Anasayfa / Politika-Haber / ÖLÜMÜNÜN 10.YILINDA AŞIK İHSANİ’Yİ ANARKEN..!

ÖLÜMÜNÜN 10.YILINDA AŞIK İHSANİ’Yİ ANARKEN..!

Bir döneme devrimci ezgileriyle damgasını vuran Aşık İhsani 1932 yılında Diyarbakırda doğdu ve e 21 Nisan 2009 yaşama gözlerini yumdu.

Aşık İhsanı daha İki yaşında babası Filit’i yitirdi. Annesi onu sıkıntılar içinde büyüttü. İhsanı biraz gelişip boy atınca anasıyla beraber tezek toplamaya başladı, ağanın yanında kaz çobanlığı yaptı. Öyle bir gün geldi ki, ağanın baskısına ve sıkıntısına dayanamayıp kaçtı. Yaşamını devam ettirmek için her türlü işte çalıştı. Gitmediği yer yapmadığı iş kalmadı. Uşak şeker fabrikasında çalıştığı dönemde Güllüşah’ la (Sevim) tanışıp evlendi.

Aşık İhsanı’ in yaşamını incelerken, kendi söylediği şu sözleri önem taşıyor: “Ben küçükken babam ölmüş. Nasıl mı ölmüş, kim mi öldürmüş, ölmüş işte… Ne siz sorun, ne ben diyeyim… Babamın ölümünden sonra, ben ve benden küçük bacım, bir hükümlüye vurulmuş zincir gibi, genç anamın boynuna takılmışız…”

İşte , Aşık İhsanı yaşam hikayesini kısaca bçyle anlatır. Ama bununla da bitmez. Çünkü yoksulluk, çaresizlik onunla yoldaşı olmuş ve hiç bir zaman peşini bırakmıştır. Yoksulluktan daha bela, başlarında, Kel Ağa ile Şeyh vardır. Bela ki böylesi hiç görülmemiş. Köylerinin üstüne kara bir bulut gibi çökmüş, köylüye aydınlık yüzü göstermemiştir.

Aşık ihsanı de büyük bir okuma aşkı vardır, fakat bu aşkın karşısında da aşılması güç bir ağa ve şeyh engeli vardır. Şeyh din, iman korkusuyla ağanın emirlerini köylüye dikte eder. Yoksul köylü çocuklarının okula gidememeleri de ağanın şeyhe uygulattığı emirlerinden biridir. Çünkü, ağa köylünün uyanmasından yana değildir. Uyanan halkın ne yapacağını iyi bilmektedir. O nedenle şeyhin aracılığıyla, cennet, cehennem korkusu veya vaatleriyle halkı uyutmakta ve çocuklarının okumasını engellemektedir. Okula gidenin kafir olduğunu, cehennemde yanacağını söyleyip, yoksul halkı sindirip, cehalete, karanlığa itiyorlardı. Ama Aşık İhsanı bunlara içten içten gülüp geçer ve duymazlıktan geçer. Mahallelerinde ki zengin çocuklarının gittiği okulun yanından geçerken, hep onlardan biri olmayı düşler. Fakat olmaz. ” Yine bir gün tezek toplamaya giderken, torbayı anasının üzerine attığı gibi kaçtı, ama kimse ona sahip çıkıp okula yazdırmadı” Bu karşı çıkışından dolayı, o gün en korktuğu da başına gelir. Şeyhin müridi onu oradan alıp, Şeyhin huzuruna çıkarır, İhsanı ömründe ilk defa orada çok korkar. İçinde bir nefret tohumu o gün yeşermeye başlar. Bu nefret, öyle nefrettir ki, feodal toplum yapısının, toprak ağaları ve din adına sömürgecilik yapan Şeyhlere ve müritlerine karşı baş kaldırıp, mücadele etmesini, başlatmış olur.

Aşık İhsani, başlangıcında rüyasında gördüğü bir güzelin etkisiyle sevdanın ozanı olarak, yurdunun tamamını, yurt dışının bazı yerlerini karış karış dolaşır ise de, bir süre sonra, içinde bulunduğu coğrafyanın feodal yapısının verdiği rahatsızlıktan, kendini sınıfsal çelişkilerin ortasında bulur. Bu çelişkilerden yola çıkarak, düşüncesini değiştirir, safını işçi sınıfı ve emekçilerin yanı olarak belirler. Düşüncesindeki bu değişmeler ve gelişmeler doğrultusunda, şiirinde ki konularda değişir ve farklılaşır. Bu değişmeler, onun, emek ile sermaye çelişkisini kavramasına ve bu konularda kendini yetiştirip, bölgesindeki ağalara ve şeyhlere de başkaldırısını getirir. Kel ağanın nezdin de kapitalist düzene, Kıl imamın nazarında feodal yapıyı sorgulamaya başlar, sazıyla sözüyle gerçekleri dile getirip bunları tele dökerek emekçileri aydınlatma savaşımına girişir.t

Ve sonrasında Aşık İhsani’ yi, 1960′ ların muhalif güçlerin toplandığı demokrat ve ilerici Türkiye işçi partisinin (TİP) içinde görürüz, artık o işçi sınıfı içinde fiili olarak da yerini almış, işçi sınıfının kurtuluşu için çalıp, söyler ve mücadelesini verir. TİP içindeki çalışmalarıyla da her geçen gün sınıf bilincini de sağlamlaştırır.. Sınıf bilinci arttıkça, emperyalizme-kapitalizme olan kini daha da bilenir. Bu kinin verdiği hızla halkın karşısına geçip, türküleriyle, şiirleriyle sınıf bilincini taşır, emek sermaye çelişkisini anlatır. Bunda da oldukça çok başarılı olur. Çünkü her toplantısı, verdiği her konseri on binleri, yüz binleri bulur. Statları, kapalı spor salonlarını doldurmayı başarı ve . O, artık işçi sınıfı ve emekçilerin nazaran ozanı olmuştur.

Aşık İhsani’ nin, bu çıkışından, başarısından en başta devlet rahatsız olmaya başlar. Bunun devamında, yasaklar, tutuklamalar başlar. Fakat bunların hiç biri Aşık İhsani’ yi çalıp söylemekten ve emekçilere devrimci bilinç taşımaktan yıldırmaz, çünkü o artık sosyalist bir halk ozanıydı.

1960 ile 1980′ lerin en baskıcı dönemlerinin hiç susmayan devrimci Aşık İhsani, işçi sınıfının grevlerinde, mitinglerinde, bir Mayıslarda meydanları gümbür gümbür sallayan, yönetenleri kaygıya düşüren sınıfın güçlü sesi olmaya devam eder..

Ve, bundan sonra o: “Sorumluyum ben çağımdan/Düz ovamdan dik dağımdan/Sömürgeyi torağımdan/Sürene dek yazacağım.” der. Ve gerçekten çağının sorumluluklarını, işçi sınıfına sunduğu katkılarıyla yerine getirmeye çalışır. Ve bu şiirinden dolayı sosyalizm propagandası yaptığı gerekçesiyle cezaya çarptırılır. Tutuklu olarak yargılanır.

Yine peşinden, 1970 yılında doldurduğu üç dert ve dağdan indim düze adlı plaklarında emniyeti küçük düşürücü, alaya alıcı sözler bulunduğundan cezaya çarptırılmış, bir sene ağır hapis, 500 lira da para cezası ile 6 ay süreyle Bursa iline sürgün edilir.

Tüm bunlar yetmez gibi i yazacağım adlı şiir kitabı Türkiye’nin her yerinde yok satarken , kitabı, İstanbul 6. asliye ceza hakimliğince komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle toplatılır. Aşık İhsanı bir süre yine ceza evinde kalır ve tutuklu olarak yargılanır. Kısacası, Aşik İhsani’nin her hangi bir geceye katılması bile suç sayılıyor, bu gecelerde okuduğu şiirlerden ve yaptığı konuşmalardan dolayı sürekli mahkemeye verilir. Ama Aşık İhsanı tüm bu olumsuzluklara karşı mücadelesine yılmadan devam eder.

Aşık İhsanı, yukarıda bahsettiğim gibi devrimci düşünceleri savunuyordu, onun içinde, o günün demokrat ve ileri muhalif Türkiye İşçi Partisi (TİP) den 1968 yılında milletvekilli adayı olur m, ama kazanamaz.. Fakat bundan sonra üzerindeki faşist baskılarda artarak sürer. Yani, devrimci düşünceyi savunmak, işçi sınıfına yakın durmak Aşık İhsanı’ ye suç olmuştu. Onun için kendine 1974 de Ecevit hükümeti tarafından pasaport verilmez. Yurt dışına çıkmak, Almanya da Türkiye işçilere konser vermek istemesi engelleri. Böylelikle insanlık hakları kısıtlanır. Günümüzde olduğu gibi, 1974 yılında da devleti dolandıranlara, asalaklara, çetelere her türlü kolaylık sağlanırken, Halkının ozanı İhsaniye halkını ve işçi sınıfını çok sevdiği ve kapitalizme karşı şiirler yazdığı için dışarı çıkma yasağı konmuştur. Bu topraklarda vatan sever olmak için devleti dolandıracaksın, çete kuracaksın yada 6. filoyu yurda koyacaksın. Bunlardan hiç birini İhsani yapamadığından böyle faşist baskı ve zulme maruz kalmıştır.

Aşık İhsani’nin devrimci-demokrrat toplumsal şiirle gürleyen sesi, binlerce yıllık halk şiirinin en modern, en güçlü sesidir. Aşık İhsanı bu çıkışıyla kimi burjuva aydınları tarafından eleştirilip karalansa da, bu yersiz ve mesnetsiz eleştiriler, İhsaninin kurulu düzene karşı açıktan direniş çağrısı yapan güçlü şiirleri ve sözleri karşısında etkisiz kalmaktan kurtulamamıştır..

Aşık İhsanı, ardı arkası kesilmeyen devrimci söylemlerle sarsılıp duran 20.yy toplumunun öncülerinden, bunların başta gelen ozanlarından biridir. Bu öyle bir ozan ki egemen sınıflar karşısında köleleşmiş, iniltiden başka bir sesi kalmamış olan devlet yanlısı, sözüm ona ozanları da kaldırıp atmış, onun yerine dünya işçi sınıfının mutluluğuna adanmış devrimci anlam taşıyan bir ses getirmiştir. Şöyle ki: Özgür düşüncede arınmış günde/Teknik bilim savaşında en önde/Kökü kanlı toprakların üstünde/Yedi açan kızıl gülde biz varız/Öküzü sabanı duvara asan/Ağayı patronun üstüne kusan/Makineye geçip düğmeye basan/Cıvıl cıvıl köyde ilde biz varız. İhsanı ustanın bu örneklerini çoğaltabiliriz.

Aşık İhsani’nin devrime ve sosyalizme olan inancı sadece sözde değil pratik dede görülmüştür. Bir örnek:1969 yılında Amerika’n 6. filosunun İzmir’e girişini engellemek için Mahir Çayan’ larla protesto eylemlerine katılır ve tutuklanır. Tutuklu kaldıkları yer öyle insanlık dışı bir yerdi ki, oraya atfen, daha sonra devrimcilerin dillerinden düşmeyip marş haline gelen şu şiirini yazar.

İzmir bura kordon boyu/Üç kişi bir tabuttayız/Suçumuz ne bilmiyoruz/Üç kişi bir tabuttayız/Altımız taş üstümüz taş/Ayaklar su içinde yaş/Sancı bastı yavaş yavaş/Üç kişi bir tabuttayız. ”

Bu büyük devrimci Ozan Aşık İhsaniyi ölümünün 10.yılında saygıyla anıyoruz.

HALKIN BİRLİĞİ

25 Yıldır AKP’nin Yönettiği İstanbul Belediyesi İmamoğluna  27 Milyar Tl. Borç Bıraktı .!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı’na ikinci kez seçilen Ekrem İmamoğlu İBB’yi yaklaşık 27 milyar lira …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle