Anasayfa / Özgür Kadın / Şiddete uğrayan 10 kadından sadece biri hakkını arıyor..!

Şiddete uğrayan 10 kadından sadece biri hakkını arıyor..!

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında gerçekleştirilen ‘Erk’ek Şiddetiyle Mücadele’ başlıklı sempozyumda, pozitif hukuk düzenlemeleri, kriminoloji, sosyoloji, adli tıp, psikoloji gibi pek çok farklı perspektiften kadın haklarıyla ilgili sorunlar ele alındı. Sempozyumda, sivil toplum temsilcilerinin de katılımıyla konunun incelenmesi ve bu alandaki mücadeleye katkı sağlanması hedeflendi.
‘Türkiye’nin öncelikli sorunu önlemedir’
Etkinliğin açılış konuşmalarında söz alan Bilgi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turgut Tarhanlı şunları söyledi: “Yapılan bir araştırmaya göre; yurttaşlar davalar kendisinin aleyhine ya da lehine de sonuçlansa esas olarak süreç adaletini önemsiyor ve yargıya başvurdukları ilk andan itibaren adaletli bir sistem istiyorlar. Ülkemizde bir yılda 450 kadının erkekler tarafından öldürülmüş olması, esas olarak önleme konusunda sorun yaşadığımızın bir göstergesi.”
Bir diğer açılış konuşmacısı Türk Ceza Hukuku Derneği Başkanı Mehmet İpek ise Dünya Ekonomik Forumu’nun 2018 Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre 149 ülke arasında Türkiye’nin Katar ve Cezayir’in ardından 130’uncu sırada yer aldığını belirtti.
‘Kadına şiddet sadece hukuk yoluyla çözülemez’
Kadını damgalayan ve aşağılayan dil kullanımının hukuk aracılığıyla değiştirilmesinin önemine vurgu yapanYalçın, “Kadına şiddetle mücadelede konusunun sadece hukuk yoluyla çözümü mümkün değil. Öncelikle toplumsal algının dönüşümü gerekiyor” diye konuştu.
Yalçın konuşmasını, “Kadın hareketi sadece kadınların değil demokratikleşmenin, uygarlaşmanın da hareketidir ve bu hareketin erkeklerle birlikte yürütülmesi gerekir” diye sürdürdü.
‘Şiddet gören kadınların sadece yüzde 11’i hakkını arıyor’
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan doktor. Gülsüm Önal Kav, kadınların hak arayışının bir sonucu olarak öldürüldüğüne dikkat çekti: “Türkiye’de şiddete uğrayan kadınların sayısı çok yüksek olsa da bu kadınların sadece yüzde 11’i hak arama yollarına başvuruyor. Bu nedenle şiddete maruz kalan kadınlara ulaşmak ve kadın hakları konusunda farkındalık yaratmak amacıyla ciddi bir emek sarf ediyoruz.”
Kandiyoti’nin “Türkiyeli kadınlar özgürleşmiş ancak doğmamıştır” sözüne atıfta bulunan Önal Kav, “Belki de bu süreç bir doğum ve başkaldırı evresidir. Kadınlar artık haklarının farkında ve daha güçlü” diye konuştu.
‘Sadece fiziksel değil psikolojin şiddetin de izi sürülmeli’
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı şunları söyledi: “Kadınlar, sadece fiziksel değil hakaret ve aşağılama gibi psikolojik şiddete de maruz kalıyor. Ancak mahkemeler psikolojik değerlendirmeyi teorik olarak kabul ediyor gibi görülse de pratikte bunun bir yaptırımı olmuyor. Erk şiddet uygulamaya devam edebilir burada önemli olan bizim bu şiddeti nasıl görünür kılabileceğimiz ve şiddet görenleri nasıl koruyabileceğimizdir. Bu izlerin sürülmesi süreci ise ancak bir hastane ortamında mümkün olabilir. Ve bu iz sürülürken kimliğin hiçbir şekilde kayda girmeyeceği kodlama sistemleriyle bir mekanizma kurulması gerekmektedir.”
Mobbing mağdurları 32-55 yaş arası kadınlar
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsevil Alpagut, “Mobing cinsiyet ayrımı gözetmeyen bir kavram ancak yapılan araştırmalarda mağdurların, yetkin, eğitimli, işini iyi yapan, yaratıcı, açık sözlü, 32 – 55 yaş arası kadınlar olduğu görülüyor” dedi.
6284 sayılı kanun uygulanmıyor
Mor Çatı gönüllü avukatlarından Selin Nakıpoğlu şunları söyledi: “6284 sayılı Kanun aslında pek çok imkanı barındırıyor ancak mülki amirler, muhtarlar bunları uygulamıyor, kağıt üzerinde kalıyor. Kimlik değiştirme imkanı da var, ancak kadın eski kimliğiyle elde ettiği haklarını kullanamıyor. Kadın tüm bunlar için uğraşırken ve yeniden mağdur oluyor.”
İzlanda’da dahi kadına nafaka ödeniyor
İstanbul Barosu’ndan Av. Hülya Gülbahar şu ifadeleri kullandı: “Kadın erkek eşitliğini sağlamada dünyanın bir numaralı ülkesi İzlanda’da kadın işsizliği oranı yüzde 2.5, kadın okuma yazma oranı ise yüzde 100. İzlanda’yı Norveç ve İsveç izliyor. Buna rağmen bu ülkelerde nafakanın kaldırılması konusu tartışılmıyor bile. Almanya, Belçika gibi bazı ülkelerdeyse nafaka öldükten sonra bile devam ediyor.”
‘Kararlı bir devlet politikası gerekli’
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu çözüm önerilerini şöyle sıraladı.
“İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 Sayılı Kanun’un kabulü kadın hakları konusunda bir zemin hazırlayabilir. Ancak tabii ki hukuk her sorunu çözemez bu alanda disiplinlerarası bir çalışma ihtiyaç var.
Yine tek başına yeterli olmasa da en önemli çarelerden biri eğitim ve üniversitelerin yaptığı bilimsel toplantılardır. Özellikle öğretmenlerin eğitimi çok önemlidir. Bunun yanı sıra çok kararlı bir devlet politikasıyla birlikte koordine bir şekilde 6284 Sayılı Kanun’un ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması gerekir. Burada da farkındalık ve mevcut durumu görünür kılmak çok kritik.

HALKIN BİRLİĞİ

Muhalefet partileri ve kadın örgütleri: Çocuk istismarının affı gündem dahi edilemez..!

Çocuklara cinsel istismar suçlarında mağdur ve failin evlenmesi halinde cinsel istismar suçundan tutuklu bulunan ya …

instagram web viewer instagram profile