Anasayfa / İnşamız / Örgüt bilinci ve tartışma kültürü üzerine..!

Örgüt bilinci ve tartışma kültürü üzerine..!

Belki de üzerinde en fazla durulan konuların başında, örgüt bilinci ve buna bağlı temel ilkelerini kavramak ve bunun gereklerine uygun olarak hareket etmemek gelmiştir. Yılları bulan bu çabaya rağmen görüldüğü kadarıyla, örgüt bilinci özümlenmiş ve ilkeleri içselleştirilerek pratikte bu doğrultuda büyük adımların atıldığı söylenemez. Bunu bir çok kişinin kendi statüsünü bilmeden, tüzük hükümlerini hiçe sayarak kendi eğilimlerine göre hareket etme yada dayatmacı çabalarla karşılaşmak sık bir durum olmaktadır. Durum böyle olunca ortada ne örgüt, nede irade ve eylem birliği denen bir şey kalmamaktadır. Bu yönüyle, yeniden örgüt bilinci ve tartışma kültürü üzerinde durmak acil bir önem kazanmaktadır.

Örgüt dediğimizde aklımıza aynı amaç için bir araya gelmiş, kuralları belirlenmiş ve herkesin bu kurallara uyduğu bilinçli insan topluluğu gelir. Bilinçli ve iradi olarak aynı amaçlar için bir araya gelmiş ve herkesi bağlayıcı kuralların konduğu örgüt disiplinini yaratmıştır. Devrim ve sosyalizm için yola çıkmış ve bu doğrultuda savaşım yürüten komünist bir örgütün, hem düşmana karşı savaşabilmesi ve hemde yığınları örgütleyip devrime seferber edebilmesi için örgütün bütün üyelerini ve aday üyelerini bağlayıcı olan örgüt tüzüğüne uymak, öncelikle onun ortaya koymuş olduğunu disiplinini korumak ve uymada örnek olmak demektir.

Peki nedir örgüt tüzüğü? Tüzük, örgüt üyesinin haklarını ve yükümlülüklerini saptar. Aynı zamanda parti tüzüğü tüm partinin İnşa edildiği temel yasadır. Haliyle örgüte girmek isteyenler öncelikle program ve tüzüğü kabul etmek durumunda olduğuna göre, tüzüğün emrettiği kurallara uymak ve onun gereğini yerine getirmekle yükümlüdür. Örgüt tüzüğü, değişik alanlarda çalışan örgütlerin ve üyelerinin yöneltilme olanaklarını güvence altına alır. Haliyle örgüt tüzüğüne uymak, öncelikle örgütün disiplinini korumak ve bu disipline uymada örnek olmayı gerektirir.

Nitekim Lenin “iktidar uğruna mücadelede proletaryanın örgütten başka silahı yoktur” derken nasıl bir örgüt hedeflediğini de şöyle ifadelendiriyordu; “Burjuva toplumdaki anarşik rekabetin egemenliğiyle parçalanmış, sermaye için angarya çalışmayla ezilmiş, sürekli olarak sefaletin “en derin derinliğine” vahşiliğe ve yozlaşmaya atılmış proletarya ancak, Marksizm’in ilkeleri (temelinde) ideolojik birliğinin, milyonlarca emekçiyi işçi sınıfı ordusunda birleştiren örgütün maddi birliği aracılığıyla pekiştirilmesiyle kesinlikle yenilmez bir güç olabilir ve olacaktır. Bu ordu’ya ne Rus mutlakiyetinin çürümüş şiddetti, nede uluslararası sermayenin giderek çürüyen şiddetine dayanabilir”..

Böylesine sağlam ve güçlü bir örgütün öncü rolünü oynayabilmesi için, onun saflarını sınıfın en bilinçli, en devrimci, en militan ve en fedakar kadrolarla doldurmakla yükümlü olacağı bir olgudur. Örgüt tüzüğü, aynı zamanda öncü müfreze ile önderlik edilen sınıflarıda saptar. Örgütün sınırlarını açık bir şekilde çizer. Bu, örgüte girdiğinde, onun kararlarına uyduğunda, onun örgütlerinde birinde hem de kesinlikle şu yada bu temel örgütün üyesi olarak çalıştığında, kendini örgüt kitlesinden ayırmaz. Haliyle örgüt, üyesine, yani komüniste yöneltiği talepleri, her sıradan örgütsüze yada sempatizana yöneltemez.

Keza örgüt, üyesinden herşeyden önce sıkı örgüt disiplinine uyma ve örgüt bilinci ve ruhu içinde hareket etmeyi talep eder. Komünist örgütte sıkı ve bilinçli disiplin olmadan, proletarya ve emekçi yığınların örgütlenip, devrim ve sosyalizme seferber edilerek zaferi yakalamaları söz konusu olamaz. Keza Lenin yoldaş; örgütlenmiş düşmana karşı, ondan daha örgütlü ve güçlü olarak örgütlenmemiş bir proletaryanın devrimi zafere taşımasının olanaksız olduğuna vurgu yaparken, burjuvazi ve gericilik üzerinden zaferin, uzun süreli, inatçı, amansız bir ölüm-kalım savaşı olmadan, “eylem ve irade birliğini pekiştiren” mücadele olmadan kurtuluşun olanaksız olduğuna da dikkat çekiyordu.

Komünist örgüt demokratik merkeziyetçilik temelinde inşa edildiğine göre; yukarıdan aşağıya alt örgütlerinin üst örgütlerine, bütün örgütün MK’ne ve MK’sının da örgütün en üst platformu olan konferanslara tabi olmak ve aşağıdan yukarıya eleştirme-tartışma, hesap-sorma, hesap verme, kongre toplanmasında, MK seçiminde demokrasi işletmek ve organlarının atanmasında demokratik danışma mekanizmasını uygulamak vb. örgütün demokratik merkeziyetçilik temelinde örgütlenmesini gösterir.

Aslında örgüt tüzüğü hem organların ve hem de üye-aday üyelerinin hak ve yetkilerini somut olarak çizmekte ve kimlerin hak ve hukuklarının nereye kadar olduğunu sağa-sola çekilmeyecek bir netlikle ortaya koymaktadır. Bu bakımdan eleştirme ve tartışma özgürlüğünün nasıl olması yada ne anlaşılması gerektiğine ilişkin olarak da tüzükte somut hükümler yer almaktadır. Bunlara bağlı kalmayan ve örgütü bu ilkelere göre şekillendirmeyi başaramayan bir örgütün sıkı disiplin altında mücadele eden bir savaş ve devrim örgütü rolünü oynaması da söz konusu olamaz. Onun içindir ki örgüt bilincinin ve disiplininin doğru kavranması ve örgütü bireylerin kendi kafalarına yada çelişkilerine, ikna olup-olmamaları vb. ile uğraştırmak ve tartışma kulübü durumuna getirmek gibi bir hakka sahip değildirler.

Örgütte tartışmaların hangi durumlarda ve kimlerin önerileri ile açılacağına ilişkin olarakta somut ilkeler konmuştur. Bu ilkeler niçin konmuştur? Bütün örgüt kitlesinin uyması ve yaşamını, çalışmalarını bu ilkelere göre düzenlemesi için. O halde örgütte geniş tartışmalar ancak MK’nın inisiyatifi yada örgüt üyelerinin çoğunluğunun onayıyla mümkün olabilir. Aksi halde kişilerin yada az sayıdaki insanların kendi kafalarındaki problemlere bağlı olarak “ben bu sorunda ikna olmadım, yada benim kafamda bu sorun çelişki yarattı, o halde bu sorun tartışmaya açılmalıdır” diye düşünüldüğünde, ortada ne örgüt tüzüğü nede irade ve eylem birliği diye birşey kalır.

O halde öncelikle örgütte tartışmaların hangi hallerde ve kimlerin tarafından yapılacağının doğru olarak bilinmesi ve demokrasi tartışma ve eleştiri özgürlüğünün sınırsız ve herkesin kendi kafasına göre, anarşist bir yaklaşım içinde hareket etmesi anlamına gelmediği bilinmelidir. Tartışmalar ve eleştiriler ulu orta ve rastgele yapılmaz, yada, “benim dediğim olmazsa herşey tufan olur” biçiminde bir yaklaşım sergileyemez. Böyle olduğu durumda, örgüte katılırken kabul ettiğimiz tüzüğün ilkelerine uymak ve bunun gereklerini yerine getirmek söz konusu da olamaz.

Bir kere örgüt bilincinin temelini örgütlü mücadeleyi ilke ve kurallara bağlanmış olarak yürütmek oluşturur. Burada azınlık çoğunluğa ve birey örgüte tabidir. Elbette bu örgütün politikaları oluşturulurken, tartışma ve eleştiri özgürlüğü içinde bütün örgüt üyelerinin sürece katılmaları anlamına gelir. Örgüt gerek tek tek örgütlerinde ve gerekse de örgütün bütününde özgürce ve nesnel tartışılıp, politikalarının oluşumu sürecine katılımında, örgüt üyelerinin iç demokrasi bağlamında dokunulmaz hakları vardır. Nitekim Bolşevik özeleştiri ancak parti içi demokrasi temelinde geliştirilebilir ve mekanik değil bilinçli bir disiplin olmak zorunda olan örgüt disiplini güçlenebilir.

Ama geniş bir tartışma, küçük bir azınlığın iradesini örgütün ezici çoğunluğuna dayatma ve bireyin kendi eğilimlerini herşeyin merkezine koyma çabalarına izin verilmemelidir. Kişiler sorunlarını kendi bulunduğu birimlerde tartışabileceği gibi, aynı zamanda ilke ve kurallara bağlı olarak da görüşlerini-eleştiri ve önerilerini üst organlar da ulaştırabilir. Ama bunun dışında sorunlar dile getirildiği ve mücadelenin ihtiyaçları gereği sorunların tartışılmasına gereksinim duyulmadığı koşullarda, örgüt üyesi hala kafasındaki sorunları çalışmaların önüne çıkarıyorsa, o durumda böylesi bir zihniyetin mücadeleyi geliştirmesi ve örgütün genelinin çıkarlarını düşünerek hareket etmesi de beklenemez. Bu tartışmalar ulu orta ve rastgeleci ve kişilerin ihtiyacına göre şekillenemez. Herkes için bağlayıcı kurallar vardır ve tartışmada buna göre örgütlenmek zorundadır. Herkesin kendi kafasına göre ulu orta kafalarındaki sorunları tartışmayı kalkışarak örgüt irade ve eylem birliğini zaafa uğratmış, mücadeleye zarar veren oportünist zihniyete izin vermeden, önce örgüt bilincini özümlemek ve M-L tartışma kültürüyle donanmaktan geçiyor.

HALKIN BİRLİĞİ

FAŞİST KUŞATMAYI YARMAK KİRLİ SAVAŞA DUR  DEMEK İÇİN NEWROZDA  İSYANI  KÖRÜKLEYELİM..!

Newroz’un yaratıcısı Kürt emekçileri dört bir yandan emperyalistlerin ve uşaklarının kuşatması altında tutularak Efrinde-Rojava da-Kobane …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle