Anasayfa / Politika-Haber / Türkiye hak gaspında en kötü 10’da..!

Türkiye hak gaspında en kötü 10’da..!

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun ( ITUC ) Küresel Haklar Endeksi Raporu’nda Türkiye işçi hakları açısından aralarında Bangladeş, Kamboçya, Kolombiya, Suudi Arabistan’ın da olduğu en kötü 10 ülke arasında yer aldı.
Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerde hakların herhangi bir garantisi yok.
ITUC Küresel Haklar Endeksi 2018, 142 ülkeyi uluslararası kabul gören 97 kritere göre sıralayarak, hangi ülkelerde işçi haklarının hem yasalarda hem uygulamada en iyi şekilde korunduğunu değerlendiriyor. DİSK’in paylaştığı rapora göre, ifade özgürlüğü ve gösteri özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar, işçi hakları savunucularına yönelik kitlesel tutuklamalar ve gözaltıların önünü açıyor.
ITUC Küresel Haklar Endeksi 2018’e göre, “demokratik alan daralıyor ve şirketlerin başıboş açgözlülüğü” artıyor.
Keyfi gözaltı ve tutuklamaların olduğu ülkelerin sayısı, 2017’de 44 iken bu sayı 2018’de 59’a ulaştı, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ülke sayısı ise 54.
Raporda, Türkiye, Kazakistan ve Belarus, bağımsız sendikalara yönelik devlet baskısının en fazla olduğu ülkeler olarak listelenirken, OHAL nedeniyle işten çıkarmalar, KESK, DİSK ve TÜMTİS üyelerine yönelik tutuklamalar da raporda yer aldı.
Mor yapımcılar
İmza kampanyası: “Adı tacize karışmış isimlere filmlerde yer vermeyeceğiz”..!
FOX TV’de yayınlanan ve geçtiğimiz hafta sezon finali yapan “Yasak Elma” dizisinin setinde çalışan 19 yaşındaki bir kadının, başrol oyuncusu Talat Bulut’un kendisini tacize maruz bıraktığını açıklamasının ardından sektördeki yönetmen, senarist, oyuncular, set çalışanları tarafından imza kampanyası başlattı.
İmza kampanyasının metninde “Kamera önündeki ve arkasındaki bütün kadın arkadaşlarımızın yanındayız” mesajı verilerek, “Bundan sonra filmlerimizde adı tacize karışmış isimlere yer vermeyeceğimizi kamuoyu önünde açıklıyoruz” denildi.
Mor Yapımcılar tarafından paylaşılan metin şöyle:
“Türkiye sinema sektörüne emek veren yapımcı ve yönetmenler olarak, ülkemizde her alanda olduğu gibi, sektörümüzde de kadın çalışanlara yönelik taciz ve istismar olayları yaşandığını biliyoruz ve setlerimizde bu olayların son ermesi için elimizden geleni yapıyoruz.
Yasak Elma adlı televizyon dizisinin başrol oyuncusu Talat Bulut’un, sette bir kostüm asistanını taciz ettiğini, kostüm asistanı genç kadının süreci yargıya yansıtma kararıyla birlikte öğrendik.
Bizler, Türkiye toplumunda taciz ve istismar vakalarını ifşa etmenin kadınlar için ne kadar zor olduğunu biliyoruz, ‘kadının beyanı esastır’ ilkesine inanıyoruz.
Yargıya taşınmakta olan bu taciz vakasında, kostüm asistanı arkadaşımızın yanında olduğumuzu, bundan sonra filmlerimizde adı tacize karışmış isimlere yer vermeyeceğimizi kamuoyu önünde açıklıyoruz.
Sektörümüzde kadına yönelik şiddet, taciz ve istismarın takipçisiyiz, kamera önündeki ve arkasındaki bütün kadın arkadaşlarımızın yanındayız.
Saygılarımızla,
Ne olmuştu?
‘Yasak Elma’ dizisinin setinde kostüm asistanı olarak çalışan kadın, görevi gereği Bulut’un kravatını düzeltmesi gerektiğini, oyuncunun kendisine “Odaya girelim orada düzelt” dediğini ve burada tacizde bulunduğunu söylemişti.
Cinsel tacizin üstünün kapatılmaması gerektiğini söyleyen kadın, “Davacı olmak istiyorum ve elimden geldiğince herkese duyurmak istiyorum ki bir daha kimse böyle bir şey yaşamasın” demişti.
Dizi oyuncuları ve set çalışanlarının da kendisine destek olduğunu belirten kadın, “Özellikle Eda (Ece) hanımla Şevval (Sam) hanım, Onur (Tuna) bey, Sevda (Erginci) hanım, Gün (Akıncı) bey bana destek olduklarını söylediler zaten. Hem ekip arkadaşlarım hem de bütün oyuncularımız beni destekliyor bu konuda” ifadelerini kullanmıştı.
Dizinin yapımcısı Fatih Aksoy da bir açıklama yaparak, iki tarafla da görüştüğünü, adli sürecin ardından üzerine düşeni yapacağını söylemişti.
Kadının şikayeti üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Talat Bulut hakkında, “Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı” suçundan soruşturma başlatılmıştı.
Hayat tahrir
Kim bu Türkiye’ye ‘müttefik’ diyen Hayat Tahrir el Şam?
Abu Muhammed El Julani liderliğindeki Hayat Tahrir el Şam (HTS -eski adıyla El Nusra ve El Şam Cephesi), 2018 Mayıs’ının sonlarında, Türkiye, Rusya ve İran arasındaki Astana görüşmelerinde varılan gerilimin düşürülmesi anlaşmalarının taraflarından olmadıklarını, ancak yine de söz konusu anlaşmaların uygulanmasını kolaylaştıracaklarını ve kontrolleri altındaki Idlip bölgesinde Türkiye’ye askeri mevziler edinmesi için yardımcı olacaklarını açıkladı. HTS siyasi büro şefi Yusuf El Hacar, Katarlı El Cezire televizyonu’na verdiği bir söyleşide, örgütünün Türkiye ile yakın bağları olduğunu belirtti ve Türkiye’yi bir “müttefik” olarak tanımladı.
2016 Temmuzunda El Kaide ile bağlarını koparttığını açıklamasından bu yana El Julani ile kavgalı olan El Kaide’nin Suriyedeki destekçileri, HTS’nin üst düzey bir üyesi tarafından yapılan bu açıklamayı, söz konusu örgüte saldırmak için fırsat bildiler. El Kaide destekçileri tarafından kaleme alınan yazılarda, HTS’nin Türk güçlerine Suriye’ye güvenli geçiş hakkı tanıyarak tüm suçların en büyüğünü işlemiş olmasının tarih tarafından hiç affedilmeyeceği söylendi. Yazarlar, HTS’nin, laik ve mürtet (dinden dönmüş) olarak tanımladıkları Türkiye’nin bir aracı olduğunun artık açıkça ortaya çıktığını, HTS’nin kendisini El Kaide’den uzaklaştırarak uluslararası toplum nezdindeki itibarını artırmaya yönelik çabalarının sonuçsuz kaldığını, ABD’nin 31 Mayıs 2018 tarihinde HTS’yi terör örgütleri listesinden çıkartmama yönünde aldığı kararın, bunun en iyi kanıtı olduğunu söylüyorlar.
HTS’nin güncel politikalarını eleştiren üç El Kaide destekçisinin makalelerinden çevrilerek özetlenmiş bazı bölümler şöyle:
El Kaide destekçisi Adnan Hadid, 30 Mayıs günü Telegram kanalından, “İncir Yaprağı Düştü” başlıklı bir makale paylaştı. Hadid bu makalesinde Suriyeli farklı muhalif organizasyonların, Suudi Arabistan, Türkiye ve ABD gibi ülkelere bağlılıklarını değerlendirdi. Bu bağlamda El Julani’nin tavır değişikliğini de tartıştı ve Julani’yi HTS’yi Türkiye’ye tabi bir örgüt haline getirmekle suçladı.
Hadid yazısında Suriye’deki devrimin önce barışçıl bir protesto eylemi olarak başladığını, ancak rejimin şiddetli tepkisi nedeniyle, protestocuların da askeri eylem yoluna sapmak zorunda kaldıklarını anlatıyor. Muhalif güçlerin başlangıçta bireysel müslümanların bağışlarından ve bağımsız kaynaklardan yararlandıklarını, ancak zamanla, onları kontrol etmek isteyen Amerikan, Yahudi ve Arap güvenlik güçlerinin cazip tekliflerine dayanamadıklarını söylüyor.
Hadid’e göre bu sürecin sonunda sadece iki muhalif grup bağımsız kalmayı başarmışlar: El Nusra Cephesi ve IŞİD ki, bunlardan ikincisi Müslamanlar açısından bir sorun kaynağına dönüşmüş. El Nusra Cephesi ve Lideri El Julani ise üzerindeki yoğun baskıya dayanamayarak, El Kaide Emiri Ayman El Zevahiri’ye ettiği sadakat yemininden geri dönmüş ve bu noktadan sonra örgütü de yavaş yavaş bağımsızlığını yitirmiş. HTS ile Türkiye arasındaki sert görüş ayrılıklarının ardından, HTS sonunda boyun eğmek zorunda kalmış ve kurtardığı bölgelerin sınırlarında Türk karakolları kurulmasını kabul etmiş. Hadid, bu durum “HTS’nin cihadı, fiilen, diri diri gömmesinden başka bir şey değil” diyor ve devam ediyor: “Kapalı bir toplantıda HTS imamı Abdülrahim Atun, insanın fırtınada eğilmesi ve fırtınanın geçmesini beklemesi gerek diyerek bu kararı haklı göstermeye çalıştı. Ancak bu şekilde örgütün bağımsızlığı büyük ölçüde baltalanmış oldu.”
Hadid’e göre bugün Suriye’deki muhalif güçler iki gruba ayrılıyorlar. Allah’ın sözü hakim kılana dek savaşacak olan “sağlam” gruplar ve “hainler” ki bunların arasında laik fraksiyonlar, İslamcılar ve Türkiye’nin sözünü hakim kılmak için ilk grupla savaşan HTS de var.
Basir El Şami isimli bir militanın 1 Haziran 2018 tarihinde yazdığı “El Julani ve Terörist Tanımından Kaçmak” başlıklı yazıda, Abu Muhammad El Julani’nin uluslararasi toplum nezdindeki itibarını artırmak amacıyla El Kaide’den uzaklaşması değerlendiriliyor. El Shami, bu bağlamda “tarihin hiç affetmeyeceği en büyük suçun” El Julani’nin mürtet Türkiye ordusuna Suriye’ye güvenli geçiş hakkı tanıması olduğunu vurguluyor.
El Şami, tüm bu çabalara rağmen ABD’nin HTS’yi terör örgütleri listesinden çıkartmayarak, HTS’nin yeterince ödün vermemiş olduğunu belli ettiğini söylüyor. El Şami HTS’nin Amerika’ya yalvarırcasına verdiği tepkiyle de alay ediyor.
3 Haziranda kendisine El Ensari El Barkavi adını veren bir El Kaide destekçisi daha Telegram kanalında “İlkesiz Yol” başlıklı, El Julani ve onun takipçilerinin Türkiye’ye ve uluslararası topluma yaranmak için ilkelerinden ödün vermekle suçlayan bir yazı paylaştı. Bu yazıda El Julani’nin, Somali gibi islam topraklarında monoteizmle savaşmış “laik” Türk ordusuna Suriye’ye güvenli giriş yapması için izin vermesi eleştiriliyor.

HALKIN BİRLİĞİ

Saray, Daha Fazla Sömürü ve Savaş, kabinesi, Kurdu..!

Seçim döneminde yeni sistemi seçmenlere tarif eden Erdoğan, ‘devleti kabile şefi gibi ‘yönetileceğini” artık bana …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle