Anasayfa / Gençlik Yıldızı / Saray Ve Cumhur İttifakı Yeni Gezide Korktuğu İçin Gezi Düşmanlığına Devam Ediyor..!

Saray Ve Cumhur İttifakı Yeni Gezide Korktuğu İçin Gezi Düşmanlığına Devam Ediyor..!

2013 Mayısında başlayıp Hazirana yayılan ve milyonların sokağa çıkmasının beşinci yılında Saray faşizmi Gezi korkusu yeniden dillendirmeye başladı. Başında Hitler özentisi Erdoğanın bulunduğu AKP-MHP iktidarı, Gezi Olayı’nın üzerinden beş yıl geçmesine rağmen Gezi’ye dönük yeni bir soruşturma dalgası başlatmış bulunuyor. Gezi’yi yargılama, aslında faşist Cumhur ittifakının korkusunun nasıl devam ettiğini gösterdiği gibi,aynı zamanda faşist terörüne meşru kılmak ve yerel seçimler öncesi bu korku üzerinden Türkiye politikasında özellikle faşist milliyetçi-muhafazakar sağ seçmen üzerinden oy devşirme amaçlı olduğu görülüyor
Kuşku yok ki, tüm bunların yanında son günlerde Fransa’da yaşanan ve “sarı yelekliler” olarak adlandırılan sokak eylemleri bir kez daha Türkiyede Gezi tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Dahası , Fransa’da çakılan ve Avrupa ülkelerine yayılma eğilimi gösteren emekçi isyanı ile Gezi arasında bağlar neredeyse hemen herkes tarafından kurulmaya çalışılıyor. Ama en çok AKP-Cumhur ittifakı ve yandaş kalemler tarafından yapılan bu benzetme, “gördünüz mü Türkiye’de olunca alkış tuttunuz, şimdi sizin de başınıza geldi” yaklaşımıyla ilkel ve komik bir hal alıyor. TRT, Fransa’dan canlı yayın yapıyor, bunu güya batıya karşı bir “nanik” biçimine dönüştürüyor. Ama akıllarına sokak eylemlerinin ve toplumsal tepkinin meşrüiyetin’in ne kadar güçlü olduğuna hizmet ettikleri akıllarına gelmediği gibi, aynı zamanda Gezi’de sokağa çıkan milyonlarca emekçinin tepkisinin meşrüiyeti bir kez daha ortaya çıkıyor.
AKP-MHP iktidarı Fransa’daki “sarı yeleklilere” yaklaşımının ilkelliği bir tarafa insanların hak mücadelesi için sokak eylemlerine girişmesi konusunda iki yüzlü bir tutum içindedir. 15 Temmuz’da faili darbe girişimine karşı, sokaklara çıkan yurttaşlara sahip çıkarken, 15 Temmuz’da darbe girişimine karşı sokak eylemlerini “ulusal bayram” noktasına taşırken, toplumun diğer yarısının 2013 Haziran’ın da sokaklara çıkmasını gayri-meşru ilan ederken, aslında kendi içinde tutarsız çelişik bir bakış açısını, başka bir deyişle çifte standartçı bir tutumu da gözler önüne seriyor. Nerede sömürü,zulüm,haksızlık, adaletsizlik ve hukuksuzluk varsa orada isyan ve hak mücadelesi meşrudur. Dünyadaki bütün toplumsal gelişmelerin özünde benzer isyanlar vardır. Herşeyden önce emekçilere sömür,faşist baskı ve ayrımcılıktan başka birşey tanımayan AKP iktidarına karşı Haziran 2013 de milyonlarca insanın sokaklara çıkması bir o kadar meşrudur. Eğer demokrasi ve özgürlükten bahsedeceksek, demokrasi ve özgürlük tek başına siyasi partilerin Meclis oturumlarıyla değil, en başta sokakta ve sokak eylemleriyle korunacağı ve ilerleyeceği tarihin onlarca örneğinde mevcuttur. İşin özü bu eylemlerin talepleri, niteliği ve karakteriyle ilgilidir. Kuşku yok ki, faşist dinci gerici, insan düşmanı ve ırkçı hareketleri ile halk hareketleri arasında büyük bir ayrım vardır. AKP-MHP işine geldiğinde “millet iradesi” işine gelmediğinde ise “bozgunculuk” edebiyatına sarılıyor. Ancak gerçekler hiç de böyle değil.
“ Yüzde 50’yi evinde zor tutuyorum” sözü AKP lideri Erdoğan’ın 2013 Haziran günlerinde, tam da Gezi olaylarının yurdun her yerini sardığı dönemde sarf ettiği sözlerdir. Bu sözlerin altında ülkenin yarısının Gezi’ye katıldığının ve desteklediğinin itirafıdır . Millet iradesi kavramını en çok kullanan AKP’nin, ülkenin yarısının taraf olduğu Gezi eylemlerini mahkum etmeye çalışması beyhude bir çabadan öte birşey değildir. Kaldı ki Gezi, eşitlik ve özgürlük talebiyle milyonların AKP iktidarının politikalarına karşı direndiği daha doğrusu “artık bıçak kemiğe dayandığı ” bir zamanda ortaya çıkmış bir emekçi halk hareketidir. İnsanların gündelik yaşamlarına müdahale edilmeyi hissettikleri bir zamanda patlayan bir toplumsal tepkinin gayri-meşru ilan edilmesi mümkün değil.
Tam da bu nedenle, Gezi’nin büyük bir halk hareketi olması gerçeği, hatta Türkiye tarihinin 15 Temmuz dahil en büyük halk hareketi olması, AKP iktidarının ve yandaş kalemlerin en çok zorlandığı konuların başında geliyor. Gezi’ye bir kulp takılması gerekiyordu ve bunu “dış mihraklar” edebiyatı üzerinden yapmaya çalışıyor.
Her toplumsal hareketi, etkilemek isteyen bir dizi güçler elbette olacaktır. Bu anlamıyla yıllardır işbirliği yaptığı batı güçlerinin de Gezi üzerinden siyaset yapmaya çalışması, Gezi’de bir dış mihrak parmağı olduğunu göstermek konusunda en zayıf argümandır. Milyonların sokaklara çıktığı bir tabloda, bu tür komplo teorilerinin işe yaramadığını söylemek gereksiz bile.
İşin tuhaf tarafı ise. Gezi’yi gayri meşru ilan etmek için dış mihraklar eli arayan AKP, bunun nerelere varacağının farkında bile değil. Öncelikle dış mihrak olarak saydığı odaklar, Almanya başta olmak üzere batılı emperyalist ülkeler. Yandaş kalemlere bakıldığında bu devletlerin “sivil toplum” kuruluşları aracılığıyla Türkiye müdahale ettikleri iddia ediliyor. Ancak unutulan bu dış mihrakları yöneten bizzat batılı devletlerin hükümeti değil mi? AKP iktidarının bu partilerle uluslararası ilişkileri ise gündeme bile getirilmiyor. Örneğin 2009 yılında kurulan Avrupa Muhafazakarlar ve Reformcular İttifakı adıyla Avrupa sağ partilerinin kurduğu siyasi birliğe bizzat AKP üye. İngiltere’den Muhafazakar Parti, Almanya’dan bağımsız milletvekilleri ile yan yanalar. Aynı zamanda ABD’den Cumhuriyetçi Parti de bölgesel ortak olarak geçiyor. Bu anlamıyla eğer dış mihrak aranacaksa, emperyalist ülkelerin iktidar partileriyle yan yana duran AKP’den başkası değil.
Gezi üzerine AKP’nin korkusu boşuna değil. Gezi, en başta AKP’ye büyük bir sınır çizmiştir. Bu ülkede faşist baskı ve zulme karşı her türlü girişimin nasıl bir toplumsal tepki yaratacağını göstermiştir. AKP-MHP iktidarı, Gezi korkusunu iliklerine kadar hissetmekte, bu tarihsel olayı gayri-meşru kılmak için fırsat kollamaktadır. Bugün başkanlık rejimi ile birlikte eline böyle bir fırsat geçtiğini düşünebilir, ancak bu, AKP üzerindeki korkuyu azaltmayacak tersine Gezi’ye katılmış milyonlarca insanın tepkisini daha da artıracaktır. Belki de bugün AKP tarafından Gezi’nin soruşturma konusu haline getirilmesinin altında yatan neden, yaklaşan 31 Mart yerel seçimleridir. Yine kutuplaştırma siyasetiyle kendi tabanını konsolide etmeye çalışan AKP, Gezi korkusu üzerinden bir hesap içindedir.
Üzerinde beş yıl geçen Gezi korkusu devam ediyor ve hep de edecektir. Çünkü Gezi, 12 eylül faşist darbesinin üzerinden geçen 33, yıla artık yeter diyerek deli gömleğini emekçilerin yırtarak sisteme karşı isyan ateşini yaktı gün olduğu tarihe tanıklık etmektedir.

HALKIN BİRLİĞİ

Demirtaş AİHM kararı öncesi Konuştu: AKP içinden asla umut çıkmaz..!

Edirne Cezaevi’nde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 18 Eylül’de Avrupa İnsan Hakları …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle