Anasayfa / Kültür-Sanat / Umudun ve Direncin Sözcüsü Ahmet Kaya’nın 18. Ölüm Yıldönümü !

Umudun ve Direncin Sözcüsü Ahmet Kaya’nın 18. Ölüm Yıldönümü !

“Bırak ay gitsin sen kal bu gece,

Umudumsun sen

İçimde soluyorsun

İki can var içimde

Korkular salıyorsun üstüme, korkular

Her an başka biçimde

Ne varsa buğusu genzi yakan

Ekmek gibi aşk gibi

Ah ne varsa güzellikten yana

Bölüştüm büyümüştüm

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim

Ki bu yaşlar

Utangaç boynunun kolyesi olsun

Kafamı duvara vurmadan

Tanıyabilmek seni

Beyninin içindekileri anlayabilmek

Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü

Bütün saatleri öylece dondurabilmek için

Çıldırasıya paraladım kendimi”

Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli seslerden birisi Ahmet Kaya 16.Kasım 2000 tarihinde sürgünde Pariste 43.yaşında erkence Yüzlerce şarkısı hala milyonlar tarafından dinlenen Ahmet Kaya’nın yaşamı yokluk,yoksunluk ve yasaklarla geçmiştir. merakla araştırılmaya başladı.

16 Kasım 2000’de hayata gözlerini yuman Ahmet Kaya, geride işçi ve emekçiler,genç kuşak için ölümsüz şarkılar bıraktı..

Ahmet Kaya, 28 Ekim 1957’de Malatya’da, Adıyaman’dan Malatya’ya iş için göç etmiş Kürt kökenli ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Sümerbank’ta çalışan bir fabrika işçisiydi.

Müzikle tanışması o meşhur ifadeyle ‘çocuk yaşlarda’ oldu. Altı yaşında babasının hediye ettiği bağlama müzik dünyasına ilk adımını attı. ikinci adımsa okuldan arta kalan zamanlarında çalışmaya başladığı plakçı dükkanıydı. Dokuz yaşına geldiğinde babasının çalıştığı fabrikanın işçilerinin düzenlediği işçi bayramı gecesinde kendini sahnede buldu.

Ailesi geçim sıkıntısı nedeniyle 1972’de İstanbul Kocamustafapaşa’ya göç etti okulu bırakmak zorunda kaldı!

Mensucat fabrikasından emekli olan babası, daha iyi bir yaşam için İstanbul’a göç eder. 1972 yılında İstanbul’da Kocamustafapaşa’ya yerleşirler. Ahmet Kaya, ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle okulu bırakır ve işportacılık, çıraklık gibi çeşitli serbest işlerde çalışır. Liseyi dışarıdan bitirmeye karar verir ve bitirir sonra da Eğitim Enstitüsü’nün Keman bölümüne girer.

Kaya daha küçük yaşında devrimci düşüncelerle tanışır. 16 yaşında yasak afiş basmaktan hapse atıldı. Sonraları Kaya, emek ve demokrasiden yana devrimci sol hatttan yürümeye başlamıştı. Bu yürüyüş aynı zamanda daha sonraları kitleleri etkileyeceği protest müzik yürüyüşünün de başlangıcıydı.

Ahmet Kaya İstanbul’a uyumda yaşadığı zorluğu daha sonra şöyle anlatacaktı:

Onlarla konuşmuyordum çünkü onlarla konuşamıyordum. Giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip, onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. Terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. Onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu.

Bir kız vardı bizim okulda; herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. Bir gün gittim dedim ki: ‘Biraz seninle konuşak beş dakika, kaçıyorsun hep…’ Bana dedi ki: ‘Rica ederim’ Öyle bir ağrıma gitti ki: ‘Ben de sana rica ederim’ dedim.. Ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim.

1978 yılında Gelibolu’da askerlik yaar ve asker dönüşü dönüşü Emine Kaya ile evleir ve ve 1982 yılında kızları Çiğdem doğar.

O dönem, hayranı olduğu Ruhi Su’nun Boğaziçi Üniversitesi’ndeki bir dinletisine gider ve dinletiden sonra bir yolunu bulup “Usta”nın yanına ulaşmayı başarır. “Ruhi Su besteleri”ni kendisinin nasıl yorumladığını göstermek istemektedir Ruhi Usta’ya. Ruhi Usta’nın en bilinen eserlerinden “Mahsus mahal” isimli şarkıyı çalar. Usta, şarkıyı yarıda kesip bağlamayı Ahmet’in elinden alır ve kızarak “Öyle at teper gibi bağlama çalınmaz, kavga edilmez bağlamayla, bağlama ile meşk edilir.” der. Ahmet, şaşkınlıkla oradan uzaklaşır; ama tabii ki bildiğini yapmaya devam edecektir.

Çok sonraları birkaç arkadaşının yardımıyla Hodri Meydan Kültür Merkezi ve Bilsak’ta dinleti düzenler ve afişlerinde de Ruhi Usta’nın kendine söylediği cümleye gönderme yapar: “Bağlama Böyle de Çalınır!”

28 yaşında 1985 yılına geldiğinde ‘Zamanıdır’ deyip şarkılarını alıp Unkapanı’nın yolunu tutar. Hiçbir kategoriye girmeyen bu müziğe kimse yüz vermez. Sonraki günlerde arkadaş yardımları ve kendi olanakları ile ilk albümünü yapar. Hatta yayımlandığı yıl albüm toplatılır, fakat daha sonra sansürü kaldırılır. İlk albümü “Ağlama bebeğim”dir. İkinci albümü “Acılara Tutunmak”tır. İkinci albümü yayınlandıktan sonra 1985 yılında Gülten Hayaloğlu ile evlenir. Gülten Hayaloğlu hapishanede idam cezasına mahkum olan Nevzat Çelik’in “Şafak Türküsü” şiirini Ahmet Kaya’ya iletir. Ahmet Kaya, 1986’da piyasaya çıkan “Şafak Türküsü” albümü ile geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan atılımını yapar. 1986 yıl sonuna doğru da “An Gelir” albümünü yayımlar. Albümde hemen tüm besteler kendisine aittir.

Gülten Hayaloğlu ile evlendikten sonra kardeşi Yusuf Hayaloğlu ve şiirleriyle tanışır. Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu’na ait olduğu “Yorgun Demokrat” isimli albümü 1987 yılında yayımlanır. 1988 yılında sadece iki şarkının söz yazarlığını Hayaloğlu’nun yaptığı ve diğer sözlerin tanınmış şairlerin şiirlerinden oluşan “Başkaldırıyorum” albümü yapılır. 1989 yılında “İyimser Bir Gül” albümünü yapar. 1990 Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan “Sevgi Duvarı” isimli albümünü çıkartır.

Albüm çalışmalarına paralel olarak halk konserleri de yapar Ahmet Kaya. Gösterilen ilgi, katılım ve çoşkuya rağmen, ülkenin birçok yerinde ‘sakıncalı’ bir şarkıcıdır artık O. Dinleyicisiyle buluşamamak onu üzmektedir.

Başı, zaman zaman sistemle derde girer, birçok yerde konser verememenin yanı sıra albümleri ‘sakıncalı’ bulunup kısmen de olsa toplatılır. Bu sürecin şarkılarına yansıması kaçınılmazdır. Yeni albümün adı ‘Başım Belada’dır o yüzden.

1990 yılında Tatar Ramazan ve 1992 yılında Tatar Ramazan Sürgünde filmlerinin müziğini yapar.

Ahmet Kaya’nın dünya üzerinde en çok merak ettiği ülkelerden biri Küba’dır. 1993 yılında eşi Gülten, kızları Melis ve bir grup arkadaşıyla Küba’ya, 1 Mayıs kutlamalarına giderler. Küba’da birçok sanatçıyla ve hükümet görevlisiyle tanışır Ahmet. Dönüşte Küba’nın ünlü Tropicana grubunun bir kısmını Türkiye’ye davet eder. Davet üzerine Türkiye’ye gelen Tropicana’dan dokuz kişilik bir ekibi kendi evinde de misafir eder Ahmet ve gelirinin tamamı Kübalı çocuklara kalmak üzere on altı konserlik bir turne yaparlar. Bu dönemde Ahmet Kaya, Bosnalı çocuklar için, Danimarkalı işçiler için yapılan konserlere katılır. Avrupa’nın hemen her ülkesinde çeşitli yardım konserleri verir.

1994 yılında Raks Müzik tarafından “Şarkılarım Dağlara” albümü basılan 2.800.000 bandrolle rekor kırmıştır. 14. müzik albümü olan bu albümde yer alan “Özgür Çağrı” isimli şarkıda geçen “Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağım” gibi sözler nedeniyle albümü toplatılır, konser vermesi yasaklanır.

İşsizlik ve parasızlık sebebiyle ekonomik zorluklar çektiği sırada eşi kendisinden ayrılır. Belki de ismini kızından ilham aldığı ‘Ağlama Bebeğim’ albümünü çıkardı. Yayımlandığı yıl albüm toplatılır fakat daha sonra sansürü kaldırılır. 1985’te ikinci albümü Acılara Tutunmak‘ı çıkardı.

İlk dönem albümlerinde genel olarak bağlamaya ağrılık verdi. Pop, Türk Halk Müziği ve Arabesk kategorisine dahil edilemediği için müzikal türüne Devrimci Arabesk de denilmektedir. Fakat kendisi müzik tarzının Devrimci Arabesk veya protest olarak tanımlanmasına karşı çıkar. Sözlerini kendisinin yazdığı bestelerle beraber, Attila İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe, Ahmed Arif gibi tanınmış şairlerin şiirlerini de bestelemiştir. Genellikle şarkılarında toplumsal meseleler işlenir. Yirmi iki albümünden sadece Kervan diye bir kürtçe şarkısı vardır ve bir tane de kürtçe açılış vardır.

Türkiye’de her söylediği söz ve şarkısı olay olan Ahmet Kaya hakkında birçok dava açıldı ve kendi deyimiyle emniyetler onun ikinci adresi oldu. Bu baskılara rağmen Kaya, kimliğini hiçbir zaman inkar etmedi ve mücadele etti.

Nevzat Çelikin “Şafak türküs”ü şiirinin okunduğu kasetle Kaya daha geniş kitlelerce tanınır.

Ahmet Kaya’nın hayatındaki dönüm noktalarından biri de daha sonra birlikte birçok şarkıya imza atacakları Yusuf Hayaloğlu’nun şiirleriyle tanışmasıyla olur.

Sözlerinin çoğunun Yusuf Hayaloğlu’na ait olduğu Yorgun Demokrat adlı albümü 1987 yılında yayımlanır…

Attilâ İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe ve Ahmed Arif gibi birçok şairin şiirlerini besteleyen sanatçı, hayatı boyunca toplam 22 albüm yayınladı.

REKOR KIRAN ALBÜM

Şarkılarım Dağlara albümü basılan 2.800.000 bandrolle rekor kırar ama bu albümde yer alan bazı şarkılardan dolayı albüm toplatılır, konser vermesi yasaklanır

Ahmet Kaya’nın kariyerindeki belki de hayatındaki en önemli noktaysa 10 Şubat 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği’nin Princess Otel kongre salonunda düzenlenen ödül töreninde gerçekleşir.

Yılın en iyi sanatçısı ödülünü alan Ahmet Kaya konuşmasında yeni albümünde Kürtçe şarkılar seslendireceğini ve klip çekeceğini belirtirken tam o esnada oluşan havayla ortam gerildi. Kendisine çatal bıçaklar fırlatılırken törenin gerçekleştiği yerden ayrılmak zorunda kaldı

Magazin Gazetecileri Derneği’nin 1999 yılında düzenlediği ödül töreninde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında 10.5 yıl hapis istemiyle iki ayrı dava açılan Kaya, aynı yıl Türkiye’den ayrılmak zorunda kalır..

Bu olayın hemen sonrasında Ahmet Kaya’yla ilgili atılan manşetlerin ve akabinde hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açılır.

Haziran 1999’da Türkiye’den ayrılan Kaya, yargılamaların sonucunda gıyabında toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırılır.

Ahmet Kaya, 2000 yılında Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris’in Porte de Versailles semtindeki evinde sürgün yaşamına dayanamayarak bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti

Fransa’nın başkenti Paris’e yerleşen Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000’de hayata gözlerini yumdu.

16 Kasım 2000 yılında Fransa’daki evinde kalp krizi sonrası hayatını kaybeden Ahmet Kaya, 30.000’in üzerinde kişinin katıldığı törenle Paris’in Père Lachaise Mezarlığı 71. bölüme defnedildi.

“Şafak Türküsü”nden sonra albüm satış rakamları giderek artan sanatçı, Taç Plak’tan sonra Barış Plakçılık’a geçti. 1987’de Barış Plak’a geçen Kaya, bu plak şirketinden, “Başkaldırıyorum”, “İyimser Bir Gül”, “Sevgi Duvarı” ve “Başım Belada” albümlerini piyasaya sürdü. Kaya daha sonra Tempa’dan “Dokunma Yanarsın” isimli kaydını yayımladı. Doksanlı yıllarda daha büyük bir şirket olan Raks’a geçen sanatçı, bu plak şirketinden de sırasıyla “Şarkılarım Dağlara”, “Beni Bul”, “Dosta Düşmana Karşı” ve “Yakamoz” albümlerini yayımladı.

1980’lerde ”“Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne” sözleriyle ünlü türküsüyle patlama yapan Kaya’nın kariyerinin doksanlar diliminde “Ağladıkça” isimli türkünün büyük bir yeri oldu.

1984 yılında başladığı müzik kariyerinde sırasıyla “Acılara Tutunmak”, “Şafak Türküsü”, “An Gelir” ve “Yorgun Demokrat” isimli albümlerini Taç Plak’tan yayımladı. İlk iki albümüyle beklediği başarıyı yakalayamayan sanatçı, “Şafak Türküsü” isimli albümüyle satış rekorları kırdı. Bu albümdeki “Penceresiz Kaldım Anne” türküsüyle milyonların gönlünde taht kuran Ahmet Kaya, profesyonel müzik kariyerinde toplam dört farklı plak şirketiyle çalıştı.

Ölümünün 18.yılında Ahmet kayayı saygıyla anıyoruz.

HALKIN BİRLİĞİ

Yılmaz Güney Belgeseli: Çirkin Kral Efsanesi ” Gösterimde..!

“Türkiye’de yaratıcı sanatçıları ya öldürürler, ya hapse atarlar, ya da yurt dışına kaçırtırlar. Türkiye’nin kuralı …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle