Anasayfa / Haberler / cumartesi Anneleri: Bir anne çocuğu için mezar arar mı? ..!

cumartesi Anneleri: Bir anne çocuğu için mezar arar mı? ..!

C“Ağabeyim, ‘beni kaybetmeye çalışıyorlar’ diye bağırıyor, bu son seslenişi.” Umut Bahçeci, 24 Aralık 1994 yılında gözaltında kaybedilen ağabeyi İsmail Bahçeci’ye dair duyduğu son anıyı böyle aktardı.

Cumartesi Anneleri 770. buluşmalarında çeyrek asır önce kaybedilen İsmail Bahçeci’nin akıbetini sordu. Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) şube binası önünde yapılan yılın son açıklamasında gözaltında kaybettiklerinin fotoğrafları ve karanfillerle bir araya gelen kayıp yakınları, adalet yerini bulana dek mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin bir kez daha altını çizdi. Buluşmaya Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da katıldı.

Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda öğrenci olan İsmail Bahçeci, Türkiye Öğrenci Dernekleri Federasyonu başkanıydı. Politik kimliği nedeniyle defalarca gözaltına alındı, ağır işkencelerden geçti. 1993 yılından itibaren polis tarafından aranmaya başlayan Bahçeci’nin ailesinin evi defalarca basıldı. Evden ayrılan İsmail Bahçeci, acil durumlarda kendisine ulaşması için kardeşi Umut Bahçeci’ye bir arkadaşının işyerinin numarasını verdi

24 Aralık 1994’te Bahçeci ailesini arayan ve kendisini İsmail Bahçeci’nin arkadaşı olarak tanıtan bir kişi, Bahçeci’nin siyasi şube polisleri tarafından gözaltına alındığının haberini verdi. Soluğu Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nde alan Baba Şehmus Bahçeci, DGM İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Ancak İsmail Bahçeci’nin de gözaltına alındığı yetkiler tarafından inkar edildi.

BAHÇECİ: ANNELER ÇUKUR İSTİYOR, EVLATLARININ MEZARI OLSUN DİYE

24 Aralık’tan sonra Bahçeci ailesinin evine bir daha polis baskını yapılmadı. Kardeşinin İsmail Bahçeci’ye telefonunu verdiği arkadaşının işyeri, polis tarafından basıldı. “Yakalanan bir örgüt mensubunun üzerinde telefon numaranız çıktı” denilerek işyeri sahibi gözaltına alındı. Gözaltına alınan M. Y.’nin de içinde olduğu bazı kişiler emniyette sorgudayken “Seni de İsmail Bahçeci gibi kaybederiz” diye tehdit edildiklerini açıkladı. Umut Bahçeci, ağabeyi kaybedilene kadar evlerinin haftada en az üç kere basıldığını vurguladı ve “24 Aralık 1994’ten sonra neden kapımız hiç çalınmadı? Bu insan tarafınızdan kaybedilmediyse niye gelmediniz? Demek ki aldınız, işkencede katlettiniz” dedi. 90’lı yıllarda İnsan Haklarından Sorumlu Bakanı Azimet Köylüoğlu’nun gözaltında kaybedilenler için “Çukura atılmıştır” sözlerini hatırlatan Bahçeci, Cumartesi Anneleri’nin yıllardır o “çukurların” gösterilmesini istediğini vurguladı ve şöyle devam etti: “Çukuru göster ki bir mezarı olsun, başında Fatiha okuyayım diyorlar. Müslüman ülkesiyiz ya.”

Cumartesi Anneleri eyleminin polis ablukasında geçmesine tepki gösteren Bahçeci, yetkilere seslendi; “Ağabeyimin ve diğer çocuklarımızın, evlatlarımızın katilleri kim, akıbetleri ne oldu? Masum şekilde soruyorum. Katiller nerede? Ağabeyimin katili Mehmet Ağar’dır, niye konuşturmuyorsunuz? Kendisi hayatta, Tansu Çiller hayatta niye konuşturmuyorsunuz? Bizim yerimiz burası değil, eylemimiz oturma eylemidir ama burada oturamıyoruz. Yerimiz Galatasaray Meydanı’dır. Konuşanlar ya benim gibi kayıp yakını, ya milletvekilleri, ya da avukatlarımızdır. Biz adaletin en azından 2020’de çözülmesini istiyoruz” diye konuştu. Eğer ağabeyi hayatta olsaydı yazar ya da gazeteci olacağını söyleyen Bahçeci, konuşmakta güçlük çekti.

YILDIZ: 24 YILDIR SOKAKTA KAYBETTİĞİNİZ İNSANLARI ARIYORUZ

Oğlu Murat Yıldız’ı gözaltında kaybeden Hanife Yıldız ise Roboski katliamında hayatını kaybedenleri anarak sözlerine başladı. “O nazik ellerinizle tuttuğunuz her fotoğraf için büyük, küçük ellerinizden öpüyorum. Bizi 24 yıldır hiç yalnız bırakmadınız. Çocuğu olan olmayan o resimleri taşıdınız” diyen Yıldız, 2011’de dönemin başbakanı Erdoğan’ın asker aileleriyle yaptığı konuşmayı hatırlattı. “Demek ki o zaman medya özgürdü. Başbakana sordular Cumartesi Anneleri için ne diyorsunuz” diyen Yıldız, şu ifadeleri kullandı: “‘Birileri onları kullanıyor’ demişti. Bu bizim çok ağrımıza gitti. Geçen de TRT’te programa katılmış isterdim ki basın bizi sorsaydı, sormadı. ‘Evlat nöbetindeki anneler için ne diyorsunuz’ diye sordu. ‘Anne nedir, kimdir işte evlat nöbetini bekleyenlerdir’ dedi. Peki ben kimim, kimin annesiyim! İyi anne, kötü anne var mı? Her anne iyidir. Siz bu kötülükleri, zulümleri yapmasanız biz oğlumla güzel güzel geçinip gidiyorduk. Şunu da söylüyorum bakın 24 yıldır sokaktayız, ben evimde oturmak isterdim. Sizin kaybettiğiniz insanları arıyoruz. ‘Devlet kaybetmez diyorsunuz’ ben elimle götürdüm, karakoldan çıkaramadım. Ben niye buradayım.”

Konuşmakta güçlük çeken Yıldız, eylemin polis ablukasında geçmesine tepki gösterdi. Yıldız’ın duygusal anlar yaşatan konuşması şöyle devam etti: “Bir anne çocuğu için mezar arar mı, siz bana bunu yaşattınız. Ben niye yaşıyorum, herkes çocuğu için yaşıyor. Siz benim içimdeki beni öldürdünüz. Allah nasıl biliyorsa sizi öyle yapsın.”

‘İSMAİL BAHÇECİ İLE BİRÇOK İNSAN ZORLA KAYBETME MAĞDURU’

İsmail Bahçeci’nin gözaltında kaybedilmesini uluslararası alana taşıyan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi adına konuşan Kampanyalar ve İletişim Direktörü Tarık Beyhan da, Bahçeci gözaltında kaybedildiğinde henüz 8 yaşında olduğunu ve bu yüzden konuşma öncesi biraz araştırma yaptığını söyledi. Yaptığı araştırma sırasında 1994 yılında Türkiye ile ilgili içerikleri listelediğini ve koca bir liste ile karşılaştığını belirten Beyhan, “Zorla kaybedilme tehlikesi altında bulunan onlarca kişi için acil eylem başlatılmıştı. Bir kısmı için güncelleme bilgisi geçilmiş, bazısı iyi haber; büyük çoğunluğu ise kötü haber… Kimisi sağ salim evine dönmüş, kimisi tutuklu olarak mahkeme karşısına çıkarılmış, kimisinin ise maalesef ölü bedeni bulunmuş. Fakat geri kalan bir kısmı için, İsmail Bahçeci de dahil, güncelleme bilgisi girilmemişti. İsmail Bahçeci, diğer birçok insanla birlikte, 1994 yılından beri, 25 yıldır, zorla kaybetme mağduru” dedi.

“İnsanlar hiç var olmamışlarcasına, sanki bir anda silinip gidebileceklermiş ve herkes varlıklarını unutacakmış gibi zorla alınıp götürülüyor, kaybediliyor. Yakınları, anneleri, babaları, kardeşleri, eşleri, çocukları bir mezar taşına sahip olmayı şans sayacak halde bırakılıyor” diyen Beyhan, sorumlular yargılanana kadar Uluslararası Af Örgütü olarak Cumartesi Anneleri’nin yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti.

BAHÇECİ AİLESİ İSMAİL’İN AKIBETİNİ HER MECRADA ARADI

Haftanın basın metnini okuyan kayıp yakını Besna Tosun, anne Fatma ve baba Şehmus Bahçeci’nin devletin her kademesinde oğullarını aradıklarını hatırlattı. Tosun, “Başbakan Çiller ve Cumhurbaşkanı Demirel onların randevu talebini kabul etmedi. Görüştükleri İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Azimet Köylüoğlu, İsmail’in işkence ile öldürülüp bir çukura atılmış olabileceğini söyledi. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe de, ‘Dua edin de oğlunuz polislerin elinde olsun. Araştırıp size haber vereceğim’ dedi ama aileyi hiç aramadı. Milletvekili Mahmut Alınak 24 Ocak 1995 tarihli meclis oturumunda yaptığı konuşmada, ‘İsmail Bahçeci’nin annesi ‘Çocuğumu istiyorum!’ diye feryat ediyor. Bu feryadı ben buraya taşıyorum. Bu insan gözaltında kaybolmuştur, bu insan bulunmalıdır’ diyerek İsmail’in gözaltında kaybedilişini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirdi” dedi.

‘KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Bahçeci’nin arkadaşları, İHD ve Af Örgütü’nün düzenledikleri kampanyalarla konuyu ülke ve dünya kamuoyuna taşıdıklarını söyleyen Tosun, şöyle devam etti:

“Ancak İsmail Bahçeci’nin gözaltına alındığı kayıtlara geçirilmedi. Bugüne kadar akıbeti ve nerede olduğu konusunda hiçbir bilgi verilmedi. Onu kaybedenlere suçlarını gizleme ve sorumluluktan kaçma imkanı sağlandı. 13 Aralık’ta Ankara l . Ağır ceza mahkemesinde görülen ve sanıkları cezasızlıkla ödüllendirilen Ankara JİTEM davasında Bahçeci Ailesi de müdahildi. İsmail Bahçeci’nin gözaltında kaybedilişinin 25 yılında yargı makamlarını etkin bir soruşturma ve yargılama faaliyeti icrası için göreve çağırıyoruz. İsmail Bahçeci ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, 71 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceğiz.”

Roboski katliamının 8. yılı olduğunu hatırlatan Tosun, “Roboski için hak ve adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz” ifadesini kullandı.

HALKIN BİRLİĞİ

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Sarayın Engellini Pake Yardım Kampanyasıyla Aşmaya çalışıyor.!

İmamoğlu, İBB’nin Koronavirüs günlerinde maddi zorluk yaşayan insanlara yönelik durdurulan yardım kampanyası için, “Bağış kampanyamızda …

instagram web viewer instagram profile