Anasayfa / İşçi-Memur / ILO raporu yayınlandı: Türkiye’de işçi haklarında kötüye gidiş sürüyor..!

ILO raporu yayınlandı: Türkiye’de işçi haklarında kötüye gidiş sürüyor..!

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de sendikalı işçi sayısı 1 milyon 859 bin. Sendikalaşma oranı da yüzde 13. Önceki yıllara göre sendikalı işçi sayısı artıyor. Ancak DİSK’in 2019 Sendikalaşma Araştırması’na göre toplu sözleşmeden yararlanan işçi sayısı yüzde 7.

Araştırma sendikalı işçi sayısındaki artışın yapay olduğunu ve işçilerin ciddi bir bölümünün toplu sözleşmeden yararlanamadığını gösteriyor.

DİSK’in araştırmasına daha yakından bakacak olursak; Türkiye’de işçilerin yüzde 90’ı sendikasız. Kayıt dışı işçiler dâhil edildiğinde fiili sendikalaşma oranı çok daha düşük. İşçilerin yüzde 93’ü ise toplu iş sözleşmesi kapsamında değil. Türkiye toplu iş sözleşmesinin kapsamı ve sendikalaşma açısından OECD sonuncusu. AB ülkelerinde toplu sözleşme kapsamı yüzde 50’nin üzerindeyken Türkiye’de yüzde 7 civarında kalıyor.

Öte yandan taşerondan kadroya geçirilen 900 bin taşeron işçiye, 2020 yılına kadar toplu sözleşme yasağı getirildi. Böylece kamudaki memur, emekli ve eski kadrolu kamu işçilerinin aldığı enflasyon farkı bu işçilere ödenmedi. Maaşları asgari ücret seviyesinde tutuldu.

Diğer yandan bu işçiler kadroya alınma sürecinde Hak İş’e üye kaydedildiler. Böylece sendikalaşma oranı kâğıt üstünde yükseldi. Ancak KHK ile toplu sözleşme yasağı getirilmesi, sendika üyeliğini fiilen anlamsız kıldı. Yani sendikalı olmasına karşın toplu sözleşme hükümlerinden yararlanmayan yeni bir istihdam türü icat edildi.

Yine DİSK’in raporuna göre peş peşe yeni sendikalar kurulurken işkolu barajını aşanların sayısı son derece sınırlı. İşkolu barajı, sendikanın kurulu bulunduğu sektörde Türkiye geneli çalışan sayısının yüzde 1’ine sahip olmasını öngörüyor. Bu koşul nedeniyle çok sayıda sendika toplu pazarlık hakkından mahrum kalıyor. İşkolu barajını aşan sendikaların ezici çoğunluğu üç büyük konfederasyon üyesi.

Bunların dışında barajı aşan sadece bir sendika var. Dolayısıyla sendika sayısında hızlı bir artış yaşanırken yüzde 1’lik işkolu barajı yüzünden yeni kurulan sendikalar toplu pazarlık hakkını kullanamıyor. Bir diğer ifade ile baraj uygulaması, yeni sendikaların toplu pazarlık sistemine girişini imkânsız hale getiriyor.

Sendikaların üye sayısındaki artışı irdelediğimizde de 2013-2019 yılları arasında hükümete yakınlığıyla bilinen Hak-İş’in üye sayısının yüzde 311 oranında arttığı görülüyor. Türk İş’in toplam sendikalı işçiler içindeki temsil oranı düşerken, Hak-İş yükseliyor.

Türkiye’de çalışma hayatına egemen olan bu çarpık yapı, uluslararası kuruluşların da dikkatini ve tepkisini çekiyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarının Uygulanması Uzmanlar Komitesi, uluslararası çalışma standartlarının uygulanması hakkındaki 2019 yılı raporunu geçtiğimiz günlerde yayımladı.

Bu raporda, Türkiye’nin imza attığı Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi ile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi’ne aykırı uygulamalara yer verildi.

ILO Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarının Uygulanması Uzmanlar Komitesi, Türkiye’de son dönemde yaygınlaşan grev yasaklarını kaygıyla izlediğini dile getirdi. Grev hakkının, yalnızca devlet adına yetki kullanan kamu görevlilerine yönelik olarak, temel hizmetlerde belirli bir süre için kısıtlanabileceği hatırlatıldı.

Komite’nin raporunda, kamu görevlilerinin sendikalaşma hakkına ilişkin kısıtlayıcı düzenlemeler eleştirildi. Sendikaya üyelik konusunda yalnızca silahlı kuvvetler çalışanları ile polise özel istisnaların olabileceği belirtilirken cezaevi infaz koruma memurlarına sendika hakkı verilmesi istendi. Mevzuatın, tüm kamu görevlilerine istedikleri sendikaya katılma hakkı verilmesini sağlayacak şekilde değiştirilmesi talep edildi.

2018 yılında Devlet Denetleme Kurulu’na (DDK), sendikaları, meslek kuruluşlarını, vakıfları ve dernekleri istediği zaman inceleme ve denetleme yetkisi verildiğini hatırlatan Komite, sendikaların tüm dokümanlarının ve faaliyetlerinin mahkeme izni olmaksızın incelenebildiğine işaret etti.

DDK’nın sendika yöneticilerini görevden alma veya değiştirme takdirine sahip olduğuna dikkat çekildi. Sendikaların iç işleyişi üzerinde, genişletilmiş kontrol yetkileri sağlayan herhangi bir kanunun, Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi’ne aykırı olduğu hatırlatıldı. Bu konuda Türkiye’den savunma istendi.

ILO Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarının Uygulanması Uzmanlar Komitesi, OHAL Komisyonu’nun, inceleme sürecini vakit geçirmeden tamamlamasını talep etti.

Türkiye ise OHAL Komisyonu’nun ilgili kamu kurumlarından ihraç edilen kişilerin terör örgütü üyeliği veya bağlılığı ya da bunlarla irtibatı olduğunu gösteren dokümanları ve bilgileri sunmasını talep ettiğini, eğer ilgili kamu kurumları bu tür bir doküman veya bilgi sunamazlarsa veya başvuran kişi hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma söz konusu değilse bu kişilerin görevlerine döndürüldüğü bilgisini verdi. Ancak bu bilgi, Türkiye’deki uygulamayla çelişiyor. Haklarında hiçbir soruşturma ve kovuşturma olmayan veya takipsizlik kararı alan kişiler görevlerine iade edilmiyor.

OHAL kapsamında sendika üye ve yöneticilerinin de işten çıkarılmalarına ilişkin çok sayıda örneğe yer veren Komite, derin endişelerini dile getirdi. Sendikal ayrımcılığa ve hükümete yakın sendikaların korunduğuna ilişkin iddiaların yer aldığı raporda, bu tür uygulamaların son bulması gerektiği belirtildi.

Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon memurun toplu sözleşmesi için Kamu İşveren Heyeti (hükümet temsilcileri) ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti (sendika temsilcileri) masaya oturuyor. Sendikaları temsil eden heyetin başkanlığını hükümete yakınlığı ile bilinen Memur Sen Başkanı yapıyor.

Heyetteki  temsilci ağırlığı da Memur Sen ve bağlı sendikalarda. Dolayısıyla muhalif sendikaların toplu sözleşmenin geneline ilişkin teklif verme hakkı bile yok. Bu durum ILO raporunda yer alan diğer önemli bir tespit oldu. Raporda, her iş kolundaki en yüksek temsil düzeyine sahip sendikaların toplu sözleşmeler için teklif sunabilmesinin sağlanması istendi.

Raporda, memurların toplu sözleşme sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlanması durumunda Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuru hakkının Çalışma Bakanı ile Memur Sen Başkanı’nda olduğu hatırlatıldı. Söz konusu Kurul’un yapısının tarafsız ve bağımsız olmadığına dikkat çekildi. ILO Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarının Uygulanması Uzmanlar Komitesi, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız bir şekilde yeniden yapılandırılmasını talep etti.

ILO’nun raporunda, işçi hakları, sendikal örgütlenme ve bu bağlamdaki hak ihlallerine ilişkin daha pek çok örneğe yer veriliyor. Bu rapor, Türkiye’nin imza attığı uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini ortaya koyuyor. Türkiye geçen yıl da çalışan haklarının güvence altında olmadığı ülkeler arasında yer almıştı. ILO’nun 2019 raporu, işçi haklarında kötüye gidişin sürdüğünü gösteriyor

HALKIN BİRLİĞİ

İşsizlik Fonu İşsize Değil Patrona Destek Olarak Gidiyor..!

Kendi isteği dışında işsiz kalanlara belirli bir süre gelir desteği sağlamak amacıyla 1999 yılında oluşturulan …

instagram web viewer instagram profile