Anasayfa / Onlardan Bize / İdam Edilişinin 37.Yılında “Benim bu düzenden isteyeceğim hiç bir şey yoktur” Diyerek İdam Sehpasına Tekmeyi Vuran Ali Aktaş Kavgamızda Yaşıyor..!

İdam Edilişinin 37.Yılında “Benim bu düzenden isteyeceğim hiç bir şey yoktur” Diyerek İdam Sehpasına Tekmeyi Vuran Ali Aktaş Kavgamızda Yaşıyor..!

“ Uyuyamıyorum

Hayra yorulacak gibi değil

Uyuyamıyorum

Cani gözde ararlar Gözünde canlanırlar

Kavgada can verenler serde yankılanırlar

Uyuyamıyorum

Ne zaman dalar gibi olsa

Kapansa gözlerim uyuyamıyorum

Art arda

Çukurova alnımıza

Günesin kırbaç izleriyle

Biçtiğimiz sen şakrak gecenin aynında

Vurgun yemiş bir koca Yusuf

elleri yok dilini bıçak kesmez

Uyuyamıyorum

O Toroslar Amanoslar ki

Yiğitlere bel vermiş

Her damarda gül vermiş ırmakları

Dereleri çayları

Terk etmiş berraklığını boz bulanık

Bir hırçınlıkla iki gözü iki çeşme

İnce Mehmet kan ağlar

Uyuyamıyorum

Uyumuyordu körfez

Koskocaman ayna gibi

Küskündü deniz

İlk defa bu kadar ürkek bu kadar titrek

Ve bu kadar giz dolu

Gölgeler dolanıyordu telaşlı

Bir fırtına sonrasının kirik dökük

Boynu bükük Sessizliği dolanıyordu

Bütün şehirde

Bütün girişlerin göz yaşı renginde

Pankartlar gibi asılıyorlardı İSKENDERUN un

Uyuyamıyorum

Hiçte hayra yormadan

Takvime bakıyorum 23 OCAK 1983

Radyoda kaçan bir haberin

Son cümlesiydi …. gece üç sularında

ALİ AKTAŞ idam edildi”

TKP-M-L Hareketin ilk idam şehidi olan Ali Aktaş yoldaş, Arap milliyetinden bir komünistti. 1976’dan sonra İskenderun’da gençlik mücadelesinin öne çıkardığı bir gençlik önderiydi. 1978’den itibaren profesyonel devrimcilik yapan Ali yoldaş, bölgesinde gelişen tüm eylemlerin örgütlenmesine ve yürütülmesine aktif katıldı. 16 Eylül 1978’de Erdener Beğen yoldaşın şehit düştüğü faşist Türkeş’i İskenderun’a sokmayan emekçi halk direnişinin de önderiydi. 9 Haziran 1980’de Ali Kaya Yıldız yoldaşın şehit olduğu faşistlerle girişilen çatışmanın en önünde yine O vardı. Çatışma sonrası Kocatepe’de kendisini pusuya düşüren faşist saldırganlardan birini öldürüp, bir diğerini de ağır yaralayarak gereken cezayı vermiştir. O, direnişlerin, çatışmaların, eylemliliklerin hep önündeydi. Korkusuz, kızıl bir kartaldı. Önderi Kaypakkaya gibi İşkencede kızıl direnmenin adıydı. Yaralı olduğu halde günlerce en ağır işkencelere maruz kaldı ama o bu işkenceler karşısında asla “Ih “bile demedi.

Komünist militanlığı, kararlılığı, cesareti Çukurova’da hala dilden dile dolaşan Aktaş yoldaş, düşmanın eline geçtiğinde de soylu direniş geleneğinin sürdürücüsü oldu, sır vermedi; cellatlara hiç bir zaman boyun eğmedi. Bu büyük direnişi faşist diktatörlüğü korkutuyordu. Onun için ellerinde hiç bir kanıt olmamasına rağmen, paşalar ferman buyurdu; Ali yok edilmeliydi.

Okuduğu İskenderun Lisesi’nin son sınıfından idam sehpasına uzanan devrimci yaşamında Aktaş, doğum gününde idam edildi.

9 Haziran 1980’de sendikacı Sulhi Adsoy’u öldürme iddiasıyla Adana 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanan ve 3 üyeli mahkemenin 1’e karşı 2 oyu ile idam cezasına çarptırılan Ali Aktaş, lise öğrencisiydi. Aktaş’a yönelik ‘öğrenim özgürlüğünü engellemek, silahla gaspa teşebbüs’ iddiası da yer alırken, o mahkemeleri bitmeden, yargılandığı ‘cinayet davası’ndan idam edildi. Cinayetin 10–15 kişilik bir grupla işlendiğini, Aktaş’ın, olay sırasında sol bacağından yaralandığı ve bir motorsikletle SSK Hastanesi’ne götürüldüğünü ve öldürülen sendikacının bir yakının ifadesi üzerine, olay yerinde bulunduğunu da kabul eden Adana 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nin bir hakim üyesi; ‘idam kararına’ karşı oy kullandı. O oy sahibi hakim, şerh gerekçesinin kararında “Kesin bir biçimde sanık Ali Aktaş’ın silahından çıkan mermiyle maktulün ölmüş olduğundan söz etmenin güçleştiği dosya kapsamından anlaşılmış bulunmaktadır” vurgusunu yaptı ve MHPli faşist sendikacı Adsoy’un, kesinlikle sanığın tabancasından çıkan kurşunlarla yaralandığı veya öldüğünün saptanamadığını belirtti. Ve idama karşı çıkarak, ‘ölüm’ yerine ‘müebbet ağır hapis cezasına’ çarptırılmasını istedi. Ancak, mahkemenin oy çokluğu ile aldığı karar, Askeri Yargıtay 5. Dairesi’nce de 28 Nisan 1982’de onanınca, Aktaş’ın idam cezası da kesinleşti. Bir grup tarafından işlendiği belirtilen, ama tek sanığın yargılandığı davanın idam kararı, faşist cuntanın oldu bittiye getiren intikam amaçlı onayı ve Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanması sonrası 23 Ocak 1983 yılında doğum gününde idam edildi Ali Aktaş. Aktaş idam edilmese de önce Müdürün odasında ailesine ve arkadaşlarına mektup yazmak istediğini belirtti. Avukatları yanında yoktu; dahası onlara haber verilmemişti. Mektuplarını infaz savcısı aldı. Sonra üzerine beyaz bir önlük giydirildi. Garnizon Komutanı Albay Osman Çitim dikildi karşısına ve alaylı alaylı sordu:

“Son bir isteğin var mı?”

“benim bu düzenden isteyeceğim hiç bir şey yoktur” dedi Ali ve yürüdü idam sehpasına.

Avlu sarı ve ölgün ampul ışıklarının altında karanlıktı. Oysa yukarı ki gökyüzü, üzerine bir giysi gibi giydirdiği karlarıyla Torosların başına oturmuş parlak ve çıplak bir ayazdı. Ayağında bot, üzerinde cezaevinin kısa elbisesi vardı. Beyaz önlüğünün altında elleri kelepçeliydi. Öylece başı dik yürüyerek, asker ve gardiyanların arasından geçerek sandalyeye çıktı ve gür sesiyle bağırdı:

“Ben insanların mutluluğu için çalıştım ve mutluluğu için de ölüyorum!..”

“Kahrolsun Askeri Faşist Diktatörlük!..

“Yaşasın Devrim/Yaşasın Sosyalizm !..”

Aktaş’ın söyleyecekleri bu kadardı. Sonra bir kuğu gibi başını uzattı ipe. Devlet koca Adana’da yine, kendi deyişiyle “pis ip çekici zebani ” bulamamıştı. Özenç’te olduğu gibi yine gardiyan Mehmet Selçuk uzandı ipe ve geçirdi Ali’nin boynuna ipi.

Ve işte bu durum bir komünist devrimcinin en yürekli ve en bilinçli bir anıydı. Daha onlar yönelmemişken ayağı ile vurdu altındaki sandalyeye, ip sarktı, darağacı gıcırdadı. 23 Ocak 1983 yılında Adana zindanındaki avludaki sessizlik ortamında bir bu ses vardı, Çukurova, Adana, İskenderun susmuştu. Höyük Köyü susmuştu. Ali ipin ucundaki bir kolye gibi gidip geliyordu. Cezaevinin duvarları, Toroslar, gökyüzü bakışa kaldılar öylece…

Böylece Çukurova sarsıldı , bir komünistin baş eğmezliği, yenilmezliği karşısında. sonra yoldaşları bir marş tutturdular

“İster kızsın

İsterse hırsından köpürsün düşmanlarımız

Ve şafak sökerken Çukurova’da

Bizim için hazırladıkları dar ağaçlarında

Onları sallandıracağız

Onları!

Katledilişinin 37. yılında Ali Aktaş yoldaş yine aramızda, bizimle yaşıyor bizimle savaşıyor.

Ocak-2020

HALKIN BİRLİĞİ

HALKIN BİRLİĞİ

Ölüm Adın Kalleş Olsun: Hasan Kaniyolu (Kaymakam) yoldaşı Kahrolası Kanser Hastalığında Kaybettik..!

“Bir yoldayız sarılmışız bir birimize Sağımız uçurum, Yolumuz karanlık. Canavarca bir rüzgar esiyor Arkamız karanlık …

instagram web viewer instagram profile