Anasayfa / İşçi-Memur / SENDİKA BÜROKRASİSİ-AĞALIĞI EZİLMEDEN SINIF HAREKETİNİN DEVRİMCİLEŞMESİ ZORDUR..!

SENDİKA BÜROKRASİSİ-AĞALIĞI EZİLMEDEN SINIF HAREKETİNİN DEVRİMCİLEŞMESİ ZORDUR..!

Sınıfın çıkarlarının savunmak amacıyla kurulmuş olan sendikalar bırakalım işçilerin çıkarlarını savunmayı tam tersine hem işçileri patronlara pazarlarken diğer yandan yüksek maaşlar ve yakın akrabalarına peşkeş çekilerek sendika kasalarında milyonlar ceplerine akıtılmaktadır. Haliyle bu durum sendikalrı sınıf örgütü olmaktan çıkarıp, devletin ve sermayenin arka bahçesini haline getirmektedir.

Yaşamsal talepleri esas alan bir mücadele yürüten sendikalar işçi-emekçilerin hiçbir ayrım gözetmeksizin tamamını kucaklayan kitlesel örgütlülüklerdir. Sendikal tarihsel deneyim, onların bu açıdan en uygun örgütsel biçim olduğunu göstermektedir.

İşçi sınıfı ideolojik ve politik mücadelenin yanısıra iktisadi mücadele içerisinde birleştirilir, örgütlenir, eğitilir ve sınıf bilinci gelişir. Bu yanıyla sendikalar sınıfın iktidar mücadelesinin önemli bir kaldıracıdır.

İşçi-emekçiler cephesinden bu derece önemli olan sendikalar ve sendikal mücadele, burjuvazi açısından da aynı derecede önemlidir.

Burjuvazi, sınıfın haklarını geliştirmesine engel olmak ve onu iktidar mücadelesinden alıkoymak için her yolu denemektedir. Faşizm ve sermaye sınıf hareketini etksizleştip denetim altına almak için, bir yandan faşist baskı, saldırılarla diğer yandan, sendikaların başına çöreklenmiş olan sendika başkanlarını satın alma silahını kullanıyor

Bir çok sendika yöneticisi  25 yıldır orada oturuyor. 30`lu yaşlarda sendikaya kapağı atan bir daha koltuğu bırakmıyor. Çünkü sendikacılık sınıfın çıkarlarını savumaktan çok rant ve saltanat kapısına dönüşmüş durumda.

Dev sendika binaları, bazı sendikaların sahip oldukları bol yıldızlı oteller, lüks konutlardan oluşan kooperatifler, sendika yöneticilerinin pahalı zevkleri, yönetici eşlerine ve çocuklarına tahsis edilen makam araçları `saltanat` iddialarının en büyük kanıtı. Örneğin eski Türk-İş başkanı ve CHP milletvekili Bayram Meral`in Ankara`da 1 milyon 50 bin dolar ödeyerek iki dükkan aldığını belirtiliyor.

Bir başka örnekse; fakir bir ailenin çocuğu olarak hayata atılan Türk Metal Sendikası`nın başkanı Mustafa Özbek`in dudak uçuklatan servetine dikkat çekiyor.

276 bin üyeli Türk-Metal`in mal varlığı 1 milyar dolardan fazla.

Türk Metal Sendikası`nın 32 yıldır değişmez başkanı Mustafa Özbek, hem sendika dışı işleriyle hem de düzen yanlısı IRKÇI-MİLLİYETÇİ siyasi faaliyetleriyle en çok tartışılan isim. Özbek, televizyon kanalı, otelleri ve gaz dolum tesisinin yanı sıra onlarca gayrimenkule sahip. Kendi anlatımıyla fakir bir ailenin çocuğu olarak işçiliğe başlayan Özbek, sendika başkanlığı döneminde büyük bir servet edindi. Ankara`nın en zenginlerinden biri olduğu belirtiliyor.

Özbek`in Cumhuriyet Gazetesi`nin yüzde 40`lık hissesine de sahip olduğu öne sürülüyor. 276 bin üyesi bulunan sendikanın 1 milyar dolarlık mülklerin de sahibi olduğu ifade ediliyor. Ankara ve Kıbrıs`ta 5 yıldızlı oteller, radyo ve televizyon kanalları bunlardan bazıları.

Dünden bugüne bu alanda değişen birşey olmamış. Sendika ağaları işçilerden keislen aidatarı ceplerine indrimekten geri durmuyorlar. Sınıf çıkarlarını savunduğu iddiasıyla ortalıkta dolaşan Türk-İş’e bağlı bazı sendikalarda yaşananlar sendikalrın rant kapısı olmaya devam ettiğini gösteriyor. Örneğin Türk-İş’e bağlı Dok Gemi-İş Sendikası Başkanı Necip Nalbantoğlu’nun, oğlu Emre Ahmet Nalbantoğlu’nu 8 ayda genel sekreter yapması oldu. Sendikaların birer aile şirketine dönüştürülmesinin açık bir göstergesi oldu bu örnek. Sendikaların bir yağma alanına dönüştürülmesinin bir diğer örneği Tarım-İş Sendikası’nda yaşandı. Açıklananlara göre Tarım-İş Sendikası son 4 yılda 47 yurtdışı gezisi düzenledi. Bu gezilerde işçi aidatlarından oluşturulan kasadan tam 550 bin dolar harcandı. Türkiye’de bulunan bir sendikanın Başkanlar Kurulu toplantısının yurtdışında yapılması, haliyle trajikomik bulunarak ilgili kamuoyunun gündemine oturdu.

Yine bu konudaki uç bir örnek de 2008’de Türk-İş’e bağlı Yol-İş Sendikası’nda yaşandı. 2008 yılında sendikanın denetim kurulu tarafından açıklanan rapora göre sendika başkanı ve 7 yöneticisinin yılın her günü gezideymiş gibi harcırah aldıkları ortaya çıktı. Rapordaki bazı iddialar özetle şöyle:

“Ayda net 9 bin YTL maaş alan Fikret Barın (sendika başkanı) ile ayda net 8 bin YTL maaş alan yedi yönetim kurulu üyesi, yılın 365 günü Ankara dışında görevdeymişler gibi ‘tam harcırah’ aldı. Başkan ve yöneticiler, dört aylık ücretleri tutarında ikramiye, izin parası ile yüksek miktarlarda ‘temsil ödeneği’ aldılar. Barın’a bunlara ilave olarak, yıllık ücretli izin süresinin ücreti de ödendi.”

Yine söz konusu rapora göre Sendikalar Yasası’nın yasaklamasına karşın, bazı genel merkez yöneticilerinin çok yüksek miktarlarda avans aldığı da iddialar arasında. İddialara göre, bir yöneticinin üzerindeki avans miktarı 250 bin YTL’yi buldu. Sendika kasasından süresiz olarak alınan avanslara hiç faiz işletilmedi. Ayrıca yöneticilerin kredi kartı, kişisel telefon faturaları, kooperatif evlerine yaptırdıkları banyo dolabı, vestiyer gibi özel harcamaları avans adıyla sendikaya ödettirildi. Yine hayali faturalarla, alındığı fiyattan daha yüksek fatura kesilen ürünlerle aradaki fark sendikacıların cebine indirildi.

Maliye denetim elemanlarının yaptığı araştırmalar ise yaşanan yağma ve talanı gözler önüne serdi. Yapılan incelemeler sonucu bazı yıllara ait sendika giderlerinin yüzde 66’sının yönetici harcamalarından oluştuğu tespit edildi. Birçok sendikada yöneticilerin akrabalarının farklı unvanlarla işe alınarak yüksek maaş ödendiği, gayrimenkul alımlarında suistimal yapıldığı, ticari faaliyetle uğraşma yasağının delindiği, yöneticilerin elektrik aidat giderlerinin sendika tarafından karşılandığı ve usulsüz yolluk ve harcırah alındığı ortaya çıktı.

Son on yıl içinde uzun süreli ciddiye alınacak her hangi bir grevin yaşanmamış oluşu, sendikaların kasasının dolmasını sağlayan en önemli etken olmuştur.

Zira 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası`nın 42. maddesine göre greve çıkan işçilerin maaşını, `grev yevmiyesi` adıyla sendikalar ödüyor. Ayrıca grev süresince işçiye yemek ve yol parası da sendika tarafından ödeniyor. Yevmiyenin ne kadar olacağını sendikaların kendisi belirliyor. Bu oran, sendikaların büyük çoğunluğunun tüzüklerinde maaşın üçte biri, bir kısmında ise maaşın yarısı şeklinde yer alıyor.

Bu nedenle işbirlikçi düzen sendikaları, kasalarından ciddi miktarda para çıkacağı için emekçilerin haklarını savunmak için eylem yapmaya, greve çıkmaya pek sıcak bakmıyorlar.

Adeta birer ticari şirket-holding haline gelmişler. Başlı başına bir sermaye haline gelen bu sendikalardan, hiç çalışanın ezilenin emekçinin hakkını koruması geliştirmesi beklenebilir mi?

Ünlü atasözünde olduğu gibi;aç tokun halinde anlamaz.

Sendikalar çalışanların üretenlerin emekçilerin güçlerini birleştirerek haklarını korumak ve geliştirmek için ta 200 sene önce bizzat çalışanlar-ezilenler tarafından kurulmuşlardır.

Sendika demek sermayeye karşı işçilerin birlik, dayanışma ve mücadelesi demek. Oysa ülkemizde bu anlamı yoksayıp/yokedilerek sendikaları birer rant aracına dönüştürmüşleridir.

Sermayeden, onun iktidarından, idareden, işverenden yana olan bir sendikacılık zaten sınıfsal niteliğini yitrmiş, çalışanı ezileni emekçiyi savunmak ve onların haklarını korumak geliştirmek yerine;

kuyruğuna takıldığı iktidarların imkanlarıyla rant ve ulufe dağıtmakla meşguller.

Bu tür faşizm ve sermayeye ile işbirliği içinde hareket eden sendikalar işçi sınıfı srmayeye peşkeş çeken sahte sarı sendikalardır. Hak-İş, Memur-Sen,Türk-İş vb.gibi sendikal merkezler buna somut örneklerdir.

Nitekim sarı sendikacılık sendikal mücadeleyi bir emek mücadelesi olmaktan çıkarıp yozlaştırarak, çalışanları-emekçileri mevcut kapitalist sömürü düzenine yedeklemek ve faşizm ve sermaye düzenine itaat ettirmek üzere ortaya çıkarılmışlardır.

Bu durumun aşılması,için devrimciler hem sınıf içinde ve hemde sendikalarda sınıfı kendi çıkarları doğrultusunda örgütleyip devrimci işçiler sendika yönetimine şiarı pratikleştirlmeden sendika ağalığının ezilip geçilmesi ve sınıf sendikalrının yaratılması güç olacaktır.

HALKIN BİRLİĞİ

Mayıs ayında en az 163 işçi yaşamını yitirdi..!

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) tarafından mayıs ayına ait iş cinayetleri raporu yayınlandı. …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle