Anasayfa / İşçi-Memur / Sınıfa Yönelik Sistemli saldırıların Püskürtmenin Tek Yolu Örgütlenip Direnmektir.!

Sınıfa Yönelik Sistemli saldırıların Püskürtmenin Tek Yolu Örgütlenip Direnmektir.!

Sendikaların başına çöreklenmiş ve iktidar ve sermayeye ile işbirliği içinde olan sarı sendikal ağalarının egemenliğindeki sendikalar, sınıfın haklarını savunma bir yana işbirliğinden dolayı en zor dönemini yaşıyor. Sendikaların altını oyan ve sınıfın çıkarlarını sermayeye peşkeş çekme rolünü üstelenmiş olan Hak-İş-Türk-İş,Memur-Sen-Türk-Sen vb. sarı sendika federasyon ve konfederasyonları,sınıfın önünde barikat rolünü oynamaktadırlar.
Haliyle sınıfın örgütsüz ve dağınık olması, hak gaspları, ücret ve maaş artışları,iş güvencesi ve işsizliğe karşı mücadelede birleşik bir direnişin örülmesini zaafa uğratmaktadır. Ekonomik krizin ve işten atmalara karşı sınıfın ve emekçilerin saflarında giderek canlanan tekil grev ve direnişler yeni ve daha büyük direnişler için umut olmaktadır. Dahası krize karşı mücadeleyi büyütmek, söz, örgütlenme ve eylem hakkına yöneltilen saldırıları püskürtmek ve özgürlüğü koparıp almak için faşizme ve sermayeye karşı mücadeleyi kazanmaktan başka yolu yoktur.
Bir yanıyla krizi bahane eden Saray iktidarı savaş halini aratmayan uygulamalarla sınıf kayıpları,bitmek bilmeyen iş cinayetleri, patronların krizden en az zararla etkilenmeleri için her türden kolaylık ve önlemler, iş asgari ücretle çalışan işçilere gelince akan sular durmakta ve bunun karşısında artık burjuvazinin de savunamayacağı halkın tepkileri, işçilerin kölelik koşullarını aratmayan çalışma koşulları, hergün işten atılan işçilerin rakamları, üretime ara veren yada konkardo ilan eden yüzlerce işyeri, ücretlerini alamayan ve işten atılanların tepkileri ya da eylemler sonucu gözaltına alınan işçiler, sendikacılar ve içlerinden tutuklananlar gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Artan açlık ve yoksulluğun tablosu, inandırıcı bulunmayan yüzde 25’i aşmış olan enflasyon ve yüzde 20’lerde seyreden işsizlik rakamları buna eşlik ediyor. Diğer taraftan Cargill, Flormar, Tariş, Real-Makro-Uyum, Babacanlar, Aydın Belediyesi, 3. Havalimanı, Kale Kayış, Süperpak, Mamak TOKİ, BBS Metal, Gülsan, Süperpak, İZBAN ve diğer işyerlerinde işçiler uğradıkları haksızlıklara karşı grevler, direnişler ve eylemlerle, asgari ücret için yükselen sesler, iş cinayetlerine karşı artan tepkiler ve krizin etkilerine, sermaye ve iktidarın saldırılarına karşı sokak gösterileri, basın açıklamaları, eylemler, mitingler peyderpey yaşanmaya devam ediyor. Toplu sözleşme görüşmelerinin daha fazla grev kararlarına ve grevlere dönüşmesi olasılığını yaşadığımız sürecin tablosunu bir çok yönüyle sunuyor.
Sermaye zamlar,yeni vergiler ve düşük ücretle krizin faturasını birçok yolla işçi ve emekçi halka yıkmaya çalışırken. bu saldırılara karşı eylem ve direnişlerin de gelişmesi kaçınılmaz. Tariş işçileri sendikalaşma hakkını kullanmak isterken bakanlık yetki vermeyerek, Tariş yönetimi işten atarak, peşinden bu hakkını dile getiren işçileri gözaltına alarak, işçilerin sendikalaşma hakkı gasp edilmek isteniyor. Sözde anayasa ve yasalarla güvenceye alınmış bu hak, Saray iktidarı ve sermaye işbirliği ile kullanılamaz hale getiriliyor. Keza grev hakkı da aynı şekilde saldırıların hedefi; valiler işçilerin grev çadırı kurmasını, ses cihazlarıyla sesini duyurmasını, direniş coşkusunu paylaşmasını engelleyerek, yasaklara başvurarak yasal olarak engelleyemediği grevlerini -Florman grevinde görüldüğü gibi-fiilen kırmak için iş başında. Buna rağmen işçiler kışın soğuğunda açıkta direnişlerine sürdürmeye çalışıyor. Kartaldaki Ersel Armatür işçileri, fabrika önünde direnişle Türk Metal’e bağlı başka fabrikalardaki işçilerde eylemle karşılık verdi. Silivri Kale Kayış işçileri de sendikalı oldukları için atılmalarla karşı karşıya kalmalarına rağmen direnme kararından vazgeçmiyor. Florman, Cargill, Babacanlar Kargo ve uzun süredir devam eden çoğu direniş işçilerin sendikalaşma hakkının gasp edilmesini engellemek ve işe tekrar geri dönebilmek için mücadele ediyor. Bugün sermayenin yanında Saray iktidarı da açıktan sendika, TİS ve grev hakkının gasp edilmesi için harekete geçmiş durumda.
Dafhası faşist dinci Saray iktidarı her işçi direnişini artık polis ve jandarmanın gözaltı saldırılarıyla karşılaşıyor. 3. havalimanı işçilerinde olduğu gibi tutuklamalarla sonuçlanabiliyor. KESK’e bağlı SES ve Tüm Bel- Sen sendikasının yönetici ve üyeleri geçmiş yıllarda sendikaların yaptığı eylem gerekçe gösterilerek gözaltına alabilmekteler. Mamak TOKİ inşaatında taşeron firmada çalışan işçiler alacaklarının ödenmemesi üzerine eyleme geçtiler, iş bıraktılar. Üçüncü kez gözaltına alındılar. Saldırılara rağmen işçiler direnişlerinden vazgeçmediler. Sendikaların, işçi ve emekçilerin örgütlenmeleri, haklarını aramaları bugün bir tehlike olarak görülmekte bu nedenle gözaltı ve tutuklama dahil çeşitli saldırılara maruz kalmaktalar. Küçük bir eylemin büyüyelebileceği, başka eylemleri tetikleyebileceği, dalgalar halinde yayılabileceği endişesi-korkusu Saray iktidarın yasaklara ve daha fazla faşist baskıya başvurmasına yol açmaktadır.
3. havalimanının tutuklu işçileri dışında yürütülen önemli bir mücadelenin, sahiplenmesinin sonucunda serbest bırakıldılar. Bugün iş hakkının gaspedilmesine karşı mücadelede bir o kadar önem taşımaktadır.
Gezi’nin üzerinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen, bugün birçok Gezi dosyası yeniden açılarak yargılanma konusu yapılması korkunun sonucudur. Kriz ortamı korkuyu büyütmekte, kan ve zulüm üzerinde oturan Saray iktidarı tedirgin etmektedir. Saldırıların boyutlanması yasakla her alana yayılması OHAL düzenin sürdürülmesi bunun göstergesidir.
İzmir, İstanbul, Ankara başta olmak üzere çeşitli kentlerde ortaya çıkan grev ve direnişler işçi ve emekçilerin krizin faturasını üstlenmek istemediklerini ve saldırılara boyun eğmeyeceklerini göstermektedir. Bu arada gerçekleşen bazı grev ve direnişlerde işçilerin taleplerinin kabul edilmesiyle sonuçlandı. Gripin ve Modül Çelik işçilerinin mücadelesi gibi.
KESK ve DİSK başta olmak üzere konfederasyonların krize, KHK’lerin sonuçlarına karşı mitinglerle, basın açıklamalarıyla ve çeşitli etkinliklerle gelişmelere sessiz kalmayacaklarını gösteriyor. Direnme ve mücadeleyi yükseltmek için platformlar, birlikler harekete geçiyor, yenileri kuruluyor; yerelde mücadelenin ayakları örülüyor. Bunlar iyiye işaret.
Emek-Sermaye, sömüren-sömürülen çelişkisinin keskinleşmekte olduğu bir süreçteyiz. Saray iktidarı ve sermaye krizin tüm yükünü işçi ve emekçilerin üzerine yıkmak için fütursuzca saldıracaktır. Tüm veriler sınıf mücadelesinin gelişme imkanlarını artırmaktadır . İşçi sınıfı ve emekçilerin örgütlü güçleri devrimci ve komünistler olarak döneme uygun mücadele ve örgütsel araçları geliştirmek, hazırlıkları dönemin ruhuna uygun halkların birleşik direnişini örmek gerekiyor.. Dahası faşizm ve sermayenin saldırıları püskürtmek ve mücadeleyi kazanmak için zorunludur.
Giderek canlanan ve başını yukarı kaldırmaya yönelen işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesi, yeni ve daha büyük dire nu döşeyecektir.Ekonomik krize karşı mücadeleyi büyütmek, söz, örgütlenme ve eylem hakkına yöneltilen faşist baskı ve saldırıları püskürtmek ve özgürlüğe el uzatmak için faşizme ve sermayeye karşı mücadeleyi kazanmaktan başka bir çıkar yolu yoktur.

HALKIN BİRLİĞİ

253 gündür direnişte olan Cargil işçileri; “Sınıfa umut olacağız”..!

Beklenilen performans yüksek standartlar dayken, maaşlar asgari ücretin altına kalabiliyor. Cargill, kurulduğundan 2009’a kadar ruhsatsız …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle