Anasayfa / Özgür Kadın / Kadına Yönelik Şiddet

Kadına Yönelik Şiddet

Güncel mücadelenin Temel görevi olarak öne çıkıyor.
25 kasım dünya ölçeğinde kadına yönelik şiddete karşı enternasyonalist bir gün olarak gündeme gelmektedir.Geçmişten günümüze burjuva kapitalist feodal sistem kadınları sömürmekte ve ikinci sınıf insan olarak görmenin yanında aynı zamanda onları sürekli ve sistemli bir baskı altında tutarak erkeğe boyun eğdirir bir hale getirmek için fiziksel.Özel-
ekonomik vb-şiddet kullanmıştır sınıfların ortaya çıkmsı ve ezen-ezilenlerin ayrılması,bunun derinleşmesi durumu kadınların daha fazla eşitsizlik ve ayrımcılığa uğramasını erkeklere göre şekillenmesini koşullanmıştır.Erkek egemen değerlere uymayan ve kendi ayakları üzerinde
durmaya çalışan kadınlar,devletin koruyup-koladığı ,politik sisteminde desteğiyle erkek egemen değerler,gelenek-görenek ve islam dininin vecibeleri nedeniyle hep şiddete,ayrımcılığa ve köleci yaşama maruz kalmışlardır.Nasılki işçiler,emekçiler sömürü ve zulümden kurtulmak için toparlanıp mücadeleye atıldıkları gibi,sınıf mücadelesinin,önemli bir alanı olarak kadınların özgürleşmesi mücadeleside,kapitalizmle birlikte kapıyı çalmıştır.
Yüzyıllardan bu yana kadının özgürlüğü ve eşirliği mücadelesi sürmekte,kadınlara yönelikayrımcıık v şiddetin ortadan kldırılas içim ,emekçi kadınla mücadele etmekte elbette tüm sorunların olduğu gibi kadın sorununun kaynağıda burjuva kapitalist sistemdir.On içindirkitüm işçi ve emekilerin kurtuluşlarının yoluderi ve soyli mücadeesin aktif olarak katılmaktan geçtiğini unutmayalım.Haliyle kadına yönelik her tür şiddet ve ayrımcılığın temelinde yüyıllardan buyana devam edip gelen epeyist kapitalist sistdir.En gelişkin emperyalist sstemde bile kadın-erke eşiliği kağıt üzeride kabul edilmiş bazı yasalardan öteye fazla br anlam ifade etmiyor.Demokri ve özgürlüklerin olduğu gibi,kadınların eşitliği ve özgürlüğü anlamındada örnek gösterilen ABD ve AB ülkelerine baktığımızda hiçte olumlu bir konumda yer olmadıklarını görürüz.Her yıl binlerce kadının eşleri,bakacakları yerde erkek,
Kardeşleri tarafından öldürülüp,şiddetin her türlüsüne maruz kaldıkları bir sırdeğildir.
Dünya çapında en fazla baskıya,sömürüye ve ayrımcılığa uğrayan,itilip-kalkılan vesoframıza yeri öküzümüzden sonra gelen”kadınlar.1960 yılından bu yana mırabel kardeşlerin katledilmesi ve cuntaya karşı direnişlerinin bir ifadesi olarak kaul edilen kadına yönelik grici şiddete hayı tutumukadın ve erkekler arasında bir uyanış ve silkiniş etkisi yaratmış olsada bu alanda önemli düzenleme ve gelişmelerin olduğunu söylemek mümkün olamaz.
Kadına yönelik ayrımcılığın temelini oluşturan burjuva kapitalist sistem varoldukça,kadına yönelik şidet ve ayrımcılık devam edecektir.Kadına yönelik şiddet kavram olarak kadının kişiliği ve varlığına yönelik fiziksel güç kullanımı olarak tanımlanabilir-Elbette kadına yönelik şiddet yalnızca koca dayağıyla sınırlandırılamaz.Cinsel şiddeten sözel şiddete kadar bir çok ölende kadınlar.baskı ve kuşatma altında tutulmaktadır.
Dayak,cinsel şiddet,psikolojik,istismar,ekonomik ve taciz boyutu olan bu sorunun çokolay tepit ediii biinenbir olgdur.Çünkü toplumdaki şiddete yönelik olguların büyük çoğunluğu ya
Gili olarak yapılmaktan yada kayıtlara geçmektdir.Örneğin her 10 snayide A’de br kad
Şiddete uğruyor,kanadada he on kadından birisi erkekler arafından şiddete maruz kalıyor.
İngiltere,fransa,Almanya gibi AB ülkelerinde her yıl önbinlerce kadın eşi,sevgilisi,babası yada rkk kardeşince öürülüor.Yeni knlar dyanın her yerind yoksulluğun,sefaletin,cins ayrımclğıı yanısıra siddetinde acımasız baskısına uğruyor. Elbette kadına yönelik şiddet olgusu Türkiyede daha acımasızca ama kanıksanmış olarak kendisini ortaya koyuyor.son 5 ayda 127 kadının öldürülmesi ve binlercesinin şiddete maruz kalması,taciz, ve tecavüze uğraması aslında,kadınlara yönelik şiddetin erkek egemenliğinin kadınları kontrol altına alma,toplumsal cinsiyet rollerini uyumlulaştırdı ve itaat ettieme sürecinin bir parçası olarakta ele almak gerekiyor. Şiddet,bireyin bedensel ve ruhsal açıdan zarar görmesine,yaralanmasına,sakat kalmasına ve öldürülmesine neden olan bireysel yada toplu hareketlerin kendisidir.Genelde güçlü olanın güçsüze uyguladığı ve amacı kendi egemenliğini sürdürmek olan şiddet günümüzde burjuva egemen sınıfların örgütlü gücü olan devletler emekçi,sınıfllara karşı sürekli ve sistemli bir şekide uyguladığıgibi,ayn zamanda şiddetinde üreticisi bir sistemdir.Durum böyle oluna ekonomik güc elinde tutan buruva egemen snın plitik iktidarıda elinde tutmaktadırEkonomik gücünü korumak ve geliştirmek içinzorun açık bir ifadesi olarak devleti örgütlemekte ve güçlendirmektedir.
Bu aynı durumu kadın-erkek ilişkilerinde görmek mümkündür.kurulu egemen düzende ve erkek egemen değerler,gelenek,görenek ve dini gericiliktede güç alıp beslenen,korunan erkek kadını egemenliği altında tutup,istediği biçimde kullanabileceği bir meta olarak görmektedir.Yani kapitalist sistemde biçimsel farklılıklar olmuş olacak,genelde kadına ikinci sınıf insan ve erkeğin peyki zayıf bir insan olarak görülmüştür.”Erkek ne yapsa yeridir”gerici yaklaşımı her yerde erkeğin ekonomik gücü elinde tuttuğuna göre erkide elinde tutmasına doğal yaklaşılarak kutsanmıştır. Durum böyle olunca nasılki devlet”kendi egemenliği için her türlü şiddeti kullanması doğal karşılanmışsa,aynı biçimde erkeğin kadına yönelik şiddet kullanmasıda doğal karşılanmıştır.Yani kadına yönelik nedenin temeli kurulu burjuva kapitalist sistemdir.Devlet kadın-erkek eşirliği sorununa ne kadar demokratik bir yaklaşım içinde olursa,bunua uygun yasal düzenlemeler yaptığı gibi,ekonomik-sosyal ve politik önlemler alıp,bunları sıkıca denetleme durumunda olacaktır.Yani kağıt üzerinde kalmış ama bunun pratikte gereklerini yerine getirmeyen bir devletin kadın sorununda demokratik bir
Yaklaşım sergilemesi ve kadınların önündeki engelleri kaldırarak özgürleşmelerinin kapısı
Aralanacaktır.Elbette bunun olabilmasi için kadın sorununun özerinde sınıf sorunu olduğu ve ekonomik alanda olduğu gibi politik olarak köklü alt-üst oluşlar yaşanmadan,kadın sorununda köklü ve kalıcı gelişmelerin mümkün olmayacağı gerçekliği bilinerek,daha bugünden kadın sorununda eşitlik ve özgürlük sorununun doğru olarak algılanması,gerekiyor.
Kadının kurtuluşuna yürümek için daha bugünde cins ayrımcılığı ve gerici yaklaşımlara karşı mücadele ederek,hem erkeklerin saflarında ve hemde kadınların saflarında kadın sorununa duyarlılığın geliştirilmesi,erkek egemen degerlerinin binbir etkisinin darbelenmesi için ciddi bir aydınlatma çalışması içinde olunmalıdır.Yüzyılların yerleşik gerici değerlerine ve devletin üertip,desteklediği erkekliği kutsayan,kadını küçümseyen ve aşağılayan yaklaşımlara karşı,sürekli ve sistemlilik arz eden bir mücadele içinde olunması gerekiyor.Yani küçükte olsa kadın erkek arasındaki ilişkilerin demokratik özgür bir zemine oturtulmasına büyük önem taşıyorki,bizleri görüp,takip eden yada gittiğimiz her yerde bu konuda örnek olumlu adımlar atılması vr bunların geliştirilmesi gerekiyor-Yani kadın-erkek ilişkilerinde devrimci saflarda demokratik yaklaşımların egemen kılınması ve bu dönemdeki,cins ayrımcılığını darbeleyen pratiklerin ortaya konması gerekiyor.Burjuva kapitalist sistemin egemen olduğu dünyada her üç kadından birinin birlikte olduğu eşleri, sevgilileri yada babaları tarafında şiddete maruz kaldığına ilişkin gerçeklerin,Türkiyede daha ileri düyeyde olduğunu görüyoruz.
Kadına yönelik şiddete ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsın,kadınlara fiziksel,
Cinsel,veya pisikolojik acı veya istirap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme,zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma”olarak tanımlanmaldır.Aileyi koruma bağlamında kadına yönelik şiddete karşı Türkiyede yasal düzenlemeler olsada,kimse bu yasayı dikkate almayarak,şiddetin varlığı atbaşı olarak didiyor.Bir araştırma sonucuna göre Türkiyede erkeklerin yüzde 35’nin şiddete yatkın olduğu belirtiliyor.Bu durumda gelenek,görenek,din ve devletinde desteğiyle Türkiyede erkeklerin kadınlara yüzde 78 düzeyinde(fiziki,duygusal,psikolojik şiddet uygulandığı)şiddet uyguladığı biliniyor.
Yine başka bir araştırmaya göre Türkiyede erkeklerin kadınlara yönelik uyguladıkları şiddet şöyle
Bir seyir izliyor’fiziksel şiddet yüzde 32, cinsel şiddet yüzde 15-7,ekonomik şiddet yüzde 5-2, duygusal şidddet yüzde 45-2 Her ne kadarıyla Türkiyede kadına seçme-seçilme hakkının tanınmasının 76 yılı geride bırakmasındailk öncü ülkeler için gösterilsede Türkiye gerek yasal düzenlemeleri ve gereksede pratik uygulamalarıyla çok geride seyretmektedir.
Kadına yönelik şiddet,tecavüz,taciz ve cinayetlerin en fazla yaşandığı,töre cinayetlerini durdurarak bilmeden sunduğu ülkelerin başında gelmaktedir.Kadınların yüzde 20,sinin okuma yazma bilmediği,bu durumun kürt illerinde yüzde 40-50’lere çıktığı,kız çocuğunun eğitimden yoksun bırakıldığı,ekonomik-cins ayrımcılığın adeta kutsandığı ve bir gelenek olarak görebildiği kadınların ancak yüzde 24’ünü istihdam edildiği içinde üretimin yüzde 84’ü,mülklerin yüzde yüzde 92’sının erkeklere ait olduğu bir ülkede kadınların eşitliği ve özgürlüğünden bahsetmek kadar lüks bir şey olamaz.Akp hükümeti döneminde kadına yönelik tecavüz ve şiddet adeta bir patlama yaşanmıştır.Bir yıllık süreç için yüzlerce kadın eşi,sevgilisi,babası yada kardeşi tarafından öldürülmüş ve yüzlercesine devletin sorumlu ve
Görevlileride dahil nufuslu-kişiler kadınlara taciz ve tecavüzde bulunmuşlar. Küçücük kızları para karşılığında düşüren ve iğrençliğe alet eden kişiler devletce ve mahkemelerce korunmuş ve olayların üzeri kapatılmaya çakılmıştır.Hemen hergün bir okulda yada çoçuk esirgeme kurumu gibi yerlerde kızlara yönelik taciz ve tecavüz olaylarının patlak vermeside,aslında toplumsal alanda nasıl bir çürüme ve yozlaşmanın varlığını ortaya koyuyor.
Devlet gerek yasaları ve gereksede pratik uygulamalarıyla kadına yönelik şiddeti kutluyor-
Bir çok mahkeme heyeti eşini,sevgilisini yada kız kardeşini namus meselesi nedeniyle öldüren katillere tahrik ,indirimine giderek adeta yeni cinayetlerin doğal sayılmasının önünü açıyor.Tecavüzcülere hoş görüyle bakan polis ve mahkemeler”düşüp kapak kuyruk sallama erkek peşinden gitmez”gerici yaklaşımıyla tecavüze uğrayan kadınlar suçlu olarak ilan ediliyor .Tecavüz için Adli Tıp raporun zorunlu hale getirilerek,tecavüze uğrayan kadınlar bir kez daha olayın etkisi altına çekilmeye çalışıyor.Erkeklerin ve devletin yaptığı herşey doğal
Karşılanarak,kadınlar potansiyel suçlu ve erkekleri yoldan çıkartan cadılar olarak görülüyor.Durum böyle olunca devlete ve erkeğe ses çıkarmayan,hakkını arayan,verilere şükreden kul-köle kadın profili çiziliyor-Kendisinde erkekler gibi çok haklara sahip olduklarını ve yaşamın her alanında üretici ve yeratıcı oldukları gibi politik yöntemdede söz sahibi olmayı isteyen,kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan kadınlara şiddet,tecavüz ve taciz reva görülüyor.Şiddetin bin bir türlüsünü-Bedeninde ve ruhunda yaşayan kadınlar,korunmasız saldırılar altında mücadele etmeye çalışıyorlar-kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin artarak sürdüğü koşullarda,kadına şiddete hayır,kadınlara özgürlük,eşitlik”şiarıyla ileri atılmalı ve şiddetin kaynağı olan burjuva kapitalist sisteme karşı örgütlenip,mücadele edilmelidir.

HALKIN BİRLİĞİ

Kadın Düşmanı Yargı Paketine Hayır..!

Nafakanın sınırlandırılması ve “çocuk istismarcılarına af” olarak bilinen yasa değişikliğine ilişkin düzenlemelerin de yer aldığı …

instagram web viewer instagram profile