Anasayfa / Politika-Haber / Sosyalist Meclisler Federasyonu Sosyal Şovenist TKP’den Elini Çekmeli..!

Sosyalist Meclisler Federasyonu Sosyal Şovenist TKP’den Elini Çekmeli..!

Dersimin Ovacık ilçesinde halkçı belediyeciliği pratikleştirme de önemli adımlar atan SMF çizgisinde belediye başkanı seçilen Maçoğlu neden TKP’den aday olduğunu yeterli netlikle açıklamamıştı.

Biliyoruz ki Kemal Okutanın liderliğindeki TKP tas tamam Kemalist ve sosyal şovenist hatta duran Aydınlık-PDA’nın yeni versiyonu rolüne soyunmuş bir partidir. Her fırsatta devlete akıl hocalığına soyunan, Kürt sorunu söz konusu olduğunda değme Perinçekten geri kalmayan Türk milliyetçiliği üzerinde politika yapma çalışanı 1925’lerden sonraki Şefik Hüsnü TKP’sinin hattında yürüyerek Kemalizmin sol versiyonu rolünü üstlenmiş olan Kemal Okuyanın TKP’si,Cumhuriyeti bağlamında, halkların eşitliği ve özgürlüğü söz konusu olduğunda, Kemalist cumhuriyeti ve zoraki birliği savunarak Sevr horluyor, Trakya elden gidiyor ile devam eden gerici savunularına cumhuriyet kazanımları zinde güçler ekleyerek Kürtleri hedef tahtasına oturttu.

Kuşku yok ki bu TKP önderliğinin bilinçli uyguladığı bir tarzdı. Devrimci soldan kendisini soyutlayan TKP kendi kulvarında kemik bir kitle yaratmak için uğraşıyordu. Elbette sistemin bir yanının desteğini de almaya ve yada konjonktürde Türk milliyetçiliğinden yararlanmaya çalışıyordu.

Aslında TKP’nin menzili PDA-Aydınlığın karşı devrimcı çukurudur. Kürt ulusal sorununda şovenist bir çizgide durmaktadır.

1918-25 Osmanlı-Anadolu sürecine bakış ile Kürt ulusal sorununa bakış ilkesel bir tutumdur. Ya gerçekten devrimci sürece sokar yada giderek sosyal-şovenizme ve oradan da sosyal-faşizme…

Türkiye devrim süreci bağlamında konuyu ele alırsak. Bu sapmaların ağırlık zeminleri tarihsel olarak aşamaları ile bellidir..

M-L çizgi genel anlamı ile geleceğin düşünsel-yaşamsal anlayışıdır.. Sorun bu çizginin maddi yaşamdaki duruş biçimlerinde maddi yaşama bakış ve müdahale biçimlerindedir.

Dahası bu alanda erken teşhis.. Salgın hastalığın yayılma hızını keser.. Bu kadim topraklarda., tarihsel olarak milliyetçilik ve dincilik tehlikeli bir zemindir.. Bu ezilen ulus ve halklar açısından da böyledir.. Ayarı kaçarsa tehlikeli bir kulvara doğru yol alıp gericileşir. Haliyle, haklılığı sürekli haksızlık üretir.. Ulusal ezilmişliğin ve inkar edilmenin vurgulanması ile milliyetçi damarın yükselmesi aynı şey değildir.. Ezilen ulus ve halklarda ulusla damar ile direnişe başlasa bile doğru önderlik ve politik bilinç ile devrim ve sosyalizm ile kucaklaşır.. yada boylu boyunca milliyetçiliğin batağına saplanarak gericileşir. -tıpkı Yugoslavyanın dağılma sürecinde görüldüğü yaşandığı gibi-. güç kaybeder.. bir yerlere yamanır..Kosova, Filistin, Çeçenistan vb. örneğinde görüldüğü gibi.

Daha büyük ve önemli tehlike ise ezen ulus milliyetçiliği yada “soldan” söylenişi ile yurtseverliğidir..Hiçte farkından olmadan bir bakarsın ki sistemin içine boylu boyunca dalınmış. .. ve giderek sosyal şovenizm sosyal-faşist sıçrar. Türkiye de Aydınlık-PDA’ dan Vatan Partisine uzanış buna somut örnektir. .. Bu zemin ezilen ulus milliyetçiliğine asla benzemez ve aynileştirilemez. .

Nazi Almanya!sı konuşulurken sürekli sonuç üzerinden konuşulur.. oysa bunun bir de başlangıcı vardır..

Versay anlaşmasının Almanya’nın onuru ile oynadığı tüm değerlerini yıktığı ve bölüp parçaladığı(Alsas-Loren) söylenirdi.. yine suçlu bir halk bulundu.. sol söylemler ağırlığında (Nasyonal sosyalist işçi partisi) giderek şovenizme ve oradan faşizme yürüdü… Alman komünist partisinin sosyal demokrasi karşısında bunlara ittifak önerdiğini anımsatayım…

elbette belirli bir aşamadan sonra adı kondu. Kemalist cumhuriyete, devrimci kimlik geçirerek AKP faşizmine karşı savunmak devrimci bakış açısında kabul edilecek bir olay olamaz. Halkların devrimci cumhuriyeti için mücadele etmek varken, AKP’ye karşı anti-demokratik ve emekçilerin adı dahi olmayan Tekçi Kemalist Cumhuriyeti emekçiler alternatif göstermek sapla samanı karıştırmak olacaktır.

Buradan olarak M.Kemalin önderliğinde 1923’den sonra, dipten doruğa, çeşitli ulus ve ulusal azınlıklarda emekçilerin düşmanı olan, burjuvazi ve büyük toprak sahiplerinin egemenliğini pekiştirme ve halkların istemlerini faşist baskı ve zulümle sindirme , ezme yolunu izleyen, tekçi zihniyeti ve inkarcılığı resmi devlet politikası haline getiren Kemalist Cumhuriyeti savunmak, başta Kürt sorununda enternasyonalist hatta uzaklaşmak anlamına gelir.

Peki Kürt sorunu devrimciliği bırakalım demokrat olabilmenin turnusol kağıdı değil mi? Öyleyse Kürt sorununda her şart altında ulusların kendi kaderlerini kayıtsız koşulsuz savunduğunu iddia eden SMF nasıl oluyor da, açıktan Kürt sorununda T.C. devletin üniter yapısını savunan Türk şovenistti bir hatta duran TKP ile ortak bir seçim ittifakına girebiliyor ? Kez SMF bu durumu emekçilere ve devrimci kamuoyuna açıklamak zorundadır.?

Dersimde SMF’nin seçim büro açılışlarında TKP adına konuşmacılar davet edilmekte ve yine TKP özellikle İstanbuldaki etkinliklerinde SMF dersim adaylarını davet ederek konuşmalarını sağlamaktadır.

Devrimci hareket saflarında önemli ölçüde teşhir ve tecrit edilmiş, Kemalist cumhuriyet savunucusu TKP ile seçim ittifakı yapmak, Kürt sorununda enternasyonalist duruştan uzaklaşmak ve samimiyetsiz küçük hesaplar içinde hareket etmek demektir.

Üstelik SMF Dersim merkez belediye başkanı adayı Maçoğlunun TKP’nin Kartalda yapmış olduğu mitingte, sosyalistlerin, yurtseverlerin, komünistlerin, bu ülkenin emekçilerini yok etmeye çalışanların tekerine çomak sokacağını ve sosyalizmin bir ütopya olmadığını herkese göstereceklerini belirterek “Şimdi sosyalistler geliyor, şimdi komünistler geliyor. 31 Mart’ta komünistleri destekleyin, TKP’ye oy verin yoldaşlar. Sizleri üyesi olduğum SMF adına selamlıyorum” biçiminde konuşma yaparak TKP’ye oy verin çağrısı yapması, TKP’nin kuyruğundan kurtulunmadığı gibi şovenizmin üzerini gizleme anlamına geliyor.

HDP ve ittifak güçlerinin Dersimde SMF’yi hiçe sayarak dayatma içinde bulunmaları ve ben merkezci tutum içinde olmaları kabul edilecek bir olay değildi ve bu tutumun mutlaka düzletilmesi gerektiğine vurgu yaparak, Maçoğlunun desteklenerek eylem ve güç birliğinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştik.

Elbette Dersim belediye başkanlığının kim yada kimlerden oluşacağına ilişkin ben dedim oldu, yerine demokratik bir yöntem izlenerek belediye başkanı adaylar belirlenmiş olsaydı, güçlerin dağınık halde seçimlere girmesine gerek kalmazdı. Gelinen durumda HDP adayları karşısında daha haklı bir konumda duran SMF, TKP ile ilişkilerinin koparmaması nedeniyle bu haklı konumunu her geçen gün zaafa uğratmaktadır.

TKP devrimci bir parti değilir. Öyle olmadığı gibi aynı zamanda şovenist bir yerde duruyor. Bu durumda SMF Dersim ve ilçelerinden seçimlerde başarıyla çıkmak istiyorsa elini şovenist,Türkçü ve Kemalizmin sol versiyonu TKP’den elini çekmelidir.

HALKIN BİRLİĞİ

Devletin Avukatlara Öcalan’la Apar topar izin vermesi Hayra alamet olmasa gerek..!

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, PKK önderi Önderi Abdullah Öcalan ile 2 Mayıs tarihinde gerçekleşen görüşmeye …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle