KAYPAKKAYA YOLDAŞ VE GEÇMİŞİN DEĞERLENDİRMESİN İNKARCI VE DOĞMATİK OPORTÜNİST AKIMLARIN ELEŞTİRİSİ…! – Halkın Birliği
Anasayfa / Devrimci Teori / KAYPAKKAYA YOLDAŞ VE GEÇMİŞİN DEĞERLENDİRMESİN İNKARCI VE DOĞMATİK OPORTÜNİST AKIMLARIN ELEŞTİRİSİ…!

KAYPAKKAYA YOLDAŞ VE GEÇMİŞİN DEĞERLENDİRMESİN İNKARCI VE DOĞMATİK OPORTÜNİST AKIMLARIN ELEŞTİRİSİ…!

18 Ma­yıs 1973, Tür­ki­ye pro­le­tar­ya­sı­nın ye­tiş­tir­miş ol­du­ğu en­der ko­münist ön­der­ler­den İb­ra­him Kay­pak­ka­ya yol­da­şın Di­yar­ba­kır iş­ken­ce­ha­ne­le­rin­de hun­har­ca kat­le­dil­di­ği gün­dür. Ön­der yol­da­şın kat­le­di­li­şi­nin 25. yı­lın­da, izin­de yürüme­nin coş­ku­suy­la anı­yo­ruz. O’ndan ö­ğre­nip, O’nu aş­ma­nın ka­rar­lı­lığ­ı ve O’nun gi­bi çok yön­lü ve ye­te­nek­li ko­münist ön­der­le­rin sı­kın­tı­sı­nı çek­ti­ği­miz bir or­tam­da, O’nu da­ha de­rin­den kav­ra­ya­rak, bi­ze dev­ret­tiği ko­münist hat­tı­nı de­rin­leş­ti­re­rek ile­ri ta­şı­mak ve O’nun gi­bi uz­laş­maz sı­nıf sa­va­şı­mı­ ze­mi­nin­de ıs­rar­la yürümek büyük önem ta­şı­yor.

Kaypakkkaya yol­daş 24 Ni­san 1972 yı­lın­da bir grup yol­da­şıy­la bir­lik­te Tür­ki­ye ko­münist ha­re­ke­ti­ni, TKP/ML Ha­re­ke­ti şah­sın­da ye­ni­den ayak­la­rı üze­ri­ne dik­ti. Ül­ke­miz­de sol har­eket üze­rin­de ege­men­lik ku­ran 50 yıl­lık re­form­cu­lu­u, re­viz­yo­niz­mi ve pa­si­fist par­la­men­ta­rizm ge­le­ne­i­ni kı­rıp, dev­ri­min si­lah­lı baş­kal­dı­rıy­la ger­çek­leş­ti­ri­le­ce­ği­ni pra­ti­ğiy­le or­ta­ya ko­ya­rak, Ke­ma­lizm dal­ka­vuk­çu­lu­ğu­na, Kürt ulu­su­nu in­kar eden Türk şo­ve­niz­mi­ne, Şe­fik Hüs­nü TKP’si­nin bur­ju­va mil­li­yet­çi­si opo­rtünist çiz­gi­si­ne, Sov­yet Sos­yal em­per­ya­liz­mi­ne, Troçkiz­me vb. sı­nıf dı­şı akım­la­ra kar­şı, kav­ra­yı­şı ve de­ne­yi­mi öl­çü­sün­de cep­he­den tu­tum ala­rak, pro­le­tar­ya ve emek­çi yı­ın­la­rın eli­ne na­sıl ör­güt­le­nip sa­va­şa­cak­la­rı­ sa­ğlam bir müca­de­le si­la­hı­nı tu­tuş­tur­du.

El­bet­te Kay­pak­ka­ya yol­da­şın or­ta­ya koy­muş ol­du­u bu M-L’ist görüş­ler, ilk ve genç ol­ma­nın ge­tir­di­ği önem­li yetmezlikler, ek­sik­lik­ler ve ha­ta­lar ta­şı­yor­du. Bu­nun böy­le ol­ma­sı bir nok­ta­da doğ­al­dır da.

Ne­ki Kay­pak­ka­ya yol­daş döne­min do­ru­ğu ola­rak ger­çek­le­re çö­züm­ler bul­maya çalıştı. Düşün­dük­le­ri­ni ve be­lir­le­dik­le­ri­ni or­ta­ya ko­yup, pra­ti­ğe gi­ri­şe­rek te­ori­si­ni pra­ti­iğn de­ne­ği­ne vur­du. 1 yıl­lık gi­bi yo­ğun bir müca­de­le­nin ar­dın­dan TKP/ML Ha­re­ke­ti, fa­şiz­min yoğ­un sal­dı­rı­la­rı so­nu­cu ağr bir ye­nil­gi al­dı. Ama Kay­pak­ka­ya’nın ge­ri­de ka­lan yol­daş­la­rı pra­tiğ­in so­nuçla­rı­nı ir­de­le­ye­rek, süre­ci göz­den ge­çi­re­rek kapsamlı olarak yar­gı­la­dı, bu müca­de­le­de bir çok olum­lu-olum­suz so­nuçla­rı bu­lup, or­ta­ya çı­kar­ta­rak, ko­münist ha­re­ke­tin ha­ta­la­rın­dan arın­dı­rıla­rak ge­li­şip, güç­le­ne­ceğ­i ger­çeğ­in­den şaş­maz­ca­sı­na ha­re­ket ede­rek, Kay­pak­ka­ya yol­da­şın ek­sik­lik­le­ri­ni ve yet­mez­lik­le­ri­ni, do­ğma­tizm ve in­kar­cı­lı­ğa düş­me­den, M-L çiz­gi­de ka­rar­lı­lık­la yürüye­rek aş­tı­l ve O’nun ko­münist özünü ge­liş­ti­rip, de­rin­leş­ti­re­rek da­ha da sağ­lam bir hatta çekti.

Kay­pak­ka­ya yol­daş, ko­münist ha­re­ket için ön a­çı­cı ol­du, bir çok alanda ta­bu­la­rı par­ça­la­ya­rak biz­le­re yol gös­te­ri­ci ol­duğ­u gi­bi, ay­nı za­man­da 1 yıl­lık gi­bi kı­sa bir pra­tik süreçte yaşadı ve bu­nun so­nuçla­rı­nı değ­er­len­dir­me fırsa­tı­nı bu­la­ma­dana kaypakakya yoldaş katledildi.

Kay­pak­ka­ya yol­da­şı ve ko­münist ha­re­ke­ti yar­gı­la­ma­da, da­ha­sı ko­münist ha­re­ke­tin ya­kın geçmi­şi­ni ele alıp de­ğer­len­dir­me sorunu , dev­rim­ci ha­re­ket saf­la­rın­da en faz­la tar­tı­şı­lan so­run­la­rın ba­şın­da gel­di. Bu alan­da iki eği­lim sürek­li ola­rak ça­tış­tı; bi­rin­ci­si M-L ba­kış ya­ni olay­la­rı ve ol­gu­la­rı ken­di ko­şul­la­rı için­de ele alıp değ­er­len­dir­me ve ko­münist­le­rin ha­ta­la­rı­nı müca­de­le içinde aşa­ğı do­ğru­su­nun sa­vu­nu­cu­su ve ta­kip­çi­si ola­rak ger­çek­ler üze­rin­de po­li­ti­ka ya­pan ko­münist­ler ve ikin­ci­si­de her ne ka­dar görünüş­te fark­lı yer­ler­de du­ru­yor­lar­mış gi­bi görün­tü için­de ol­sa­larda, geçmi­şe do­ğma­tik ve in­kar­cı­lık te­me­lin­de mükem­mel­li­yet­çi bir ba­kış­la olay­la­ra ve ol­gu­la­ra yak­la­şımda ide­alist bir mev­zi­de birleşiyor opor­tünist ce­nah.

Geçmi­şin doğ­ru dev­rim­ci bir yak­la­şım­la nes­nel bir ze­min üze­rin­de ele alın­ma­sın­da do­ğma­tik ve in­kar­cı opor­tünist­le­rin te­mel özel­lik­le­ri, sürek­li ola­rak düalizm ve key­fi­yet­çi bir de­ğer­len­dir­me için­de ol­malarıdır.  Bu akım­la­rın he­men tümü, geçmi­şi değ­er­len­di­rir­ken ken­di­le­ri­ne opor­tüniz­mi, hoş­görüyü ve uz­laş­ma­cı­lığ­ı uy­gu­lar­lar­ken, baş­ka­la­rı­na, abar­tı­cı­lığı, acı­ma­sız­lığ­ı, key­fi­yet­çi­li­ği ve çift stan­dart­çı opor­tünist yak­la­şım­la­rı ve değ­er­len­dir­me­le­ri uygulamayı esas al­mışlardır. Bu­ra­dan ola­rak, Kay­pak­ka­ya yol­da­şın şah­sın­da 1972-79 döne­mi­ne in­kar­cı ve do­gma­tik ba­kış açı­sıy­la mükem­mel­li­yet­çi bir ko­num­da dura­rak ger­çek­le­ri çar­pı­tan ve ol­gu­la­rı ken­di ze­mi­nin­den ko­pa­ra­rak ele alan do­gma­tik ve in­kar­cı opor­tu­nist ce­nah ile ko­münist­ler ara­sın­da­ki ni­te­lik­sel yak­la­şım ve ay­rım çiz­gi­si­ni or­ta­ya koy­mak bir kez da­ha öne­mi ta­şı­yor.

Ko­münist ha­re­ke­tin de­ğer­len­dir­me­sin­de opor­tünist mev­zi­de yer alan­la­rın,  40. yıl sonra bir ar­pa bo­yu bi­le iler­le­ye­me­me­le­ri ve Kay­pak­ka­ya’yı ve 72-79 döne­mi­ni sı­nıf­la bir­le­şeme­di­ğin­den do­la­yı eleş­ti­rip, mah­kum eden­le­rin bu ka­dar de­ney, tec­rübe ve bi­ri­ki­mi­n ar­dın­dan ha­la ay­nı yer­de ça­kı­lıp kal­ma­la­rı ve on­dan son­ra­da ay­maz­ca­sı­na “yok­tur bir­bi­ri­miz­den far­kı­mız ama biz Os­man­lı Ban­ka­sı­yız” slo­ga­nı gi­bi, sık sık görüş değ­i­şik­liğ­i­ne git­se­ler­de, dün ak de­dik­le­ri­ne bu­gün ka­ra de­se­ler­de bu opor­tünist ce­nah, yi­ne­de ken­di­le­ri­ni ko­münist ola­rak ni­te­le­mek­ten ge­ri durmadı ve dur­ma­mış­lar­dır. Bu­da bu akım­la­rın ne ka­dar an­ti-Mark­sist bir ko­num­da dur­duk­la­rı­nı ve di­ya­lek­tik ma­ter­ya­liz­mi ne ka­dar derinden kav­ra­dık­la­rı­nı ve ko­münist ha­re­ke­tin do­ğu­şu, ge­li­şi­mi ve par­ti­leş­me süre­ci­ne yak­la­şım­da ne ka­dar sa­lam bir ko­num­da dur­duk­la­rı­nı gösteri­yor.

İş­te opor­tünist ce­nah­la, ko­münist­le­rin ara­sın­da geçmi­şe yak­la­şım­da­ki te­mel ay­rım­la­rı ve ger­çek­ler. Kim ko­münist ve kim de­ğil? Bun­la­rı bir kez da­ha or­ta­ya koy­mak ve Marksizm-Le­ni­nizm üze­rin­de şaş­ma­dan iler­le­mek ge­re­ki­yor.

Geçmi­şe ba­kış­ta Mark­sizm ve opor­tünizm

Bi­lin­di­ği üze­re opor­tünizm­le, Mark­sizm ara­sın­da­ki her ay­rımın baş­lan­gıç nok­ta­sı, ba­kış açı­sın­da­ki ay­rı­lık­tır. Geçmiş so­ru­nun­da da ba­kış açı­sın­da­ki ay­rı­lık­lar is­ter or­ta­ya çık­sın, is­ter çık­ma­sın bu böy­le­dir. Haliyle ayrım olgulara ve olaylara ba­kış açı­sın­dan iti­ba­ren baş­lıyor. Ba­kış açı­sı, ol­gu­la­ra dün­ya görüşü te­me­lin­de yak­la­şı­mın ifa­de­si­dir. Mut­la­ka bir sı­nı­fın dam­ga­sı­nı ta­şır. Ay­nı ol­gu­lar­dan ha­re­ket­le de­ği­şik sı­nıf­la­rın fark­lı so­nuçla­ra var­ma­la­rın­da be­lir­le­yi­ci olan, dün­ya görüşü ve üze­rin­de yük­se­len ba­kış açı­la­rın­da­ki fark­lılık­lar­dır. Mark­sizm-Le­ni­nizm bir bi­lim ol­duğ­u­na göre, bil­gi­nin do­la­yı­sıy­la iş­çi sı­nı­fı­nın bi­li­mi­nin hem ge­li­şip zen­gin­leş­me­si hem­de kav­ra­yı­şı di­ya­lek­tik ge­li­şim ya­sa­sı­na uy­gun bir se­yir iz­ler. Ve Mark­siz­mi-Le­ni­niz­min so­mut şart­la­rın so­mut tah­li­li ol­ma­sı ger­çe­ği­de bu­ra­da ya­tar. Ha­liy­le geçmi­şe ba­kış açı­mız­da bu te­me­le otur­ma­lı­dır.

Ol­gu­lar şart­lar­dan so­yut­la­na­maz­lar. Olgular şart­la­rı için­de ele alın­dık­la­rın­da için­de ba­rın­dır­dık­la­rı çe­liş­ki­ler doğ­ru tah­lil edi­le­bi­lir, şey­ler sürek­li ge­liş­me ve değ­iş­me, pra­tik­ten do­ğan bil­gi, sürek­li de­rin­leş­me du­ru­mun­da ol­duğ­un­dan be­lir­li ta­ri­hi, sos­yal ve ik­ti­sadi şart­lar al­tın­da do­ru olan -ör­neğ­in ser­best re­ka­bet­çi ka­pi­ta­lizm döne­min­de za­man­daş, kı­ta­sal dev­rim ile dün­ya dev­ri­mi za­fe­re ta­şı­nır­ken, em­per­ya­lizm ça­ın­da bu du­rum değ­iş­miş, dev­rim ar­tık em­per­ya­liz­min en za­yıf hal­ka­la­rın­dan kı­rı­la­rak, ya­ni tek tek ül­ke­ler­de dev­rim­ler ba­şa­rı­ya ula­şa­rak, dün­ya pro­le­tar­ya dev­ri­mi ba­şa­rı­ya ula­şa­cak bi­çim­de te­mel de­i­şik­lik­ler ol­muş­tur. Ya­da bir dönem po­li­tik ko­şul­lar­dan do­la­yı ge­ri çe­kil­me tak­tiğ­i devrim­ci bir rol oy­nar­ken po­li­tik ko­şul­la­rın de­ği­şi­miy­le bir­lik­te ge­ri çe­kil­me tak­ti­i ar­tık dev­rim­ci bir rol oy­na­mak­tan çı­kar, ye­ri­ni sal­dı­rı tak­ti­ği­ne bırakı­r.  Bu ko­şul­lar­da dev­rim­ci tak­tik iler­le­me­yi ifa­de eden sal­dı­rı tak­tiğ­i ola­cak­tır- baş­ka şart­lar al­tın­da yan­lış ola­bi­lir. Bu­ra­dan ha­re­ket­le M-L’in ba­zı şart­lar­da do­ğru olan bir kı­sım te­orik, po­li­tik öner­me­le­ri fark­lı şart­lar­da ge­çer­li­li­ği­ni yi­tir­miş­ti ya­da ye­ter­siz kal­mış­tır.

O hal­de ba­kış açı­mı­zın oda­ğın­da, ol­gu­la­rı in­ce­ler­ken yer ve za­man kav­ra­mın­da, için­de bu­lun­duğ­u ta­rihi, sos­yal ko­şul­lar­dan so­yut­la­ma­dan ele al­ma ol­ma­lı­dır.  Ha­liy­le ba­kış açı­sı so­ru­nu do­ğru olarak kav­ran­ma­dı­ın­da doğ­ru ve sağ­lık­lı tespit­le­re ulaş­ma­nın ola­nak­sız ol­duğ­u­da açık bir ger­çeklik­tir. Do­la­yı­sıy­la M-L’in kav­ra­nı­şı ve ba­ğı­nı ku­ra­ma­mak mükem­mel­li­yet­çi­li­ğe ve onun­la ele­le gi­den in­kar­cı­lı­ğa yol açar. İn­kar­cı­lık va­rı­lan her ile­ri nok­ta­da, her önem­li atı­lım­da geçmi­şin red­de­dil­me­si ola­rak be­li­rir. İde­alizm­den kay­nak­la­nan bu ba­kış açı­sı, di­ya­lek­tik değ­il, me­ta­fi­zik­tir.

Ba­kış açı­sın­da­ki sa­kat­lı­ğın bir diğ­er bo­yu­tu­da, tu­tu­cu­luk ve do­ma­tizm­dir. Bu eği­lim, cid­di ha­ta­la­rın var­lı­ğıy­la M-L ol­ma ile ba­ğdaş­tı­rı­la­maz. M-L’ist­le­ri ha­ta­sız gör­me­ye ve gös­ter­me­ye ça­lı­şır. Ve do­la­yı­sıy­la hata­la­ra sı­kı sı­kı­ya sa­rı­lıp, on­la­rı ko­rur ve çiz­gi ha­li­ne dönüş­me­si­ni sağ­lar. Bu eği­lim­de mükem­mel­li­yet­çi­lik­le ay­nı öz­den kay­nak­la­nır ve onun ters yüz edil­miş şek­li­dir. Ay­nı za­rar­lı so­nuçla­ra; ken­di­ni aş­ma­ma­ya ve yoz­laş­ma­ya götürür. Bi­rey­ci­lik te­me­lin­de­ki key­fi yak­la­şım­lar da in­kar­cı­lık ya­da dogma­tizm ola­rak bi­çim­le­nir.

Ko­münist ha­re­ke­tin doğ­u­şu ve ge­li­şi­mi

Ba­kış açı­sı üze­rin­de bu kı­sa de­ğin­menin ar­dın­dan ko­nu­nun da­ha iyi an­la­şıl­ma­sı için önem­li bir görüş ay­rı­lı­ığ­nı ifa­de eden ko­münist ha­re­ke­tin doğ­u­şu ve ge­li­şi­mi üze­rin­de du­ra­rak görüş­le­ri­mi­zin bir öze­ti­ni ak­tar­mak­ta ya­rar görüyo­ruz. Ön­cel­ler ol­mak­sı­zın, oluş­mak­sı­zın her­han­gi ye­ni bir şey olu­şa­maz, do­ğa­maz. Mark­sizm-Le­ni­niz­min düşün­cele­ri dev­rim­ci de­mok­ra­si­nin saf­la­rın­da ya­yı­lır. Baş­lı­ca ola­rak bu ola­yın ilerle­me­si komünist ha­re­ke­tin ön­cül­le­ri­ni ha­zır­lar.

Ko­münist ha­re­ke­tin ön­cül­le­ri ge­nel bir ku­ral ola­rak dev­rim­ci-de­mok­ra­si­nin saf­la­rı ara­sın­da sak­lı­dır. Müca­de­le­nin ko­şul­la­rı, bu ön­cül­le­rin M-L’ist bil­gi bi­ri­ki­mi­ni iler­le­tir. İler­le­yen M-L’ist bil­gi bi­ri­ki­mi te­me­lin­de ve el­ve­riş­li ko­şul­la­rın yar­dı­mıy­la bu ön­cül­le­rin bir kıs­mı ken­di ken­di­ni, dev­rim­ci-de­mok­ra­si­yi olum­suz­la­ya­rak -yad­sı­ya­rak- ni­te­lik­sel bir sıç­ra­ma­yı ger­çek­leş­ti­rir­ler. Böy­le­ce dev­rim­ci-de­mok­ra­si, M-L te­me­lin­de yad­sı­na­rak aşıl­mış, es­ki­nin ba­rın­da, onun için­de “ye­ni” vücu­da gel­miş, ya­şam bul­muş­tur. Ve böy­le­ce pro­le­tar­ya ide­olo­ji­si te­me­lin­de ko­münist ha­re­ket doğ­ar.

Dev­rim­ci-de­mok­ra­si­nin ba­rın­dan çı­kan ko­münist ha­re­ket, ön­ce­lik­le onun­la ken­di­si ara­sın­da­ki ay­rım çiz­gi­si­ni or­ta­ya ko­yar ki, bu dev­rim­ci-de­mok­ra­tik güç­ler ile ken­di ara­sı­na bir sı­nır çek­me­si de­mek­tir. Başka bir an­la­tım­la, ye­ni ei­li­mi­n doğ­a­sı ge­reğ­i özel­lik­le ba­rın­da oluş­tuğ­u ko­şul­lar­la ken­di ara­sın­da­ki ay­rı­mı, ken­di ba­ğım­sız var­lık ne­de­ni­ni or­ta­ya koy­ma ih­ti­ya­cı için­de­dir. Ye­ni­nin, için­de oluş­tuğ­u es­ki­nin iz­le­ri­ni kuv­vet­li bir şekil­de üze­rin­de ta­şı­ma­sı, olu­şum ko­şul­la­rı ne­de­niy­le ka­çı­nıl­maz­dır.

Hiç bir ye­ni dört ba­şı ma­mur ve mükem­mel do­maz, do­ğa­maz. Bu ke­sin­lik­le ola­nak­lı de­ğil­dir ve ak­si­ni id­dia et­mek ide­alizm­dir. Ba­ğım­sız bir var­lığ­a ka­vu­şan ye­ni, bu nok­tadan iti­ba­ren bir ev­rim içi­ne gi­rer. Bu ev­rim süre­ci­nin özel­lik­le ilk dönem­le­rin­de bağ­ım­sız var­lık ne­de­ni­ni ko­ru­ma, pe­kiş­tir­me ih­ti­ya­cı, onu es­ki­nin ken­di üze­rin­de­ki et­ki­le­rin­den arın­ma­ya yönel­tir ve bun­da ba­şa­rı­lı ol­du­ğu oran­da, bu, onun ge­li­şi­mi­nin bir iti­ci gücü, di­na­mi­ği olur.

Ko­münist bir ha­re­ke­tin do­ğma­sı ni­tel bir sıçra­ma­yı ifa­de eder. Ko­münist ha­re­ke­tin ön­cel­le­ri, hem ken­di ken­di­siy­le ve hem­de için­de oluş­tuğ­u ko­şul­lar­la çe­liş­ki için­de­dir. Bu çe­liş­ki­nin do­ğur­duğ­u müca­de­le, ye­ni­nin olu­şu­mu­nu hız­lan­dı­rır; es­ki­den dev­rim­ci de­mok­ra­si­den ko­pu­şun ko­şul­la­rı­nı ha­zır­lar, ye­ni­nin olu­şu­mu­nun iti­ci gücü; iş­te es­ki­ye kar­şı yürütülen bu müca­de­le­dir. Ye­ni -ko­münist ha­re­ket- di­ya­lek­ti­ğin ya­sa­la­rı­na uy­gun ola­rak, Mark­siz­min-Le­ni­niz­m’in te­mel­le­ri üze­rin­de olu­şur.  Ni­cel bi­ri­kim­ler, ni­tel değ­i­şi­min ko­şul­la­rı­nı ha­zır­lar.

Ge­rek­li ni­cel bi­ri­ki­min oluş­tuğ­u du­rum­da ve el­ve­riş­li ge­nel ko­şul­la­rın­ da yar­dı­mıy­la ko­münist ha­re­ke­tin ön­cel­le­ri, dev­rim­ci-de­mok­ra­si­yi aşar­lar, on­dan ko­par­lar, ba­ğım­sız bir po­li­tik ör­güt­len­me­yi ger­çek­leş­tir­mek üze­re ha­re­ke­te ge­çer­ler ki, ni­tel sıçra­ma, ye­ni­nin or­ta­ya çık­ma­sı bu­ra­da so­mut­la­şır. Ya­ni te­ori­ de ka­pi­ta­list mül­ki­ye­tin tas­fi­ye­si­nin ön­görül­me­sin­de ve po­li­ti­ka­da pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lüğünün sa­vu­nul­ma­sın­da ve bu­na götüre­cek bir çiz­gi­nin iz­len­me­sin­de an­la­tı­mı­nı bu­lur.

Ko­münist ha­re­ket, Mark­siz­min-Le­ni­niz­min ye­ni gir­diğ­i ül­ke­ler­de dev­rim­ci-de­mok­ratik ha­re­ke­tin par­ça­lan­ma süre­cin­de doğ­a­cağ­ı­na göre ki, -ge­nel olan bu­dur- bu par­ça­lan­ma süre­cin­de olu­şan ko­münist ha­re­ket, ba­ğım­sız po­li­tik güç ola­rak va­r o­la­bil­me­si için, dev­rim­ci de­mok­ra­si­ye kar­şı ide­olo­jik bir al­ter­na­tif ol­mak­la ye­ti­ne­mez; ay­nı za­man­da dev­rim­ci-de­mok­ra­si, po­li­tik bir ha­re­ket ol­du­ğu­na göre po­li­tik bir al­ter­na­tif ol­ma­lı­dır, ol­mak zo­run­da­dır.

Ko­münist ha­re­ket çe­şit­li yol­lar­dan olu­şa­bi­lir. Ko­münist­ler çe­şit­li ör­güt­ler­den, ay­rı grup, çev­re vb. ola­rak ko­pa­bi­le­cek­le­ri gi­bi bir­bir­le­rin­den ha­ber­siz ola­rak da doğ­a­bi­lir. Yoz­la­şan bir ko­münist par­ti­sin­den çe­şit­li ko­münist grup ve­ya­ grup­lar çı­ka­bi­lir. An­cak, ko­münist­ler, Mark­siz­min bir ül­ke­ye ilk gi­ri­şi sı­ra­sın­da ge­nel bir ku­ral ola­rak dev­rim­ci de­mok­ra­si­nin için­de olu­şur­lar.

Ko­münist ha­re­ke­tin ev­ri­min­de çe­şit­li ge­liş­me ve aşa­ma­la­r söz ko­nu­su­dur. Ko­münist ha­re­ke­tin do­ğu­şun­dan iti­ba­ren par­ti­leş­me süre­ci­ni ya­şar, par­ti­nin ku­ru­lu­şuy­la par­ti­leş­me süre­ci aşı­lır. Ve par­ti­nin ken­di­si­ de çe­şit­li ge­liş­me aşa­ma­la­rın­dan ge­çer. Ko­münist ha­re­ke­tin ev­ri­min­de­ki bu ge­liş­me aşa­ma­la­rı, her ül­ke­de için­de bu­lu­nu­lan ko­şul­lar­la ba­lı­dır ve do­la­yı­sıy­la bu ko­şul­lar so­mut ola­rak tah­lil edil­me­li, bu­ra­dan ha­reket­le ­de her döne­min ayı­rı­cı çiz­gi­le­ri­nin sap­tan­ma­sı ge­re­kir. Ge­rek ko­münist ha­re­ke­tin bir ül­ke­de ge­çir­mek­te ol­duğ­u ve ge­çi­re­ceğ­i ge­liş­me aşa­ma­la­rı ve ge­rek­se­de her aşa­ma­nın ayı­rı­cı çiz­gi­le­ri, ön­ce­den sap­tan­mış ka­te­go­rik ay­rım­lar te­me­lin­de ya­pı­la­maz.

Her ül­ke­de ko­münist ha­re­ket do­ğduğ­un­da par­ti­leş­me süre­ci­ni ya­şar. Par­ti­leş­me süre­ci, ko­münist ha­reke­tin ge­liş­me­si, büyüme­si, bir par­ti ola­rak ile­ri ta­şın­ma­sı ve bir par­ti ola­rak ör­güt­len­me­si süre­ci­dir. Ev­ri­mi­nin bu aşa­ma­sın­da da ko­münist ha­re­ket ne ka­dar ge­niş ya da dar olur­sa ol­sun, do­ğa­sı ge­reğ­i po­li­tik bir kim­lik ta­şır. Eğer da­ha fark­lı bir du­rum ol­maz­sa, o ge­li­şe­rek, ol­gun­la­şa­rak par­ti ha­li­ne ge­lir ve bu ev­rim, de­rin­li­i­ne ve ge­niş­liğ­i­ne, ni­te­liğ­in ve ni­ce­li­iğn ge­liş­me­si süre­ci ola­rak çok yön­lüdür. Ko­münist ha­re­ke­tin evri­min­de­ki aşa­ma­lar, ay­nı ni­te­lik­te­ki bir ol­gu­nun ol­gun­luk fark­la­rıy­la ay­rı­lan fark­lı ge­liş­me süreçle­ri­dir. Ko­münist ha­re­ke­tin ev­ri­min­de­ki bir ge­liş­me aşa­ma­sın­dan bir di­ğe­ri­ne geçme­si, ko­münist ha­re­ke­tin ken­di ken­di­ni in­kar ede­rek ni­te­li­i­ni değ­iş­tir­me­si de­mek değ­il­dir.

Pe­ki par­ti­leş­me süre­ci­nin ayır­te­di­ci özel­liğ­i ne­dir? Mark­siz­min ye­ni gir­diğ­i ül­ke­ler­de, ko­münist ha­re­ket, dev­rim­ci-de­mok­ra­si­nin par­ça­lan­ma­sı süre­cin­de olu­şa­cağ­ı­na göre, bu olu­şum ge­nel­lik­le pro­le­tar­ya­nın ha­re­ke­ti dı­şın­da ger­çek­le­şir. Ko­münist ha­re­ket, pro­le­tar­ya­nın ha­re­ke­ti dı­şın­da do­du­ğu için, ko­münist ha­re­ke­tin pro­le­tar­ya ha­re­ke­tin­de ya­lı­tıl­mış ol­du­ğu bir dönem ya­şar. Bu dönem, ter­sin­den ba­kıl­dı­ğın­da, ko­münist ha­re­ke­tin pro­le­tar­ya ha­re­ke­ti­ne ba­lan­ma­sı, bi­lim­sel sos­ya­liz­min pro­le­tar­ya ha­re­ke­ti­ne so­kul­ma­sı ya da pro­le­tar­ya ha­re­ke­tiy­le bi­lim­sel sos­ya­ liz­min bir­leş­me­si süre­ci­dir. Bu süreç ay­nı za­man­da prog­ra­mın oluş­tu­ru­lup, de­rin­leş­ti­ril­me­si ve var­sa ko­münist güç­le­rin M-L prog­ram et­ra­fın­da to­par­la­nma süre­ci­dir.

El­bet­te bütün bu süre­cin za­fe­re ta­şın­ma­sı ya­ni ko­münist ha­re­ke­tin par­ti­yi ya­ka­la­ma­sı sı­nıf ha­re­ke­tiy­le bir­li­in­den ge­çer. Ko­münist­li­ğin de­nek ta­şı so­ru­nun­da te­mel doğ­ru­ları or­ta­ya ko­yan ör­gütümüz, bu görüş­le­ri­ni şu nok­ta­da to­par­la­dı: Te­ori­de pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lüğünü ön gören, ka­bul eden ya­ni pro­le­tar­ya dik­ta­törlüğüne uy­gun bir si­ya­set iz­le­yen pra­tik­te pro­pa­gan­da, aji­tas­yon, ör­güt­len­me bu­na uy­gun dav­ra­nan ki­şi ör­güt, par­ti vb. ko­münist­tir.  Söz ile ey­lem, te­ori ile pra­tik ara­sın­da uyum ol­ma­lı­dır. Ya­ni pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lüğünün ka­bu­lü söz­de kal­ma­ma­lı­dır. Ki­min ko­münist ol­duğ­u söz­le değ­il, ey­le­me göre de­ğer­len­di­ril­me­lidir.

Ve bu ta­ma­men so­mut bir so­run­dur. Do­la­yı­sıy­la so­mut ko­şul­lar için­de alın­ma­lı­dır. Ama te­ori ile pra­tik ara­sın­da­ki iliş­ki­yi ku­rar­ken di­ya­lek­tiğ­in ge­li­şim ya­sa­sı­nı kav­ra­mak ge­re­ki­yor. Ak­si hal­de, söz­le ey­lem ara­sın­da­ki iliş­ki­de do­ru kav­ra­na­maz ve me­ka­nik ben­zet­me­ler ya­pı­la­rak yan­lış­la­ra ka­pan­mak ka­çı­nıl­maz olur. Bu ba­kım­dan te­ori­nin pra­ti­e sürül­me­si ve pra­tiğ­e bi­re­ ir yan­sı­ma­sı ve bütünüy­le ona ha­kim ol­ma­sı önem­li bir süre­ci ala­ca­ı baş­tan görül­me­li ve ge­liş­me­le­re bu pen­ce­re­den ba­kıl­ma­lı­dır. Ko­münist ha­re­ke­tin or­ta­ya koy­du­ğu bu M-L’ist görüş­ler, dev­rim­ci ve ko­münist ha­re­ke­tin olay­la­rı ve ol­gu­la­rı han­gi yön­de de­er­len­dir­me­si ge­rek­ti­in­de yol gös­te­ri­ci ol­muş­tur.

Geçmi­şe ba­kış­ta ikiz kar­deş; do­ğma­tizm ve in­kar­cı­lı­ğın çık­ma­zı

Ne­ki bu­na ra­ğmen bir çok akım bu alan­da düalizm­den ko­pa­ma­dı ve işi­ne gel­di­ği yer­de işi­ne ge­le­ni alıp kul­la­na­rak seç­me­ci bir çiz­gi­de iler­le­ye­rek ko­münist ha­re­ke­tin ge­li­şim ta­ri­hi­ne yak­la­şım­da an­ti-Mark­sist bir ko­num­da yer al­dı­lar. Key­fi de­er­len­dir­me­ler ve il­ke­siz yak­la­şım­lar Mark­sizm ola­rak yut­tu­rul­ma­ya ça­lı­şıl­dı. ‹n­kar­cı­lık ve do­ma­tizm, ‘80 ön­ce­si ol­du­u gi­bi özel­lik­le 12 Ey­lül ye­nil­gi­si ve tas­fi­ye­ci­lik­ten son­ra in­kar­cı­lık ve ye­ni­den ta­rih ya­zı­mı al­dı ba­şı­nı yürüdü.

Görüş­le­rin­den 180 de­re­ce dönüş ya­pan­lar­dan, ken­di müca­de­le­si­ne in­ti­kam­ca sal­dı­ran­la­ra
-MLKP, TKİP vb.- ka­dar çok de­iğişik es­ki­nin de­vam­cı­sı ye­ni in­kar­cı­lar­la kar­şı­la­şıl­dı. Bu ye­ni türe­di in­kar­cı­lar es­ki­le­ri­ni ara­tır ol­du­lar. Her­şe­yi ken­di­le­riy­le baş­la­tan bu opor­tünist­ler, or­ta­ya at­tık­la­rı görüş­le­ri ge­li­nen du­rum­da sa­vun­mak­tan aciz bir ko­nu­ma düş­tüler.

“Ger­çek bir Mark­sist yöne­li­şin özünü ve esa­sı­nı, pro­le­tar­ya­nın ta­rih­sel ro­lünü kav­ra­yı­şı oluş­tu­rur. Bu kav­ra­yı­şa ulaş­mış ve do­la­yı­sıy­la Mark­sist-Le­ni­nist sı­fa­tı­nı hak­et­miş bir si­ya­sal ha­re­ket, te­orik ge­liş­me­nin si­ya­sal fa­ali­ye­ti­nin ve ör­güt­sel şe­kil­le­ni­şi­nin oda­ın­da yal­nız­ca ve yal­nız­ca iş­çi sı­nı­fı­nı ko­yar. Ör­güt­sel geli­şi­min, pro­le­tar­ya­nın ön­cüsünü ko­müniz­me ka­zan­ma­yı ifa­de et­ti­ği par­ti ör­gütünün ya­ra­tıl­ma­sı­nın pro­le­tar­ya­nın bi­linçli ke­si­mini ör­güt­le­mek de­mek ol­duğ­u ‘pro­le­tar­ya­nın en üst ör­güt­len­me bi­çi­mi ola­rak par­ti’ sözünün boş ve rast­ge­le bir söz ol­ma­dığı hep unu­tul­muş­tur… Küçük-bur­ju­va­zi­nin ba­ğrın­da ko­münist par­ti in­şa et­me­ye kalk­mak, ke­sin­lik­le bir te­sa­düf, ya da ba­sit bir ya­nıl­gı değ­il­dir. Bu, Mark­siz­min-Le­ni­niz­mi­n özü de­mek olan pro­le­tar­ya­nın ta­rih­sel ro­lünü kav­ra­ya­ma­mak de­mek­tir…” (Ya­kın Geçmi­şe Ge­nel Ba­kış ve Prog­ram Tas­lağ­ı s. 20 yıl 1987)

“Par­ti­leş­me süre­ci­mi­zin bu­gün ha­la en za­yıf sı­nıf ha­re­ke­tiy­le bir­leş­me ala­nı­dır der­ken biz he­nüz faz­la bir me­sa­fe ala­ma­dı­ı­mı­zı za­ten açık­lık­la ifa­de edi­yo­ruz. Fa­kat eğer bu­güne ka­dar­ki tüm ça­ba­la­rı­mı­za rağ­men bu­gün he­nüz sı­nıf ha­re­ke­ti için­de an­lam­lı bir me­sa­fe ala­ma­dı­ğı­mız bir ger­çek­se ve biz sı­nıf ha­re­ke­tiy­le birleş­me ve par­ti­mi­ze bu ze­min üze­rin­de bir po­li­tik-ör­güt­sel ya­şam ala­nı ya­rat­ma­da bu­na ra­men özel bir ıs­rar gös­te­re­bi­li­yor­sak, ken­di ba­şı­na bu ol­gu bi­le, bi­zim ko­münist ide­olo­jik kim­li­ği­mi­zin ve sı­nıf dev­rim­ci­li­ği çiz­gi­mi­zin ka­nı­tı sa­yıl­ma­lı­dır.” (Ekim sy.157 Baş­ya­zı)

Ekim ör­gütü, ilk or­ta­ya çık­tı­ğı dönem­de ge­nel ola­rak dev­rim­ci ve ko­münist ha­re­ke­ti sı­nıf ze­mi­ni üze­rin­de yük­se­len ve bu­nun ge­rek­le­ri­ne göre ör­güt­sel bir in­şa ça­lış­ma­sı için­de ol­ma­dı­ğın­dan do­la­yı, laf­ta ne söy­le­se­de pra­tik­te pro­le­tar­ya­yı mer­kez­de tu­tan bir par­ti ge­liş­tir­me­di­ği ne­de­niy­le halk­çı po­pülist ola­rak mah­kum et­me­ye ça­lı­şan­lar­da bu­lun­du. Sı­nıf ze­mi­ni üze­rin­de yük­se­le­me­yen ha­re­ket­le­rin ideo­lo­ji­si ile po­li­ti­ka­sı ara­sın­da­ki çe­liş­ki­ye dik­kat çe­ke­rek, özel­lik­le TDKP’yi gençlik ha­re­ke­ti ze­mi­nin­de ör­güt­len­diğ­in­den do­la­yı acı­ma­sız­ca eleş­tir­di.

Ne­ki Ekim-TKİP ör­gütü dün söy­le­miş ol­duğ­u bu görüş­le­ri ken­di­si­de aşa­ma­mış ve pro­le­tar­ya par­ti­si­nin pro­le­tar­ya ha­re­ke­ti­nin ze­mi­ni üze­rin­de yük­sel­te­rek, onun ile­ri öğe­le­ri­nin ko­münist bir ör­güt et­ra­fın­da bir­leş­ti­ri­le­rek ger­çek an­lam­da sı­nıf par­ti­si­nin ku­ru­la­cağ­ı görüşün­den çark et­miş­tir. İde­olo­jik ön­der­lik­le sı­nıf ha­re­ke­ti ol­du­ğu­nu ka­nıt­la­ma­ya ça­lı­şa­cak ka­dar pu­su­la­sı­nı şa­şı­ran ve bu ay­nı görüşü baş­ka­la­rı sa­vun­du­u için on­la­rı fütur­suz­ca eleş­ti­ren bu ak­lı ev­vel opor­tünist­ler, ara­dan 26 yıl gi­bi uzun bir süreç geçtiğ­i hal­de ve ön­le­rin­de ya­rar­la­na­bi­le­cek­le­ri o ka­dar faz­la ve ge­liş­kin de­ney, tec­rübe ve ola­nak ol­ma­sı­na kar­şın, bu ken­din­den men­kul ye­ni yet­me in­kar­cı­lar, söy­le­dik­le­ri­ne uy­gun bir pra­tik ge­liş­ti­re­me­dik­le­ri gi­bi, pro­le­tar­ya­sız par­ti ku­ru­la­bi­lir fik­rin­de ko­nak­la­ya­rak 50-100 ki­şi­lik küçük-bur­ju­va­zi­den dev­şi­ril­miş güç­ler­le, ya­ni esas ola­rak gençlik için­de ka­lan ça­lış­ma­la­rıy­la dün eleş­ti­rip, mah­kum et­ti­ği, küçük-bur­ju­va po­pülizm ola­rak eleş­tir­dik­le­ri par­ti fik­ri­ne ka­pak­lan­mak­tan kur­tu­la­ma­dı­lar.

Ve Ekim-TKİP ör­gütü, pro­le­tar­ya­dan ay­rı tel­den ça­la­rak et­ra­fı­na top­la­mış ol­duğ­u küçük-bur­ju­va sı­nıf ve ke­sim­le­rin­den aşı­rıl­mış kad­ro­lar­la iş­çi sı­nı­fı­nın ih­ti­lal­ci par­ti­si­ni ya­rat­ma­ya ra­mak kal­dığ­ın­dan ve dem vyurarak sınıftan kopuk  bir ku­ru­luş kong­re­siy­le TKİP adını  alarak yeni bir işçi sınıfını öncü ta­be­la par­ti­si­ni ilan et­tmekten kendisni alamdı.. De­mek ki TKİP-Ekim ör­gütü, söy­lem­le­ri­ne uy­gun ha­re­ket et­me­diğ­i gi­bi, ko­münist ha­re­ke­te yak­la­şı­mın­da da dev­rim­ci bir ko­num­da dur­ma­dı­ığ­nı or­ta­ya koyuyordu 30 yıl sonrasında Ekim örgütü  sı­nıf­tan ko­puk TKİP’i kurarak, sı­nı­fa gi­de­riz tas­fi­ye­ci küçük-bur­ju­va fik­rin­de ko­nak­lıyor, böy­le  kendisine opurtunizmi başkasına Marksizmi uygulama oportunizminden bir türlü kurtulamıyorud. Daha önce etmiş olduğu iri lafları yutmaktan ve unutmaktan çareyi buluyorud. Haliyle komünist harekete büyük laflarla saldırısınında  inan­dı­rı­cı bir ya­nı kalmıyorud..

Bu ay­nı du­rum, ye­ni yet­me in­kar­cı­lar­dan, çif­t stan­dart­çı­lık ve key­fi­yet­çi­lik­te akıl ho­ca­la­rı­nı ge­ri­de bı­ra­kan MLKP’de de görül­mek­te­dir. He­men her­şe­yi ken­di­siy­le baş­lat­ma ve ye­ni­nin, “ye­ni tar­zın” -ki bu­nun DHKP-C ve PKK kop­ye­ci­li­ği ve ka­ri­ka­tüiz­mi ol­duğ­u su gö­tür­mez bi­çi­min­de açı­ğa çık­mış­tır- ku­ru­cu­su ve ge­liş­ti­ri­ci­si ol­duğ­u id­di­asın­da bu­lu­nan MLKPi, TDKP’den aşır­dık­la­rı ve TİKB, TKİP-Ekim­le ay­nı hat­ta bu­luş­tuk­la­rı in­kar­cı görüş­le­ri­ni, “dün dün­dür, bu­gün bu­gün­dür” opor­tünist görüş­le­ri­ni per­va­sız­ca sa­vun­ma­ya götür­müş­tür.

Kay­pak­ka­ya yol­da­şı ve ko­münist ha­re­ket’in 72-79 süre­ci­ni, küçük-bur­ju­va dev­rim­ci­liğ­i aşa­ma­yan, sı­nıf ha­re­ke­ti­ni te­mel ala­rak bu ze­min­de ko­münist ha­re­ke­ti yük­selt­me­yen bir süreç ola­rak görüp mah­kum eden bu ak­lı ev­vel akım, ge­li­nen du­rum­da bütün bu söy­le­dik­le­ri­ni unu­tur­ca­sı­na ay­maz­ca ha­re­ket ede­rek, “ Ekim dev­ri­mi­nin yo­lu­nun, ya­ni pro­le­tar­ya­yı te­mel alan bir si­ya­sal, ör­güt­sel stra­te­ji ve tak­ti­ğe iliş­kin Le­ni­nist-Sta­li­nist ba­kış açı­sı­nın, bi­zim gi­bi ül­ke­ler­de (ya­ni ge­ri bağ­ım­lı ül­ke­ler­de) ge­çer­li ol­ma­dı­ğı yo­lun­da­ki ön­yar­gı­nın dam­ga­sı­nı bas­tığ­ı THKO-THKP-C ve TKP-ML bu an­la­yış­la­rı­nın doğ­al ve ka­çı­nıl­maz bir so­nu­cu ola­rak an­ti-Le­ni­nist bir par­ti an­la­yı­şın­da ko­nak­lanı­yor­lar.”

“Pro­le­tar­ya­nın ön­der­li­ği­ni, esas ola­rak laf­ta be­nim­se­miş, pro­le­tar­ya­nın ye­ri­ne te­ori­de köy­lülüğü (ki bu­ra­da üç ha­re­ke­ti­de ay­nı ke­fe­ye ko­ya­rak TKP/ML Ha­re­ke­ti ile di­ğer akım­la­r ara­sın­da­ki net olan ay­rım çiz­gi­si­ni ka­ba­ca çar­pıt­mak ve Kay­pak­ka­ya’nın sa­vun­ma­dı­ı görüş­le­ri sa­vu­nu­yor gös­ter­mek dürüst­lük­ten öte ta­ri­hi ger­çek­le­ri çar­pıt­mak an­la­mı­na ge­lir. TKP/ML Ha­re­ke­ti hiç bir za­man ve hiç bir yer­de te­ori­de köy­lülüğü te­mel al­ma­mış­tır. Bu id­dia düpe­düz ya­za­rın Kay­pak­ka­ya’ya ve ko­münist ha­re­ke­te ne ka­dar düş­man­lık için­de ol­du­u­nu gös­te­rir. HB) ve pra­tik­te de köy­lü yı­ın­la­rın­dan da ko­puk olan dev­rim­ci ön­cüyü koy­muş olan ‘71 dev­rim­ci ha­re­ke­ti…” (P. Doğ­rul­tu s. 8, s.5-6)

Ye­ni yet­me opor­tünist in­kar­cı­lığ­ın bir söy­le­di­i di­ğe­ri­ni tut­ma­dı­ğın­dan ve ya­ma­lı boh­ça ola­rak fark­lı görüş­le­ri ay­nı tor­ba­da ta­şı­dı­ın­dan do­la­yı ya­zı­la­rın­da da bu fark­lı­lık­lar görül­mek­te ve te­zat­lık­la­rı­nı ya­ka­la­mak zor ol­mu­yor. Bir yan­da sı­nıf ha­re­ke­ti üze­rin­de yük­sel­me­yen ve bu­nun ge­rek­le­ri­ne göre pra­tik­te adım­lar ata­rak si­ya­sal, ör­güt­sel müca­de­le­yi asıl ola­rak sı­nıf için­de olmayan akım­la­rın ko­münist ola­ma­ya­ca­ı­nı sa­vu­na­cak­sın ve bu­ra­dan ha­re­ket ede­rek Kay­pak­ka­ya ve TKP/ML Ha­re­ke­ti’ni küçük-bur­ju­va dev­rim­ci­liğ­i ola­rak ni­te­le­ye­cek­sin, on­dan son­ra da tam ola­rak 40 yıl son­ra kal­kıp, sı­nıf­tan ko­puk ve onu laf­ta te­mel alan ve pra­tik­te bu­na uy­gun bir müca­de­le -ör­güt hat­tın­da yürüme­yen, küçük-bur­ju­va­zi­nin de­ka­la­se ke­sim­le­ri üze­rin­de yük­se­len, esas ola­rak semt ve ö­ğren­ci gençlik ze­mi­ni üze­rin­de otu­ran MLKP’yi büyük M-L par­ti ola­rak ni­te­le­ye­cek­sin.? Hemde legalizm limanına demir atarak.

Böy­le key­fi­yet­çi­lik ve çift stan­dart­çı­lık ola­cak bir şey de­ğil­dir. MLKP önderleri  büyük gürül­tü ko­par­dık­la­rı ve par­ti al­dı ba­şı­nı gi­di­yor ha­va­sı­nı bas­tık­la­rı ko­şul­lar­da, çok özel ko­şul­lar­da ger­çek­leş­ti­ril­miş bir top­lan­tı ola­rak gös­te­ril­me­ye ça­lı­şı­lan, 2. Kong­re bel­ge­le­rin­de bu söy­le­dik­le­rin­den fer­sah fer­sah uzak ol­duk­la­rı­nı gös­ter­mek­te­dir: “ Ko­münist par­ti­si­nin, iş­çi sı­nı­fı ha­re­ke­tiy­le bi­lim­sel sos­ya­liz­min bir­li­ği ol­duğ­u yo­lun­da­ki Mark­sist-Le­ni­nist ö­re­ti ta­ma­men do­ru­dur… Fa­kat bu bir­liğ­in ku­ral ola­rak ko­münist par­ti­le­rin ku­ru­lu­şun­dan ön­ce ger­çek­leş­ti­ği ve ger­çek­leş­me­si­nin zo­run­lu ol­du­ğu, bun­dan ön­ce par­ti ku­rul­ma­ya­ca­ı vb. id­dia edi­le­mez. Geçmiş­te bu yön­de id­di­ala­rın ile­ri sürül­düğü bi­lin­mek­te­dir… Ko­münist par­ti­si so­nuç ola­rak bir ör­güt­tür ve ku­ru­lu­şu so­ru­nu, onu ku­ran­la­rın ira­de­si­ne ba­lı­dır.” (2. Kong­re Bel­ge­le­ri s. 25) der­ken MLKP, dün iş­çi sı­nı­fı par­ti­si­nin sı­nıf­tan ko­puk ola­rak ku­ru­la­ca­ğı­nı sa­vu­nan­la­rı par­ti ö­re­ti­si­ni sı­ra­dan­laş­tı­ra­rak aya­ğa düşür­mek ola­rak eleş­ti­rip bu yak­la­şım­la­rı mah­kum eder­ken, bu­gün ni­ha­ye­tin­de par­ti­yi, ko­münist ha­re­ke­tin sı­nıf­la bir­li­ği­ne, ye­rel ör­güt­ler oluş­tur­ma­sı­na, kad­ro­laş­ma­sı­na vb. bak­ma­dan bir avuç dev­rim­ci­nin bir ara­ya ge­le­rek, sı­nıf­tan ko­puk ola­rak ken­di ira­de­le­riy­le par­ti­yi ilan ede­cek­le­ri­ni ilan ede­rek , ko­münist iş­çi par­ti­si­ni sı­ra­dan bir ör­güt de­re­ke­si­ne düşüre­rek Ma­ocu par­ti an­la­yış­la­rıy­la ay­nı kul­var­da bu­luş­muş­la­rı­dır.

Ke­za MLKP, dün Kay­pak­ka­ya ve TKP/ML Ha­re­ke­ti’ni sı­nıf­la bir­leş­me­yi mer­kez­de tut­ma­yıp, pra­tik­te bu­na uy­gun ha­re­ket et­me­diğ­i ge­rek­çe­siy­le eleş­ti­rip küçük bur­ju­va çem­be­ri kı­rıp, dı­şı­na çık­ma­dı­ı id­di­asıy­la eleş­ti­rip, mah­kum eder­ken, bu­gün­kü MLKP, 40 yıl son­ra semt ve öğ­ren­ci gençlik için­den dev­şir­di­ği küçük bur­ju­va kad­ro­lar­la, esas ola­rak pra­tik ça­lış­mala­rı­nı sı­nıf dı­şı küçük bur­ju­va ke­sim­ler için­de -ö­ğren­ci gençlik ve semt­ler gi­bi yo­ğun­laş­tı­rır­ken Mark­sist-Leninist olu­yor ama önün­de ya­rar­la­na­ca­ğı her­ han­gi bir de­ney, tec­rübe ve ola­nak­lar vb. Yok i­ken ilk­li­ğin ve ço­cuk­lu­ğun ge­tir­miş ol­duğ­u neden­ler­den do­la­yı ay­nı ko­num­da ha­re­ket eden Kay­pak­ka­ya ve ko­münist ha­re­ke­ti çok ra­hat­lık­la küçük-bur­ju­va ola­rak dam­ga­la­ya­rak mah­kum et­me­ye ça­lı­şı­yor. Ba­ka­lım MLKP 40 yıl son­ra ör­güt­sel-po­li­tik ça­lış­ma­nın mer­ke­zin­de tut­tuğ­u­nu id­dia et­tiğ­i sı­nıf­la bir­leş­me­de ne ka­dar yol ka­tet­miş­tir?

“MLKP’nin sı­nıf ha­re­ke­ti­ne ba­ğlan­ma­dığ­ı, onun te­mel za­afı, iş­çi sı­nı­fıy­la bağ­la­rı­nın faz­la­sıy­la za­yıf ol­ma­sı­dır…” (2. Kong­re Bel­ge­le­ri, s. 27)

“Par­ti­miz edim­sel ola­rak, ya­ni top­lum­sal köken iti­ba­rıy­la iş­çi sı­nı­fı­nın ‘en bi­linçli azın­lı­ğın­dan’ oluş­tuğ­u kuş­ku­suz söy­le­ne­mez.” (agb. 28)

“Par­ti­miz, ke­sim­sel ça­lış­ma söz­ko­nu­su ol­du­un­da, özel­lik­le büyük met­ro­pol­ler­de güç­le­ri­nin en ço­ğu­nun gi­de­rek iş­çi ça­lış­ma­sın­da ko­num­lan­dır­ma­ya yönel­di… An­cak so­run­da ıs­rar­lı dav­ra­nı­la­ma­dı. Ge­liş­me­miz ha­la cı­lız ve sı­nır­lı­dır… çok sa­yı­da kad­ro sı­nıf ça­lış­ma­sın­da görev­len­di­ril­se­de bun­la­rın önem­li bir ke­simine ge­re­ken iş­ler­lik ka­zan­dı­rıl­dı­ı söy­le­ne­mez… İş­çi iliş­ki­le­ri­mi­zi ör­güt­le­me­de be­lir­gin ge­liş­me­ler oldu. Ama bu de­vam et­ti­ri­le­me­di…” (Agb. s. 51-52)

“Par­ti­miz, ko­münist ha­re­ke­ti, bütün var­lığ­ı süre­sin­ce bir göl­ge gi­bi iz­le­yen iş­çi ha­re­ke­tin­den ya­lı­tıl­mış­lık so­ru­nu­nu çöz­me id­dia, görüş açı­sı ve ka­rar­lı­lığ­ı­na sa­hip ol­duğu­nu özel­lik­le bun­dan son­ra­ki pra­ti­ğiy­le gös­ter­mek zo­run­da­dır.” (agb. s. 53)

Da­ha bu­ra­ya ak­tar­ma­yı ge­rek­li gör­me­di­i­miz bir çok değ­er­len­dir­me ve ve­ri­ler çe­te­ci­le­rin söy­lem­le­riy­le pra­tik­le­ri ara­sın­da­ki çe­liş­ki­nin de­rin­le­şe­rek sürüp git­tiğ­i­ni ve sı­nı­fı te­mel alan bir ör­güt­sel, pra­tik ça­lış­ma ge­liş­tir­me­dik­le­ri­ni gös­ter­mek­te­dir. Pe­ki 40yıl son­ra Kay­pak­ka­ya yol­daş ve da­ha son­ra­sın­da ko­münist ha­re­ke­tin ya­rat­tığ­ı, fab­ri­ka iş­çi iliş­ki­le­ri­nin on­da bi­ri­si­ni bi­le ör­güt­le­me, fab­ri­ka iliş­ki­si ya­rat­ma ve hüc­re­leş­me, sen­di­kalar içinde  bu­na uy­gun ha­re­ket et­me­di­ği ge­rek­çe­siy­le eleş­ti­rip küçük-bur­ju­va çem­be­ri kı­rıp, dı­şı­na çık­ma­dı­ı id­di­asıy­la eleş­ti­rip, mah­kum eder­ken, bu­gün­kü MLKP, 40 yıl son­ra semt ve öğ­ren­ci gençlik için­den dev­şir­diğ­i küçük bur­ju­va kad­ro­lar­la, esas ola­rak pra­tik ça­lış­ma­la­rı­nı sı­nıf dı­şı küçük-bur­ju­va ke­sim­ler için­de -ö­ğren­ci gençlik ve semt­ler gi­bi yoğ­un­laş­tı­rır­ken Mark­sist olu­yor ama önün­de ya­rar­la­na­cağ­ı her­han­gi bir de­ney, tec­rübe ve ola­nak­lar vb. yok­ken ilk­li­ğin ve ço­cuk­luğ­un ge­tir­miş ol­du­u ne­den­ler­den do­la­yı ay­nı ko­num­da ha­re­ket eden Kay­pak­ka­ya ve ko­münist ha­re­ke­ti çok ra­hat­lık­la küçük-bur­ju­va ola­rak dam­ga­la­ya­rak mah­kum et­me­ye ça­lı­şı­yor. Ba­ka­lım MLKP 26 yıl son­ra ör­güt­sel-po­li­tik ça­lış­ma­nın mer­ke­zin­de tut­tu­u­nu id­dia et­ti­ği sı­nıf­la bir­leş­me­de ne ka­dar yol ka­tet­miş­tir?

“MLKP’nin sı­nıf ha­re­ke­ti­ne bağ­lan­ma­dı­ğı, onun te­mel za­afı, iş­çi sı­nı­fıy­la bağ­la­rı­nın faz­la­sıy­la za­yıf ol­ma­sı­dır…” (2. Kong­re Bel­ge­le­ri, s. 27)

“Par­ti­miz edim­sel ola­rak, ya­ni top­lum­sal köken iti­ba­rıy­la iş­çi sı­nı­fı­nın ‘en bi­linçli azın­lığ­ın­dan’ oluş­tuğu kuş­ku­suz söy­le­ne­mez.” (agb. 28)

“Par­ti­miz, ke­sim­sel ça­lış­ma söz­ko­nu­su ol­duğ­un­da, özel­lik­le büyük met­ro­pol­ler­de güç­le­ri­nin en çoğ­u­nun gi­de­rek iş­çi ça­lış­ma­sın­da ko­num­lan­dır­ma­ya yönel­di… An­cak so­run­da ıs­rar­lı dav­ra­nı­la­ma­dı. Gelişme­miz ha­la cı­lız ve sı­nır­lı­dır… çok sa­yı­da kad­ro sı­nıf ça­lış­ma­sın­da görev­len­di­ril­se­de bun­la­rın önem­li bir ke­si­mi­ne ge­re­ken iş­ler­lik ka­zan­dı­rıl­dı­ı söy­le­ne­mez… İş­çi iliş­ki­le­ri­mi­zi ör­güt­le­me­de be­lir­gin ge­liş­me­ler ol­du. Ama bu de­vam et­ti­ri­le­me­di…” (Agb. s. 51-52)

“Par­ti­miz, ko­münist ha­re­ke­ti, bütün var­lığ­ı süre­sin­ce bir göl­ge gi­bi iz­le­yen iş­çi ha­re­ke­tin­den ya­lı­tılmışlık so­ru­nu­nu çöz­me id­dia, görüş açı­sı ve ka­rar­lı­lı­ğı­na sa­hip ol­du­u­nu özel­lik­le bun­dan son­ra­ki pra­tiğiy­le gös­ter­mek zo­run­da­dır.” (agb. s. 53)

Da­ha bu­ra­ya ak­tar­ma­yı ge­rek­li gör­me­di­i­miz bir çok değ­er­len­dir­me ve ve­ri­ler MLKP’nin söy­lem­le­riy­le pra­tik­le­ri ara­sın­da­ki çe­liş­ki­nin de­rin­le­şe­rek sürüp git­ti­ği­ni ve sı­nı­fı te­mel alan bir ör­güt­sel, pra­tik ça­lış­ma ge­liş­tir­me­dik­le­ri­ni gös­ter­mek­te­dir. Pe­ki 40 yıl son­ra Kay­pak­ka­ya yol­daş ve da­ha son­ra­sın­da ko­münist ha­re­ke­tin ya­rat­tığ­ı fab­ri­ka iş­çi iliş­ki­le­ri­nin on­da bi­ri­si­ni bi­le ör­güt­le­me, fab­ri­ka iliş­ki­si ya­rat­ma ve hüc­re­leş­me, sen­di­kal ça­lış­ma­lar ya­ka­la­ma­yı ba­şa­ra­ma­yan MLKP’nin ken­di­si­ni ko­münist, ama ger­çek ko­münist­le­ri küçük bur­ju­va ola­rak ni­te­le­me­ye kal­kış­ma­sı ne ka­dar do­ğru ve dürüst bir yak­la­şım­dır? Bu açık­tan “be­nim­se iyi­dir öte­si tu­fan­dır” bi­çi­min­de­ki küçük-bur­ju­va opor­tünist in­kar­cı bir de­ğer­len­dir­me değ­il mi?

Ni­te­kim MLKP’nin in­kar­cı opor­tünist görüş­le­ri ken­di ger­çek­li­ği­ni kav­ra­ma ve de­ğer­len­dir­me­de ayak bağ­ı ol­muş­tur ve ge­li­nen du­rum­da ken­di ger­çek­liğ­i­ni açık­la­ma­da zor­lan­dığ­ı gi­bi tam bir çık­maz ya­şa­mak­ta­dır.

Ül­ke­miz­de küçük bur­ju­va­zi, nüfu­sun en büyük ke­si­mi­ni oluş­tu­ran bir sı­nıf­tır. Bu sı­nı­fın çı­kar­la­rı­nı sa­vu­nan an­cak pro­le­tar­ya adı­na ha­re­ket et­me id­di­asın­da olan küçük bur­ju­va grup ve çev­re­le­rin sa­yı­sı bir hay­li ka­ba­rık. M-L par­ti ö­ğre­ti­si, bu grup ve çev­re­le­rin yad­sı­dığ­ı so­run­lar­dan bi­ri­dir.  Bu grup­lar bi­çim­de bir­bir­le­rin­den ay­rı­lı­yor gözük­se­ler­ de, öz­de ay­nı nok­ta ­da bir­leş­mek­te­dir­ler.

Ge­nel do­ğru­la­rı sı­ra­la­yan ama iş ül­ke so­mu­tu­na gel­di­ğin­de in­kar­cı an­la­yış, par­ti­nin sub­jek­tif ko­şul­la­rı­nın ha­zır­lan­ma­sı­nı red­de­den ta­be­la­cı yak­la­şım, M-L par­ti ö­ğre­ti­si­nin günümüz­de ge­çer­li­li­ği ol­ma­dı­ğı tez­le­ri vb. opor­tünist an­la­yış­la­rın ba­zı ör­nek­le­ri­dir. Hep­si­nin or­tak özel­liğ­i­de küçük-bur­ju­va bi­rey­ci sı­nıf tav­rı­dır. Dün­ya­nın mer­ke­zi­ne ken­di­le­ri­ni ko­ya­rak, ken­di­le­ri­ni en büyük M-L ilan et­mek ama­cıy­la te­ori­yi ya­rat­ma­ya ça­lış­mak, ger­çek­le­ri ta­rif ede­rek söz­de tes­bit­ler yap­mak opor­tünist akım­la­rın or­tak özel­lik­le­rin­den bi­ri­dir. Küçük bur­ju­va sı­nıf tav­rı­nın açık bir ifa­de­si olan bu yak­la­şım tar­zı dü­şün­ce pla­nın­da mu­lak­lık ve te­ori­nin çar­pı­tıl­ma­sı ile bir­le­şi­yor. So­nuçta bütün küçük-bur­ju­va akım­la­rın var­dık­la­rı nok­ta ise, pro­le­tar­ya par­ti­si so­ru­nun­da an­ti-Mark­sizm.

Küçük-bur­ju­va akım­lar, Le­ni­nist par­ti te­ori­si­ni kat­le­der­ken par­ti­siz ko­münist par­ti­si ku­ru­la­cağ­ı görüşüy­le par­ti­nin sub­jek­tif şart­la­rın tah­ri­fi­ne, re­form­cu dönüşüm te­ori­si­ne ka­dar bir di­zi opor­tünist görüş­ler sa­vun­ma­ya götür­mek­te­dir. El­bet­te bu opor­tünist ce­nahın görüş­le­ri­ni bu­ra­da tek tek ele alıp eleş­tir­mek ya­zı­mı­zın hac­mi­ni aşa­cak­tır. Ama biz bu­ra­da opor­tünist an­la­yış­lar­dan iki­si üze­rin­de du­ra­cağ­ız. Bu iki opor­tünist eği­lim, ge­nel­de dev­rim­ci ha­re­ke­tin üze­rin­de bir­leş­ti­i yak­la­şım­lar ol­du­u için bu eleş­ti­ri­le­ri­miz di­er akım­lar için­de ge­çer­li­li­i­ni ko­ru­mak­ta­dır.

Bi­lin­di­i gi­bi geç­mi­şe ba­kış ala­nın­da iki akım da­ha çok öne çı­ka­rak opor­tünist görüş­le­rin sis­tem­li sa­vu­nu­cu­la­rı ol­muş­tur. Diğ­er akım­lar, asıl ola­rak bu iki akı­mın özel­lik­le ­de TDKP’nin in­kar­cı mükem­me­lli­yet­çi görüş­le­ri­nin ta­kip­çi­le­ri ol­muş­lar­dır. TDKP ve TKP-ML bu her bi­ri ken­di­si­ni dün­ya­nın mer­ke­zin­de tut­ma -bun­la­ra da­ha son­ra TİKB, EKİM, MLKP gi­bi grup­lar­ da ka­tıl­mış­lar. Ama bütün bu ör­güt­le­re ön­der­lik eden ve an­la­yış ve­ren TDKP opor­tüniz­mi ol­muş­tur ken­di grup­la­rı­nı ya­nıl­maz say­ma­yı, M-L gös­ter­me­yi çı­kış nok­ta­la­rı yap­ma­la­rı, ger­çek­le­ri bu­na göre çar­pıt­ma­la­rı or­tak dün­ya görüş­le­ri­nin baş­lı­ca yan­sı­ma­la­rın­dan­dır. Ken­di için­de tu­tar­lı ba­kış açı­sı­na sa­hip ol­ma­ma­la­rı, mu­ğlak­lık, ek­lek­tizm ve me­ka­nizm için­de yüz­me­le­ri yu­ka­rı­da be­lirt­tik­le­ri­mi­ze ek­len­me­li­dir.

TDKP ve diğ­er in­kar­cı opor­tünist­le­ri -ki da­ha son­ra­sın­da bu çiz­gi­nin üze­ri­ne ka­pak­la­nan MLKP, EKİM, TİKB’nin her iki ka­na­dı vb. akım­lar bu in­kar­cı­lığ­ın en ka­ba bi­çi­mi­nin ka­rar­lı ta­kip­çi­si ha­li­ne gel­miş­ler­dir- ek­lek­tizm­le­ri­ni te­orik yak­la­şım­da­ki mu­lak­lık­la bir­leş­tir­mek­te, ka­ba bir in­kar­cı­lık ola­rak bi­çimlen­mek­te­dir. TDKP, MLKP, EKİM, TİKB vb. mükem­mel­li­yet­çi bir yak­la­şım­la geçmi­şi bütünüy­le red­de­de­rek, ko­münist ha­re­ke­tin geçmi­şi­ne ha­ya­sız­ca sal­dı­rı­la­ra gi­riş­ti­ler.

Bu akım­lar özel­lik­le ko­münist ha­re­ke­tin geçmi­şi­ne mükem­mel­li­yet­çi mev­zi­de sal­dı­rır­lar­ken, ge­rek ken­di geçmiş­le­ri­ni ve ge­rek­se bu­gün için­de bu­lun­duk­la­rı du­rum­la­rı­nı ele alır­ken ola­bil­di­i­ne hoş­görülü bir yak­la­şım­la ha­re­ket eder­ler­ken, so­nuçta bütün ça­ba­la­rı her şe­yin ken­di­le­riy­le baş­la­dı­ğı­nı, ken­di­le­riy­le süre­ceğ­i id­di­ala­rın­da düğüm­len­mek­te­dir.

TDKP, Kay­pak­ka­ya’dan 7 yıl son­ra bun­la­rı sa­vun­mak­ta­dır; ve da­ha son­ra­ki süreçte ve bu­güne ka­dar TDKP bu görüş­le­ri­nin bir ço­ğu­nun öze­le­şe­ti­ri­si­ni kök­lü ola­rak yap­ma­dığ­ı gi­bi kong­re bi­le top­la­ma­mış­tır, ne­ki, görüş­le­ri­ni çak­tır­ma­dan opor­tü­nist yön­tem­ler­le ter­ke­der gözük­mek­ten ge­ri dur­ma­yan TDKP ge­li­nen du­rum­da li­ki­das­yo­na u­ra­mış­tır. Fa­kat tüm bun­la­ra kar­şın TDKP, kıs­kançlı­ğı­nı bu küçük bur­ju­va görüş­le­ri­ni Mark­sist ola­rak gös­ter­me­ye ça­lı­şır­ken ken­di­sin­den fer­sah fer­sah ile­ri­de olan Kay­pak­ka­ya ve ko­münist ha­re­ke­ti küçük-bur­ju­va­lık­la suçla­ma­dan ge­ri dur­ma­mış­tır.

TDKP’nin görüş­le­ri; “ Tür­ki­ye em­per­ya­liz­min ya­rı-sömür­ge­si al­tın­da ya­rı-fe­odal bir ül­ke­dir.” (TDKP Kong­re Bel­ge­le­ri, s. 86)

“Mev­cut şart­lar­da Tür­ki­ye dev­ri­mi­nin yo­lu­nun ge­nel çiz­gi­si top­rak dev­ri­mi­ni yürüte­rek ve köy­lük bölge­ler­de tah­kim edil­miş üs­le­re da­ya­nı­la­rak, kır­lar­dan şe­hir­le­re ge­li­şen halk sa­va­şı yo­luy­la ik­ti­da­rın par­ça par­ça alın­ma­sı çiz­gi­si­dir.” ( Par­ti Bay­rağ­ı, s.1, s.20)

TDKP’nin ‘dün dün­dür bu­gün bu­gün­dür’ opor­tünist ve çift stan­dart­çı yak­la­şım­la­rı­nın kıs­kançlık­la sa­vu­nu­cu­la­rın­dan bi­ri­si­de TİKB ve bu­gün MLKP’de ifa­de­si­ni bu­lan TKİH, EKİM eği­li­mi­dir. Ko­nu­nun daha iyi an­la­şıl­ma­sı ba­kı­mın­dan bu akım­lar­dan ba­zı görüş­le­ri bu­ra­ya al­ma­yı ya­rar­lı bul­duk.

TKİH bel­ge­le­rin­den; “Bütün or­gan­lar la­ve­dil­di. Kol­lek­tif ça­lış­ma­ya son ve­ril­di. İn­san­lar ken­di baş­la­rı­na bı­ra­kıl­dı. Ka­rar alı­nır­ken ör­gütün bir da­ha ne za­man top­la­na­ca­ı ko­nu­sun­da bi­le hiç bir ga­ran­ti ve­rilme­di. ( Sı­nıf müca­de­le­si­ni ta­til eden ör­güt ko­münist olu­yor­ da, her ko­şul­da düş­ma­na cep­he­den ka­fa tu­tan Ka­ypak­ka­ya ve ör­gütü küçük-bur­ju­va ola­rak de­er­len­di­ri­le­bi­li­ni­yor) Hat­ta açık­tan, ‘ör­gütü bir da­ha ye­niden ku­ra­ma­ya­cağ­ı­mız’ da­hi söy­len­di.” (TKİH Ge­nel Top­lan­tı Ka­rar­la­rı s. 12, yıl 1984)

“De­ğer­len­dir­me­ler­de es­ki­yen yan­lar­ da var. Bu es­ki­me­ye kıs­men 84’ün ağır şart­la­rı­nın bas­kı­sı al­tın­da ya­pı­lan sub­jek­tif, di­ğer grup­la­ra kar­şı aşı­rı güven­siz ya­pay, yer yer ki­bir­li sap­ta­ma­lar, yer yer mad­di ko­şul­lar­da­ki de­ğiş­me­le­re yol açmış­tır.” (Age. s.1. yıl 1990)

“Tür­ki­ye’nin sos­yo-eko­no­mik ya­pı­sı­nın ya­rı-fe­odal ola­rak ta­nım­lan­ma­sı ye­ri­ne, bu ger­çeğ­e da­ha uy­gun bir bi­çim­de ye­ni, ‘ge­ri ka­pi­ta­list’ ola­rak ta­nım­la­dı­ğı­mı­zı ­da ay­rı­ca be­lir­te­lim.” (Age. s. 3)

TİKB bel­ge­le­rin­den; “ Top­rak ağa­lı­ğı eko­no­mi­si ya­şam­da­ki be­lir­le­yi­ci­li­ği ko­nu­mu­nu ko­ru­mak­ta­dır.” (TİKB Prog­ra­mı, Ak­ta­ran Bir­lik Üze­ri­ne, s. 54)

“Kuş­ku­suz he­nüz sı­nıf te­me­li­ne otur­ma­yı­şı, müca­de­le tak­tik­le­ri, ör­güt­len­me bi­çim­le­ri ye­te­rin­ce ge­liş­me­miş ko­münist bir ör­güt­te çe­şit­li dar­lık­lar, sı­lık­lar ve uz­laş­ma­cı eği­lim­ler görüle­bi­lir.” (Orak-Çe­kiç sy. 70 s. 31)

“TİKB’nin ge­nel plat­for­mu bun­dan 34 yıl ön­ce ya­ni 1979 yı­lı­nın ilk ay­la­rın­da ya­zıl­dı. Do­la­yı­sıy­la (dik­kat edil­sin tam 34 yıl son­raki bugün ortada kaç TİKB  kaç TİKB olduğu belli değil. HB) ya­yın­la­ndı­ğı döne­min iş­le­riy­le be­ra­ber ham­lık­la­rın ve geçmiş ya­nıl­gı­la­rın ba­zı ka­lın­tı­la­rı­nı ta­şı­yor­du. Plat­for­mun ya­zıl­dı­ı dönem­de ha­re­ke­ti­miz he­nüz gençti ve do­al ola­rak te­orik bi­ri­kim ba­kı­mın­dan bu­güne göre da­ha ge­riy­di. Plat­for­mun üs­lu­bu­nu, çö­züm­le­me­le­ri­ni, de­rin­lik düze­yi­ni ve for­mülas­yon­la­rı­nın ifa­de edi­liş tar­zı­nı ha­re­ke­ti­miz çok­tan açmış bu­lu­nu­yor, bu­gün ar­tık…” (Orak-Çe­kiç s. 74, s.13)

“Prog­ra­mı­mız ve ba­zı ko­nu­lar­da­ki te­mel po­li­ti­ka­la­rı­mı­zın, kıs­mi ek­sik­lik ve ye­ter­siz­lik­le­ri ta­şı­ma­sı­nın ya­nı sı­ra, geçmi­şin ki­mi yan­lış­la­rın­dan ve re­viz­yo­nist ka­lın­tı­lar­dan tümüy­le aza­de ol­ma­dık­la­rı­nı bu­gün da­ha iyi göre­bi­li­yo­ruz.” (TİKB 2. Kong­re Bel­ge­le­ri s. 105)

“Cid­di bir si­ya­sal kim­lik­le kit­le­le­rin kar­şı­sı­na çı­ka­bil­diğ­i­miz öl­çü­de bir al­ter­na­tif sun­muş olu­ruz. Bir an ön­ce par­ti kim­liğ­i ile or­ta­ya çık­ma­mı­zı ge­rek­ti­ren te­mel ne­den­ler­den bi­ri de bu­dur. Kit­le­le­rin ile­ri ke­sim­le­ri­ni, bu yol­la, sos­ya­liz­me açık ke­si­mi­ni kas­te­di­yo­rum. Bir an ön­ce par­ti kim­li­ğiy­le or­ta­ya çık­ma­mı­zı ge­rek­ti­ren te­mel et­ken­ler­den bi­ri ­de bu­dur. ( EKİM sı­nıf ha­re­ke­ti­nin ay­rı yol­da ken­di­le­ri­nin ha­la ay­rı yol­da yürüdük­le­ri­ni ve sı­nıf­la bir­li­ği az-çok ya­ka­la­ya­ma­dık­la­rı­nı ve sı­nıf ha­re­ke­ti­nin bir dur­gun­luk süre­cin­den geçtiğ­i­ni söy­le­mek­te­dir­ler. HB) Bu­nu biz, bu il­kel, bu cid­di­yet­siz, ge­li­nen yer­de bu so­rum­suz dev­rim­ci akım­lar­la ara­ya da­ha be­lir­gin bir me­sa­fe koy­mak­la mut­la­ka bir­leş­tir­mek du­ru­mun­da­yız.” (K. Bay­rak sy. 28, s.17)

İn­kar­cı opor­tünist ce­na­hın sub­jek­ti­viz­me, küçük-bur­ju­va­zi­nin bi­rey­ci sı­nıf tav­rı­na da­ya­lı çı­kış nok­ta­sı, on­la­rın sa­vun­duğ­u tez­ler hak­kın­da fi­kir ve­ren baş­lı­ca nok­ta­lar­dan bi­ri­si­dir. Söy­le­nen tüm bu söz­ler, yapılan tes­bit­ler, be­lirt­ti­i­miz çı­kış nok­ta­sıy­la uyum için­de, her şe­yin ken­di­le­riy­le baş­la­dı­ğı­nı is­pat­la­ma­nın ber­bat bi­rer ara­cı ol­mak­tan öte bir an­lam ta­şı­ma­mak­ta­dır. Ba­zı ko­nu­la­rın ge­çiş­ti­ril­me­si, ek­lek­tizm vb. tümü bu va­zi­ye­ti kur­tar­ma ça­ba­sı­nın küçük-bur­ju­va bi­rey­ci­liğ­in fa­tu­ra­sı­dır.

Doğ­ma­tik Maocu TKP-ML ve MKP ce­na­hı­nın geçmi­şe ve bu­güne iliş­kin in­kar­cı opor­tünist ce­nah­dan ta­ma­men fark­lı tes­pit­ler yap­ma­ları, bunaların ara­la­rın­da­ki kök­lü bir ay­rı­lık­tan kay­nak­lan­dığını söylenemez. Ak­si­ne, ko­münist ha­re­ke­tin şah­sın­da geçmi­şi red­de­den in­kar­cı­lık­da, yi­ne geçmi­şi ide­ali­ze eden, ha­ta­la­rı gör­mek, ka­bul­len­mek ye­ri­ne bun­la­ra sı­kı­ca sa­rı­larak komünist hareketi hatalardan azade bir yaklaşım içinde değerlendiren do­ğma­tizm­de ay­nı te­mel üze­rin­de yük­se­lir. Fark­lı­lık ay­nı dün­ya görüşünün, sı­nıf tav­rı­nın de­i­şik bi­çim­le­rin­den iba­ret­tir.

Bi­lin­diğ­i gi­bi do­gma­tik TKP-ML, MKP ve diğerleri Maocu ce­na­hı, Tür­ki­ye’de ör­güt­lü ko­münist ha­re­ke­tin ikin­ci kez 1972 yı­lın­da TKP/ML Ha­re­ke­ti ile do­ğdu­ğu­nu sa­vun­mak­ta­dır. Bu do­ğru tes­bit­ten ha­re­ket­le geçmi­şin ha­ta­la­rı­na sı­kı sı­kı­ya sa­rıl­mak­tan ge­ri dur­mu­yor. Bu­ra­da TKP-ML, MKP vb. ce­na­hı sub­jek­tif un­su­run öne­mi­ni yad­sı­yor. Bir ko­münist par­ti­si­nin be­lir­li ob­jek­tif te­mel­ler üze­rin­de sub­jek­tif ko­şulla­rın ol­gun­laş­ma­sıy­la ku­ru­la­cağ­ı­nı, sub­jek­tif ko­şul­la­rın müca­de­le ile ol­gun­laş­tı­rı­la­cağ­ı­nı red­de­di­yor.

Ta­biki böy­le bir görev­den ken­di­sini aza­de gören bu opor­tünist­ler, par­ti is­mi­nin kul­la­nıl­ma­sıy­la her­şe­yin hal­lo­la­cağ­ı­nı, par­ti so­ru­nu­nun çö­züm­le­ne­ce­ği­ne ina­nı­yor­lar. Par­ti­yi bi­linç ve ör­güt­len­me düze­yi ol­duk­ça ge­ri bir grup de­re­ke­si­ne düşüren bir an­la­yı­şın sa­vu­nu­cu­lu­ğu­nu yap­mak, par­ti­nin ku­rul­ma­sı için en te­mel ha­zır­lık­la­rı bir yana itmek par­ti­nin pro­le­tar­ya­nın ör­güt­lü ön­cü gücü ol­du­ğu­nu red­det­mek­le, par­ti­yi sı­ra­dan bir ör­güt düze­yi­ne düşür­mek­le eşit­li­yor.

İn­kar­cı ve do­ğma­tik opor­tünist­ler sı­nıf müca­de­le­si­nin ge­li­şim ya­sa­sı­nı kav­ra­ya­mı­yor­lar. Bu ya­sa­nın kav­ran­ma­yı­şı in­kar­cı opor­tünist ce­na­hı geçmi­şi de­ğer­len­di­rir­ken mükem­me­lli­yet­çi­lik­le bir­le­şip, in­kar­cı­lık ola­rak so­mut­laş­tı­rır­ken, yi­ne ay­nı diyalaktik ya­sa­nın kav­ran­ma­yı­şı, TKP-ML, MKP vb. Maocu ce­na­hı­n, geçmi­şi ide­ali­ze ede­rek sı­nıf müca­de­le­si­nin ge­li­şim ya­sa­sı­nın dı­şı­na çı­kar­ma­ya, geçmi­şin ha­ta­la­rı­na sa­rıl­ma­ya götür­mek­te ve dahası açıka in­kar­cı­lığ­a kar­şı çı­kar görünen TKP-ML,MKP Maocu ce­na­h, 72’den bu ya­na bi­linç ve ör­güt­len­me­de­ki ge­liş­me­yi red­de­de­rek, in­kar­cı­lı­ın ka­ba bir ör­neğ­i­ni ser­gi­le­mek­te­dir­ler. Ay­nı bi­çim­de geçmiş­te cid­di ha­ta ve za­af­la­rı­nı ka­bul et­me­nin, geçmi­şi M-L’ist ola­rak de­ğer­len­dir­mek­le çe­li­şe­ceğ­i­ni düşün­mek­te, mükem­mel­li­yet­çi­li­i­nin bir baş­ka ör­ne­i­ni ser­gi­le­mek­te­dir.

Ni­te­kim bu ce­nah saf­la­rın­da sık sık ay­rı­lık­la­rın ya­şan­ma­sı, geçmiş ha­ta­la­rı­nın pra­ti­ğin ve­ri­le­riy­le bi­lim­sel ba­kış­la ele alı­nıp de­er­len­dir­me ve ar­tık müca­de­le­nin ge­ri­sin­de kal­mış olan sos­yal ge­liş­me­nin ih­ti­yaçla­rı­na ya­nıt ver­mek­ten uzak­laş­mış görüş­le­ri­ni göz­den ge­çi­re­rek, opor­tünist ve do­ğma­tik görüş­le­ri aş­ma ye­ri­ne, ge­ri­de kal­ma ve do­ğma­tik­ler eliy­le da­ha da ge­ri­ye çe­ki­le­rek, ha­ta­la­rı sis­tem­li ha­le ge­ti­re­rek çiz­gie dönüş­müş ve or­ta­ya Ma­oist ve ya­şa­mın ger­çek­li­li­ğin­den ko­puk, sol opor­tünist bir çiz­gi ortaya çık­mış­tır. Bu ar­ka­daş­lar eko­no­mik, po­li­tik ve sos­yal ge­liş­me­nin ya­sa­la­rı­nı du­rağ­an, sta­tik ola­rak gör­dük­le­rin­den do­la­yı, dün müca­de­le­nin ih­ti­yaçla­rı­na ya­nıt ve­ren ama bu­gün müca­de­le­nin ih­ti­yaçla­rı­na ya­nıt ol­mak­tan ge­ri kal­mış görüş­ler­le müca­de­le et­me­ye ça­lı­şı­rlarsa, so­nuçta ortaya ne de­ve ne kuş gi­bi ucu­be bir du­rum or­ta­ya çı­kar ve TKP-ML, MKP vb Maocu  ce­na­hı, bu olum­suz­lu­ğu, geçmi­şe sa­hip çık­ma adı­na kıs­kançlık­la sa­vun­ma­ya ça­lı­şa­rak, Kay­pak­ka­ya yol­da­şa say­gı­sız­lık­ta ku­sur et­mez bir ko­num­da yürmekten kendisni alamaz.

TKP-ML, MKP vb. Maocu cenahın  her iki-üç yıl­da bir ön­der­lik­le­ri­ni opor­tünist ola­rak suçla­yıp, çiz­gi­den uzak­laş­tık­la­rı vb. yön­lü eleş­ti­ri­ler­de bu­lun­ma­la­rı­na kar­şın, yi­ne­de TKP-ML’yi Mark­sist ola­rak gör­me­le­ri de ken­di için­de ne ka­dar tu­tar­lı bir ko­num­da durduk­la­rı­nı gös­te­rir.

İn­kar­cı akım­lar geçmi­şe mükem­mel­li­yet­çi yak­la­şır­lar­ken ya­şa­nan bu ka­dar de­ney ve tec­rübe­den son­ra ken­di du­rum­la­rı­nı ve ya­kın geçmiş­le­ri­ni de­er­len­di­rir­ken bü­yük bir hoş ­görüy­le ha­re­ket et­me­le­ri, bu oportünist ce­na­hın ne ka­dar ek­lek­tizm için­de yüz­dük­le­ri­ni ve di­ya­lek­tik ge­li­şim ya­sa­sı­nı kav­ra­ma­dık­la­rı­nı gös­te­rir. Do­la­yı­sıy­la bu akım­la­rın ken­di için­de bir­bir­le­riy­le ta­ban ta­ba­na zıt görüş­ler sa­vun­ma­la­rı ka­çı­nıl­maz ol­mak­ta­dır.

Her iki akı­mın, dogma­tizm ve in­kar­cı­lı­ğın ulaş­tı­ğı nok­ta­da ay­nı­dır ; Le­ni­nist par­ti il­kele­ri­nin ve par­ti­leş­me süre­ci­ne yak­la­şı­mın red­di. TKP-ML, MKP vb. Maocu cenahın  işçi sınıfının  öncüsü komünist  par­ti­yi sı­ra­dan bir grup de­re­ke­si­ne düşüre­rek, bu­nu yap­mak­ta­dır­lar.  O, ken­di ör­gütünü par­ti ola­rak ilan et­mek­le kal­ma­yıp, TKP-ML is­mi­nin kul­la­nıl­ma­sın­dan do­la­yı Türki­ye’de par­ti­nin 72’den bu ya­na va­rol­du­ğu­nu id­dia et­mek­te­s de geri durmuyorr. Sı­nıf ha­re­ke­tin­den ko­puk ve di­ğer bir çok göre­vi ye­ri­ne ge­tir­me­de da­ha ye­ni adım at­mış ve düş­ma­nın sal­dı­rı­la­rı so­nu­cu atı­lan bu adım­la­rın önem­li öl­çü­de bu­prtaikte denenip sınanmadığı  bir du­rum­da TKP/ML Ha­re­ke­ti’nin doğ­u­şun­dan iti­ba­ren par­ti ol­duğ­u­nu sa­vun­mak, M-L par­ti ö­ğre­ti­si­nin ka­ba red­di de­mek­tir.

İn­kar­cı opor­tünist ce­na­hın sa­vun­du­u görüş­ler­de bütün pa­lav­ra­la­rı­na kar­şın re­form­cu dönüşüm te­ori­si üze­ri­ne bi­ne­rek, sı­nıf­tan ko­puk par­ti fik­rin­de bu­luş­muş­lar­dır. Küçük bur­ju­va ör­güt­le­rin bölün­me­den, par­ça­lan­ma­dan adım adım dönüşe­rek, pro­le­tar­ya par­ti­si­nin sı­nıf­tan ko­puk ola­rak ku­ru­lup, da­ha son­ra sı­nıf­la bir­le­şe­ce­ği görüşü, TKP-ML, MKP vb. Maocu cenahın  ters yüz edil­miş, par­ti­yi sı­ra­dan bir grup düze­yi­ne düşüren, opor­tünist yak­la­şım­dan pek­te fark­lı bir ya­nı ol­ma­dığ­ını gösterir.

Görüle­ceğ­i gi­bi her iki opor­tünist ce­nah da so­ru­nu ele alır­ken çık­tık­la­rı te­mel nok­ta­la­rı ve ulaş­tık­la­rı yer hep ay­nı­dır. Çün­kü her iki eği­lim­de ay­nı dün­ya görüşüne ve ba­kı­şı­na sa­hip­tir. Öz­de ay­nı ol­ma­sı­na kar­şın bi­çim­de­ki ay­rı­lık­lar, hat­ta bir­bi­ri­ne ta­ma­men ters görünmeleri ya­nıl­tı­cı ol­ma­ma­lı­dır. Önem­li olan, özün kav­ran­ma­sı­dır. Böy­le­ce öz­le bi­çim ara­sın­da­ki iliş­ki sağ­lık­lı ve doğ­ru kav­ra­na­bi­lir. in­kar­cı opor­tünist ce­na­hın ka­fa ka­rış­tır­ma, so­ru­nu çar­pıt­ma gay­ret­le­ri­nin yoğ­un­laş­tı­ğı ko­nu­la­rın ba­şı­na ba­kış açı­sı gel­mek­te­dir.

Ol­gu­la­rın şart­la­rı için­de değ­er­len­di­ril­me­si ge­rek­ti­ği­ni, ol­gu­la­rın yer ve za­man kav­ra­ma­la­rın­dan so­yut­la­na­ma­ya­cağ­ı­nı in­kar­cı­lar özel­lik­le ka­rart­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar. M-L az çok bi­len her­ke­sin kav­ra­ya­bi­le­ceğ­i bu en te­mel un­su­run; ba­kış açı­sı­nın ge­çiş­ti­ril­me­si il­ğginçtir. Ge­nel söy­lem­le­rin sürek­li tek­rar­lan­dı­ı­ da ha­tır­da tu­tu­lur­sa opor­tünist­le­rin bi­linçli ge­çiş­tir­me ça­ba­la­rı ko­lay­ca görülür. İn­kar­cı­la­rın, bu alan­da ıs­rar­lı ça­ba­la­rı bo­şu­na de­il­dir.

Do­ğru ba­kış açı­sı­nın dev­rim­ci kad­ro­lar ve kit­le­ler ta­ra­fın­dan kav­ra­nı­şı, opor­tünist manev­ra­la­rın, key­fi de­er­len­dir­me­le­rin önün­de en­gel ola­cak­tır. Ha­re­ket alan­la­rı­nı sı­nır­la­ya­cak­tır. O hal­de opor­tünizm için ya­pıl­ma­sı ge­re­ken, so­ru­nu kar­ma­şık­laş­tır­mak, iyi­ce mu­ğlak­laş­tır­ma­ya ça­lış­mak vb.’dir. İn­kar­cı­la­rın yap­ma­ya ça­lış­tık­la­rı ­da bu­dur. İn­kar­cı­la­rın, ba­kış açı­sı so­ru­nun­da he­men hiç bir şey or­ta­ya koy­ma­dık­la­rı­nı be­lirt­miş­tik. Bu ne­den­le bu alan­da­ki eleş­ti­ri­le­ri­mi­zi, on­la­rın çe­şit­li ko­nu­la­ra iliş­kin, değer­len­dir­me­le­rin­de­ki yan­sı­ma­la­rın­dan ha­re­ket­le ya­pa­cağ­ız.

Bu akım­la­rın or­tak özel­lik­le­rin­den bi­ri, key­fi­lik­tir. İn­kar­cı­la­rın so­ru­nu doğ­ru ba­kış açı­sı ile ele ala­rak ol­gu­la­ra or­tak öl­çüt­ler­le yak­laş­tı­kla­rın­da opor­tünist tes­bit­le­ri­nin ne ka­dar ha­va­da ka­la­cağ­ı­nı bil­mek­te­dir­ler. Opor­tünist tes­pit­le­ri­ne sa­rı­la­rak, M-L yak­la­şı­mın red­di ise, onun sı­nıf ni­te­li­ği­ne ta­ma­men uy­gun­dur. Bu opor­tünist­ler ge­niş bir ma­nev­ra ala­nı­na ih­ti­yaç du­yar­lar. Ba­zen mük­em­mel­li­yet­çi­li­in pas­lı zır­hı­na bürüne­rek geçmi­şe sal­dır­mak, işi­ne gel­me­di­in­de bu­nu çı­ka­rıp büyük bir hoşgörü ile ha­re­ket et­mek için opor­tünist mu­lak­lı­a ih­ti­yaç duy­mak­tan ge­ri kal­maz­lar.

Ol­gu­la­ra or­tak öl­çüt­ler­de, ay­nı an­la­yış te­me­lin­de yak­laş­mak, değ­er­len­dir­me­ler­de bu­na aza­mi ti­tiz­lik gös­ter­mek, opor­tünist­ler için ta­ham­mül edil­mez bir şey­dir. Kim­se böy­le bir gi­ri­şim­de bu­lun­ma­ma­lı­dır. Fa­kat ha­yır, ko­münist­ler, in­kar­cı­la­rın sözünü bi­le et­mek is­te­me­di­ği bu ve ben­ze­ri ko­nu­lar üze­rin­de ıs­rar­la du­ra­cak­lar­dır. Bu in­kar­cı ce­na­hın bı­ra­ka­lım dün­le­ri­ni, bu­gün­le­ri­ne de bak­tığ­ı­mız­da ‘72-79’un çok ge­ri­sin­de dur­duk­la­rı­nı görürüz. 20-30 yıl­lık de­ney ve tec­rübe­nin ar­dın­dan bu akım­lar söz­le­ri­ne uy­gun bir pra­tik ge­liş­tirme­le­ri ge­re­kir­ken, ne ya­zık ki, İb­ra­him Kay­pak­ka­ya’nın 72’ler­de çöz­düğü so­run­la­rı an­cak bu­gün an­la­ma­ya baş­la­dık­la­rı görül­mek­te­dir. Bu akım­la­rın ken­di­le­ri için uy­gu­la­dık­la­rı bu opor­tünist uz­laş­ma­cılık, ‘72-79 döne­mi­ne gel­di­ğin­de ter­si­ne dön­mek­te­dir. Bi­raz­cık tu­tar­lı­lık ola­bil­me­si için öl­çüt­le­rin diğ­er akım­la­ra­da ay­nı bi­çim­de uy­gu­lan­ma­sı ge­re­kir. Bu te­mel ger­çeğ­i gör­me­ye­cek ka­dar tu­tar­sız­lı­a düş­mek küçük-bur­ju­va­zi­ye öz­gü bir du­alizm­le, key­fi­lik­le ek­lek­tizm­le izah edi­le­bi­lir.

Bu opor­tünist in­kar­cı ce­nah, 30-40 yıl son­ra “ sı­nıf ha­re­ke­tin­den ko­pu­ğuz” di­ye­rek fer­gat fi­gan eder­ler­ken 72-79 yı­lın­da ko­münist ha­re­ke­tin ne­den iş­çi ha­re­ke­tiy­le bir­leş­me­di­ğin­den dem vu­ra­rak, bu döne­mi ba­sit bir man­tık­la küçük-bur­ju­va dev­rim­ci­liğ­i ola­rak mah­kum et­me­ye ça­lış­mak­tan­da ge­ri kal­ma­mış­lar­dır. Pe­ki bu­gün bu in­kar­cı akım­lar ko­münist ha­re­ke­ti değ­er­len­dir­me­de kul­lan­dık­la­rı öl­çüt­le­ri ne­den ken­di­le­ri­ne uy­gu­la­ya­rak sı­nıf­tan ko­puk­luğ­u aşa­ma­dık­la­rı ve küçük-bur­ju­va­zi­nin dı­şı­na çı­kan bir ör­güt ça­lış­ma­sı ya­ra­ta­ma­dık­la­rı ger­çek­liğ­in­den ha­re­ket­le ken­di­le­ri­ni küçük-bur­ju­va ola­rak mah­kum et­miyor­lar?

Evet öy­le ama, bu akım­lar­da il­ke ve is­tik­rar de­nen bir olay ol­ma­dı­ığn­dan do­la­yı, bun­lar için dün dün­dür, bu­gün bu­gün­dür. Bun­lar ge­nel­lik­le ken­di­le­ri­ne uz­laş­ma­cı­lığ­ı, li­be­ra­liz­mi, dı­şın­da­ki­le­ri­ne ise acı­ma­sız­ca sal­dı­rıp, mükem­mel­li­yet­çi uy­gu­la­ma­yı re­va gör­müş­ler­dir. Bu akım­la­rın so­ru­na yak­la­şı­mı ko­nu­sun­da bi­linçli ses­siz­lik­le­ri, key­fi­liğ­i, M-L’in en ba­sit ger­çek­le­ri­nin tah­rif edil­me­siy­le ele­le git­mek­te­dir. Opor­tünist ya­zar­lar, ko­münist ha­re­ke­tin ge­li­şi­mi­ni izah­ta ol­duk­ça sı­kın­tı çe­ki­yor­lar, opor­tünist tes­bit­le­ri­ni kur­ta­ra­bil­mek ama­cıy­la yı­lan e­ri­le­ri çi­zi­yor­lar. İn­kar­cı akım­la­rın bütün bu sı­kın­tı­la­rı­nı gi­der­me­de en faz­la sa­rıl­dık­la­rı re­form­cu dönüşüm te­ori­si olu­yor. in­kar­cı akım­la­rın ge­li­şim süre­ci­ni bu­gün­kü du­rum­la­rın izah­ta baş­vur­duk­la­rı bu re­form­cu te­ori, ay­nı za­man­da ide­olo­jik uz­laş­ma­yı va­az et­mek­te­dir.

İn­kar­cı opor­tüniz­min re­for­mist dönüşüm te­ori­si

M-L ör­güt­le­rin do­uş ko­şul­la­rı, par­ti­nin sub­jek­tif ko­şul­la­rı ele alış­ta mu­lak­lık ve prog­ram, sı­nıf­la bir­lik vb. ko­nu­la­rın­da­ki opor­tünist yak­la­şım­lar, dönüşüm te­ori­si ile bir­leş­ti­ril­di­ğin­de, bu akım­la­rın par­ti so­ru­nun­da­ki yak­la­şım­la­rı­nın ana tab­lo­su ta­mam­lan­mak­ta­dır. Bu ba­kı­m­dan, in­kar­cı­lı­ğın te­orik da­ya­nak­la­rın­dan bi­ri­si olan re­for­mist dönüşüm te­ori­si üze­rin­de dur­mak­ta ya­rar ol­du­ğu or­ta­ya çık­mak­ta­dır.

Pe­ki ne­dir dönüşüm te­ori­si? iş­çi sı­nı­fı özel mülk sa­hi­bi ol­ma­yan, ge­le­ce­i tem­sil eden tek mo­dern sı­nıf­tır. Onun dün­ya görüşüy­le mülk sa­hi­bi sı­nıf­la­rın dün­ya görüş­le­ri ara­sın­da­ki uz­laş­maz­lık, eko­no­mik alan­da üre­ti­min sos­yal ni­te­li­i ile özel mül­ki­yet ara­sın­da­ki çe­liş­ki­nin üst ya­pı­da­ki ifa­de­si­dir.

Öte yan­dan ol­gu­lar, uy­gun ko­şul­lar al­tın­da ken­di­ne öz­gü te­mel­ler üze­rin­de yük­se­lir. ‹ş­çi sı­nı­fı­nın di­er sı­nıf­la­rın ide­olo­ji­le­ri, po­li­ti­ka­la­rı, ör­güt­len­me­le­riy­le ke­sin bir sı­nır çi­zil­me­si­nin şart­la­rı ol­gun­laş­tı­ın­dan M-L ör­güt­le­rin do­a­bi­le­ce­i ta­nım­lan­ma­sı bu ger­çe­in de­i­şik bir an­la­tı­mı­dır. Kı­sa­ca­sı iş­çi sı­nı­fı­nın bi­li­mi­ni, ya­şa­nı­lan döne­min ta­ri­hi, sos­yal ve ik­ti­sa­di şart­la­rı için­de al­ma­dan bu te­mel­de ör­güt­len­me­den M-L olu­na­maz. Ko­mü­nist ha­re­ket M-L’yi te­mel ala­rak do­ar ve ge­li­şe­bi­lir. Ak­si tez­ler, iş­çi sı­nı­fı­nın ide­olo­ji­siy­le, di­er sı­nıf ide­olo­ji­le­ri ara­sın­da­ki uz­laş­maz­lı­ı yok sa­yan opor­tünist, uz­laş­ma­cı an­la­yı­şa da­yan­mak­ta­dır.

Küçük-bur­ju­va akım­lar için­de uy­gun dış şart­lar­da M-L fi­kir­le­rin ge­li­şip, yay­gın­lık ka­zan­ma­sı önem­li bir iti­bar sa­la­ma­sı ta­ma­men müm­kün­dür. Ve ör­nek­le­ri çok­ca görül­mek­te­dir. Fa­kat bu, o akı­mın ni­te­lik de­iş­tir­me­si an­la­mı­na gel­mez. M-L’in küçük bur­ju­va akım­la­rı et­ki­le­me­si, için­de yer alan ki­şi­le­rin ve­ya ba­zı çev­re­le­rin ni­te­lik de­iş­tir­me­si müm­kün­dür. An­cak, bir küçük-bur­ju­va akı­mın bütünüy­le dönüşüme u­ra­ma­sı pra­tik­te im­kan­sız­dır.

Söz ko­nu­su et­ti­ği­miz ve do­ğru olan; bu akım­lar için­de M-L fi­kir­le­rin ge­liş­me­si di­ğer uy­gun ko­şul­lar­la bir­leş­ti­in­de M-L ki­şi ve grup­la­rın çı­ka­bil­me­si­dir. Ta­bi ki böy­le bir ge­liş­me­nin ol­du­u nok­ta­da M-L ka­nat gi­de­rek küçük-bur­ju­va ha­re­ket­le bütün bağ­la­rı­nı ke­se­rek var­lı­ğı­nı sür­düre­bi­lir, ge­li­şe­bi­lir. Böy­le bir ge­liş­me adım adım re­form­cu bir dönüşüm­le değ­il, küçük-bur­ju­va akım için­de ide­olo­jik po­li­tik ça­tış­ma­lar­la, par­ça­lan­ma­lar­la, kay­naş­ma ve müca­de­le­ler­le bir­lik­te olur. Küçük-bur­ju­va­zi­nin ide­olo­jik-po­li­tik ve ör­güt­sel çiz­gi­den tam bir ko­pu­şu, on­la­rı tü­müy­le red­de­dip, M-L’i te­mel alıp, pra­tik­te sert müca­de­le­ler­le, ör­güt­sel alan­da da ay­rış­ma ile ele­le gi­de­cek­tir. Bu eş­ya­nın ta­bi­atı ge­reğ­i böy­le­dir. Küçük-bur­ju­va bir si­ya­si ha­re­ket için­de ni­te­liğ­i ge­reğ­i sı­nı­fın çı­kar­la­rı­nı sa­vu­nan ka­nat ya da ka­nat­lar mut­la­ka ola­cak­tır. Bu­nu yad­sı­mak, sı­nıf ha­re­ket­le­ri­nin ken­di sı­nıf çı­kar­la­rı­nı sa­vun­duğ­u il­kel ger­çeğ­i­ni yad­sı­mak olur.

in­kar­cı opor­tünist ce­nah, küçük-bur­ju­va ör­güt­le­rin bö­lü­nüp, par­ça­lan­ma­dan adım adım M-L’i ka­bul ede­rek ko­münist ha­le ge­le­bi­le­cek­le­ri­ni ile­ri sü­re­rek, TDKP, TKP-ML Ha­re­ke­ti­ni, TKİH vb. akım­la­rın esas göv­de­le­ri­ni ko­ru­ya­rak, cid­di par­ça­lan­ma­la­ra ve bölün­me­le­re u­ra­tıl­ma­dan, bu akım­la­rın re­form­cu yol­dan dönüş­tük­le­ri görüş­le­ri­ni sa­vun­mak­ta­dır­lar. İşin il­gin­ci şu ki bu ör­güt­ler öy­le küçük bur­ju­va ör­güt­ler ki bir çok kez çiz­gi değ­i­şik­li­ği­ne uğ­ru­yor, ama bu akım­la­rın saf­la­rın­da küçük-bur­ju­va çiz­gi­le­ri­ni sa­vu­nan hiç bir akım çık­mı­yor. Bu akım­la­rın saf­la­rın­da küçük-bur­ju­va­zi­nin sı­nıf çı­kar­la­rı­nı sa­vu­nan, di­re­nen hiç bir ke­si­min çık­ma­ma­sı bu akım­la­rın ne ka­dar küçük-bur­ju­va ol­duk­la­rı­nı gös­te­ri­yor. Böy­le küçük-bur­ju­va­lar dost­lar ba­şı­na ver­sin. Ola­yın özü sı­nı­fın çı­kar­la­rı­nın ob­jek­tif­li­ği­dir.  Ki­şi­le­rin ni­te­li­ği de öy­le. Sub­jek­tif niyet­le­re ba­kı­la­rak değ­er­len­dir­me ya­pıl­ma­ya­cağ­ı gi­bi, sa­de­ce ni­yet­le­re da­ya­na­rak, si­ya­sal ge­liş­me­ler­de izah edi­le­mez. Bu­ra­dan ha­re­ket et­tiğ­i­miz­de re­form­cu dönüşüm te­ori­si­nin an­ti-Mark­sist­liğ­i da­ha net kar­şı­mı­za çı­kar. Çün­kü kök­lü eleş­ti­ri­ler­le küçük-bur­ju­va bir akı­mın dev­ri­me inançla adım adım Mark­sizm-Le­ni­niz­mi ey­lem kla­vu­zu ola­rak ka­bul ede­rek Mark­sist ol­ma­sı söz ko­nu­su edi­le­mez. Ko­nu­ya iliş­kin ola­rak Le­nin şun­la­rı be­lir­tir; “… Rus­ya’da de­mok­rat­la­rın fi­kir­le­riy­le sos­ya­list­le­rin fi­kir­le­ri ara­sın­da hiç bir de­rin ni­te­lik fark­lı­lık ol­ma­dı­ı yo­lun­da­ki düşün­ce­nin, bu­gün ke­sin­lik­le hiç bir te­me­li yok­tur. Tam ter­si­ne; ge­niş bir uçu­rum, bu fi­kir­le­ri ayır­mak­ta­dır ve Rus sos­ya­list­le­ri­nin bu­nu an­la­ma­la­rı­nın, de­mok­rat­la­rın görüş­le­rin­den tam ve ke­sin bir kop­ma­nın ka­çı­nıl­maz ve zo­run­lu ol­du­ğu­nu an­la­ma­la­rı­nın za­ma­nı gel­miş­tir.” ( Hal­kın Dost­la­rı Kim­ler­dir s. 164)

Bu­ra­da Le­nin’in söz­le­ri açık­tır. İde­olo­jik uz­laş­ma­yı red­det­mek­le, pro­le­tar­ya­nın si­ya­si ha­re­ke­ti­nin Mark­sizm te­me­li üze­rin­de yük­se­le­ce­i­ni vur­gu­la­mak­ta­dır. Dönüşüm te­ori­le­ri­nin sa­vu­nu­cu­la­rı ise, ne idüğü be­lir­siz eleş­ti­ri­ler­le, aşa­ma aşa­ma küçük-bur­ju­va­lı­ın aşı­la­cağ­ı­nı, küçük-bur­ju­va bir akı­mın bütün­lük için­de komünist bir ha­re­ket ha­li­ne dönüşe­ceği­ni va­az et­mek­te­dir­ler. Küçük-bur­ju­va dev­rim­ci bir ör­güt için­de Mark­sist ki­şi ve grup­lar çı­ka­bi­lir. Bu küçük bur­ju­va­zi­den ke­sin ide­olo­jik ko­puş­la müm­kün­dür. Küçük bur­ju­va ör­gütün adım adım dönüşüm te­ori­si, dev­rim­ci ge­liş­me­nin do­la­yı­sıy­la ide­olo­jik uz­laş­ma­nın ifa­de­si­dir. Ay­rı­ca böy­le bir dönüşüm eş­ya­nın ta­bi­atı­na ­da ay­kı­rı­dır. Küçük bur­ju­va bir akı­mın için­de Mark­sist bir ka­na­dın çık­ma­sı dönüşüm ola­rak ni­te­le­ne­mez. Bu­ra­da söz ko­nu­su olan dönüşüm­le bir de­i­şme de­il, bir ni­te­lik sıçra­ma­sı­dır. El­bet­te ki bu, büyük müca­de­le­le­ri, çal­kan­tı­la­rı be­ra­be­rin­de ge­ti­rir. Saf­laş­ma­la­ra yol açar. Bu, opor­tünist dönüşüm te­ori­sin­den ta­ma­men fark­lı ge­li­şim sey­ri­dir. İn­kar­cı ce­nah, ge­li­şim süre­ci­ni dönüşüm te­ori­siy­le izah et­ti­ğin­den, ko­münist ha­re­ke­tin han­gi şart­lar­da do­up, ge­liş­me­si ve par­ti­leş­me­si süre­ci­ne iliş­kin ola­rak önem­li döne­meç nok­ta­la­rı­na de­in­me­ye­rek tar­tış­ma­nın özün­den kaç­mak­ta­dır­lar. On­la­rın bu ko­nu­lar­da da yap­tık­la­rı key­fi ve çift stan­dart­çı de­er­len­dir­me­le­rdir. As­lın­da dönüşüm te­ori­si, sözünü et­tiğ­i­miz so­run­la­ra na­sıl yak­la­şıl­dı­ı ko­nu­sun­da ge­nel bir fi­kir ver­di­in­den, üze­rin­de da­ha faz­la dur­ma­ya da ge­rek yok­tur.

So­nuç:

Yu­ka­rı­da or­ta­ya koy­muş ol­duğ­u­muz görüş­le­rin bütün­sel­li­ği­ni dik­ka­te al­dı­ğı­mız­da Kay­pak­ka­ya yol­daş ve ko­münist ha­re­ke­tin do­ğu­şu, ge­li­şi­mi ve par­ti­leş­me süre­ci­ni de­ğer­len­dir­me ko­nu­sun­da opor­tünist­ler ile Mark­sist­ler ara­sın­da­ki te­mel ay­rım çiz­gi­si­nin ok­ya­nus­lar ka­dar de­rin ol­du­ğu net­çe görül­mek­te­dir. Bu opor­tünist akım­lar, ken­di­le­ri­ne opor­tünist uz­laş­ma­cı­lı­ğı uy­gu­lar­ken, dı­şın­da­ki akım­la­ra kar­şı ay­nı or­tak öl­çüt­ler­den uzak­la­şa­rak, da­ha acı­ma­sız ve key­fi­yet­çi bir yak­la­şım için­de ha­re­ket ede­rek, in­kar­cı ya da do­ğma­tik bir ko­num­da yak­la­şa­rak, ko­münist ha­re­ke­ti olum­suz de­er­len­di­ri­rler­ken, ay­nı ha­ta­la­rı bu ka­dar de­ney, tec­rübe, bi­ri­kim ve ola­nağ­a kar­şın 26 yıl son­ra ­da sür­düren ve bir çok alan­da geçmi­şin çok ge­ri­sin­de ka­la­rak, şe­hir küçük bur­ju­va­zi­si için­de ör­güt­len­mek­ten öte gi­de­me­yen opor­tünist akım­la­rın bu ger­çek­le­ri gör­mez­den ge­le­rek ters­yüz et­me­le­ri, ken­di­le­ri­ni ko­münist ola­rak gös­ter­me­ye ça­lış­ma­la­rı, bu akım­la­rın cid­di­yet­siz­lik­le­ri­ni ve düalizm­le­ri­ni or­ta­ya koy­mak­ta­dır. Ge­ri­de bı­rak­tığ­ı­mız 26 yıl­lık süreç için­de yan­lış­la­rı­nı, ek­sik­lik­le­ri­ni atıp, sürek­li ve sis­tem­li ola­rak do­ru­lar üze­rin­de yürüye­rek ko­münist ha­re­ke­ti ye­ni­den ayak­la­rı üze­ri­ne di­ke­rek sa­lam ze­min üze­rin­de ör­me­ye ça­lı­şan İn­şa­’mız, bun­dan son­ra­sın­da da M-L’in ışık­lı yo­lun­da ve komünist prog­ra­mı ya­şa­ma ge­çir­me sa­va­şı­mın­da bil­di­ği doğ­ru ve dev­rim­ci yol­da ka­rar­lı­lık­la iler­le­ye­cek ve sı­nıf­lar kav­ga­sı­nı dev­rim­ci görev­le­ri ye­ri­ne ge­ti­re­rek ile­ri ta­şı­ya­cak­tır.

Her tür­den opor­tüniz­me, re­viz­yo­niz­me, in­kar­cı­lı­ğa, do­ğma­tiz­me ve sı­nıf dı­şı her tür­den an­ti-Mark­sist akım­la­ra kar­şı uz­laş­maz bir hat­ta sa­va­şım yürüte­rek, ger­çek­le­rin dob­ra dob­ra sa­vu­nu­cu­su ola­cak ve yan­lış­la­rın, çar­pıt­ma­la­rın açı­ğa çı­ka­rı­la­rak eleş­ti­ri si­la­hı­nın he­de­fi ol­mak­tan ge­ri kal­ma­ya­cak­tır. Eleş­ti­ri­ci­liğ­in dönüş­türücü ve kav­ra­tı­cı gücünü Kay­pak­ka­ya yol­da­şın Di­yar­ba­kır iş­ken­ce­ha­ne­le­rin­de kat­le­di­li­şi­nin 26. yıl dönümün­de olan­ca gücümüz­ü kul­la­na­rak, ko­münist ha­re­ke­ti ken­di ger­çek­li­in­den ko­par­ma­dan ele alıp değer­len­di­re­cek ve çift stan­dar­tçı­lı­ğın çık­maz sokak olduğunu unutmayacak, unutturmayacağız.

HALKIN BİRLİĞİ

‘Çete liderinden siyasi parti liderine dört bir yanımız Reis’..!

Son birkaç yıldır, daha ziyade milliyetçi çevrelerin kullandığı ‘Reis’ terimi siyasetin merkezine oturdu. Özellikle Cumhurbaşkanı …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle