Anasayfa / İşçi-Memur / İşsizlikle mücadelede, ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etme’ planı!

İşsizlikle mücadelede, ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etme’ planı!

Eylül sonunda açıklanan Yeni Ekonomi Programında (YEP), ‘esnek çalışma biçimlerinin arıtılması’ işsizlikle mücadelenin ilk maddesi olarak yer almıştı.
Meclis’te yapılan bütçe sunumunda ise, “İşgücü piyasasının, deneme süresi, denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularında taraflar arasındaki mutabakatla esnekleştirilme öngörülüyor” ifadelerine yer verildi.
Bu açıklamaların arkasından ne gelecek diye beklerken ağızlardaki baklayı, Türkiye İşverenler Sendikası (TİSK) çıkardı.
İşsizlikle mücadele için bir dizi öneri getiren Türkiye’nin en büyük işveren örgütü TİSK, çalışanların fazla mesai haklarının kısıtlanmasını ve ihbar tazminatının kaldırılmasını istiyor.
TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol tarafından iktidarın önerileri de referans gösterilerek yapılan açıklamaya göre; işsizlikle mücadele için esnek çalışma modellerinin yaygınlaşması şart. İş Kanunu’ndaki sınırlamalar nedeniyle esnek çalışma modelleri işletmelere ve istihdama istenilen katkıyı sağlayamıyor. Gerekli adımlar atılırsa işsizlikle mücadelede hedefler yakalanabilir.
Patronların birinci önerisi şöyle; “Belirli süreli iş sözleşmelerinin yapılmasında objektif koşul aranmamalı ve üst üste yenilenebilmesine imkân tanınmalıdır. Belirli süreli iş sözleşmesinin 24 ayı geçmemek üzere yapılması ve bu süre içinde yinelenmesi halinde objektif kriterlerin aranmamasına imkân tanınmalıdır.”
Mevcut yasa, belirli süreli (üç aylık, altı aylık) iş sözleşmesi yapılabilmesine izin veriyor. Ancak iş sözleşmesinin belirli süreli olabilmesi için objektif neden arıyor. Aksi halde iş sözleşmesinin ‘belirsiz süreli’ olmasını şart koşuyor. İş sözleşmesinin belirsiz süreli olması durumunda, işçinin ihbar tazminatı ve işe iade davası açma hakkı var. İşe iade davalarını uygulamayan işverenler, ‘işe başlatmama’ ve ‘boşta geçen süre’ tazminatı ödüyor.
Yine mevcut İş Kanunu, belirli süreli iş sözleşmesinin üst üste yenilenemeyeceği, bu yapılırsa sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağı kuralını içeriyor. Böylece işverenlerin, sürekli çalıştırdıkları işçiyi geçici süreli gösterip ihbar tazminatı ve iş güvencesi hükümlerinden kaçınması önleniyor.
Özetle, belirsiz süreli iş sözleşmesi işçiyi koruyor. İşte patronlar bu maddelerin değişmesini istiyor. Ayrıca 24 aya kadar belirli süreli iş sözleşmesi talep ediyorlar. Bu düzenlemeler hayat geçerse, işçilerin ihbar tazminatı ve işe iade hakları büyük ölçüde ortadan kalkacak. İşçisini iki yıl içinde çıkaran işveren, ihbar tazminatı ödemeyecek.
TİSK, yeni işe başlayan işçilerin ‘deneme süresinin’ 12 aya kadar uzamasını da istiyor. Öneri şöyle: “Mevcut uygulamada iki ay olan deneme süresi bireysel iş sözleşmeleriyle altı ay, toplu iş sözleşmeleriyle en az 12 ay olarak düzenlenebilmeli.”
Bilindiği gibi deneme süresindeki işçinin işten çıkarılması durumunda ihbar tazminatı söz konusu olmuyor. Bu nedenle deneme süresinin 12 aya kadar uzaması, işverenlerin bir yıl boyunca çalıştırdığı işçiyi, ihbar tazminatı ödemeksizin kolayca işten çıkarması demek.
Açıkça görüldüğü gibi işverenler, ihbar tazminatının ortadan kaldırılmasına yoğunlaşmış durumdalar.
Denkleştirme uygulamasının yaygınlaştırılmasına yönelik olarak TİSK’in önerisi şöyle: “İki ay olan denkleştirme süresi üretimin yoğun olduğu sektörlerde ihtiyacı karşılayamayacak seviyededir. Üretimin sürdürebilirliğinin sağlanması adına geliştirilen bu esnek çalışma modelinde denkleştirme süresi en az dört aya uzatılmalı ve işçinin onayı koşulu kaldırılmalıdır. Toplu iş sözleşmeleriyle en az altı ay olarak kararlaştırılabilmesinin önü açılmalıdır.”
İşverenlerin bu talebinin hayata geçmesi durumunda, işçilerin fazla mesai ücreti ortadan kalkacak. Zira denkleştirme uygulaması; işçinin fazla çalıştığı günler için mesai ücreti ödemek yerine takip eden günlerde daha az çalıştırılarak çalışma süresinin denkleştirilmesini içeriyor. Ancak hali hazırdaki denkleştirme uygulaması, iki aylık süre ile sınırlı ve işçinin onayının alınması şart. TİSK ise denkleştirme uygulamasının, işçinin rızası aranmadan ve bütün bir yılı kapsayacak şekilde genişlemesini öneriyor. Bu yönde bir düzenleme, işçilerin fazla mesai ücreti almasını fiilen imkânsızlaştıracak.
Patronların bir diğer isteği telafi çalışmasına ilişkin. Telafi çalışması; işin zorunlu nedenlere durması, bayram nedeniyle ilave tatil verilmesi veya işçinin yıllık izin dışındaki izinler için mesai yaparak çalışmadığı süreyi telafi etmesini öngörüyor. Ancak telafi çalışmasının işçi onayı ile iki ay içinde yapılması gerekiyor. Cumartesi günleri de telafi çalışması yapılamıyor. İşverenler bu kısıtlar kaldırılarak telafi çalışma süresinin altı aya çıkarılmasını istiyor. Böylece izin, bayram ve diğer nedenlerle çalışılmayan süreler için ücret ödenmeden mesai yapılmasının yolu açılacak.
İşverenlerin bu talepleri hayata geçerse, işçiler daha fazla çalışıp daha az ücret elde edecekler. Bu yolla istihdam maliyetlerinin azalacağı, böylece işsizlikle mücadelenin kolaylaşacağı öne sürülüyor. İktidarın açıklamaları da işverenlerle mutabakat sağlandığı izlenimi veriyor. Patronların, ‘krizi fırsata çevirerek’, işsizliğin faturasını çalışanlara çıkarmak istediği görülüyor. İşçilerin kazanılmış haklarını ellerinden almaya dönük bu girişime karşın sendikaların ortak tavrı önem taşıyor. Ancak Türk İş başta olmak üzere işçi sendikalarının bugüne kadar sergiledikleri ‘uysal yaklaşımı’ dikkate aldığımızda, işçiler açısından yeni hak kayıpları yolda

HALKIN BİRLİĞİ

Koton’da işçi kıyımı..!

Dev giyim mağazası Koton’da çalışan yaklaşık 40 işçi, Koop-İş Sendikası’na üye oldukları için herhangi bir …

instagram web viewer instagram profile