Anasayfa / Dünden Bugune / Yalan ve Abartma Devrimci Saflarda Sökülüp Atılmalıdır..!

Yalan ve Abartma Devrimci Saflarda Sökülüp Atılmalıdır..!

Yalan burjuvazinin gerçekler devrimciliğin mayası olmuştur. Devrimci ve sosyalistlerin emekçileri güven içinde örgütleyip kavgaya seferber etmeleri için, her daima gerçeğe ihtiyaçları olmuştur. Halk nezdinde devrimcilere ciddi bir güven vardı. Eğer ” devrimciler söylüyorsa doğru söylüyorlar ” özdeyişi aslında, emekçilerin devrimci ve sosyalistler için ne düşündüklerinin özetiydi. Elbette abartan ve gerçekleri farklı gösteren yalan söyleyen akımlar yada devrimci geçinenler yokmuydu. Vardı ki bunlara pek itibar edilmez ve yüzlerindeki devrimciliğe zarar veren sahte maskeleri mutlaka indirilir yada devrimci ve emekçilerin saflarında bu türden akımlara karşı pek güven duyulmazdı.

Politik değerlendirmeler abartı ve sübjektif düşünce tarzının yanında, örgütsel durumlarını ve başka akımların durumunu farklı gösteren yalan ve çarpıtma yoluna tenezzül eden kişiler ve akımlarla karşılaştık. Örneğin bir miting ve yürüyüşe katılan kitlenin sayısının olduğunda farklı göstermesi ve kendi gücünü abartıp başka akımların gücünü küçümseme vb. gibi. Bu durum aslında devrimciliğin gerçek olduğu ve gerçeğin ise hiç birşey katmadan var olanı olduğu gibi kendi taraftarlarına ve emekçi kitlelere aktarmak olduğunun bir yana itilmesi ve burjuvazinin emekçi yığınları aldatmak için kullandığı yalan, abartma ve çarpıtma yolunun geçer akça kılınmasıdır.

Özellikle devrimci hareket bakımından yenilgi yılları tasfiyeciliğin devrimci safları kuşatıp, her türlü yanlış ve hatalı eğilimlerin boy verip geliştiği hatta doğal karşılandığı yıllardır. Tasfiyecilik bir yerde devrimci değerlerin her alanda erezyona uğraması demektir. Yenilgi ve bunun yarattığı psikolojik yıkım, devrimci ilke ve değerlerde sapmayı yada içeriğinin boşaltarak anlamsız hale gerilmesi demektir. Yenilgi ve peşinde gelen tasfiyeci dalga sağlam bir çizgide ve mücadele hattında direnemeyen yarın devrimcileri hızla savurdu ve düzen limanına geri dönmelerine neden oldu. Bir kısım açıktan dönekleşirken, bazıları da dürüstlükten nasibini almamış olmaları nedeniyle, kuru yaprak haline gelmelerine karşı kendilerini farklı göstermeye, yalan ve nostaljiye silahına sarılarak sarılarak devrimci saflarda görünmeye çalıştı. Bunlar tükenmişliklerini gizleyerek kendilerini devrimci göstermek için kılığa kılığa girmekten girmekten geri durmadılar.

Peki İnsanlar niçin yalan söyler ve abartma yolunu tutar ? Elbette kendilerini gizlemeye İhtiyaç duydukları için. İhtiyaçlarını nasıl karşılarlar? Yalan söyleyerek… Yalan söylenenler bunlara niye inanırlar? Çünkü yalana ihtiyaçları vardır.

Garip ama gerçek bir döngüdür yalan insan yaşamında. Rol kesilerek yapılanından tutunda, ucuz, günlük işlere kadar, her alanda dikiliverir karşımıza. Kuyruklusu, kuyruksuzu, iyi uydurulmuştu, tazesi, bayatı, erkence açığa çıkanı, iste kurutulmuşu epey yer tutar ömür basamaklarında sıralandığında.

Kime sorsan hiç kimse kabullenmez yalanını. Yeminler, peş peşe sıralanarak kendini temize çıkarmaya çalışır alanını. Ortaya çıkarsa eğer yanlışlıkla, gerekçeli ifadesiyle yürütür yeni beyanını.

Yalandan yıkılanlarla doludur dünyamız. Varlıkla yokluk arasında söylenen, kimini güçlendiren, kimini öldüren, kimilerini süründüren.

Yoldaşlık vardır yalan örgülü vazgeçilmez sanılan, dostluklar vardır hüsranla sonlanan, arkadaşlıklar vardır hesap yapılan, ilişkiler vardır bencil çıkar donanımlı, koptuğunda ucu savaşlara dayanan.

Bir yalanla ortalık yıkılabilir bazen, katliamlar çıkabilir, dostluklar bitebilir, yoldaşlıklar bozulup, sevgiler tükenebilir. Ve her zamanki gibi yalan galiptir.

Şarkılar karşı çıksa da, şiirler isyan etse de, sözler paralansa da, yalan yolunu devam ettirir. Benliği saran, bencil-bireyci egoların beslediği yalan insanoğluyla en iyi müttefiktir.

Sanırız kapitalist sistemde yalnızca doğa yalan bilmez, ağaçlar özünü resmeder, kuşlar rengarenk ama sadedirler, karıncalar mücadeleci, ağustos böcekleri ehlikeyf, kaplumbağalar sabırlı, keçiler inatçı, çiçekler teşhirci, köpekler sadık, atlar yaren, kediler nankör, kurbağalar ürkek, solucanlar sümüklü, çakallar fırsatçı, kurtlar gaddar, aslanlar güçlüdürler. Hepsi ayrı özellik taşısa bile, denge nedir bilirler. İhtiyaçlarınca hareket edip, ihtiyaçlarınca tüketirler.

İnsanlarca küçümsenen, horlanan, yok sayılan her şey doğal düzleminde saflık taşır. Eğer insan çıkarına uygun kullanılacaksa ortalık karışır.

Yok etme yolunda olunan evren, isyan çığlıklarını basarken, kulaklarını tıkandığı, gözlerin kapandı, burnunu çevirdiğiniz bir gerçeklik değil midir? Yoksa buda mı yalandır?

Her zehir panzehirini içinde taşır var sayımsal olarak. Var mıdır yalanın ilacı, elbette vardır .

Umutla zehirlenen zihinlerin, yalanlarla körüklendikçe, akrep sıfatıyla varlığını devam ettirmek kaçınılmaz.

Gözlüklerinizi çıkarıp, kulaklarınızı açıp, burnumuzu kıvırmadan, örgütlü devrimci bilinçle yan yana durabildiğimiz andır panzehirimiz ve ihtiyacımız olan. Devrim için yalana değil gerçeğe ihtiyacımızın olduğunu unutmayalım.

 

HALKIN BİRLİĞİ

Trump sınırdan geçmeye çalışan göçmenlerin ‘bacaklarına ateş edilmesini önerdi’..!

New York Times gazetesinden iki gazetecinin hazırladığı kitapta, ülkenin güneyindeki Meksika sınırından geçişleri durdurmak amacıyla …

porno, hd porno, brazzers
sikiş sikiş izle
porno, porno izle bedava porno
milf porno, porno - travesti porno
porno - porno izle