: Darp ve Hücre Cezası”, Cumhuriyet, 22 Eylül 2018, s.10.

[52] “Osmaniye Cezaevi’nde İşkence”, Yeni Yaşam, 18 Ağustos 2019, s.5.

[53] “Cezaevi İzleme Komisyonu: Cezaevlerinde İhlâl Edilmeyen Bir Hak Neredeyse Kalmadı”, Evrensel, 10 Şubat 2018, s.4.

[54] Seyhan Avşar, “Cezaevleri Yangın Yeri”, Cumhuriyet, 7 Ağustos 2016, s.10.

[55] “Cezaevlerinde Hak Yok İhlâl Çok”, Yeni Yaşam, 12 Temmuz 2019, s.5.

[56] “ÖHP Marmara Cezaevleri Raporunu Açıkladı”, Yeni Yaşam, 3 Ekim 2018, s.5.

[57] Ayşe Yıldırım, “İnan Kızılkaya’dan Mektup Var”, Cumhuriyet, 21 Ekim 2016, s.6.

[58] “12 Eylül Uygulamaları Devrede”, Özgürlükçü Demokrasi, 7 Ocak 2017, s.10.

[59] “İHD: Elazığ Cezaevi’nde İşkence Var”, Cumhuriyet, 13 Kasım 2017, s.12.

[60] Canan Coşkun, “Cezaevi Mektuplarında Benzetme Bile Yasak”, Cumhuriyet, 25 Şubat 2017, s.10.

[61] Figen Atalay, “Eğitimleri de Tutsak”, Cumhuriyet, 27 Mart 2017, s.6.

[62] Zehra Özdilek, “Diş Teline Kelepçeli Tedavi”, Cumhuriyet, 16 Kasım 2018, s.6.

[63] Uğur Şahin, “OHAL’in Cezaevlerindeki Özeti: Anne Ağlama, Vaktimiz Az”, Birgün, 1 Aralık 2016, s.6.

[64] “Feminizm Yazısı İnfazını Yaktı”, Yeni Yaşam, 30 Ağustos 2018, s.5.

[65] “Tuvalete Bile Kamera Koydular”, Özgürlükçü Demokrasi, 2 Mart 2017, s.3.

[66] “Tutuklu Eski HDP Milletvekillerine Kamera Cezası”, Evrensel, 30 Ekim 2019, s.3.

[67] Bêrîvan Altan, “Cezaevlerinde İnsanlık Onuru Gözetilmiyor”, Demokrasi, 24 Aralık 2017, s.8.

[68] “Cumhuriyet ‘Yasak Yayın’…”, Cumhuriyet, 5 Ağustos 2016, s.10.

[69] Hakan Dirik, “Menemen’e Hem Yasak Hem Yalan”, Cumhuriyet, 6 Haziran 2018, s.8.

[70] “Selahatttin Demirtaş’ın Kitabına Cezaevinde Yasak Geldi: Şifreli Olabilir”, Cumhuriyet, 16 Ekim 2017, s.10.

[71] “Dan Brown’ın ‘Şifre’si Cezaevine Giremedi”, Cumhuriyet, 19 Kasım 2017, s.11.

[72] “Nuriye ve Semih’i Sevmek de Sakıncalı mı?”, Cumhuriyet, 18 Ocak 2018, s.11.

[73] Seyhan Avşar, “Sinekten Örgüt Çıkardılar”, Cumhuriyet, 3 Nisan 2018, s.8.

[74] Seyhan Avşar, “Avukatın Mektubu Sakıncalı Bulundu”, Cumhuriyet, 14 Ağustos 2019, s.12.

[75] Canan Coşkun-Sinan Tartanoğlu, “Kitap Yerine Kitap Katalogları Verildi”, Cumhuriyet, 22 Ağustos 2018, s.6.

[76] Zehra Özdilek, “Adalet İsteyen Mahkûma 16 Yıl Görüş Yasağı”, Cumhuriyet, 11 Ağustos 2018, s.7.

[77] Seyhan Avşar, “Tecrit Protestosu”, Cumhuriyet, 30 Kasım 2018, s.6.

[78] Cansu Pişkin, “OHAL Hapishanelerde Hâlâ Devam Ediyor”, Evrensel, 1 Ekim 2018, s.3.

[79] Hilal Köse, “Utanç Komisyonu”, Cumhuriyet, 16 Temmuz 2018, s.8.

[80] Zeynep Kuray, “Cezaevindeki Behiç Aşçı Sohbet Hakkını Kullanamıyor”, Birgün, 6 Şubat 2018, s.7.

[81] Zehra Özdilek, “Neşet Ertaş’a İzin Yok!”, Cumhuriyet, 18 Eylül 2018, s.12.

[82] Alican Uludağ, “Sakıncalı Mektup”, Cumhuriyet, 31 Aralık 2017, s.14.

[83] “Sincan Hapishanesi’nde Kadın Tutsaklara Su Yasak”, 29 Aralık 2019… http://direnisteyiz27.org/sincan-hapishanesinde-kadin-tutsaklara-su-yasak/

[84] Seyhan Avşar, “Mektuba ‘Panik Olur’ Yasaklaması”, Cumhuriyet, 11 Haziran 2018, s.9.

[85] “Tutuklu Boğaziçi Öğrencilerine Shakespeare Yasak”, Evrensel, 4 Haziran 2018, s.2.

[86] Evrim Altuğ-Canan Coşkun, “Cezaevlerinde ‘İleri’ Sansür”, Cumhuriyet, 15 Eylül 2016, s.11.

[87] “10 Yılda 7 Cezaevi: Her Yıl Farklı Bir Cezaevi”, Yeni Yaşam, 8 Ocak 2020, s.5.

[88] Canan Coşkun, “Ahmet Şık’a Kendi Kitabı Verilmiyor”, Cumhuriyet, 21 Mayıs 2017, s.10.

[89] Zehra Özdilek, “Grup Yorum’un Tutuklu Üyesi: Hâlâ Pantolonum Yok”, Cumhuriyet, 17 Aralık 2017, s.11.

[90] Hilal Köse, “Cezaevinden Avukata: Bugün Git, Yarın Gel!”, Cumhuriyet, 4 Eylül 2017, s.6.

[91] “İşte ‘Çıplak Arama’nın Resmi”, Cumhuriyet, 6 Mart 2017, s.10.

[92] Seyhan Avşar, “HDP’li Başer: 65 Yaşındaki Annem Çıplak Aramadan Geçti”, Cumhuriyet, 13 Ekim 2017, s.10.

[93] Mahir Kanaat, “Silivri’de Çıplak Arama İddiası”, Birgün, 16 Mart 2018, s.7.

[94] “Çıplak Aramayı Kabul Etmeyen Tutuklular Falakaya Yatırıldı”, 12 Aralık 2018… http://siyasihaber4.org/ciplak-aramayi-kabul-etmeyen-tutuklular-falakaya-yatirildi

[95] “Elazığ T Tipi Cezaevi: Duruşma İçin Getirilen Tutuklulara İşkence”, Yeni Yaşam, 23 Şubat 2019, s.5.

[96] Seyhan Avşar, “Şaka Gibi Uygulama”, Cumhuriyet, 19 Aralık 2017, s.11.

[97] “Sanıklara tek tip kıyafet giydirilmesi önerisi, yargılanan kişilerin hepsinin suçlu olduğu yönündeki bir ön kabule dayanır. Ancak bir kimsenin kıyafetine bakılarak suçlu veya suçsuz olduğuna karar verilemeyeceğinden, sanıkları küçük düşüren ve mahkûmmuş gibi gösteren tek tip kıyafetin zorlanması, hukuka aykırıdır.” (Kemal Akkurt, “Masumiyet Karinesi ve Tek Tip”, Cumhuriyet, 22 Ağustos 2017, s.14.)

[98] “İntihar Eden KHK’lilerin Sayısı Bilinmiyor… ‘Cezaevi Değil Ölüm Evi’…”, Cumhuriyet, 21 Ekim 2017, s.10.

[99] “28 Yıldır Tutuklu Olan Nurcan Bakır Yaşamına Son Verdi”, Yeni Yaşam, 16 Ocak 2020, s.5.

[100] “28 Yıldır Tutukluydu: Nurcan Bakır Cezaevinde Yaşamına Son Verdi”, 15 Ocak 2020… https://gazetekarinca.com/2020/01/28-yildir-tutukluydu-nurcan-bakir-cezaevinde-yasamina-son-verdi

[101] Hilal Köse, “Emirhan’ın Koğuş Arkadaşları: Görevliler İçeri Girmekte Gecikti”, Cumhuriyet, 4 Ekim 2016, s.5.

[102] Trabzon Bahçecik E Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’nda, 24 gün tutuklu kaldığı koğuşta gördüğü şiddet nedeniyle, 10 Kasım 2015 gecesi saat 23.30 sıralarında, güvenlik kameraları kaydederken, çamaşır ipiyle kendini asarak intihar eden, 14 yaşındaki Emirhan Nas’ın ölümünde Adalet Bakanlığı kusurlu bulundu. Mahkeme, Emirhan’ın annesi Semra Omak’a 30 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Annenin maddi tazminat talebi ise boşandığı ve çocuğundan ayrı yaşadığı gerekçesiyle reddedildi. (Hilal Köse, “… ‘Kusurlu’ Tazminat”, Cumhuriyet, 14 Ocak 2018, s.10.)

[103] Alican Uludağ, “Mezarda Gelen Adalet”, Cumhuriyet, 11 Eylül 2019, s.9.

[104] “Cezaevinde Nakil İsteği Reddedilen Hükümlü Canına Kıydı”, Cumhuriyet, 27 Aralık 2016, s.7.

[105] Mustafa Mert Bildircin, “Çocuk Mahpus, Cezaevinde Bir Gün Yaşayabildi”, Birgün, 13 Eylül 2019, s.5.

[106] Uğur Şahin, “İntihar Eden Tutuklunun Yaşam Hakkı İhlâl Edildi”, Birgün, 15 Mart 2018, s.7.

[107] Yadigar Aygün, “İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu Üyesi Muharrem Kurşun: Keyfi Hukuk Uygulanıyor”, Yeni Yaşam, 13 Ocak 2020, s.5.

[108] Erdoğan Alayamut, “2019’da 50 Hasta Tutuklu Öldü”, Yeni Yaşam, 1 Ocak 2020, s.5.

[109] “HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran: Hasta Tutuklulara Düşman Hukuku Uygulanılıyor”, 30 Aralık 2019… https://www.evrensel.net/haber/394281/ayse-acar-basaran-hasta-tutuklulara-dusman-hukuku-uygulaniliyor

[110] “132 Hasta Mahpustan 19’u Cezaevinde Kalamaz Durumda”, Evrensel, 25 Haziran 2018, s.4.

[111] “Cezaevlerinde Tahliye Sırası”, Cumhuriyet, 9 Mayıs 2017, s.11.

[112] “905 Hasta Tutsak Var”, Özgürlükçü Demokrasi, 27 Ekim 2016, s.10.

[113] İHD’nin 2016 sonu verilerine göre, 323’ü ağır olmak üzere toplam 905 hasta tutuklunun cezaevlerinde. (“905 Hasta Tutsak Cezaevinde”, Özgürlükçü Demokrasi, 14 Aralık 2016, s.10.)

[114] “Cezaevinde Yaşam Mücadelesi: Bin 334 Hasta Mahkûm Var, Sağlam Giren Hasta Çıkıyor”, 4 Aralık 2019… http://direnisteyiz27.org/cezaevinde-yasam-mucadelesi-bin-334-hasta-mahkûm-var-saglam-giren-hasta-cikiyor/

[115] Rojda Oğuz, “Bunlar 12 Eylül’de Bile Yapılmadı”, Özgürlükçü Demokrasi, 25 Ekim 2016, s.10.

[116] “Cezaevlerinde Yeni İşkence Yöntemi: Çift Kelepçe”, Cumhuriyet, 23 Nisan 2018, s.21.

[117] Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürekli hastalığı bulunan üç hükümlünün kalan cezalarının kaldırılmasına karar verdi. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, 2002 yılında Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kasten öldürme suçundan 15 yıl ağır hapis, ruhsatsız silah kullanmaktan ise 10 ay hapis cezasına çarptırılan ve 2005’de yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hükümleri uyarınca aynı mahkemece yapılan uyarlama yargılaması sonucu toplam 15 yıl hapis cezası alan, ayrıca Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesince 2012’de kamu görevlisini kasten yaralama suçundan 9 ay hapis cezası verilen 45 yaşındaki Mustafa Karaman’ın kalan cezası Adli Tıp Kurumunun ‘sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hâli’ raporu sebebiyle kaldırıldı.

Kasten öldürme suçundan Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002’deki kararıyla müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen ve cezasının infazı sırasında şartla tahliye edilen, kamu görevlisine hakaret ve kasten yaralama suçlarından Kayseri 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010’daki kararıyla 11 ay 20 gün ve 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılan ve bu cezaları kesinleşerek aynı mahkemenin 2014’teki kararıyla 16 ay 20 gün hapis cezası olarak içtima ettirilen ve denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ikinci suçu işlediği tarih ile şartlı tahliye tarihi arasında geçen 9 bin 421 gün cezasının aynen infazına karar verilen 43 yaşındaki Uğur Fidancı’nın kalan cezasının da ‘sürekli hastalık hâli kapsamında bulunduğu’ belirtilen Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda kaldırılmasına karar verildi.

Ayrıca nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kamu görevlisine direnme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve ruhsatsız silah taşıma suçlarından cezalandırılmasına karar verilen, 2018’de bu cezaları kesinleşerek Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 42 yıl 18 ay hapis cezasına çarptırılan 47 yaşındaki İsmail İpek’in kalan cezası da Adli Tıp Kurumunun ‘sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hâli’ kapsamında bulunduğunu belirten raporu sebebiyle kaldırıldı. (Dilan Esen, “Erdoğan 3 Hükümlünün Cezasını Kaldırdı”, Birgün, 8 Kasım 2019, s.7.)

[118] Enver Aysever, “Mahpushaneler de Ülke Toprağına Dahildir!”, Cumhuriyet, 26 Eylül 2019, s.8.

[119] Ahmet Güneş, “Mezara Kadar Kelepçe”, Yeni Yaşam, 13 Aralık 2019, s.10.

[120] “Hastaneden Selahattin Demirtaş Açıklaması”, Cumhuriyet, 3 Aralık 2019, s.9.

[121] “Demirtaş, 7 Gün Sonra Hastaneye Sevk Edildi”, 2 Aralık 2019… https://www.pirha.net/demirtas-7-gun-sonra-hastaneye-sevk-edildi-198879.html/02/12/2019/

[122] Seyhan Avşar, “Bitmeyen OHAL: Hasta Tutuklu Ölüme Mahkûm”, Cumhuriyet, 4 Aralık 2019, s.9.

[123] “Hasta Tutuklu Açlık Grevinde”, Yeni Yaşam, 21 Ekim 2018, s.5.

[124] “Hasta tutuklu Hayati Kaytan Günlerdir Tek Kişilik Hücrede”, Evrensel, 17 Mart 2018, s.4.

[125] “Mahkemeden Akbaba İçin Karar: Ölüme Tahliye!”, Yeni Yaşam, 28 Aralık 2018, s.5.

[126] “Tahliye Edilen Hasta Tutuklu Hayatını Kaybetti”, Yeni Yaşam, 7 Ağustos 2018, s.5.

[127] Zeynep Kuray, “İsmail Arslan Ölüme Terk Edildi”, Birgün, 10 Nisan 2018, s.7.

[128] Akın Bodur, “Ağır Hasta Tutuklu Özgürlüğüne 3 Ay Kala Cezaevinde Öldü”, Cumhuriyet, 28 Mart 2017, s.11.

[129] “Tutuklu Yazar Murat Saat, Yaşamını Yitirdi”, Cumhuriyet, 29 Aralık 2017, s.16.

[130] Alican Uludağ, “Hasta Mahkûm Yolda Öldü”, Cumhuriyet, 5 Ağustos 2019, s.9.

[131] Mahmut Oral, “Hasta Mahpusluk İdamdan Beter”, Cumhuriyet, 27 Şubat 2018, s.11.

[132] Seyhan Avşar-Zehra Özdilek-Şeyma Paşayiğit, “Kaba Dayak da Var Çift Kelepçe de”, Cumhuriyet, 20 Ağustos 2018, s.5.

[133] Mehmet Kızmaz, “Cezaevleri İhlâl Dolu”, Cumhuriyet, 31 Ekim 2019, s.9.

[134] “Siirt Cezaevinde Bir Ölüm Daha”, Yeni Yaşam, 12 Ocak 2020, s.5.

[135] Zehra Özdilek, “Kardeşim Sadece Nefes Alabiliyor”, Cumhuriyet, 18 Eylül 2018, s.12.

[136] “Eriyene Kadar Hücrede Tuttular”, Yeni Yaşam, 15 Ağustos 2018, s.5.

[137] Canan Coşkun, “Hastaneden Cezaevine”, Cumhuriyet, 11 Temmuz 2018, s.9.

[138] Abidin Yağmur, “Kişisel İhtiyaçlarını Bile Karşılayamıyor”, Cumhuriyet, 31 Temmuz 2018, s.9.

[139] Seyhan Avşar, “Damat Adaleti Çelik’e Uğramıyor”, Cumhuriyet, 8 Ağustos 2017, s.11.

[140] “Hasta Tutsağın Raporları Saklanıyor”, Demokrasi, 27 Ağustos 2017, s.6.

[141] Alican Uludağ, “5 Aydır Hastaneye Götürülmedim”, Cumhuriyet, 3 Nisan 2018, s.8.

[142] Selin Görgüner, “Sibel Çapraz İçin Biraz Vicdan”, Cumhuriyet, 5 Temmuz 2016, s.10.

[143] “Poyraz Ali İle Annesini Aynı Araca Bindirmiyorlar!”, Cumhuriyet, 6 Ocak 2017, s.10.

[144] Seyhan Avşar, “Zindanlarda OHAL Baskısı”, Cumhuriyet, 13 Mart 2017, s.12.

[145] “Cezaevi Eziyeti: Kürt Tutuklulara Kürtçe Kitap Yasak”, Cumhuriyet, 30 Temmuz 2018, s.9.

[146] “Kürtçe Konuşana Darp, Tedavi Hakkına Engel”, Evrensel, 8 Mayıs 2018, s.3.

[147] “İşkenceye Karşı Açlık Grevleri”, Özgürlükçü Demokrasi, 18 Kasım 2017, s.5.

[148] “Başörtüsünde Barış Yazınca 1 Yıl Ceza Aldı”, Demokrasi, 24 Ocak 2018, s.4.

[149] Mahmut Lıcalı, “HDP’ye Cezaevi Ziyareti İzni Yok”, Cumhuriyet, 4 Haziran 2017, s.5.

[150] “Kadın Mahkûmlara İşkence Meclis Gündeminde”, Birgün, 14 Ekim 2016, s.6.

[151] “Selamlaşmadan Hücre Cezası”, Özgürlükçü Demokrasi, 6 Kasım 2017, s.8.

[152] Seyhan Avşar, “OHAL’in Cezaevi Hâlleri: İşkenceden Küflü Ekmeğe…”, Cumhuriyet, 16 Kasım 2017, s.11.

[153] “Kadın Tutsaklara İşkence ve Tehdit”, Gündem, 10 Ağustos 2016, s.5.

[154] “Cezaevinde Skandal Arama”, Cumhuriyet, 2 Mart 2018, s.8.

[155] “Cezaevinde Polis Araması!”, Özgürlükçü Demokrasi, 29 Aralık 2016, s.10.

[156] Alican Uludağ, “Türkoğlu 1 No’lu L Tipi: Kadın Avukatlara ‘Çıplak Arama’…”, Cumhuriyet, 18 Kasım 2019, s.9.

[157] İsmail Arı, “Bebekler İhmalden Ölüyor”, Birgün, 18 Eylül 2019, s.13.

[158] “Kadın Tutsaklara Tekmil Dayatılıyor”, Özgürlükçü Demokrasi, 22 Kasım 2016, s.10.

[159] “Duruşmaya Bile Çıkmayan Avukat Barkın Timtik’e 35 Yıl Görüş Yasağı”, 1 Aralık 2017… http://direnisteyiz14.org/durusmaya-bile-cikmayan-avukat-barkin-timtike-35-yil-gorus-yasagi/

[160] Alican Uludağ, “İnsanlık Dışı Uygulama”, Cumhuriyet, 29 Aralık 2018, s.4.

[161] Abidin Yağmur, “Cezaevindeki ‘FEMEN’ Eylemine Hücre Cezası”, Cumhuriyet, 1 Haziran 2018, s.9.

[162] “Acı Rakam: Cezaevinde 3 Binin Üzerinde Çocuk Var”, Cumhuriyet, 21 Ağustos 2018, s.6.

[163] “Çocuk Cezaevindeki Şiddet Hız Kesmiyor”, Cumhuriyet, 23 Aralık 2016, s.2.

[164] Erk Acarer, “… ‘L Tipi’ Çocuk Cezaevinde ‘N Tipi’ İşkence: Namaz Kılmayana Dayak”, Birgün, 15 Ekim 2016, s.2.

[165] “Pozantı Vahşeti: Bütün Koğuş Sırayla Tecavüz Etti!”, 29 Şubat 2012… http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/pozanti-vahseti-butun-kogus-sirayla-tecavuz-etti-haberi-52152

[166] “743 Çocuk İşlemediği Suçlardan Dolayı Cezaevinde”, Evrensel, 23 Kasım 2018, s.4.

[167] Mahmut Lıcalı, “Anneyle Mahkûm 864 Çocuk”, Cumhuriyet, 18 Haziran 2019, s.9.

[168] “Cezaevinde İşkence Gören Çocuk Sürekli Ölümü Düşünüyor”, Evrensel, 7 Aralık 2016, s.2.

[169] Sevda Karaca, “13 Aylık Arin Cezaevinde Nefessiz, Yetkililer Sessiz!”, Evrensel, 18 Temmuz 2018, s.4.

[170] Zehra Özdilek, “Cezaevindeki Arin Bebeğin Durumu Kötüleşiyor”, Cumhuriyet, 3 Ekim 2018, s.8.

[171] “Avşin Bebek Eriyor, Yetkililer Neyi Bekliyor?”, Yeni Yaşam, 10 Ağustos 2019, s.3.

[172] Seyhan Avşar, “7 Aylık Bebek 8 Gündür Hapis”, Cumhuriyet, 27 Şubat 2017, s.12.

[173] Seyhan Avşar, “Miraz Bebek Beton Zeminde Emekliyor”, Cumhuriyet, 28 Şubat 2017, s.11.

[174] Seyhan Avşar, “Cezaevinden Bir Anne Mektubu: Bebeğim Güneş Işığını Göremiyor”, Cumhuriyet, 11 Nisan 2017, s.10.

[175] Seyhan Avşar, “Miraz Bebeğin Sütünü Aldılar”, Cumhuriyet, 9 Haziran 2018, s.8.

[176] “Miraz Bebeğin Annesinin Serbestlik Başvurusu Cezaevi İdaresine Takıldı”, Cumhuriyet, 7 Mart 2018, s.8.

[177] Seyhan Avşar, “ABD’de Tanıdıklarımız Yok Diye mi İçerideyiz?”, Cumhuriyet, 1 Eylül 2019, s.9.

[178] Hilal Köse, “Poyraz Ali’nin Çilesi Bitmek Bilmiyor”, Cumhuriyet, 28 Ocak 2017, s.12.

[179] “Adaletin Anne Ayrımcılığı”, Cumhuriyet, 23 Mart 2017, s.14.

[180] Zehra Özdilek, “Annesine Dokunamıyor… Küçük Arev’in Sessiz Çığlığı”, Cumhuriyet, 30 Kasım 2017, s.12.

[181] Seyhan Avşar, “Meşale Tolu: Oğlum Mazgalı Bile Öğrendi”, Cumhuriyet, 29 Aralık 2017, s.11.

[182] Alican Uludağ, “Düşüncenin Bedeli Bu Kadar Ağır mı?”, Cumhuriyet, 11 Şubat 2018, s.11.

[183] “Ağbaba Metiner’i Yalanladı”, Özgürlükçü Demokrasi, 4 Kasım 2016, s.10.

[184] “Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde LGBTİ+ Tutsaklara İşkence ve Hakaret”, 21 Eylül 2016… http://direnisteyiz3.org/eskisehir-h-tipi-hapishanesinde-lgbti-tutsaklara-iskence-hakaret/

[185] “ÖHP Marmara Cezaevleri Raporunu Açıkladı”, Yeni Yaşam, 3 Ekim 2018, s.5.

[186] Selda Güneysu “… ‘Kapalı’da Tamamladı”, Cumhuriyet, 24 Haziran 2017, s.3.

[187] “Sizlere dünya basınından derlediğim hâliyle cezaevi yaşamından örnekler vereceğim. Medeniyete yakışan örnekler de var, yüz kızartıcı uygulamalar da,” (İrfan Yalın, “Hapishanelerindeki Koşullar, Devletlerin Onurudur”, 12 Ocak 2020… https://t24.com.tr/yazarlar/irfan-yalin/hapishanelerindeki-kosullar-devletlerin-onurudur,25167) diyenlerin unuttuğu zindanların insan(lık) dışı karakteridir.

TEMEL DEMİRER

HALKIN BİRLİĞİ

Türkiye 90’lı yıllara geri mi döndü?..!

“Oğlumdan 9 buçuk aydır haber alamadık. Çok perişanız, çok üzgünüz. Ailemizin ruh sağlığı bozuldu. Yetkililerden …

instagram web viewer instagram profile