Anasayfa / Özgür Kürsü / Suriye Kürdistanın İşgali ve Savaş Baronlarının Yalanları..!

Suriye Kürdistanın İşgali ve Savaş Baronlarının Yalanları..!

‘TSK, 9 Eylülde sınır-ötesi operasyonu başlattığını duyurdu. Aslında Suriye’nin sınırları içinde olan Batı Kürdistan’ın işgali için düğmeye basıldı. Kuşku yok ki Saray iktidarı ve destekçileri işgale meşru zemin yaratmak için olmadık yalana baş vurmaktan geri durmuyorlar.

Örneğin harekatın amacının, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bir bölge oluşturmak ve Türkiye’deki 3 milyonu aşkın mültecinin bir bölümünü oraya yerleştirmek olduğu söyleniyor. En azından resmi açıklama bu. Türkiye’ye yönelik dış tehditleri bertaraf etmek, IŞİD’i tamamen ortadan kaldırmak da dillendirilen hedefler arasında. Yine resmi kaynaklara göre ABD harekatı destekliyor. Trump’ın Suriye’den çekilme kararı da bu şekilde yorumlanıyor. Yapılan açıklamalarda bölgede at koşturan diğer ülkelerden, uluslararası kamuoyunun tepkisinden, dökülecek kandan, harekatın maddi bedelinden ise hiç bahsedilmiyor.

Bu yalanlara AKP destekçileri ve faşist milliyetçi camia dışında inanan var mıdır, bilmiyorum, ama biz yine de tarihe not düşmüş olalım. Zaten uzunca bir süredir yazılan çizilenlerin bunun dışında bir işlevi yok.

Bir, harekatın gerçek amacı iç savaşın başlamasının ardından Suriye’nin kuzeyinde kontrolü ele geçiren PYD’yi ve Kürt Otonom Bölgesi Rojava’yı ortadan kaldırmak. Dolayısıyla ‘düşman’, IŞİD ya da Suriye rejimi değil, Kürtler. PYD’nin eski Eş Başkanı Salih Müslim’in de defalarca ifade ettiği gibi, Suriyeli Kürtlerin Türkiye’yi tehdit etmek gibi bir niyeti yok. Böyle bir niyetleri olsa bile bunu gerçekleştirecek askeri güce ve kamuoyu desteğine sahip değiller. PYD-PKK ilişkisi deseniz bu PYD’nin kurulduğu 2003 yılından beri biliniyor. Bu süre zarfında, PKK Türkiye’de en azından askeri anlamda yenilgiye uğratılmış durumda. Kaldı ki PKK hemen hemen tüm Batı devletleri tarafından terör örgütü olarak kabul edilirken PYD bu sınıflamaya dahil edilmiyor. Tersine herkesin bildiği gibi IŞİD’le savaşta Batı’nın müttefiki. Yani Batı’nın dolaylı olarak desteklediği, silah sattığı bir hareketle savaşa giriyorsunuz. Ve bunu size yönelik somut bir tehdit olmaksızın, başka bir ülkenin topraklarını işgal ederek yapmaya kalkıyorsunuz.

İşgalin harekatın bir diğer nedeni iç politikada yaşanan gelişmeler. Yerel seçimlerin de gösterdiği gibi AKP’nin kamuoyu nezdinde desteği düşüyor. Erdoğan’ın 2023’te yapılacak başkanlık seçimlerinde yüzde 50 oy oranını yakalama ihtimali pek yok gibi. Bu yüzden seçilme barajının yüzde 40+1’e çekilmesi tartışılıyor. Ekonomi değirmeni taşıma suyla bile dönmüyor. Temel veriler açık açık çarpıtılarak her şey yolunda izlenimi yaratılmaya çalışılıyor. Tüm faşist gerici rejimler gibi, Türkiye’yi yöneten AKP-MHP iktidarının kendini bir dış kriz yaratarak kurtarmaya çalışıyor.

ABD’nin harekatı ne ölçüde desteklediği bilinmiyor. Akli ve ruhsal sağlığının yerinde olmadığı anlaşılan Trump’ı ve Twitter’de savurduğu tehditleri geçelim. Pentagon’un harekatı onaylamadığını biliyoruz. Amerikan Kongresi’nden gelen sinyaller de farklı değil. Rusya ve İran, Suriye’ye operasyon yapılmasına karşı olduklarını açıkladılar. Suriye rejimi zaten bunu bir işgal olarak görüyor. Buna Hizbullah’ı, rejim taraftarı ya da IŞİD artığı çeşitli grupları da ekleyin. Türkiye, sadece Kürtlerle değil, birkaç devletle ve büyüklüğü ve gücü bilinmeyen çok sayıda hareketle savaşa giriyor.

Keza işgal savaşı Afrin’in ele geçirilmesine benzemeyecek. Kürtler o sırada IŞİD’le mücadele ediyorlardı. Esad rejimi, bugünkü kadar kendinden emin değildi. Rusya ve İran fazla ses çıkarmamayı tercih etmişlerdi. Ele geçirilecek alan Kürtler dışında kimseye tehdit etmiyordu. Dolayısıyla Türkiye’nin desteklediği güçler Afrin’i fazla zorlanmadan işgal ettiler. Ancak bu güçlerin yönetimi devralmasının ardından yoğunlaşan, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından da belgelenen hak ihlalleri Suriye içi ve Türkiye’ye yönelik göçü arttırdı. Bu kez çok da geniş bir alanın ele geçirilmesi planlanıyor. Bu alan Kürtler için sembolik bir anlam taşıyor. Daha da ötesi Kürtlerin yaşam alanı, özerklik hayallerini gerçekleştirdikleri coğrafya. Bunun ne anlama geldiğini anlamak istiyorsanız Kobani direnişini hatırlamanız yeterli. Hani IŞİD’in 16 Eylül 2014 günü saldırdığı, 130 gün süren bir kuşatmaya rağmen ele geçiremediği Kobani.

Özetlemek gerekirse, bu savaş kendini savunma amaçlı bir savaş değil, bu açıktan bir işgaldir. Yok edilmesi planlanan Kürt halkı kendini koruyacak ve muhtemelen iki taraf da ağır kayıplar verecek. Muhtemelen savaşa başka güçler de dahil olacak ve savaşın maliyeti artacak. Belki çatışma bölgesel bir boyut kazanacak. Bu arada Türkiye’ye ambargo uygulanacak. Uygulanmasa bile hayata pamuk ipliğiyle bağlı ekonomi çökecek. Mülteci akışı hızlanacak. Sınırda tedbir alınmaya kalkılırsa büyük bir insani dram yaşanacak.

Suriye Türkiye’nin Falklands’ı değil, Vietnam’ı olma ihtimali daha yüksek bir ihtimal olacak..

HALKIN BİRLİĞİ

Zindanlarda Hak İhlalleri ve İşkence Artarak Sürüyor..!

Türkiye cezaevlerinde siyasi tutsaklara yönelik faşist baskı ve işkence artarak devam ediyor. Özellikle hasta tutsakların …

instagram web viewer instagram profile