Anasayfa / Özgür Kürsü / IMF yeniden Türkiye’de: Tavsiyeleri Yeni Ekonomi Programı’nda yer aldı..!

IMF yeniden Türkiye’de: Tavsiyeleri Yeni Ekonomi Programı’nda yer aldı..!

Erdoğan, salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışında yaptığı konuşmada ‘IMF defterinin’ Mayıs 2013’te açılmamak üzere kapandığını bir kez daha yineledi. Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda da damadı olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın pazartesi günü yaptığı sunumla duyurduğu ’Yeni Ekonomi Programı’nda ise 2 hafta önce Madde IV Görüşmeleri kapsamında Türkiye’yi ziyaret edip istişarelerde bulunan IMF heyetinin dönüşte yayınladığı raporda yer alan tavsiyelerin bazılarına yer verildi.

IMF’nin tavsiyesi, YEP’in hedefi: Esnek çalışma, geçmiş değil hedef enflasyona göre fiyat ve ücret artışı

IMF raporunun son bölümünde Türkiye’nin yapısal reformlara odaklanması gerektiği belirtilirken, verimliliği artıracak bazı adımlardan da bahsedilmişti. İş gücü piyasasının esnekliğinin geriye dönük maaş endekslemesinin ortadan kaldırılması ve asgari ücretlerin enflasyon beklentisi-verimlilikle uyumlu hale getirilmesiyle artırılabileceğini savunan IMF heyeti, kıdem tazminatının da iş gücü hareketliliğini teşvik etmek için yeniden düzenlenebileceğini kaydetmişti.

Yeni Ekonomi Programı’nda da iş gücü piyasasındaki beceri uyumunun artırılacağı ve esnekleştirme adımları sosyal tarafların mutabakatıyla hayata geçirileceği belirtildi ve “İş gücü piyasasında yasal düzenlemesi bulunan ancak yeterli uygulama alanı olmayan esnek çalışma biçimlerinin uygulanabililirliği artırılacaktır” dendi. Aynı zamanda YEP’te ücret artışlarına dair de, “Kamunun yönlendirdiği bazı fiyat ve ücretlerde geçmiş enflasyon yerine YEP enflasyon hedeflerine göre ayarlamalar yapılacak, böylece enflasyonda atalet etkisi sınırlandırılacaktır” ifadesine yer verildi.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Karatepe, DW Türkçe’ye yaptığı yorumda IMF’nin iş gücü piyasasının esnekleştirilmesi, ücret artışlarının beklenen enflasyona göre hesaplanması önerilerinin YEP’te kendine yer bulduğunu söylemişti. Karatepe, hükümetin IMF’nin ‘krizin faturasını topluma çıkaran bir dizi önlemini’ YEP’e yansıttığı yorumunda bulunmuştu.

Bir önceki YEP’te vardı, şimdi yok; kıdem tazminatına ne oldu?

IMF’nin yeniden düzenlenebileceğini ifade ettiği kıdem tazminatı, 2020-2022 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı’nda doğrudan yer almadı. Geçen yıl yayımlanan ilk YEP’te “Sosyal tarafların mutabakatıyla kıdem tazminatı reformu gerçekleştirilecektir” hedefi vardı ancak sendikalar buna tepki göstermişti. Kıdem konusunun YEP’te yer almaması bazı uzmanlarca ‘sosyal taraflarla mutabakatın sağlanamadığı’ şeklinde yorumlansa da ‘temel hedefler’ başlığı altında yer alan “Ekonomimizin uluslararası sermaye hareketlerindeki oynaklığa dayalı kırılganlığını azaltacak, reel sektöre TL cinsinden ucuz ve uzun vadeli kaynak sağlayacak bir tamamlayıcı emeklilik sistemi (TES) sosyal tarafların mutabakatı ile kurulacak ve sermaye piyasalarını derinleştirecek kapsamlı bir reform paketi devreye sokulacaktır” ifadesinin ‘kıdem tazminatını fona dönüştürerek bireysel emeklilik sistemi ile birleştirme hedefi’ de olabileceği kaydediliyor.

IMF tavsiye etti, YEP’te verginin tabana yayılması öngörülüyor

Türkiye’nin Yeni Ekonomi Programı’nda IMF’nin tavsiyesini dinlediği bir başka başlık da verginin tabana yayılması oldu. IMF’nin Türkiye’ye Madde IV Görüşmeleri kapsamındaki istişare ziyaretinin ardından yayınladığı metinde, Türkiye’nin faiz dışı harcamaları ve vergi gelirleri arasında kalıcı bir boşluk açıldığı uyarısında bulunularak, “Gelir mobilizasyonu önlemleri, vergiyi tabana yaymayı ve düşürülmüş KDV oranlarını yükseltip tekleştirerek gelir verimliliğini artırmayı içerebilir. Kişisel gelir vergisi de reformlardan yararlanabilir” denmişti.

Metinde ayrıca Türkiye’nin kısa süreli büyümeye odaklanmayı bırakıp orta vadede daha güçlü ve dayanıklı büyümeyi garanti altına alması gerektiği yorumu yapılmış; bunun da harcamaların azaltılması, gelirlerin -yani vergilerin artırılması halinde gerçekleştirilebileceği belirtilmişti.

Bakan Albayrak, yeni programın sunumunda uluslararası uygulamaları örnek alan bir vergi reformuyla ilgi adımları atmaya başladıklarını belirterek, “Bu kapsamda vergi adaleti sağlayacak, çok kazanandan çok, az kazanandan daha az vergi alınmasının önünü açacak ve gelirleri artıracağız” dedi. Albayrak, 30 Eylül’de Bloomberg için kaleme aldığı yazıda da Türkiye’nin vergiler konusundaki mevcut durumu ve gelecekte atılması planlanan adımlar konusunda şunları söyledi:

“Geçtiğimiz yıl boyunca yavaşlayan ekonomik faaliyet ve ithalat baskısı doğal olarak bütçe zorlukları yarattı. Vergi gelirleri önemli ölçüde azaldı ve ekonomik toparlanmayı destekleyen mali programlar faiz dışı harcamaları artırdı. Vergileri artırmak ya da daha fazla borç vererek açığı genişletmek yerine, açığı vergi dışı yeni gelirlerle finanse ettik. (…) Ek olarak, tabanacı genişletmek, gelir verimini artırmak ve gelir eşitsizliğini azaltmak için vergi hukukumuzda belirgin bir dönüşüm yapmak üzereyiz. Saptırıcı vergileri yürürlükten kaldıracağız, yatırımı ve istihdamı teşvik etmek için kurumsal vergileri azaltacağız.“

“Kurumlar vergisi kademeli olarak azaltılacak, vergi tabanı genişletilecek”

Resmi adı ‘Orta Vadeli Program’ olan YEP’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın internet sitesine konan metninde de vergi konusunda şu notlar yer aldı:

-Yapılacak olan vergi reformu ile mükellef hakları daha etkin bir şekilde korunacak, beyanname sistemi yaygınlaştırılacak, vergi tahsilatının etkinliği artırılacak, kurumlar vergisi kademeli olarak azaltılacak, halka yeni açılan şirketlere kurumlar vergisi indirimi sağlanacak, vergi oranlarında ve vergi politikalarında yapılacak diğer bazı düzenlemeler ile vergi gelirleri artırılacak ve vergi adaleti sağlanacaktır

-Vergide adaleti pekiştirmek amacıyla etkin olmayan istisna, muafiyet ve indirimler kademeli olarak kaldırılarak vergi tabanı genişletilecek ve vergi mevzuatı sadeleştirilecektir.

-Program süresince, vergi alacaklarına ilişkin yapılandırmaya gidilmeyecektir.

Varlık Fonu: IMF, kamu harcamalarının yönetimini riske attığını söylemişti, yatırımlara devam edecek, daha etkin rol oynayacak

Öte yandan, Yeni Ekonomi Program’da IMF’nin tavsiyelerine kulak asmayan, yer yer aksi yönde ilerlemeyi sürdüren hedefler ve planlar da yer aldı. Bütçe dışı ve diğer merkezi olmayan devlet kurum ile kuruluşlarının kapsamı ile rolünün dikkatli bir biçimde tanımlanması gerektiğinin altını çizen IMF heyeti, raporunda, “Bu bağlamda, yeni kurulan Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) yatırım yetkisi bütçe sürecinin dışında kalan kamu harcamalarının yönetimini riske atıyor. TVF’nin yönetimsel yapısı, olası çıkar çatışmalarını sınırlandırmak için de rötuşlanabilir” değerlendirmesine yer vermişti.

Bakan Albayrak ise YEP sunumunda Türkiye Varlık Fonu’nun cari dengeyi güçlendiren, ülkenin stratejik hedeflerini destekleyen ve özel sektör iş birliklerine dayanan sabit sermaye yatırımlara devam edeceğini söyledi ve “Varlık Fonu, petrokimya, madencilik ve yerli kaynağa dönük enerji üretimi alanları başta olmak üzere özel sektör iş birliklerinde sabit sermaye yatırımlarında daha etkin rol oynayacak” dedi.

IMF sınırlansın istiyor, Türkiye aksinde ısrarcı: Kredi büyümeleri

Türkiye’nin IMF’nin tavsiyesi yönünde ilerlemediği bir nokta da kredi büyümesini destekleyen eylemlerin sınırlandırılması konusunda oldu. IMF raporunda, “Devlet bankaları ve Kredi Garanti Fonu (KGF) dahil olmak üzere borç vermeyi arttırma çabaları sınırlı olmalı ve kredinin yalnızca uygun borç alanlara verilmesi garanti altına alınmalıdır. Makro ihtiyati tedbirlerin geçmişteki uygulanmasına paralel olarak, yetkililer aşırı ve/veya tedbirsiz kredi büyümesini önlemek için bu tür araçları kullanmaya hazır olmalıdır. Özel banka borçlanmalarını zorunlu karşılıklarla teşvik eden son değişiklikler tekrar gözden geçirilmelidir” dense de; Bakan Albayrak bankaların artık ‘gerçek meseleleri’ olan finansman sağlama işine dönmesi gerektiğini söyledi ve şu ifadeyi kullandı:

“Birçok defa vurguladığım hedeflerle uyumlu finansman modellerini tıpkı kamu bankalarının yaptığı gibi özel enstrümanları yeni ürünleri devreye alarak sektörde daha etkin rol oynayacaklarını bekliyoruz.”

YEP metninde de “bankacılık sektörünün güçlü sermaye ve likidite yapısının 2020 yılı ekonomik büyüme öngörüleriyle uyumlu kredi büyümesini destekleyebilecek seviyede olduğu” yorumu yapıldı ve böylece de azalan fonlama ve kredi maliyetlerinin kredi talebini canlandırması, kredi büyümesini ve ekonomik aktiviteyi desteklemesinin öngörüldüğü kaydedildi.

“Hükümetin kredileri arttırma taleplerine özel bankalardan nazik cümleler dışında bir aksiyon görmek mümkün değil”

IMF kredi büyümesinin önüne geçilmesi tavsiyesinde bulunur, Bakanlık ise gelecek yıllar için bankalardan ‘finansman desteği’ beklediğini söylerken; eski Akbank Genel Müdür Yardımcısı Kerim Rota ise Para Analiz sitesinde yayımlanan analizinde bunun çok da gerçekçi olmadığı yorumunda bulundu. Hükümetin talep ettiği/beklediği gibi bir kredi genişlemesinin oluşabilmesi için bankaların ileriye dönük güven, sermaye yeterlilik tamponu ile likidite kaynağına, vadesine ve potansiyel limitlere sahip olmak kriterlerini değerlendirdiğini belirten Rota, şu değerlendirmede bulundu:

“Ekonomi yönetimine ve ülkenin ileriye dönük dengelerine güvenin ne düzeyde olduğunu speküle etmeye gerek yok. Yüzde 50’nin üstüne çıkan dolarizasyon tek başına bunun cevabı. Zamanında sermayesinin 3-4 katına satılan bankaların geçen hafta ortalama piyasa/defter değeri 0,60 idi. Değerleme son 10 yılda neredeyse 6 kat düşmüş durumda. Bankalar topladıkları mevduatın çok daha fazlasını krediye dönüştürmüş durumda. Mevcut kredi portföylerinden de memnun değiller.

Daha geçtiğimiz haftalarda BDDK bazı kredileri takibe atmalarını istedi. Kredi vermekte iştahsız olmaya devam ederlerse daha devamının da geleceği tehdidi başlarında sallanmakta. Üstelik karşılarında artık faiz dışı açık veren bir kamu var. Devlet tahvilini azaltıp likidite yaratamayacaklar. İleriye dönük endişeleri çok fazla. Likidite kaynaklarının çeşitliliği giderek azalmakta. Verecekleri her kredi de ciddi faiz riski almak zorundalar. Tablo böyle olunca da hükümetin kredileri arttırma taleplerine özel bankalardan nazik cümleler dışında bir aksiyon görmek mümkün değil.

Hükümetten muhalefete, muhalefetten hükümete IMF eleştirisi

IMF heyetinin son Türkiye ziyaretinde muhalefetten CHP’nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak ve eski Merkez Bankası Başkanı, İyi Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz’la da görüşmesi Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP’li yetkililer ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından eleştirilmişti. YEP’te Para Fonu’nun Türkiye raporunda yer alan tavsiye/önerilerle uyumlu hedefler bulunmasının ardındansa bu sefer eleştiriyi yönelten muhalefet oldu.

Partisinin çarşamba günkü grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Albayrak’ın açıkladığı yeni ekonomi programının IMF tarafından hazırlandığını savundu ve “Yeni program bir IMF programıdır. IMF heyeti geldi, günlerce konuştular. ‘Yeni programı çık anlat’ dediler. Eski programlar işe yaramadı, tutmadı. IMF heyeti bizim arkadaşlarla görüşünce gerçek ortaya çıktı. Yoksa kimse IMF’in geldiğini bile duymayacaktı. IMF ile gizli gizli görüşüyorlar” dedi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Kıdem tazminatına göz diktiler. ‘İşçi ve emekli aylıklarını hedeflenen enflasyona göre zam yapın’ deniyor öyle yapıyorlar gerçek enflasyon oranında zam yapmıyorlar. ‘Batan şirketleri kurtarın’ dendi kurtarmaya başladılar. ‘Çiftçiye düşük fiyat verin’ diyor IMF öyle yapıyorlar. Elektrik, doğalgaza zam yapıldı. Bunlar da ne denirse yaptılar.”

CHP’li Öztrak, YEP’in açıklanmasının hemen ardından düzenlediği basın toplantısında, “Anlaşılan McKinsey işinde olduğu gibi IMF ile de gizli saklı işler çevirmişler. Şimdi bu işlerle yabancı yatırımcıları ülkeye para getirmeye ikna etmeye çalışıyorlar. Boşuna uğraşmasınlar. Liyakatin, hukukun olmadığı bir yönetim anlayışıyla ne yatırımcıları, ne de milletimizi ikna edemezler” derken; İyi Partili Yılmaz da kişisel Twitter hesabında IMF metninde yer alan ‘asgari ücrette geçmiş enflasyon endekslemesini kaldırın’ ifadelerini hatırlatarak aynı hedefin YEP’te de bulunduğuna dikkat çekti. (T24

HALKIN BİRLİĞİ

Çeteler devlet kılığına girip insan kaçırıyor..!

‘Bu ülkede insanlar kaçırılıyor’ diyor AKP’den istifa eden milletvekili Yeneroğlu. Devlet çeteler gibi insan kaçırmaya …

instagram web viewer instagram profile