Anasayfa / Özgür Kürsü / Kapitalizme sağlık kara sosyalizmde toplumun gereksinimlerine endesklidir..!

Kapitalizme sağlık kara sosyalizmde toplumun gereksinimlerine endesklidir..!

Korona virüsü sağlık sorununu birkez daha yakıcı olarak tarışma gündemine getirdi. Parası olanın sağlığı satın alabildiği parası olmayanının ölümü beklediği kapitalist sistem,sağlıkta sınıfta kalmıştır. Kar amacı gütmeyen ve  esas olarak toplumun gereksinimlerini merkez alan sosyalizm herkese parasız ve kaliteli sağlık hizmetleriyle insanın yaşamasını amaçlar. Haliyle iki temelde farklı sistemde ; kapitalizm sağlığı bireysel bir sorun olarak görürürken, . sosyalizm sağlığı toplumsal bir sorun olarak görür.

Kapitalizm sağlık sorunlarını salt sonuçları itibarıyla ele alır. Toplumsal-sistemik nedenlerini kitlelerin gözünden gizlemeye ve normalize etmeye çalışır. Sosyalizm sağlık sorunlarının sonuçlarını, toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel, ekolojik kökenleriyle birlikte ele alır. Nedenler dururken sonuçları iyileştirme çabasının, en iyi durumda bile son derece yetersiz ve kısır kalacağını bilir.

Kapitalizm, sağlığı toplumsal ve ekolojik yaşamın bütünselliğinden kopartarak ele alır. Sosyalizm sağlığı toplumsal ve ekolojik yaşamın tüm alanlarına ve bütününe ilişkin ve içerili olarak ele alır. Sağlık hizmetleri, hastaneler, tedavi ve ilaç ile sınırlı değildir, tüm çalışma, yaşam ve yönetsel süreçlerin ayrılmaz ve öncelikli bir bileşenidir.

Kapitalizm sağlığı, artı-değer sömürüsünden bağımsız bir olguymuş gibi sunar. Oysa işçilerin tüm yaşam enerjisinin ve kapasitesinin sömürülmesi ve günümüzde adeta yağmalanması, bir ve aynı zamanda, işçilerin sağlığının da sömürülmesi, yağmalanması ve sermayeye çevrilmesidir. Sosyalizm açısından, sermaye egemenliği ve kar mantığı ile birlikte, her türlü sömürü ve asalıklığın ortadan kaldırılması, toplumsal sağlık için de temeldir.

Kapitalizm, sermaye birikiminin dayandığı ve yol açtığı; aşırı çalışma, rekabet, işsizlik, yoksulluk, güvencesizlik, yozlaşma, yetersiz ve dengesiz beslenme/barınma, hormonlu beton kentler, hava su çevre kirliliği, emek ve doğa yıkımı, kriz ve savaşların, yani kitleler açısından bilimum sefalet birikimi öğeleri ve toplamının sağlık yıkımının nedenleri olduğunu inkar eder. Sosyalizm açısından, toplumsal sefaletin tüm neden ve biçimlerini ortadan kaldırmak, herkes için toplumsal maddi ve kültürel yaşam ve sağlık standartlarını yükseltmek ve güvenceye almak temeldir.

Kapitalizmde işçi ve halk sağlığı ve güvenliği, “maliyet” unsuru olarak görülür. Özellikle kar oranlarının düşme eğilimi koşullarında, işçi sağlığı ve güvenliği bir yana, kitlelere dönük her türlü üretim, dolaşım ve tüketimde ilk bordadan atılan sağlık standartlarıdır. Bu durum planlı eskitmeden maliyetleri düşürmek için hileli ürünlere, kanserojen katkı maddelerine, taşeron tedarik sistemlerine, aynı zamanda emekgücünü de ucuzlatacak tarzda, kitlelerin gıdadan konuta kadar her şeyin daha ucuz, kalitesiz ve sağlıksız olanına yönelmek zorunda bırakılmasına kadar yayılır. Örneğin ucuzcu market zincirlerinin, gerçekte hem ücretleri düşürerek, hem kitlelerin sağlığından çalarak, astarı yüzünden pahalı hale gelir. Sosyalizmde ise her türlü teknoloji, üretim, ürün, hizmet, politika, strateji sürecinde, tasarımdan kullanımına kadar, toplumsal sağlık ve ekoloji temel ve öncelikli bir ölçüt, ilke ve değer haline getirilir. Yan ve birikimli etkilerine kadar, ve ilk bakışta “sağlıkla ilgisiz” gibi görünen alanlar dahil.

Kapitalizmin sağlık anlayışı teknisist ve teknokratiktir. Teknisist zihniyet toplumu ve toplum sağlığını istatistik veriye indirgemekten, insanları ve canlı doğayı “şeyler” olarak görmekten, onları geçirimsiz kategorilere ayırıp standartize etmekten, kendilerine dışsal ve karşıt sermaye çıkarları doğrultusunda güdülecek ve dizayn edilecek nesneler olarak düşünmekten kaçınamaz. Tedavi edici sağlık teknisizmi de, insanları işleyiş fonksiyonu arıza yapmış organlar, mideler, bağırsaklar, ciğerler, kulak burun boğazlar, uzuvlar vb olarak görmeye koşullanır. Sosyalist sağlık anlayışı tarihsel-diyalektik maddecidir. Sağlığı niceliksel bir veri değil, toplumsal-bireysel çok yönlü ve bütünsel yaşam niteliğini koruma ve geliştirme ihtiyacı ve hakkı olarak görür. Hastalıkları “arıza yapmış bir şeyler”, sağlık hizmetini meta, hastaları müşteri olarak değil; hastalıkları toplumsal kökenleriyle birlikte sağaltılması gereken toplumsal sorun, koruyucu ve iyileştirici sağlık hizmetini temel bir toplumsal hak, hastaları her türlü toplumsal maddi ve manevi destek ve rehabilitasyon hakkına sahip insan ve özne olarak görür

Kapitalizmde sağlık, sermaye ve meta egemenliği ve müşteri-hasta ilişkilerine dayalı bir kapitalist işletme sektörüdür. Kamu sağlık sistemi ve kamu sağlık fonları da (ya da bunlardan geriye ne kalmışsa), sermayeye doğrudan ve dolaylı kar aktarmaya ve piyasa yapmaya çevrilir, ve giderek daha fazla kendisi de sermaye mantığıyla işletilir. Sosyalizmde, sağlıkta sermaye, meta, müşteri-hasta ilişkileri sistemine derhal son verilir. Sosyalist sağlık, temel ve gelişen toplumsal maddi ve kültürel ihtiyaçların herkes için gerçekleştirilmesi temeline, ve bunlar içinde kritik bir yeri olan koruyucu, geliştirici ve tedavi edici toplumsal sağlık ihtiyaçlarının herkes için toplumsal olarak karşılanmasına dayanır. Sosyalizmde sağlık, ve yalnızca tedavi edici sağlık hizmetleri değil, koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetleri, herkes için parasız, eşitlikçi, toplumsal kolektif bir hak ve güvencedir.

Kapitalizmin sağlık hizmetleri yönetim tarzı aşırı bürokratik ve hiyerarşiktir. Sağlık sistemi ve politikalarında, bırakalım kitleleri, sağlık emekçilerinin bile söz, karar, mesleki özerklik, vasıf, inisiyatif ve hatta normları uygulama olanakları yoktur. Sosyalizmde, kitlelerin her düzeyde (merkezi, genel, yerel, işyerleri, vd) sağlık ihtiyaçları, plan ve politikalarının belirlenmesinde ve uygulanmasında, bilgilenme, söz, karar, denetim ve yönetime aktif katılım ve yer alma hakkı esastır.

Hukukta negatif ve pozitif haklar olduğu gibi, sağlığın da negatif ve pozitif tanımları vardır. Sağlığın negatif tanımı, “hasta olmama hali”dir. Sağlığın pozitif tanımı, “toplumsal, maddi ve kültürel olarak, fizyolojik, biyolojik, zihinsel, psikolojik, eylemsel her açıdan iyi ve esenlikli olma hali”dir. Kapitalizm kitleler açısından pozitif hakları tümden ortadan kaldırdığı gibi, sağlığın pozitif tanımı de tümden ortadan kaldırmıştır. Sosyalizm sağlığı negatif ve pozitif tanımlarıyla bir bütün olarak ele alır.

Kapitalizmin sağlık sistemi, özellikle aşırı birikim ve aşırı üretim krizleri koşullarında, aşırı tüketim yönlüdür. Sağlık kapitalizminin hızlı gelişimi hem aşırı birikmiş sermayeye yeni bir karlı değerlenme alanı, hem de aşırı üretime bir realizasyon alanı sunar. Öncelikle sermaye ve üst sınıf ve kesimler için. Nüfusun en üst yüzde 20’lik grubu, çok daha az sağlık sorunu yaşamalarına karşın, geri kalan yüzde 80’den çok daha fazla sağlık harcaması yapar. Sağlık hizmetleri toplumun çoğunluğu için son derece yetersiz ve erişimi zor iken, burjuva ve üst orta sınıf azınlığı için aşırı tüketim çılgınlığı konusudur. Estetik ameliyatlar, özel hekim ve sağlık danışmanları, özel beslenme diyetleri, özel gençlik kürleri, lüks sağlık turizmi vd. Kapitalist işletme mantığıyla yönetilen “kamu” sağlık sistemi de, ilaç tekellerinin çıkarı için, gerekli olanın çok ötesinde, aşırı ilaç tüketimini teşvik eder ve koşullandırır. Öyle ki en hafif hastalıkta avuç avuç ilaç tüketmeyen iyileşeceğine inanmaz hale gelir. Avuç avuç vitamin hapları, ağrı kesiciler, antidepresanlar, gıda takviyesi ilaçları, “alternatif tıp” dolandırıcılığı ve plesabo ilaçları da, kapitalist çalışma, yaşam, beslenme, kent tarzının cezasıdır. Sosyalist sağlık anlayışı, öncelikle üretim yönlü ve üretkendir. Kapitalist kitle sağlığının tedavi edici ve piyasalaştırılmış sağlık hizmetlerine indirgenmiş olması, sağlık hizmetlerini (maliyetleri düşürmek, “performansı artırmak” için ne yapılırsa yapılsın) olağanüstü verimsiz, ve tam tersine, aşırı tüketimci hale getirir. Sosyalizmde ise çalışma ve yaşam koşullarında köklü iyileşme ve değişimle birlikte, koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetleri de, tedavi edici sağlık hizmetleri üzerindeki basıncı hafifletir. Hekim başına günlük hasta sayısı azalır (ve buna, her hastaya gerekli zamanı ayırmak için bir üst sınır konulur), gerekli olan dışında aşırı ilaç tüketimi ortadan kaldırılır, vd. Bir bütün olarak entegre sağlık sisteminde olduğu gibi, tedavi edici sağlık hizmetinde de üretkenlik, hem sosyo-ekonomik hem de sağaltım oranı olarak hızla yükselir. Marx, yeterli serbest zamana ve bu serbest zaman içinde yeterli dinlenme ve çok yönlü yetilerini geliştirme olanağına sahip insanın, çalışma sürecine “bambaşka bir insan” olarak gireceğini, çalışma süreleri kısalmış olarak da, üretkenliğinin ve yaratıcı inisiyatifinin artacağını söyler. Aynısı sağlık konusunda da geçerlidir. Yorgun, bitkin, bezgin, moralsiz, aşırı stres altında, çeşitli fizyolojik, biyolojik, zihinsel, psikolojik sağlık sorunlarından muzdarip insanların yerine, kısaltılmış çalışma sürecine, yeterli dinlenme, çok yönlü gelişim olanaklarına sahip sağlıklı insanların girmesi, (ve elbette toplumsal ihtiyaçlar ve çok yönlü toplumsal-bireysel gelişim için olması itibarıyla çalışmanın maddi ve manevi anlamının değişmiş olmasıyla, ki bu da başlıbaşına bir sağlığın korunması ve geliştirilmesi dinamiğidir), toplumsal-bireysel üretkenlik, yaratıcı inisiyatif ve motivasyonu artırır. Diğer taraftan sosyalizm, koruyucu ve geliştirici sağlık önlem ve stratejilerini, kitlelerin gönüllü ve bilinçli katılım ve yer almasıyla belirler ve gerçekleştirir. “Sağlık” adı altında toplum ve beden mühendisliğine asla kalkışmaz. Sağlık ve hijyen için gerekli her türlü adımı atmakla birlikte, bir idealist ve metafizik ultra-mükemmel sağlık ve hijyen fetişizmi ve çılgınlığı yaratmaktan uzak durur. Çünkü bu tür idealist sağlık, gençlik, hijyen fetişizm ve “mania”sının, kapitalizm tarihinde ve günümüzde yarattığı korkunç sonuçları (“üstün insan” fantazileri, toplum, yaşlı ve doğa düşmanlığı vb) iyi bilir. Irkların, ulusların, kent ile kırın, insan ile doğanın, birbiriyle kaynaşmasının değil birbirinden yalıtılmasının asıl tehdit olduğunu iyi bilir. Tarihte yalıtım koşullarında bir kesimin bağışıklık kazandığı mikropların eninde sonunda temasın kaçınılmaz olduğu diğer kesimler için ölümcül hale geldiği sayısız örnek vardır. Hele ki üretim, emek ve her şeyin küresel temelden toplumsallaştığı ve birbirine içerili geldiği koşullarda, birey ne yapsa kendini toplumdan ve toplumsallaşmaktan soyutlayamaz. Toplumsal istem, ihtiyaç ve özlemleri kendi ihtiyaçları olarak tanımak ve bunların hep birlikte gerçekleştirilmesi için mücadele etmek durumundadır. İnsan aynı zamanda doğanın ürünü olan ve doğanın içerili olduğu bir toplumsal varlık olarak, ne yapsa doğadan da kaçamaz. Doğayla iyi geçinmeyi, uyumlu ve ortak yaşamı öğrenmek durumundadır. Çocuklar, normal koşullarda bile pek steril olduğu sanılan demir-beton sitelere kapatılmak yerine, çamurla da oynayabilmeli, toprak ve doğayla da kaynaşabilmelidir. Kuşkusuz bilimsel bağışıklama, gerekli ve yeterli sağlık ve hijyen önlemleri için gerekli her şey yapılmalı, fakat en iyi bağışıklığın da ekolojik bağışıklık ve beslenme olduğu unutulmamalı.

Kapitalizmin karlılığını korumak için tüm maliyetlerini emek, insan, doğa yıkımına bindirmesi, benim karlarımdan sonra tufan mantığı ve plansızlığı, doğal afetlerin büyüyen ve asıl işçileri ve yoksulları harap eden toplumsal felaketlere dönüşmesini kaçınılmaz kılıyor. Sosyalizmde, deprem, şiddetli hava olayları, mikro-biyolojik evrim gibi ilk elde önlenemez doğa bilimsel olaylara karşı her türlü toplumsal korunma önlemi ve düzenlemesi, planlamanın ayrılmaz bileşenidir. Yerleşim ve kent planlamasından, toplumsal ve ekolojik yaşamın, toplumsal ve ekolojik yaşam kaynaklarının ve tedarik sistemlerinin korunma ve geliştirilmesinde bunlar dikkate alınır. Gerekli bilimsel inceleme ve önlemlere yeterli kaynağın ayrılmasının yanısıra, toplumsal ve ekolojik sağlık ve güvence için en gelişkin risk analizleri, sanal-gerçek simülasyon senaryoları hazırlanır, erken uyarı sistemleri geliştirilir, gerekli rezervler ve hızlı eylem ve müdahale planları hazır tutulur. Tüm toplumsal maddi, kültürel, ekolojik ihtiyaçlarda olduğu gibi, sağlığın korunma ve geliştirmesi açısından da sosyalist planlamanın anlamı, günü birlik ve kısa erimli tedbirlerin ötesinde, çok yönlü ve uzun erimli stratejik ve programatik perspektiflere sahip olmasıdır. Örneğin ancak kapsamlı bir yeni yaşam perspektifi çerçevesinde, ekolojik yıkım ve tahribata son vererek, üretim, yönetim, hormonlu kent, fosil enerji, kanserojen beslenme, tüketim, yaşam ve sağlık tarz ve anlayışlarında köklü ve kaspamlı devrimci değişimlerle, insan-insan ilişkilerinde olduğu gibi insan-doğa ilişkilerinde yıkıcı karşıtlık ve yabancılaşmalar (küresel ısınma dahil) ortadan kaldırılabilir, uyumlu ve esenlikli ortak yaşam düzlemine geçilebilir.

Sağlık hizmetlerinin üç halkası: Tedavi edici sağlık hizmetleri, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri, geliştirici sağlık hizmetleridir. Kapitalizm sağlık hizmetlerini, kitleler açısından tedavi edici sağlık hizmetlerine indirger. Sosyalizm tedavici edici, koruyucu ve önleyici, geliştirici sağlık hizmetlerini bütünsel bir süreç olarak ele alır. Koruyucu sağlık, öncelikle kitlelerin çalışma, yaşam, yönetilme koşullarında köklü değişiklikleri gerektirir. İşsizliğin, yoksulluğun, aşırı çalışmanın, ezilmenin, değersizleştirilmenin, güvencesizliğin, kriz ve savaşların ortadan kaldırılması. Yetersiz/sağlıksız beslenme, barınma, hava, su, yeşillik, çevre, doğa vd sorunlarının çözülmesi. Demir, beton yığını hormonlu kent ve hormonlu tarım ve hayvancılık, fosil yakıtlara dayanan enerji, otoyol ve otomobile dayalı ulaşım sistemi sorunlarının çözülmesi. Koruyucu sağlık hizmetleri ise; bağışıklama, tam kapsamlı işçi sağlığı ve güvenliği, anne-çocuk sağlığı ve güvenliği, kreşler, engelli ve yaşlı sağlığı ve güvenliği, gıda sağlığı ve güvenliği, konut ulaşım çevre sağlığı ve güvenliği sistemleri, tüm yerleşim birimlerine tam donanımlı sağlık ocakları, toplumun ve yaşamın içinden gezici sağlık ekipleri, periodik sağlık taramaları… Peki geliştirici sağlıktan ne anlamalıyız? Çalışma süresinin yılda 10 ay, haftada 5 gün, günde 6 saatten başlayarak düşürülmesi, herkes için çok çeşitli dinlenme ve eğlenme, çok yönlü yetilerini geliştirme, bilim, sanat ve sporla aktif olarak uğraşma olanağı. Tüm yerleşim birimlerine parklar, bahçeler, botanik bahçeleri, kentsel tarım alanları, yine herkesin parasız yararlanabileceği tam donanımlı kültür-sanat merkezleri, spor merkezleri, bisiklet yolları, bilim ve teknoloji kadar, sanatın, yaratıcılığın, özgürlüğün gündelik yaşamın içine taşınması…

Kovid-19: Dünya genelinde ölü sayısı 30 bini aştı..!
Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı dünya genelinde 30 bini aştı.
Covid-19 görülen ülke ve bölgelerdeki yeni vakalara ilişkin verilerin derlendiği “Worldometer” internet sitesinde yer alan bilgiye göre, dünya genelinde koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 30 bin 299’a, vaka sayısı 650 bin 913’e yükseldi.
EN FAZLA CAN KAYBI İTALYA VE İSPANYA’DA
Covid-19 yüzünden bugüne kadar en fazla can kaybı 10 bin 23 kişiyle İtalya’da gerçekleşti.
İtalya’nın ardından ikinci sırada yer alan İspanya’da 5 bin 812 kişi hayatını kaybetti.
Salgının ortaya çıktığı Çin, 3 bin 295 can kaybıyla üçüncü sırada yer aldı.
Covid-19 salgınından ötürü en fazla ölümün gerçekleştiği dördüncü ülke 2 bin 517 kişi ile İran, beşinci ülke ise 2 bin 314 kişi ile Fransa oldu.
Çin’in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinde geçen yıl aralık Aralık 2019’da ortaya çıkan Covid-19 salgını, şu ana dek 200 ülke ve bölgeye yayıldı.Hemşire

Bir hemşirenin ağzından Koronaya karşı mücadele..!..

Korkuyorum! Yoğun bakım hemşireliğinde 6. Yılım dün tuttuğum 24 saatlik nöbetim kadar kötü bir çalışma hayatım olmadı. Korkuyorum bana bulaşmasından değil, taşıyıcı olmaktan korkuyorum annemin babamın babanemin dedemin benim baktığım hastalar gibi olmasından korkuyorum sevdiklerime zarar gelmesinden korkuyorum. Birilerinin hayatlarına dokunuyorum ama o dokunduklarım benim hayatıma dokunmasın korkuyorum. Buralar da herkes herşeyi dalgaya alıp paylaşımlarda bulunuyor ne kadar ciddi bir durum içindeyiz ben dün gece ki 24 saatimde çok net anladım hastalar var ölmemek için direnen solunum cihazına bağlı yada oksijen açlığı çekiyor ama yinede yakınlarına haber vermeye çalışan hastalar var sonra bi de onların bi kaç eşyası var ama kimseleri yok çok acı bu hastalık sizi yapayalnız bırakıyor çok acı !

Ben kendimde yapayalnızım evimin içinde hastanede kendimi nasıl izole edebilirim diye düşünüp kenara çekilmekten kafayı yiyebilirim korkuyorum.

Artık lütfen bi kenara bırakın tbt’yi, meydan okumayı, dalga geçmeyi ciddi bakın bu işe benim korkumu paylaşın bu hastalığa yakalandığınız da sağlık ekibinin bizim elimizden gelen yapabildiği şeyler çok sınırlı çok kısıtlı lütfen korkun ve artık bişeylerin farkına varın ! Önlüklerle maskelerle baretle çalışmak insan vücuduna zarar veren en kötü şey ne kadar terlettiğini vücudunuza nasıl izler bıraktığını bilemezsiniz ve unutmayın size bakan da bir can lütfen kendinize dikkat edin !

HALKIN BİRLİĞİ

Yeni bir tarih kurgusu yaratılıyor: Kemalizm ve Türkiyeli Kürtler.!

Tarih yazımı bir inşa sürecidir. Tarihi yazan kişiler kendi aidiyetleri, duygu durumları ve yaşanmasını arzu …

instagram web viewer instagram profile