Anasayfa / Politika-Haber / Katiller karanlığı ve 12 Eylül..!

Katiller karanlığı ve 12 Eylül..!

Rakel Dink, eşinin hayatına kıyan rejimi, şu kelimelerle tarihe tescillemişti:
“Bir bebekten, bir katil yaratan karanlık!..
Karanlık, yeni değil, yüz yıldır aralıksız katil doğuruyor. Katil olmak bir meziyet, özellik, ayrıcalığı hak ediş unsurudur.
Onun için, Türk Cumhurbaşkanı, hayatı kutsal sayan bu çağda, meydanlarda öldürdükleri insan sayısı kalabalıkları coşturarak, kendine bağlama yolunu seçebiliyordu.
Bu halk, yakın geçmişte, “düşman kanıyla sildik, palamızın pasını” manzumesiyle coşturulmuştu. Cumhurbaşkanı bugün, can almayı mafya deimiyle, “indirdik” diye müjdeliyordu, meydanlarda.
Nazilerin propaganda bakanı Goebbels, 1940’tan önce, “daha çok silah değil, daha çok tereyağı isteriz” diyen savaş karşıtlarına, “tereyağsız yapabiliriz, ancak silahsız yapamayız” cevabıyla cinayet tarihine adını yazdırmıştı. Aynı yolu takibeden Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan da, yıllar sonra domates, biber, patlıcan isteyen halkına, yüzünüz, dizinizde dursun, dercesine, “Cudi’ye, Tendürek, Afrin’e atılan bir merminin, bombanın fiyatı nedir bilir misiniz?” cevabını veriyordu, kan dökücülüğe güzelleme ile…
Çünkü, rejimin dibi, dibacesinde, topyekün hedefe oturtulmuş halklar olan Ermeniler, Kürtler, Rum Pontus, Süryani, Keldani kanı akıyor, hala.
Ermeni kanlıları, Türk Cumhuriyetinin uluları olarak takdir ve taltif edildiler. İttihatçıdan “Atatürk” yarattılar. Ermeni kanı şan ve şeref kınası ise eğer, kanlı kimi İttihatçılar bakan, milletvekili, elçi, vali, yargıç oldular.
Pontus Rumlarının katili, Koçgiri kırım ve soygununun baş haydutu bugün, Giresun sahilinde heykel olarak uzak ufuklara bakıyor. Önüne gele dosyaya “idam” mührünü basan İstiklal Mahkemesinin hukukçu olmayan yargıcı da Ayvalıkta heykeldir.
Ölü soyanlardan da “cumhuriyetin burjuvasını” yarattılar.
Kuyucu Murat, su kuyularını insan kafalarıyla doldurmuştu. Bunlar Geliyê Zilan’ı Kürt cesetleriyle doldurmayı tarihlerinin övüncü yaptılar. Dersim ise Hitler’e ilham oldu.
1960’larda bir kısım Türk, ırkçı afyondan sıyrılıp uyanmaya başlayınca, insan kırımını ihaleye çıkardılar. Eski bir kontra subayı olan Kıbrıslı eski albay Alpaslan Türkeş, ihaleyi kazanmış gibi, yurttaşlık bilinciyle uyanmış Türklere karşı atağa geçti. Herkese yasak olan ona yasak değildi. Topladığı gençleri, İzmir‘in Gümüldür kırlarında, askeri komando eğitiminden geçirerek, 1975‘de Türkün Türkle savaşını başlattı. Adamlarına “ülkücü” adını vermişti. Ülkücüler, kurt ulumalarıyla saldırıyorlardı.
Öğretmen, öğrenci, aydın, sendikacı, işçi, köylü, lümpen kılıklı olmayan herkes hedefti. Beş yılda, resmi istatistiklere göre, yaklaşık 6 bin kişi katledildi.
Kendini Başbuğ (başkomutan) ilan eden eski Albay Türkeş, “biz milli ve yerliyiz. Çünkü ülkücüler yerli tabancalar kullanıyor. Ama solcular yabancı silahlar” diyordu.
O şimdi, Ankara’nın orta yerinde inşa edilen anıt mezarda huzur içinde yatıyor. Bir kaza sonucu ölen, Muhsin Yazıcıoğlu da savaşan ülkücülerin başıydı. Yardımcısı da Haluk Kırcı ile ev basıp yedi öğrenciyi katleden, daha sonra mafya reisliğine geçen Abdullah Çatlı’ydı.
Bu dönemin namlı katillerinden biri de Çin’in Uygur bölgesinden gelme Veli Can Oduncu’ydu. Oduncu, “yolda yürüyordum” diyerek, son cinayetini anlatıyor, devam ediyordu:
“Karşıdan biri geliyordu. Solcuya benzettim. Tabancamı çekip vurdum.”
Adanalı Ayhan, gezgin katillerdi. Mehmet Ali Ağca, uluslararası üne sahipti.
Gazeteci Abdi İpekçi, DİSK lideri Kemal Türkler, çeteyi soruşturmaya başlayan savcı Doğan Öz, katil taburlarının en unutulmaz kurbanlarıydı.
1984’den bu yana da Kürt kanı ile geçiniyorlar. Kürt feryadını müzik niyetine dinleyerek..
Hayatlarında bir tek defa soruşturmaya uğradılar. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, Türkeş ve arkadaşları tutuklandı. Onun hesabını da, yıllar sonra soruşturmayı yürüten askeri savcı Nuretttin Soyer’in kişiliğinde, oğlu Tunç Soyer’den sorarak.
MHP, katil ülkücüleri soruşturan hain oğlu Tunç Soyer’in İzmir‘den, belediye başkan adayı olmasını kabul edilemez ilan ediyor, cephenin lideri Recep Erdoğan da, “Türkeş ve arkadaşlarını idamla yargılayan bir savcı oğlunun Belediye Başkan adayı olmasını demokrasiye ihanet” diye heyheyleniyordu.
Ortaklar, böylece eski kanlı günleri yad eyliyorlardı. O kanlı günlerde, Erdoğan “Akıncı” gençliğin liderlerindendi. Akıncılar ise Ülkücülerin yedeğindeydi. Cinayet günlerinde, yerine göre kol kola…
Sokaklarda düşman arayışı amacıyla yürütülen kimlik kontrolünde Akıncılar, kimin Müslüman, Ülküler de daha çok kimin Türk olduğuyla ilgiliydi. O nedenle Ülkücüler, “Tanrı dağı kadar Türküz”, Akıncılar da iş başında “Hira dağı kadar Müslüman” diye haykırıyorlardı.
Biri uluyarak, “öteki kanımız aksa da zafer İslamındır” diye ileri atılıyordu
Onlar şimdi, büyük koalisyonda. Ülke zenginlikleri, insan hayatlarıyla ellerinin altında. Zulüm ortakları, Kürt kanı ile Türk’e Türk propagandası yapıp kalabalıkları afyonlayarak, götürdüklerini “kurşuna harcadık” diye gösteriyorlar.

HALKIN BİRLİĞİ

Halk görevini yaptı sıra siyasette..!

Tüm siyasi aktörlerin büyük önem atfettiği yerel seçimler yapıldı. Bir kez daha gördük ki halkın …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle