Anasayfa / Kültür-Sanat / ÖLÜMÜNÜN 38.YILINDA ENVER GÖKÇEYİ ANARKEN..!

ÖLÜMÜNÜN 38.YILINDA ENVER GÖKÇEYİ ANARKEN..!

“AND OLSUN, ŞART OLSUN

Ben

Böyle

Taşların

Çukurların

İçinde

Kalmışsam

Yalnızsam

Hor

Görülmüşsem

Arkasızsam

Ve

Böyleyse

Bahtı

Siyahım

Yemin

Kasem

Olsun

Ve

And

Olsun

Şart

Olsun

Yerde

Kalmaz

Ahım.”

Enver Gökçe 1920 Erzincan doğumludur. Tüm öğrenim hayatı Ankara’da geçen Enver Gökçe, Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Türkoloji bölümünü bitirmiştir.

Enver Gökçe Eğinlidir. Fakülte bitirme tezi, “Eğin Türküleri” üzerinedir. Evrensel Basım Yayın’ca yayınlanmıştır.

Enver Gökçe genç yaşta devrimci mücadele içerisinde örgütlü biçimde yer almış, bunun bedelini de çok ağır bir biçimde ödemiştir. Edebiyata genç yaşlarında ilgi duymuş, şiir yazmaya başlamıştır.

Bestelenerek pek çok sanatçı tarafından seslendirilen ‘Görüş Günü’ şiiri, ilk şiirlerinden biridir; üniversite öğrencisi olarak üç ay süren ilk tutukluluğu sırasında yazdığı bir şiir.

“Bugün görüş günümüz

Dost kardeş bir arada

Telden tele

Mendil salla el salla

Merhaba!

İzin olsun hapishane içinde

Seni

Senden sormalara doyamam

Yarım döner cıgaramın ateşi

Gitme dayanamam”

Üniversiteyi bitirdikten sonra yalnızca bir yıl Kredi Yurtlar Kurumu’nda memur olarak çalışabilmiş, 1951 TKP Tevkifatıyla tutuklanmıştır. İstanbul 1. Şubede iki yıl Tabutluk’ta kalmıştır.

“…1. Şubede kaldığım zaman içinde işkence yapıldı. Havasız ve hatta ekmek ve su verilmediği günler oldu; birçok kanunsuz işlem neticesinde ruh sağlığı bozulanlar ve intihar edenler oldu. 7 sene hapis cezası aldım. İstanbul’dan Adana’ya kadar parmaklarımızdan ve ellerimizden kelepçeli olarak getirildik…Eğer sağlığım el verirse, ömrüm vefa ederse 51 tevkifatının destanını yazmak istiyorum…” ( Ne hazindir ki; hem sağlığı hem de ömrü vefa etmemiştir.

Bu dönemi anlatan bir şiirinin başlangıcını anımsayalım:

“Zaman akar, zaman geçer/ Zaman zindan içinde/ Biz mapusta gürül gürül yatardık/ Yılan çıyan içinde./ Getirdiler ite kaka bir yiğit/ Ayak çıplak/ Ak bir mintan içinde/ Zaman zaman içinde/ Işık duman içinde”

Enver Gökçe, “Ben sanattan ne anlıyorum?” sorusunun yanıtını açık bir şekilde vermiştir:

“Ben sınıf edebiyatı yapıyorum. Bence sanat, emekçi sınıfın yaşam kavgasındaki gücünü, kudretini ortaya koymalıdır. …İyi başarılı bir eseri meydana getirebilmek için önce sosyal bir içerik, sonra da estetik bir kılıf zorunludur… Bir sanatçının doğru, devrimci bir yönde bir şeyler verebilmesi için, pratik ve teori arasındaki işbirliğini daima göz önünde tutması gerekir. Dünyayı ve olayları ancak diyalektik metodun ışığında kavrayıp yorumlayabiliriz… Dünyamızı insanca yaşanabilecek bir hale getirmek için şiiri ve sanatı sosyo-politik bir mücadelenin araçları olarak görüyoruz… İyi bir sanatçı olmak için önce, kendi halkını sevmek, daha doğrusu bu halkın içinden, bu halkın en devrimci sınıfına bağlılık göstermek, içtenlikle bunu yapmak şarttır…”

Hapis cezasının bitiminde sürgün cezası ile de cezalandırılır. Sürgün sonrasında, geçici işler, düzeltmenlik, gördüğü işkencelerin eseri olan rahatsızlıklar, yoksulluk nedeniyle yılın belli aylarını köyünde geçirme zorunluluğu, işsizlik, acı dolu yıllar… Bulduğu bazı işlerden sakıncalı olduğu(!) gerekçesiyle çıkarılması, 1970’li yıllarda yazar örgütlerinin, yazar arkadaşlarının desteğiyle nispeten daha iyi bir dönem. 12 Eylül faşizmi, ardından 19 Kasım 1981’de, Ankara Seyranbağları Huzurevi’nde sona eren onurlu ama zorlu bir hayat…

Enver Gökçe, ‘Memleketimin Şarkıları’ şiirinde diyor ki;

“Ben, bizden olan bütün insanların dostu;

Adı, haritalarda bile bulunmayan

Bir köyündenim Anadolu’nun

Güzel şeylere hasrettir memleketim.

Güzel şeylere hasret bu dünya

Yıllardır, kanda ve ateşte mısralarım

Yanan şehirlerin

Ağır tankların tekerlekleri arasında

Toplumcu gerçekçi edebiyatımızın yüz akı şairlerinden olan Enver Gökçe, edebiyatımıza Pablo Neruda’nın şiirlerini çevirerek de hizmet etmiştir. Yaşadığı hayat koşulları, acılar, sıkıntılar küskün bir şekilde bu dünyadan gitmesine yol açmıştır. Onun hatırasını, belki de vasiyet şeklindeki dileğini hatırlatmak gerektiğini düşünüyoruz.

HALKIN BİRLİĞİ

BİR GARİP ORHAN VELİ KANIK..!

“Açlıktan bahsediyorsun; Demek ki sen komünistsin. Demek bütün binaları yakan sensin. İstanbul’dakileri sen, Ankara’dakileri sen… …

instagram web viewer instagram profile