Anasayfa / Dünden Bugüne / Sorunlara Çare ve Derman Allah’ı Çağırmak Değil İnsanlığın İradesi ve Bilincini Örgütlemektir .!

Sorunlara Çare ve Derman Allah’ı Çağırmak Değil İnsanlığın İradesi ve Bilincini Örgütlemektir .!

Bilyoruz ki Aleviler bilime inanır ve bilimi kendilerine yol gösterici olarak alırlar. Buradan hareket ettiğimizde bilim, evren ve toplumun-insanın oluşumu ve gelişimini bilimsel savlarla açıklamış ve aynı zamanda Allahı yaratanın da bir çok sorun karşısında çaresiz kalan insan olduğu gerçekliğine de dikkat çekmiştir. Buradan hareket ettiğimizde, islamın anayasası Kuranı Kerim, herşeyi bilinmeyen görünmeyen Allah’a havale ederek işin içinde kolay yoldan çıkmaya çalışır.
Yüz yıllardan bu yana emekçiler dünyaya ve haliyle insanlığı, tüm canlıları “Allah yarattı” savıyla bu dünyaya ile uğraşmamalarını, önemli olanın Allah’ın huzuruna çıkılacak öbür dünya olduğu yalanıyla aldatılıp uyutuludular. Dahası hyali öteki dünya savıyla emekçilerin örgütlenip, eşitlik ve özgürlük için, insanca ve bir düzen için kurulu kapitalist düzene karşı mücadele yürütmeleri engellenmeye çalışıldı.
Herşeyden önce insan düşünen, yaratan, plan kuran, bir çok şeyi deneyim ve tecrübe ile önceden gören bir canlıdır. Haliyle diğer canlılardan düşünmesi, plan kurması ve yaratmasıyla temelden ayrılmıştır.
Alevilerde Allah kelamının göstermelik ve bir yönüyle de takiye anlamında kullanıldığını söylemek hiçte yanlış olmayacaktır. Ama artık gelinen noktada bundan sıyrılmak ve öze dönmek ,yükleri bir yana atmak gerekiyor.
Alevilerde herşey insan merkezlidir. Aleviler olgulara bilimsel bakmaları nedeniyle hurafalar,bilinmezler ve görünmelerle uğraşmaz.
Haliyle Alevilik insanın sosyal ve maddi dürtülerinin birbirinden ayrıştırılmadığı evrensel insan değeri üzerine temellenir. Var olanların birliğini temel alarak maddi bir varlığı öne çıkartır.
Derisi yüzülen Alevi Şair Seyyit Nesimi (1369/70-1404) “İnsanın özü ruh değil maddedir. Ruh maddenin bir niteliği, anlamı durumundadır.” diyordu. Nesimi’nin söylediği sözler tümüyle Kuran’a aykırıydı. Kuran’a göre ise:
“bizzat tanrının sözlerine göre nitelik ve öz, birbirinin aynıdır ve tanrının nitelikleri vardır.”
Yine Nesimi’nin demiş olduğu gibi, “enel hak” yani ben insanım demek, insan isterse hiçbir engelle takılmadan, boyun eğmeden, doğayı da toplumu da insanlığın yararına değiştirmeyi başarır ve hiç kimsede bunun önünde engel olarak duramaz demektir.
Yine Aleviliği hareketinin önemli düşünce önderlerinden Hace Bektaşi Velide şu sözleriyle Alevilerin insanlığı merkezde tuttuğunu ve her oluya bu merkezde baktığını gösterir: “.hararet nardadır, sacda değildir? Keramet hırkada tacda değildir? Her ne ararsan kendinde ara? ..mekkede kudüste hacda değildir?”
Keza Nesimi’ye göre ise varlık farklı niteliklere sahipti Bu nitelikte yegane ölçüttü. Dolayısıyla birbirinden farklı nitelikler de bir biriyle eş değerli de değildi. İyi ve kötüler de bir biriyle “eş değerli” kılınamazdı. Bu anlayışa dayalı bir toplumsal yapıda bireyin vicdanı toplumsal ahlakla çeliştiğinde birey rahatsız olur.Böylece bireyin vicdanı toplumsal ahlakla denetim altına alınarak insanın kendini yeniden gözden geçirmesi sağlanır.İnsan kendi aklına dayalı olarak dünyayı değiştirme iradesini pratiğe aktardıkça kendini yeniden var eder. Dolayısıyla burada sömürü düzenine boyun eğmeme, acılara ve kötülüklere direnme, vardır. Buradaki etik bilimi özel mülkiyete ve sömürüye karşı kendi özlemlerini ve ülkülerini savunur. Aynı zamanda özgürlüğü, yürekliliği, dürüstlüğü ve kardeşçe yardımlaşmayı öğütler.
Dinsel etik boyun eğmeyi (tevekkül) ve katlanmayı (sabır), alın yazısına uymayı (kader) öğütler. Bu dünyada çekilen sıkıntıların ölümden sonra gidilecek olan öbür dünyada armağan göreceğini ileri sürerek ezilenleri oyalar. İslam’a göre ise kaza ve kader vardı. İnsanların kaderi önceden belirlenmişti. Kimin günahsız yaşayacağını gene tanrı belirlerdi. Kötüleri de dua ile Tanrı affedebilirdi. Çünkü onun iradesine bağlıydı, affetmek. Burada sorunun bir diğer yanı daha vardı. Birey vicdanı ile egemen-toplumsal ahlak çelişkiye düştüğünde bireyin görünür bir vicdan denetimi yoktu. Nasıl olsa birey olmayan mahşerde hesap verecekti. Burada birey aklıyla birey vicdanının çelişmesiyle oluşan varlaştırılmış ve sınırlandırılmış bir “insan” yaratılır. Yani “üstün iradenin” önünde boyun eğen ve aklı alınmış bir “insan”dır, o. Burada dayatılan toplumsal ahlak insan aklını, iradesini ve vicdanını kendi nesnesi haline getirerek insanı insan olmaktan çıkartarak içi boş bir birey haline getirir. Tanrı iradesine dayanarak aklanan kötüler böylece iyilerle eşitlenebiliyordu. Bugün Emperyalist-kapitalizm globalizm de serbest piyasa kuralları içindeki arz ve talebe göre iyi ve kötüleri birbiriyle eşitlemek için uğraşmaktadır. Yani farklı niteliklere sahip bireyleri bir biriyle eşitlemektedir. Bu ise içlemi sıfır olan bir bireydir. Bu politikayı da post-modernistler “özgürlükçü bir atılım” diye de yutturmaktadırlar.
Seyyid Nesimi, ulaştığı son noktada, din örtüsünden sıyrılmış ve insanı merkezde tutan bir hatta yürümüş olmasıdır.
Kısa ve özce Alevilik olgulara materyalist bir düzelmde bakarak maddenin bilinci belirlediği düny görüşünü savunan Allah, din ve Kuranala bağı olmayan kendi başına bir felsefe, yaşam tarzı ve inanç sistemdiri. Kısacası alevilik bilim,değişim,dönüşüm ve yenilenmenin adıdır. Yani biz bilinçli insanlar istersek, örgütlenip mücadeleye katılarak, darda, zorda kalanı düzlüğe çıkarabilir, sorunlara yanıt bulup, her şeyi değiştirebiliriz.
Dahası evren ve toplum bizimle yani insanla değişir ve biçime bürünür. Yani düşünün ve yaratan insan planlı hedefe bağlanmış biçimde mücadele etmeden hiçbir değişim ve toplumsal gelişme gerçekleşemez.
O halde Alevilerin herşeyi Allah’a bağlamaları ve olur olmaz yerde Allah’a sığınmaları bilimi, akılı bir yana iterek kaderciliğe sığınmak anlamına geleceğini bilim nce çıkarmalıyız.
Yani her köklü değişim ve dönüşümde, üretim ve yaratımda insan iradesi unutmayalım. Haliyle insanın düşüncesini belirleyen “Allah’ın üflemesi” değil içinde yaşamış olduğumuz maddi gerçeklerdir.
Demek ki insanın düşüncesini belirleyen Allah değil, maddi olgulardır. Kısacası bizim dışımızdaki evren ve toplumsal gerçeklerdir insan düşüncesini belirler. Durum böyle olunca kapitalist sistemde insanın zorda-darda kalmasına derman ve çarede örgütlü ve bilinçli mücadleci insandır.
Eğer herşeyi yaratan Allah olmuş olsaydı, insanlık için savaşların, yoksulluk ve sefaletlerin ayrımcılıkların ve yıkımların olmaması gerekirdi.
Çünkü herşeyi yaratan Allah ise, nedeni eşit yaratıkları kullan rını eşitsiz koşullarda bir yandan zenginlik öte yandan yoksulluk içinde yaşamaya zorlar ki. ?
Bir kere şunu anlamalıyız ki Allahı da-dinleri de, efsneleri, hurafeleri de yaratan doğaya hükmetmede yetersiz kalan insandır. Kendi irademiz ve gücümüz yerine çareyi, Allah adına, boyun eğen, katlanan, kadercilik ve biat etmede bulan insan da eşitlik ve özgürlük beklenemez.
Aleviler nereden gelip nereye gittiklerini ve şeriatçı kuşatmayı nasıl aşacaklarını öğrendiklerinde, dillerindeki egemen sünniliğin herşeyi Allaha bağlayan kaderci, biatçı dayatmasını aşmadan yeni ve özgür bir toplum kurma savaşımında önemli bir eşiği aşmak mümkün olmayacaktır. Yani kısacası şeriatçılarla aynı hatta durmak ,aynı dili kullanmak, Alevilerin felsefe, yaşam tarzı ve inançlarını içten çökertmek anlamına geldiğini unutmadan hareket etmek yerinde bir yaklaşım olacaktır.
Bugüne kadar insanlığın hiçbir sorununa çözüm bulamayan Allah’ın bundan sonrası çaresiz durumda olan insanların çağrısına olumlu yanıt vereceğini düşünerek davranmak havanda su dökmekten öteye geçmeyecektir. Zorda ve darda kalanlara çare de, dermanda insanın kendisdir. İnsanın kendis dışında hiç brişey ne insna ve nede topluma bir yarar sağlamayacaktır. Önemli olan insanlığı bu gerçekler ışında uyandırıp örgütleyip mücadeleye seferber etmek ve islamın kadereciliği ve boyun eğiciliğini yere çalmaktir.

HALKIN BİRLİĞİ

Ulusal Gelir 10 Bin doları Açtı Savı Yalan Çıktı..!

Türkiye orta gelir tuzağının da altına indi. Kişi başı gelir hızla eriyor. 2018 yılında Türkiye’nin …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle