Anasayfa / Özgür Kürsü / ÖLÜMÜNÜN 28. YILINDA ÖFKENİN VE İSYANA ÇAĞRININ ŞAİRİ AHMET ARİFİ ANIYORUZ..!

ÖLÜMÜNÜN 28. YILINDA ÖFKENİN VE İSYANA ÇAĞRININ ŞAİRİ AHMET ARİFİ ANIYORUZ..!

‘Binlerce yıl sağılmışım,

Korkunç atlılarıyla parçalamışlar

Nazlı, seher-sabah uykularımı

Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,

Haraç salmışlar üstüme.

Ne İskender takmışım

Ne Şah, ne sultan

Göçüp gitmişler, gölgesiz!

Selam etmişim dostuma

Ve dayatmışım…

Görüyor musun?’

Ahmet Arif, 21 Nisan 1927’de Diyarbakır’ın Hançepek semtindeki Yağcı sokak 7 no’lu evde dünyaya geldi. Diyarbakır Lisesi’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde okudu.1950 yılında TKP’li olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya uğradı.1952 yılında yargılandı ve iki yıl hapis cezası aldı.  1940-1955 yılları arasında değişik dergilerde yayınladığı şiirlerinde hep ezilen ve sömürülen sınıfların  sorunlarını işler ve onlara yol göstermeye, uyandırmaya çalışan Ahmet arif  Ankara’da yalnız yaşadığı evinde 2 Haziran 1991 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu 64 yaşında yaşamını yitirdi.

“Umutsuzluğa düşmek” ise bir devrimciye yasaktır. Cellât elinde işkencede ölüme bir soluk kalmışken bile! Yalnız yasak değil, ayıptır da. Çünkü devrimcinin kendisi, insanlığın yarını ve umududur. Bir kural, bir ilkedir bu. Namussuzluğun, alçaklığın egemen olmadığı, soylu, güzel ve onurlu bir dünya, bu temel ilke üzerinde kurulur. Bu bayrak, Yüreğime delikanlıyken çekildi. Şimdi kırkı aştım, her an daha zorlu bir rüzgâr ile atardamarımı doldurmakta:

“… Biz ki yarınıyız halkın

Umudu, yüz akıyız,

Hıncı, namusu.

Şafakları,

Taaa şafakları

hey canım

kalbim, dinamit kuyusu…”

Yüreği insan için çarpan bir şairin mısraları öyle veya böyle her türden engellemeye karşı insana ulaşacaktı ve nitekim dizeleri halka ulaştı; onun toplumsal ve bireysel belleğine kazındı. Öyle ki mısralar kent kent, köy köy dolaştı.

Gerilla mavzerlerinin kabzalarına kazındı ‘Beni baskınlar götürür/ Gerillanın şah damarı halkıma’ dediği dizeleri. Cellatların vahşet saçan pençeleri arasında, işkence tezgahlarında söylendi ‘Vurun ulan vurun!/ Ben kolay ölmem/ Ocakta küllenmiş közüm/Karnımda sözüm var halden bilene’ mısraları. Bir devrimcinin olancası sadeliğinden dökülür mısralar, birbiri ardına, upuzun ve güzel… Devrimci bir şair olmasından ötürü zindanlara atıldı Ahmed Arif, Sansaryan Hanı’nın kör hücrelerinde aylarca tecrit altında tutuldu; fakat asla taviz vermedi değerlerinden. Bir devrimci olarak yaşadı hayatı. İlkeleri, kuralları ve ahlakı olan bir devrimci olarak… Bu yönüyle de yalnız edebiyat alanında değil; dünyaya müdahale etmek isteyen devrimcilerin hayatlarında da bir örnek olabilmeyi başarabilmiştir Ahmet Arif.

Ahmed Arif, Kürdistan’ın, sınır boylarının yöresel görüntüleri içinde oraların türkülerini kalkındırdı, bütün Anadolu türkülerine ulaştırıp onları, büyütüp, besledi; ama boğulmadı onların arasında. Kürdistan  insanının müthiş malzemesini korkusuz bir lirizm içinde önümüze yığdı. Sonra bütün Anadolu insanına doğru yaydı bunları. Pir Sultan Abdal’ı, Urfa’lı Nazif’i, Köroğlu’na, Bedrettin’e götürdü yazdıklarıyla. Büyük bir sevgiye, bir umuda çağırıydı emekçileri  gözlerinden öperek ve  çıldırasıya severek.

2 Haziran 1991’de kaybettik Ahmet Arifi.  Haziran ayı çok şeyi koparıp götürdü devrimci sanat cephesinde:  Nazım Hikmet’i, Ahmed Arif’i, Orhan Kemal’i… Fakat gerçek olan şudur ki her ne kadar bu şairlerimiz-romancılarımızın  kaybı yüreğimize keskin acılar salsa da, emekçi halklarımız kendi şairlerini ,romancılarını, sanatçılarını ve devrimcilerini yaratmaya devam edecektir.

HALKIN BİRLİĞİ

19 Mayıs 1919 Pontos Rum Soykırımı..!

Pontos / Pontus meselesine resmi tarihin bakış açısı inkara dayanır. Bu inkar yer yer Karadeniz’de …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle